Hükümetin 8’inci toplu sözleşme döneminde memur ve memur emeklilerine verdiği zam teklifini protesto etmek için iş bırakan Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Kamu-Sen) üyeleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı.
Bakanlığın önüne düdük çalarak gelen sendika üyeleri, “Memuruz haklıyız, kazanacağız”, “Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız”, “İşte memur, işte sendika”, “Kamu-Sen alanda emeklinin yanında” sloganları attı.
‘BU TEKLİF NE MEMURUN NE EMEKLİNİN SOFRASINA ÇARE OLUR’
ANKA’nın haberine göre; Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, burada yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bugün burada yalnızca kendi geleceğimiz için değil, 4 milyon kamu çalışanı, 2,5 milyon emekli ve aileleriyle birlikte 25 milyon insanımızın onurlu bir yaşam mücadelesi için toplandık. Bizler, emeğin, alın terinin ve kamu hizmetinin temsilcileriyiz. Hak aramak için buradayız, hakkımızı almak için buradayız, adalet için buradayız.
Toplu Sözleşme Görüşmelerinde kamu işveren tarafı bize ne teklif etti? 2026 yılı için taban aylığa bin lira; ek olarak yüzde 10 6, 2027 yılı için yüzde 4 4. Soruyorum sizlere, bu oranlar mutfakta kaynayan tencerenin derdine derman olur mu? Çarşıda, pazarda, markette hızla artan fiyatlara karşı bir anlam ifade eder mi? Kiraların maaşları aştığı bir ülkede memura, emekliye nefes aldırır mı? Elbetteki hayır.
Bu nedenle biz de bu teklife hayır diyoruz. Bu teklif ne memurun ne emeklinin sofrasına çare olur ne de yarasına merhem. Bu teklif, milyonların alın terini yok sayan bir tekliftir. O yüzden biz bu teklifi reddettik, bugün de meydanlarda yüksek sesle reddediyoruz.
‘HARCAMALAR KATMER KATMER ARTARKEN, MAAŞLAR DİRHEM DİRHEM BİLE ARTMIYOR’
Ekonomik gerçekler ortada. Akaryakıta gelen zamlar, vergilerdeki ve cezalardaki artışlar, markette, pazarda uçan fiyatlar, zorunlu tüketim mallarındaki fahiş artışlar. Hepsi açıklanan enflasyonun çok üzerinde. Kiralar, memur maaşlarını ezip geçmiş durumda. Büyükşehirlerde ve kıyı bölgelerinde memur barınamıyor, görev yerleri boş kalıyor. Çünkü maaş ile kira yarışılamaz hale geldi. Daha dün öğrenci servislerine yüzde 30 zam yapıldı. Harcamalar katmer katmer artarken, maaşlar dirhem dirhem bile artmıyor.
Bir gerçeğin altını özellikle çiziyoruz: Memur ve emekli maaşları bugün insanca yaşamaya yetmiyor. Maaşlar, her ay eriyor. Emeklilerimiz temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. İlave ek ödeme emekli maaşlarına yansıtılmazsa, bu mağduriyet önümüzdeki iki yılda daha da derinleşecek. Yoksulluk hem çalışanın hem de emeklinin kaçınılmaz kaderi haline gelecek. Kamuda aynı işi yapan, benzer eğitim düzeyine sahip ama farklı statüdeki çalışanlar arasında uçurumlar var. Getirilen bu teklif, bu adaletsizliği gidermiyor. Soruyoruz, bu mudur adalet? Bu mudur çalışma barışı?
Biz adalet istiyoruz. Biz hakkaniyet istiyoruz. Biz; yangınlarla savaşan, hayatını tehlikeye atan ormancımızın, şehirlerimizin düzenini ve altyapısını ayakta tutan yerel hizmet emekçimizin, ülkemizin yollarını, köprülerini, tünellerini inşa eden imar ve ulaştırma çalışanımızın; barajlarımızı, fabrikalarımızı işleten, evlerimize ışık ve enerji taşıyan enerji personelimizin; toplumsal manevi değerlerimizi yaşatan diyanet görevlimizin, tarihimize, kültürümüze, sanatımıza sahip çıkan kültür ve sanat emekçimizin, tüm iletişimimizi sağlayan haberleşme çalışanlarımızın, kamu hizmetlerini yürüten büro personelimizin, sağlığımızı korumak için gece gündüz fedakârca çalışan sağlık personelimizin, geleceğimizi şekillendiren, yarınlarımızı inşa eden eğitim neferlerimizin kaygısız, huzurlu, güvenli bir çalışma hayatına kavuşmasını istiyoruz.
‘İDARİ İŞLEM TESİS EDENİN ALNINI KARIŞLARIM’
Biz, Türk ve Türkiye Yüzyılı misyonuna yakışan bir kamu düzeni istiyoruz. Bu yüzden 2026 yılı için yüzde 88,6, 2027 yılı için yüzde 45,2 oranında zam talebimizi masaya koyduk ama bize gelen, hayattan kopuk, enflasyon hedefine sıkışmış, masa başında hesaplanmış bir teklif oldu. Aile Yılı’ndayız. Peki aileyi destekleyecek tek bir düzenleme var mı? Reel artış istedik. Refah payı var mı? Geçmiş kayıplarımızın telafisini talep ettik. Telafi var mı? 3600 ek gösterge sözü verildi. Çözüm var mı? Vergide adalet dedik. Yük hafifledi mi? Emekliye iyileştirme istedik. Karşılık var mı? Bayram ikramiyesi dedik. Duyan var mı? Yardımcı hizmetlilerin sorunları çözülsün dedik. Gören var mı? Bugün ülke genelinde iş bırakma eylemindeyiz. Hizmet üretmiyor, üretimden gelen gücümüzü de haklarımızı da almak üzere ortaya koyuyoruz. Buradan memurlar iş bırakıyor diye işlem yapacağını ifade edenler çıkıyor. Bakın sadece memurlar değil yönetim kadroda bu toplu sözleşmeden faydalanacaklar. Hiç kimse iş bırakan Türkiye Kamu-Sen üyesine idari işlem tesis edemez. Tesis edenin de alnını karışlarım.
‘SOSYAL HAKLARDA SOMUT ADIMLAR ATILMALI’
Bizler; her gün canla başla, fedakârca görevini eksiksiz yerine getiren, memleketin dört bir yanında devletini onurla temsil eden kamu çalışanlarıyız. Ancak bu ülkenin yükünü sırtlayan memurlar, hak ettiği ücreti alamıyor. Emeğimizin karşılığını alamadığımız için buradayız, hakkımızı almak için buradayız. O halde buradan açık ve net söylüyoruz: Kamu işvereni, gerçekleşen enflasyonu, büyüme oranlarını, refah payını, artan yaşam maliyetlerini ve geçmiş kayıplarımızı dikkate alarak yeni, gerçekçi ve kabul edilebilir bir teklif getirmelidir. Bunu yapmazsanız, önümüzdeki iki yılda memur ve emekliler geçinme acziyetine düşecek, ülkemizin en nitelikli insan gücü çaresizlik içinde bırakılacaktır. Kira yardımı, eş-çocuk yardımı, ısınma, ulaşım ve yemek ücreti gibi sosyal haklarda somut adımlar atılmalıdır.
‘KAZANDIĞIMIZ HER HAK HEPİMİZİN ORTAK ZAFERİ OLACAK’
Maaşlar, hayali tahminlere göre değil; markette, pazarda, kirada yaşadığımız gerçeğe göre belirlenmelidir. Bize masa başı rakam değil, alın terimizin karşılığı olan rakam gerekiyor. Bu sadece memurun değil, tüm milletin mücadelesidir. Biz buradayız, hakkımızı almakta kararlıyız. Ülkemizin dört bir yanında, aldığımız karara uyarak memurun gücünü hatırlatan, hakkı ve alın teri için omuz omuza mücadelemize destek veren tüm kamu çalışanlarına; yaptığımız bu anlamlı eyleme sabır ve anlayış gösteren, bize yürekten destek olan vatandaşlarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Mücadelemiz memurun ortak mücadelesidir, kazandığımız her hak hepimizin ortak zaferi olacaktır.”
‘BİRİLERİNE KEPÇEYLE VERİRKEN MEMURA DA KAŞIKLA VERMESİNLER’
Basın açıklamasının ardından, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendika başkanları Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kapısına dövizleri bıraktı.
Bir muhabirin “Toplu sözleşme Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yapılıyor. Siz neden Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde açıklama yapıyorsunuz” sorusunu Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, “Toplu sözleşme sürecini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yürütüyoruz netice itibarıyla ama mali hükümlerde söz sahibi olan Maliye Bakanlığı. Onun için buradan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e çağrı yapıyoruz: Bizim taleplerimiz öyle afaki talepler değil. Karşılanamayacak talepler değil. Dolayısıyla biz hakkımız olanı istiyoruz. Kamuda ücret adaletinin sağlanmasını talep ediyoruz… Birilerine kepçeyle verirken memura da kaşıkla vermesinler” şeklinde yanıtladı.
ORHAN YILDIRIM: KONUŞULACAK RAKAM BİLE DEĞİL
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Orhan Yıldırım ise Bakanlık önünde yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
“8. Dönem toplu sözleşme görüşmelerinin ilk teklifini bugün az önce Sayın Bakan’ın ağzından duyduk. Ama sadece duyduk. Verilen teklif ne emekçilerin beklediği teklif ne de sokakta, markette ev sahiplerinin istediği kira rakamlarında istenilen rakamların hiçbirini karşılayacak bir rakam değil. Aynı sokaktayız. Aynı otobüsleri kullanıyoruz. Aynı marketten aynı peynirleri, aynı zeytinleri aynı fiyatlardan alıyoruz. Pazara gittiğimizde domatesinden sebzesine meyvesine aynı ürünleri aynı fiyatlara alıyoruz. Milletvekili de gittiğinde de aynı fiyattan alıyor. İşçi gittiğinde de asgari ücretli ve memur gittiğinde de aynı rakamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Temmuz ayı enflasyonu bile yüzde 2’nin üstünde çıkmışken memurlara beklentisini üzerinde bir rakam beklerken şu anda vermiş olduğu rakam konuşulacak rakam bile değildir. Sayın Bakan bunun ilk teklif olduğunu ifade etti. Türkiye artık günlerce boş konuşmalar, rastgele konuşmalarla vakit geçirecek bir dönemde değil. Memurlar alım gücü en aşağıya inmiş kirasını ödeyemez duruma gelmiştir. Aynı okula giden öğrencilerine verecek oldukları cep harçlığını dahi veremeyen memur ve memur emeklilerinden bahsediyoruz. Seyyanen zammın memur emeklilerine dahi hiçbir şekilde ifade edilmediğini duyduk.
‘GREVSE GREV OLACAK, SOKAKLAR KAMU İŞÇİLERİNİN SESİYLE İNLEYECEK’
Memur ve memur emeklilerinin uzun yıllardır eşit rakamlar aldığını hepimiz biliyoruz. 2 yıl önce bozulan bu dengenin tekrar hayata geçirilmesi gerekiyor. Sayın bakan dedi ki biz bunu teklif ediyoruz. Biz Birleşik Kamu İş Konfederasyonu olarak ilk kez masaya oturduğumuzda şunu ifade ettik. Masanın sendika ayağı ilk kez değişti. Geçmişten bu yana 7 dönemdir yapılan aynı şeyleri yaparak aynı sonucu Birleşik Kamu İş Konfederasyonu olarak kabul etmeyeceğimizi ifade etmiştik. Bugün Sayın Bakan’ın açıkladığı rakam Birleşik Kamu İş’e vermiş olduğu mesaj şu, ‘Biz masada görüşeceğiz’. Biz de dedik ki Birleşik Kamu İş olarak siz masada görüşmeyi değil bizi alana çağırıyorsunuz ve Birleşik Kamu İş olarak biz bugün bu ceketleri çıkarıyoruz ve alan önlüğünü giyiyoruz. Biz Birleşik Kamu İş olarak masada bu şekilde memurlarla ve memur emeklileriyle alay edilen bir süreçte o masada boş şeyleri konuşmayacağız. Yarından itibaren Birleşik Kamu İş Konfederasyonu alanlarda yerini alacak. Grevse grev olacak. Sokaklar kamu işçilerinin, kamu memurlarının ve emeklilerinin sesiyle inleyecek.
‘HAKLARI YENEN TÜM EMEKÇİLERİN AYAK SESLERİNİ TÜM HALKIMIZ DUYACAK’
Bu ülkede herkes beraber yaşadığımızı bilecek. Lüks rezidanslarda yatlarda katlarda oturanlar sesimizi duymayacaklarını zannediyorlar. Ama yarından itibaren emekçilerin sesini rezidanslarda duyacaklar. Arabalarıyla sokakları geçemediklerinde ‘ne oluyor’ dediklerinde karşılarında hakları yenen, hakları verilmeyen, ezilmeye çalışılan, o alın teri ellerinden alınan tüm emekçileri, tüm emeklilerinin sesini de, gövdesini de, ayak seslerini de en yüksek haliyle tüm halkımız duyacak. Buradan tüm Türkiye’ye sesleniyoruz. Birleşik Kamu İş Konfederasyonu’nun ama memurların, memur emeklilerinin, işçilerin, işçi emeklilerinin, asgari ücretlerin ve işsiz bırakılan gençlerimizin, yani ezilen tüm halkımızı bizim alanlarda yapacak olduğumuz eylemlere davet ediyoruz. Hak verilmez, hak alınır. Bunun da nasıl alındığını Birleşik Kamu İş Konfederasyonu sahada nasıl olduğunu herkese gösterecek arkadaşlar.
‘SAYIN BAKAN SESİ HANGİ TONDA DUYACAKSA O TONDA SÖYLEYECEĞİZ’
Sayın Bakan sesi hangi tonda duyacaksa o tonda söyleyeceğiz. Sokakta bile seslensek o ses geçirmez pencerelerle dahi otursalar kendi araçlarında, gürültüsüz araçlarında otursalar bile bizim sesimizi de, kendimizi de arabasının önünde de görecek. O ses geçirme camından da o sesler duyulacak. O hükümet Türkiye’nin o zenginliğini sadece zenginlere değil, bu ülkenin tüm emekçilerine eşit ve adil dağıtması gerektiğini bilecek. Memurlar ve memnun emeklileri yüksek maaşlar istemiyor arkadaşlar. İstediğimiz tek bir şey var. Asgari geçiminde ekmeğini, peynirini, zeytinini rahatlıkla almak, çocuğunu okula rahatlıkla göndermek, ev kirasını rahatlıkla vermek, doğalgazını, elektriğini rahatlıkla ay sonunda ödeyebilmek. Kimseye el, avuç açmadan yaşamak istiyoruz. Başka hiçbir isteğimiz yok ve bunun için de haklı olduğumuz için hakkımızı alana kadar da bu kavgamız sürecin sonuna kadar devam edecek ve asla bitmeyecek. Bu da bizim Birleşik Kamu İş olarak tüm kamuoyuna sözümüz olsun.
‘HERKES BİR ARAYA GELECEK VE MASAYA ÜÇ KONFEDERASYON DA ORTAK YUMRUĞUNU VURACAK’
Memur Sen ve Kamu Sen Başkanlarıyla da kısa bir değerlendirme yaptık, bu rakamların asla kabul edilemeyeceğini ve bir an önce birbirine yakın gibi görünen ama yakın olan o taleplerin ortaklaşılması gerektiğini ifade ettik. Önümüzdeki günlerde tüm memur konfederasyonlarının aynı taleple aynı amaç için kamuoyu önünde olduğunu da göreceksiniz. Ortada memurlar 4 milyon memur, 2.5 milyon memur emeklisinin gözü kulağı buradayken hiçbir memur konfederasyonu kendi şahsi, bireysel ya da bakış açısıyla bu ayrışmayı yapamaz. En azından bu toplu sözleşme sürecinde yapamayacaktır. Herkes bir araya gelecek ve masaya o üç konfederasyon da ortak yumruğunu vuracaktır. Yani Çalışma Bakanı da buna kendisini hazır etsin. Hükümet de kendisini buna hazır etsin.
‘HERKESE MARABA OLMADIĞIMIZI SAHADA GÖSTERECEĞİZ’
Biz memuruz. Memurun itibarını aşağı çekerek ülkenin itibarını yukarı çekemezsin. Bütün memurlar, memur emeklileri yani bu ülkenin tüm halkı o itibarı hak ediyor. Kendi ülkesinde köle gibi yaşamak istemiyor. Biz maraba değiliz. Bizi maraba gibi görmek isteyen herkese de maraba olmadığımızı kamuoyunda, alanda, sahada bir kez daha göstereceğiz. Eşit bir şekilde adil bir gelir dağılımı istiyoruz. Başka hiçbir isteğimiz yok. Emekçiyi ezen politikaları bir tarafa bırakacaklar. Sermayeye peşkeş çekilen o rakamları azaltacaklar. Sermayeyi beslemek için bizim alın terimizi kimse kullanmasın. Bizim alın terimiz, emeğimiz üzerinden kimse sermayenin sermayesine ek para aktarmasın. Zengin zaten zengin, bizim alın terimiz de biraz daha zengin etmek adına bir politikayı asla biz Birleşik Kamu İş Konfederasyonu ve bağlı sendikalarımız adına asla kabul etmeyeceğiz. Bir kez daha bunu kamuoyuna ifade ediyoruz.”
