1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Müsavat Dervişoğlu ‘Çok tehlikeli bir oyun oynuyorlar’ diyerek uyardı

Müsavat Dervişoğlu ‘Çok tehlikeli bir oyun oynuyorlar’ diyerek uyardı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, iktidarın Türk milletine karşı bir kalkışma içinde olunduğunu belirterek "Çok tehlikeli bir oyun oynuyorlar, 'Milletimizi 'Sokağa çıkarsanız yakarız' diye tehdit ederken, sokağa çıksınlar diye de tahrik ediyorlar. Artık biliyoruz kaos peşindeler" dedi. Hukuksuz uygulamalar konusunda uyarılarda bulunan Dervişoğlu, "Kanunsuz emirleri reddedin, sonunuza kadar arkanızdayım. Herkese buradan sesleniyorum. Kanunsuz emirleri uygulayanlar bilsinler ki bir gün hesabını verecekle" çağrısını yaptı.

featured

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında iktidarı sert sözlerle eleştirdi.

Kartalkaya’da yaşanan otel yangınında 36’sı çocuk 78 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Dervişoğlu, yönetim ihmallerini sert bir dille eleştirdi.

“Kanunsuz emirlere uyanlara sesleniyorum” diyen Dervişoğlu, “Kanunsuz emirleri reddedin, sonunuza kadar arkanızdayım… Hukukla bağdaşmayan kararları artık vermeyin, kendi kardeşinizin kanına girmeyin, şeref ve namusunuzu kirletmeyin bu düzenin aracısı olmayı reddedin. Kısaca mesleğinizin namusuna sahip çıkıp sizi yetiştiren bu büyük millete ve cumhuriyete borcunuzu ödeyin. Herkese buradan sesleniyorum. Kanunsuz emirleri uygulayanlar bilsinler ki bir gün hesabını verecekler” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Tam 78 vatandaşımız Bolu, Kartalkaya’daki otel yangınında can verdiler. Yine önlenebilir, bir olayda hayatlarını kaybettiler. Üstelik 36 tanesi çocuktu.

Yenidoğan bebeklerini hastanede koruyamayan bu kahrolası düzen karne hediyesine kavuşmuş, belki o tatili yapabildiği için şanslı diyebileceğimiz bir avuç evladımızı da koruyamadı. Garibanına gün yüzü göstermedi, yüzü güler gibi olana dahi tebessümünü tamamlatmadı.

Yöneticilerin ihmallerinden kaynaklanan hiçbir ölüm, toplumun hassas olduğu duygular istismar edilerek geçiştirilemez. 2002 sonrasında yönetimin ihmali, denetim eksikliği ya da kayırmacılığından kaynaklanan ve kader, fıtrat denilerek üstü örtülen ölüm sayısı yaklaşık 55 bin civarındadır. Bu sayıya deprem felaketlerinde hayatını kaybedenler dahil değildir.

‘İKTİDARIN, YETKİLERİNİN TADINI ÇIKARTTIĞI 9 MADDELİK KAÇIŞ PLANI’

22 yıldır başımıza gelenlerin haddi hesabı yoktur. Pamukova ve Kütahya tren kazalarıyla ihmal ve sorumsuzluk düzenleri başlamıştır. Ermenek’teki Siirt’teki, Amasra’daki Kastamonu’daki İliç’teki Soma’daki maden facialarıyla her yıl yaşamak zorunda kaldığımız Karadeniz’deki sel felaketleriyle Davutpaşa’dan Ostim’e her gün yaşanan iş cinayetleriyle, Muğla, Antalya, Hatay ve İzmir’deki yangınlarıyla doğrudan 11 ilimizi dolaylı olarak 70 ilimizi sarsan depremlerle daha bir ayı henüz dolan Balıkesir’deki patlamayla birbirini tekrar etmiştir. Olaylar hiç şaşmaz bir sıra ile tam olarak şu şekilde gerçekleşir:

1-Canlarımız, insanlarımız ihmal, denetimsizlik, kuralsızlık ve umursamazlık sebebiyle hayatlarını kaybederler.

2- Hızlıca ‘yayın yasağı’ getirilir. Eş zamanlı olarak propaganda başkanlığının emriyle trol orduları ‘milletin adamı’ mesajları atarlar.

3- Bakanlık yaptığı hizmet alanına tefeci gözlüğüyle bakanların gözü pek sözcüsü vakur bir duruşla şu açıklamayı yapar:

‘Acılar üzerinden siyaset olmaz. Bu olaylar siyasete malzeme yapılmamalıdır.’ Çünkü siyaset, onlara göre hizmet et-hesap ver değil; üzümünü ye, bağcıyı da bir güzel döv işidir.

4- Devamında, muhalefet ve basın mensupları şeytanlaştırılırlar. Yayın yasağına uymayanlara, kısa yoldan yurtdışı yasağı konur.

5- Ayar verilen muhalefetten ve basından sonra, kendilerinin ne kadar halk adamı olduklarını hatırlatmak lazım gelir. Devleti yönetenler büyük samimiyetle başsağlığı mesajları yayınlarlar: Başsağlığı dileğini ise şu sihirli sözcükler takip eder: ‘Kimsenin şüphesi olmasın, Sorumlular bulunacak ve mutlaka hesap sorulacaktır.’ Cenazelere cenaze yakınlarından daha kalabalık katılırlar, ilk safı kimseye bırakmazlar. Dertleri mevzuatta yapmaları gereken ilk görev değil, fotoğraf çektirmek için kameralar önündeki son görevdir. Uygun olması halinde birkaç damla gözyaşı da akıtılır. Hatta ihtiyaç hissedilirse Fatiha’yı da kameralara bakmadan tecvidli ve yanık bir nidayla da okurlar.

6- Elbette sorumlular ya doğrudan kendileridir ya da bir takım ayak işlerini görmek için imzalarını kiraya veren alt kademe yöneticilerdir. O yüzden bu yüksek yönetim kademelerinde, hiç kimse hiç kimseden hesap soramaz. Kimse de gurur, ahlak ya da vicdan meselesi yapıp istifa etmez, Bakanlar zaten istifayı akıllarından dahi geçiremezler.

7- O sırada, bu şirket rejimin baş sözcüsü ve büyük üstadı zat çıkar ve der ki: ‘Kader bunlar, alın yazısı, takdir-i ilahi. Allah rahmet eylesin.’

8- Bu sırada, malum kanallarda, her gece her konuda ellerinde hep aynı çubuklarla konuşanlar gerçek sorumluları aklamak için bin takla attıkları programlar yaparlar. Çünkü herkes ekmeğinin peşindedir. Ve o çubuklu arkadaşlardan öğreniriz ki, ‘Olayda sorumluluğu bulunan 3 çaycı, 2 arşiv memuru ve 4 temizlik personeli tutuklanmış’ tutuklananların da muhakkak bir organizasyonla bir örgütle hemen bağlantısı kurulur.

9- Kısa süre sonra başka bir skandal patlar ve ölenler öldükleriyle kalırlar.

İşte iktidarın yetkilerinin tadını çıkarttığı, sorumluluklarından kaçtığı 9 maddelik kaçış planı budur.

‘TURİZM BAKANI ERSOY, TÜRKİYE’NİN KÜLTÜR VE TURİZM POTANSİYELİNİ YOK EDEN ZATTIR’

Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kendi atadığı bürokratlara, kendi işletmelerini denetleten, kendi otellerine, istediği kıyı şeridinden arsa tahsis ettiren, Türkiye’yi ucuz turizm cenneti haline getirerek, Türkiye’nin kültür ve turizm potansiyelini yok eden zattır kendileri. Adeta Erdoğan’ın kayyım rejiminin bir özetidir. O da Turizmin başındaki kayyımdır. Bu kimseler, tıpkı genel başkanları gibi aldıkları ya da almadıkları kararlarla, hayatlarımız üzerinde sonsuz yetki sahibi, dertlerimize karşı ise mutlak sorumsuzdurlar. Her biri, iç işlerinde serbest, dış işlerinde Saray kayyımına bağlı şirket patronlarıdır. Ama burada bir püf noktası vardır: Bakanlıkları ve bakanlıklarının görev alanındaki kamu hizmetini, basiretli bir tacir gibi, bir şirket gibi bile yönetmezler. Yetkilerini ve görev sahalarını, kendileri için ikballeri için ve Saray kayyımının nam ve şahsı için bir şirket sermayesi olarak kullanırlar. O yüzden, Türkiye’de devlet idaresi, kar peşinde koşan bir şirket bile değildir. Mesele bütün Türkiye’nin kaynaklarıyla, insanlarıyla bu harami düzeninin devamı için bir şirket sermayesi gibi kullanılmasıdır. Kiralanması, rehin edilmesi, ipoteğe konulması, satılması, üzerinde inşaat yapılması, değiş tokuş edilebilmesi bundandır.

‘İKTİDAR TÜRK MİLLETİNE KARŞI BİR KALKIŞMA İÇİNDE’

Bu kürsüden aylardır bu iktidarın Türk milletine karşı bir kalkışma içinde olduğunu düşünüyorum. Tıpkı devleti şahsi milleti tebaa olarak kişinin yaptığı gibi. Mesele iktidardakilerin iktidarı kalmak uğruna her şeyi göze almaları tek adamın ömür boyu başkanlığı için 85 milyonu sefalet içinde bırakmaktadır. Ortada bir saray varsa onlara göre saraydan gerisi onlar için bir teferruattır. Onların vatan dedikleri, bayrakları, siyasi namusları saraydır.

Hakkını arayana ‘ananı al git’ diyen, evlatlarının geleceğini soranları azarlayanları, kumpas davalarında savcılığa soyunanlarda, işine gelmediğinde mahkeme kararını tanımayan da bunlardı.

‘MİLLETİ SOKAĞA ÇIKMASI İÇİN TAHRİK EDİYORLAR’

Çok tehlikeli bir oyun oynuyorlar, ‘Milletimizi ‘Sokağa çıkarsanız yakarız’ diye tehdit ederken, sokağa çıksınlar diye de tahrik ediyorlar. Artık biliyoruz kaos peşindeler. Buradan hatırlatıyorum; siyaset tarihi göstermiştir ki kaosu yaratan altında kalmaya mahkûmdurlar. Öz milletine illet-zillet diyebilecek kadar gözü kararmış kibri uyarıyorum. Büyük Türk milletinin ferasetini unuttunuz. Bunun faturası sizin için çok ağır olacaktır.

‘KANUNSUZ EMİRLERİ REDDEDİN’

Türkiye Cumhuriyeti kendi milletine meydan okuyanların değil, dünyaya meydan okuyanların kurduğu devletin adıdır.

Yürütme ve yargının harabeye dönmüş yapısı içindeki namuslu Türk evlatlarına sesleniyorum; her neredeyseniz yerinizden çıkınız.

Vicdanınızın almadığı bu düzene daha fazla susarak direnemezsiniz. Ya çarka girip yok olacaksınız ya da o çarka çomak sokacaksınız!

Kanunsuz emirlere uymayın, hukuku çiğnemeyin! Buradan size söz veriyorum; sonuna kadar arkanızda olacağım!… Hukukla bağdaşmayan kararları artık vermeyin, kendi kardeşinizin kanına girmeyin, şeref ve namusunuzu kirletmeyin bu düzenin aracısı olmayı reddedin. Kısaca mesleğinizin namusuna sahip çıkıp sizi yetiştiren bu büyük millete ve cumhuriyete borcunuzu ödeyin. Herkese buradan sesleniyorum. Kanunsuz emirleri uygulayanlar bilsinler ki bir gün hesabını verecekler. Tekrardan söylüyorum, kanunsuz emirleri uygulamayın, hukuku çiğnemeyin.

Kendi iktidarlarını bize devlet diye satmalarına razı mı olacağız. Susmayacağız, bu düzene teslim olmayacağız. ”

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Kanunsuz emirleri reddetmesi ve buna karsi mücadele etmesi gereken önce Partivekilleridir !
    Milletvekili diye bir sey yoktur !!!!!
    Bu olmadigi icin meclis diye bir seyde yoktur !!!!
    Hepsi yapay ve aldatmaca.
    Yapay demokrasi vardir !
    KISACA herkez herkezi basta Din hikayesi olmak üzere her alanda kandirmaktadir !
    Yani bir oyun oynuyoruz, demokrasi diye !
    Böyle oldugu icinde herkez yükü digerinin üstüne atiyor !

    Görev meclisin / Vekillerindir, halkin degil !
    Halka kalirsa cok gec demektir !

  2. en sondaki video fazla hızlandırılmış, komik duruyor, 0.75 hıza düşürdüm biraz makul oldu. Yavaş konuşan hatiplerin konuşmalarını gereksiz hızlandırmayın bence. selam saygı ve sevgi ile…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!