Müyesser Yıldız'ın dosyasına Hanefi Avcı ne dedi?

Müyesser Yıldız'ın dosyasına Hanefi Avcı ne dedi?

Eski emniyetçi Hanefi Avcı, tutuklu gazeteci Müyesser Yıldız'ın dosyasındaki "tuhaflıkları" anlattı.

FETÖ'nün hedefi olan eski emniyetçi Hanefi Avcı'nın, tutuklu gazeteci Müyesser Yıldız'ın dosyasıyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulunduğu öğrenildi.

Yıldız'ın tutuklanmasına giden süreçte organize bir çalışmasının olduğunu iddia eden Avcı, bazı "tuhaflıklara" dikkat çekti.

Avcı'nın değerlendirmelerini köşesine taşıyan Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu'nun yazısının satır başları şöyle:

"(...) Hanefi Avcı, yıllarca bir polis olarak yürüttüğü soruşturmalardaki tecrübeyle dosyayı incelemişti. Devlet içinde örgütlü bir grubun Yıldız’ı tutuklamak için tezgâh kurduğunu delilleriyle ortaya koymuştu.

Önceden sonucu biliyorlar

Şöyle anlatayım...

Erdal Baran isimli astsubay, gazeteci Müyesser Yıldız’ı telefonla “çok gizli bilgileri” vermekle suçlanıyor.

Peki, bu soruşturma nasıl başladı?

Dosyaya bakarsanız, adı “Durmuş Özkan” olan bir ihbarcı, 17 Ekim 2019’da Erdal Baran’ın gizli bilgileri sızdırdığını Ankara Savcılığı’na ihbar eden bir mektup yazdı. Nedense 17 gün bekleyip 4 Kasım 2019’da Ankara’da bir postaneden savcılığa gönderdi. Mektup 13 Kasım’da savcılık tarafından alındı. Orada da tam 16 gün işleme konmadan bekledi. Ve 29 Kasım’da soruşturma açıldı.

Peki, sonra ne olmalıydı?

Avcı diyor ki “Erdal Baran’ın İstanbul’da kışlada görevli olması, İstanbul’da ikamet etmesi, işlediği iddia edilen suçu İstanbul’da işlediğinin belirtilmesi” nedeniyle savcılığın soruşturmayı İstanbul’a göndermesi gerekirdi. Öyle olmadı. Avcı’ya göre soruşturmayı yürütenler “meselenin bir yerinden Ankara’ya bağlanacağını” başından biliyorlardı!

Devam edelim...

Avcı’ya göre 3 satırlık ihbar mektubunu gönderen kişinin ifadeye çağrılıp, ayrıntılı bilgiler alınması gerekiyordu. Öyle ya bir casusluk şebekesi belki de açığa çıkarılabilirdi. Avcı diyor ki “sanki ihbarcının uydurma olduğu biliniyor gibi” bu da yapılmadı.

Dahası...

Dünyanın en aptal casusları dahi sırlarını telefonda konuşmayacağı için astsubay hakkında fiziki takip kararı alınması gerekiyordu. Çok tuhaf! Savcılık buna da gerek duymamış, sadece telefon dinleme kararı almıştı.

Üstelik...

Avcı’nın ifadesiyle “casusluk suçlamasında şüphelilerin yakalanıncaya kadar takip, izleme ve dinlemesinin devam etmesi gerektiği halde” Yıldız ve Baran’ın telefon dinlemeleri gözaltına alınmadan 3 ay önce sonlandırılmıştı.

İşin ilginci, telefonda her konuyu konuşan Erdal Baran, başkalarına da Yıldız’a anlattıklarını söylediği halde, soruşturmanın neredeyse tek hedefi Müyesser Yıldız’dı. Bütün yazışmalar onun için yapılmış, bütün dosya onun üzerine kurulmuştu.

DİNLEME MUAMMASI

Fakat daha da önemli bir detay var.

Avcı, soruşturmaya giren bazı unsurların yasal telefon dinleme tarihleri dışında elde edilen bilgilerden geldiğini yakalamış. Şu yorumu yapıyor: “Müyesser Yıldız’ın adli soruşturma öncesi telefonlarının sahte isimler veya İMEİ, İMSİ vb. sadece GSM sisteminin bildiği numaralar üzerinden dinlendiği ve delillerinin bulunacağı kanaatindeyim.”

Benim yorumum sanmayın. Avcı açık açık tabloyu da anlatıyor:

Asıl hedefin Müyesser Yıldız olduğu, adli soruşturma öncesi önce onun telefon ilişkileri incelenip, dinlenerek Erdal Baran ile ilişkilerinin içeriği belirlendiği, elde edilen bilgilerde Erdal Baran’da başlayan bir soruşturma yaratmak için suni bir ihbar yapıldığı, bu ihbar üzerine başlatılan soruşturmada önce Erdal Baran’ın dinlendiğinde, buradan Müyesser Yıldız’a ulaşılacağının baştan hesaplandığı...

YENİ PARALEL YAPI

Hanefi Avcı, “yeni paralel devleti” işaret ediyor. Hedef aldığı kişinin telefonlarını yasadışı yöntemlerle dinleyen, tezgâh kurmak için sahte ihbar mektubu yazan, suni soruşturmalarla hedef kişiyi tutuklatan yapının failleri bugün farklı olabilir. Ama hem yöntemleri hem araçları 9 yıl öncenin neredeyse aynısı.

Pazartesi Müyesser Yıldız için yaratılmış davanın duruşması var.

İyimserlik, aptallık değildir. Yıldız’ı elinde tutan “yeni paralel yapı” Yıldız’a yıllarca hapis cezası verebilir. Hatta ben dahil başka yurttaşlara da tezgâh kurmaya devam edebilir.

Ancak unutmayın; FETÖ, kurduğu kumpaslar sayesinde görünür olmuştu. Kendine en güvendiği anda attığı adımların pervasızlığı, kanıtlanabilirliğini sağladı."