ERAY ÇELEBİ/ VERYANSIN TV
Merkezi ABD’nin başkenti Washington’da bulunan ve NATO’nun yan teşkilatı Atlantik Anlaşması Derneği üyesi olan Atlantik Konseyi’nde (Atlantic Council) İran’a karşı ABD, İsrail ve Türkiye’nin işbirliği seçenekleri masaya yatırıldı.
‘İRAN’I ÇEVRELEME STRATEJİSİ…’
İsrail Hava Kuvvetleri’nde ‘yedek asker’ olarak görev yapan Albay Ron Tira tarafından kaleme alınan, “ABD, İsrail ve Türkiye İran’ı kontrol altına almak için işbirliği yapabilir mi?” başlıklı yazıda ABD’nin Çin ve Rusya’ya yöneldiği, İran’ı çevreleme stratejisi de dahil Ortadoğu’daki çıkarlarını savunma yükünü paylaşabileceği ortaklar aradığı belirtildi.
“Bazı açılardan” İsrail ve Türkiye’nin söz konusu çıkarları paylaştığı belirtilen yazıda, “İran” zorluğuna karşı ortaklıkların kurulabileceği belirtildi.
‘ÜÇ ÜLKE DE İRAN’DAN ENDİŞE DUYUYOR’
“İran’ın nükleer silah arayışında olduğu, Orta Doğu’da konvansiyonel bir askeri tehdit yarattığı ve bölgesel hegemonya için siyasi bir rakip olduğu” vurgulanırken, İsrail ve Türkiye’nin çıkarlarının “kısmen”ABD ile aynı çizgide olduğu dile getirildi.
Üç ülkenin de İran’ın ortaya koyduğu zorluklardan endişe duyduğu öne sürülerek, “ABD, Türkiye ve İsrail, İran’dan kaynaklanan Suriye, Irak ve Azerbaycan’daki çıkarlarına yönelik tehditler gördü. Türkiye ve İsrail, Azerbaycan’ın Ermenistan ile savaşında arkadaş oldu. İran’ın vekil güçlerini Suriye’nin kuzey ve güneyine yöneltme girişimlerine de karşı çıktılar. “ ifadeleri yer aldı.
İSRAİL-TÜRKİYE İŞBİRLİĞİ İÇİN ORTAK GEREKÇE: BARZANİ
Yazıda, İran’ın Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi’ne karşı (KDP) Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni (KYB) güçlendirdiği ve KYB’yi Suriye’de Türk destekli muhalifleri zayıflatmak için kullandığı ileri sürüldü ve bunun İsrail-Türkiye yakınlaşması için gerekçe sağladığı ifade edildi:
“İran’ın gücü, Suriye’deki Sünni muhalefeti, Irak’taki ABD yanlısı (ve Türkiye yanlısı) KDP’yi veya her ikisini birden zayıflatarak artırılabilir. Bu, Türkiye ile İsrail arasında her iki alanda da henüz gerçekleşmemiş işbirliği için bir gerekçe sağlıyor.”
‘FİİLİ GÜÇ’
Nükleer silahlı bir İran’ın ortaya çıkmasının Türkiye için açıkça istenmeyen bir durum olduğu, ABD’nin İran’ın nükleer politikasının tersine çevirmenin tek yolunun “fiili güç” kullanımı olabileceği, ABD’nin bu konuda Türkiye’den ‘çok az’ yardım alabileceği vurgulanarak, şu ifadeler kullanıldı:
“Fiili güç kullanımı, İran’ın nükleer politikasını tersine çevirmeye ikna etmenin tek yolu olabilir; İsrail ve ABD bu eylem için adaydır. Ancak hareket kabiliyetinin İran’da arzu edilen politika değişikliğine dönüştürülmesi için ABD’nin ağırlığını koymasını gerekiyor ve Türkiye bu konuda muhtemelen çok az yardım edebilir veya bu konuya dair çok az bir yatkınlık gösterebilir.”
‘İNCİRLİK DIŞINDA ORTAK NÜKLEER CAYDIRICILIK’ ÖNERİLDİ
Albay Ron Tira’ya göre bu noktada ABD için en uygun çıkarım, Türkiye’yi gelecekteki herhangi bir nükleer silahlanma yarışının dışında tutmak.
Tira bunun için de en etkili yöntemin “İncirlik Hava Üssü’nün dışında ortak bir nükleer caydırıcılık ve Türkiye’ye Batı’nın güvenlik garantilerini sağlamak” olduğunu dile getirdi.
Tira şunları söyledi:
“Türkiye sivil bir nükleer program geliştirmekte ve gelecekte askeri boyutlara yönelebileceğinin ipuçlarını vermektedir. Bu son derece istenmeyen bir durumdur. Bölgesel istikrarsızlığa ve çok taraflı nükleer sistemin ortaya çıkışının hızlanmasına sebep olabilir. Türkiye’yi bölgesel bir nükleer yarışın dışında tutacak en etkili tedbir, Türkiye’ye yönelik kapsayıcı politikalardır; İncirlik Hava Üssü dışında ortak bir nükleer caydırıcılığın sürdürülmesi ve NATO’ya tam katılım yoluyla Türkiye’ye Batı’nın güvenlik garantilerinin sağlanması.
‘TÜRKİYE’NİN KAYBEDECEKLERİ KAZANACAKLARINDAN FAZLA OLMALI’
Türkiye, kendisini stratejik ve askeri açıdan izole edilmiş ve potansiyel olarak düşman güçler tarafından kuşatılmış olarak göreceği bir konuma getirilmemelidir. Türkiye’nin; ABD’den kopmakla kaybedecekleri, kendi nükleer askeri programını geliştirmekten ya da tamamen bağımsız veya Batı karşıtı bir stratejik yönelim izleyerek kazanacaklarından her zaman daha fazla olmalıdır.”
Son 100 yılda belki 500 yılda Türkiyenin en büyük düşmanı, Türkiyeye en çok zarar veren ülkeler batı ittifakıdır. Terör örgütlerini kurup besleyip üzerimize salan, tarikatları kurup besleyip üzerimize salan, eğitim sistemimizi, teknolojimizi baltalayan, ülkedeki tüm büyük partileri kurdurup besleyip meclise sokan hep batılılardır. 1939 dan beridir bizi fiili olarak yönetip yönlendiriyorlar. Daha eskisine hakim değilim ama 1500 lü yıllardan beridir büyük ihtimalle batılı grupların kontrolundeyiz. Bir Atatürk kesintiye uğratmış gibi görünüyor.
Batı kötü, kuzey veya doğu iyi demiyorum. Şu anki kötü batı. Onlar yok olursa yeni kötü mutlaka çıkacaktır.
Telgrafı özledik