1. Haberler
  2. Gündem
  3. Nihat Genç: Devlet, devleti yıkanların elinde!

Nihat Genç: Devlet, devleti yıkanların elinde!

AKP İzmir Milletvekili Alpay Özalan'ın TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’a yumruk atmasıyla gündem olan Meclis'teki kavgayı değerlendiren Veryansın Tv yazarı Nihat Genç, "Mecliste kavga olduğunda annem 'devlet yıkılıyor' diye oturup ağlardı! Devlet, devleti yıkanların elinde!" dedi.

featured

VERYANSIN TV

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un çağrısı üzerine TBMM Genel Kurulu 14.00’te AYM’nin Can Atalay hakkında verdiği kararı görüşmek üzere olağanüstü toplanmıştı.

Usul tartışmasıyla açılan Genel Kurul’da TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, ilk aranın verilmesinden önce yaptığı konuşmasına, “Lafı hiç uzatmayacağım, bir tespitle başlayacağım. Sizde hiç utanma yok. Zerre miskal utanmanız yok, haysiyetiniz yok” ifadeleriyle başlamıştı.

AKP sıralarından tepki gelmesi ve AKP’li milletvekillerinin kürsüye doğru yürümesi üzerine TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ, oturuma ara vermişti. Meclis’teki toplantıdaki aranın ardından gerilim büyümüştü.

Vekillerin tekme tokat birbirine girdiği görülmüştü. AKP İzmir Milletvekili Alpay Özlan’ın TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’a yumruk atması gündem olmuştu.

Meclis’teki kavgayı yorumlayan Veryansın Tv yazarı Nihat Genç, fitili ateşleyen kavganın AKP’nin teröristlikle suçladığı Ahmet Şık’ın ‘terörist sizsiniz’ sözleri olduğunu hatırlatarak, “Terörist ise terörist varsa tutuklarsınız, elinizi kolunuzu bağlayan ne, etnik siyaset baştan yasaklansaydı iş meclis ve kavgaya ve krize sebep olmaz yanlış yol meclise kadar yol bulamazdı!” dedi.

Etnik siyasete kanunların izin vermediğini ancak AB dayatmasıyla kanunların devreye sokulamadığını vurgulayan Genç, “Yasanın delinmesine sessiz kalan Cumhuriyet Baş Savcılığı ve Anayasa Mahkemesi ve AKP ve CHP! Yani Anayasa mahkemesi haklı olarak Atalay’ın vekilliğini onaylıyor ancak aynı Anayasa Mahkemesi 81, 82, 83. maddeyi görmezden gelip etnik siyasete alan açarak yiyin birbirinizi, girin birbirinize, yıkın meclisi, demeye getiriyor!” dedi.

Nihat Genç’in X hesabından yaptığı paylaşımın tamamı şöyle:

“Mecliste kavga olduğunda annem ‘devlet yıkılıyor’ diye oturup ağlardı! Devlet, devleti yıkanların elinde!

Anayasa mahkemesi kararını vermiş, yasa açık ve bağlayıcı, nesine itiraz ediliyor, Atalay meclise dönmeli!

Fitili ateşleyen nedir, Ahmet Şık’ın ‘terörist sizsiniz’ suçlaması! Ahmet Şık bu lafı niye söyledi, kendisine ve partisine ‘terörist’ diyenlere karşılık vermek için!

Terörist ise terörist varsa tutuklarsınız, elinizi kolunuzu bağlayan ne, etnik siyaset baştan yasaklansaydı iş meclis ve kavgaya ve krize sebep olmaz yanlış yol meclise kadar yol bulamazdı!

‘SİYASİ PARTİLER KANUNU UYGULANMIYOR’

Hızla konuya girelim: Türkiye Cumhuriyeti Devleti Siyasi Partiler Kanunu 81, 82, 83. maddeleri uzunca paragraflarla madde madde çok açık şekilde etnik siyaset yapılamayacağını söylüyor! Madde çok açık olmasına rağmen Anayasa Mahkemesi 81, 82, 83. maddeleri devreye sokmuyor sokamıyor! (PKK’yla iltisaklı olması başka bir kapatma gerekçesi!)

81, 82, 83 maddeleri her gün mecliste ihlal eden DEM’li vekiller, çünkü istisnasız bütün konuşmalarında bölgecilik, etnikçilik, bölücülük kabilecilik, asabiyetçilik, vs.yapıyorlar ve görmezden gelindiğinin rahatlığıyla yasaları bir de anayasaya meydan okuyarak deliyorlar!

Yasanın delinmesine sessiz kalan Cumhuriyet Baş Savcılığı ve Anayasa Mahkemesi ve AKP ve CHP! Yani Anayasa mahkemesi haklı olarak Atalay’ın vekilliğini onaylıyor ancak aynı Anayasa Mahkemesi 81, 82, 83. maddeyi görmezden gelip etnik siyasete alan açarak yiyin birbirinizi, girin birbirinize, yıkın meclisi, demeye getiriyor!

Peki, 81, 82, 83. maddeler neden işlemiyor, şöyle, hikayesi uzun özetleyelim, bu iş, Özal’ın anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz, lafıyla başlar! 1990’lı yıllardan beri liberal ve islamcılar ve AB’ciler şu itirazlarla bir genel kanaat oluşturdu, bir parti kapatmak ‘örgütlenme özgürlüğüne aykırıdır’, iki, ‘fikir özgürlüğüne aykırıdır’, üç, parti kapatarak sorun çözülmez, kapatırsın yenisi açılır!

Ve diğer itiraz siyasi, milyonlarca seçmenin oy verdiği partiyi kapatamazsınız! Palavradan gerekçeler çünkü bu palavraların hiçbiri AB ülkelerinde işe yaramaz ve etnik ve mezhep siyasete asla izin verilmez!

İşte bu argümanlar hem kamuoyunda genel bir kabul oluşturdu hem de bu argümanlar yüksek mahkemeler arasında gitti, geldi! Başka gizli anlaşmalar da var, bu maddelerle DEM’i kapatırsan aynı şekilde HÜDA-PAR’ı da kapatmalısın, ayrıca AKP’nin aleni mezhepçi tarikatçı politikalarından dolayı AKP’yi de kapatırsın!

BİLİNMEZ GÜÇ ‘YASAYI UYGULAMAYIN, YİYİN BİRBİRİNİZİ’ DİYOR

O halde DEM’i koruyan kucaklayan siyaset yapan CHP de kapatılmasına sessiz kalan AKP de gizlice parti kapatmak çözüm değil kanaatinde anlaşmışlar ve CHP ve AKP her iki parti de yasayı deliyor!

Oysa 81, 82, 83. maddeler işlediği takdirde kalkıp kimseye de terörist demezsin diyemezsin!

Yani AB korkusu ve dayatması ve CHP ve AKP’nin zımni (gizli) anlaşmasıyla yasayı uygulayan yok!

‘DEVLETİ KORUYAN SÜTUNLAR YIKILMIŞ’

Bir bilinmez güç siz yasayı uygulamayın birbirinizi yiyin, diyor!

Oysa dünyanın her ülkesinde Cumhuriyet’i yaşatan anayasasıdır ve Cumhuriyet yasalarla korunmuştur, yani, kimse kalkıp etnik milliyetçilik yapamaz! Biz de ise son otuz yılda konuşa yaza tartışıla zorlaya dayatıla yasalar işleyemez hale getirilmiş, bu şudur ‘devleti koruyan sütunlar zaten yıkılmış’ demektir!

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne dibine kadar üstelik kabadayıca etnik milliyetçilik yapan bir partiyi sokarak, meclisi, kürsüyü, devleti, anayasayı korumanız mümkün değildir!

Etnik yapıların kültürel zenginliğini baş tacı et yaşat ancak etnik siyaset Cumhuriyetlerde yasaktır!

Sen ona terörist o sana terörist diyerek ve ana avrat düz giderek ve tekme tokat ve kan gövdeyi götürür, çünkü ‘yasa’ işlemiyor!

Yüksek mahkemeleriniz ve AKP ve CHP yasaları işletemiyor belki de kasıtla işletmiyorlar, meclis ve millet, kimlik, etnik, terörist, PKK’lı diye birbirini boğazlasın ve ekonomik krizi ve Ege’nin en güzel şehirlerini yutan yangınları dahi görmezden geliriz, üstelik oy da alırız!

Türkiye’yi an itibariyle düşman güçler kuşatmış ve aleni meydan okunuyor, Dedeağaç’a yığılan ve Suriye’nin kuzeyine depolanan milyonlarca tonluk silahları görmezden gelerek birbirimizi ve vatan toprağını yer bitiririz!

Ve Dedeağaç’a yığılan ve Suriye’nin kuzeyinde depolanan ve Amerikan savaş gemilerinin Akdeniz’de mevzilenmesi içerde etnik milliyetçilerin iştahını artıyor!

Abdülhamit gittikten sonra Türk milleti  önce bir İttihatçı ve sonra Kuvayı Milliyeci bir kadro ve asker bulup bir milli cephe inşa edebildi ve koskoca imparatorluktan hiç değilse Anadolu’yu kurtarabildiler, peki Tayyip gittikten sonra? Delinmiş yasaların kaosunda ve gerçek sorunları kasıtla örterek insanlar çaresizlik çözümsüz öğreniyor!

Gençlikte milli heyecanlara milli birliğe toprak bütünlüğüne inanç kalmıyor, ki asıl hedefleri budur, ve bu kadar dağılmış iç ve dış politikada Cumhuriyet’i ‘birlik’ içinde yaşatacak kadroların enerjisini  tüketmek!

‘SAVAŞ SAATİNİ BEKLERKEN…’

Tıpkı I. Dünya Savaşı öncesi gibi, bir büyük dünya savaşı ortasında kıskaçtayız, ki, bambaşka bir tür savaş coğrafyamıza oturmuş saatini fitilini bekliyor!

Teknolojik üstünlük düşmanda ve insan malzemesinden başka silahımız yok, hiç şaka değil, en kötü savaş senaryoları konuşuluyor, on binlerce kamikaze ruhlu savaşçımız askerimiz olmalı! Köylerimiz çoktan boşaldı! Büyük kayıplar sonrası büyük takviye güçler söz konusu! Artık tarih boyu savaştırdığımız köylerde genç kalmadı!

Suriye’nin kuzeyinde günlerce sürecek füze atışlarıyla şehirler boşaltıldığında (ki aynı füzeler Suriye’ye düşünce milyonlar kaçtı) kim direnecek cepheyi kim koruyacak! Hadi keyfiniz öyle istedi Cumhuriyet’i yıktınız peki topyekün bir savaşta vatan toprağını kim koruyacak?

Ülke insanlarını milli seferberlikle harekete geçirebilecek içimizde hangi heyecan hangi yasa hangi ‘birlik’ inancı kaldı?

Tüm dünyanın en kötü savaş senaryolarıyla çalkalandığı bir dönemde milli egemenlik hakkınız olan bir yasayı bile uygulamaktan acizsiniz!

İktidar sıkıştığı yerden çıkamıyor taviz üstüne taviz veriyor, Abdülhamit de sıkışınca Kıbrıs’ı vermişti, AKP sömürgeci şirketlere 360 bin ruhsat verdi! Dedeağaç’a ve Kuzey Suriye’ye yığılan silahlara da belki iş kalmayacak çünkü yüzlerce ovamız yaylamız an itibariyle mülk olarak halkımız ve devletin elinden çıkmak üzere! Özal’la ve liberal ve İslamcı ve Fetöcü işgalle ve AB dayatmalarıyla kırk yıldır üst üste bindirilen yanlışlar sonunda ülkeyi ve devleti ‘tıkadı!

‘BU DEVLET KRİZİDİR’

AKP ve MHP olacak şey değil Anayasa Mahkemesi kaldırılsın diyor, bu devlet krizidir, sebebi keyfi yönetimdir, işine gelen yasayı uygula işine gelmeyeni görmezden gel!

Sevgili memleketim, güzel ülkem, çok kara günler yaşıyoruz, en kötü savaş senaryolarına bizleri vatanımızı milli egemenliğimizi eli ayağına dolanmış birbirini suçlayan bir devlet kriziyle girmek ne büyük bir felakettir!

‘TÜRK MİLLETİ SAHAYA İNMEK ZORUNDA’

En kötü savaş senaryolarının bugünkü konjonktürü Cumhuriyet’le oynayanların sadece kendi sonlarını değil sahip çıkılmadığı hızla örgütlenilmediği ve milli bir siyaset ve cephe inşa edilmediği takdirde aynı kötü senaryo, acımasız gerçekliği ve bataklığıyla hepimizi içine çekecektir! Cumhuriyetten dışlanıp kovulan Türk milleti sahaya inmek zorundadır!”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 Yorum

  1. cok doğru tespitler

  2. Sahnenin arka yüzünü anlatan yazı için Nihat Genç’e teşekkür ederiz

  3. Sahadayız son nefesimize kadar
    Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!