VERYANSIN TV
Son sözü “Cumhuriyeti yaşatın” olan Veryansın Tv Kurucusu yazar Nihat Genç’in, çalışanlarına bıraktığı miras “Vahşetin Çağrısı” başlıklı yazısının satır aralarından çıktı.
Yazılarıyla Cumhuriyet’in yalnız kalmış çocuklarına yol gösteren, bağımsız Kemalist duruşun yılmaz kalemi Nihat Genç, bu dünyadan göçerken Veryansın Tv çalışanlarına da korkusuz, eğilmez bir mücadele ruhu bıraktı.
69 yıllık yaşamını düzenin dalkavuklarına değil, halkın vicdanına yaslamış bir Kemalist Cumhuriyetçi olarak; güç odaklarına sırt çevirip sadece hakikatin yanında duran Genç, “Veryansın, duy ormanın sesini, bu dünyada ‘tek başımıza kendi pençe ve dişlerimizle’ var olacağız, beni herkes sevsin kucağına alsın diyen sıcacık şirin tavşan kürkleriyle değil” diye seslendi.
İşte Nihat Genç’in Veryansın Tv çalışanlarına bıraktığı miras:
“Veryansın Tv’nin editörlerine, burada yazıp çizen arkadaşlarıma bırakacağım tek miras budur, kürklerinizin sıcacıklığıyla değil, pençelerinizle yazın. Tatlı tavşan dostlarınızla değil, köpek dişlerinizle eleştiriniz. Ne kızaktaki arkadaşlarınız, ne dostlarınız ne çadırınız, ne akşamları etrafınızda mışıl mışıl hayaller kurduğunuz ateşinizi takmayın, dinlenmeyin. Halkımızın deyimiyle Allah’ını affetmeyin. Nerede hangi yazıyı yazıyor hangi haberi yapıyor olursanız olun, ormandan gelen kurtların sesini hayal edin ve ormanın özgürlüklerinden başka hiç bir şey düşünmeyin. Bu kahpe dostlukların dünyasında başka da hiçbir şeyi ‘ciddiye’ almayın, oymuş buymuş oyalamayın kendinizi.
Hem orayı hem burayı idare eden hem ona hem buna şirin gözüken herkesle şakalı taklalar atan insanları, yazarları, tavşanları kürkü sıcak süs köpeklerini siyasetçileri asla affetmeyin.
Affeden olursa, medeniyetin alçak yüzü nezaketine iltifatına yalandan sarılıp altlı üstlü şakacıktan oynaşmalara kim kanarsa, ‘ya herkesi mi eleştireceğiz’, ‘şimdi onun da sırası mı’, diyen olursa, postasını .kiyim, kızağını .kiyim, koşulacak siyasetini .kiyim.
Vahşetin Çağrısı’nda roman kahramanı Buck, romanın sonunda, bir köpek olmadığını önce kendisini inandırdı ve onu gerçekte medeniyetin köpek yaptığına inandı ve hayalindeki ormana ve seslere doğru kaçarken genlerindeki tarih öncesi özgür tek başına bedenini tanıyarak, gökten de hazır lüp lüp ağzıma düş, üç elma düşmeden, sarhoşluklar içinde tek başına mutlu oldu.
Veryansın, duy ormanın sesini, bu dünyada ‘tek başımıza kendi pençe ve dişlerimizle’ var olacağız, beni herkes sevsin kucağına alsın diyen sıcacık şirin tavşan kürkleriyle değil.”
Mekanın cennet olsun yalnız , korkusuz savaşçı .
O kadar büyük bir yüreği vardı ki, orda hepimiz vardık. Koca yürekli aslan, Kemalizm onunla yeniden ruh buldu… Ölümsüzleşti, Kuvayi Milliye ruhuna ruh kattı. Yaktığı meşalenin ışığı bizi uyandırmaya devam edecek.
Bir yapay zeka robotu kadar sesi çıkamayan, harbi adam gibi zalimlere küfredemeyenler, kral çıplak diyemeyenler bizden değildir; yaşasın bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, selam olsun bu yolda yürüyen vatanseverlere…
“tek başımıza kendi pençe ve dişlerimizle’ var olacağız”
Eserlerini okumalıyız. Yüce Tanrı rahmet etsin.
Ruhu şad mekanı cennet olsun