TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Ankara Bilim Üniversitesi tarafından ATO Congresium’da düzenlenen 7. Verimlilik ve Teknoloji Fuarı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, fuarın düzenlenmesinde emeği geçenleri ve öğrencileri tebrik etti.
Numan Kurtulmuş, insanoğlunun bilgiyi daha ileriye taşımak, hakikatin peşinden koşmak ve hayatı kolaylaştırmak için gayret sarf ettiğini belirterek, “Yüksek teknolojiler bizim büyük medeniyetimizin hep peşinden koştuğu alanlar olmuştur” dedi.
Türkiye’nin, bugünün teknolojilerine adapte olması, bunları anlaması, geliştirmesi ve teknolojide öncü olması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, “Yapay zeka teknolojilerinin insanlığa getirdiklerini, gözü kamaşmış bir hayranlıkla değil, hakikati arayan bir irfanla takip etmek durumundayız” ifadesini kullandı.
‘YAPAY ZEKANIN NEREYE DOĞRU EVRİLECEĞİ BİLİNMİYOR’
Kurtulmuş, insanoğlunun zihninin yerine geçen yapay zekanın nereye doğru evrileceğinin bilinmediği bu gelişim sürecinde birkaç temel konunun bulunduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Öncelikle yapay zeka zaten teknolojinin doğası gereği, teknolojiyi üretenlerin avantajlı hale geldiği bir dünyada adaleti mi sağlayacak, yoksa teknolojinin kullanımı ve üretimiyle birlikte var olan adaletsizliği daha fazla mı derinleştirecektir? Bu çerçevede tekrar şöyle geriye doğru, bir asır öncesine doğru gittiğimiz zaman sanayi toplumları, bütün eleştirilerimize karşı aslında ortalama vatandaşın alım gücünü artırmış, onun sonunda da Batı dünyasında fevkalade büyük bir refah toplumu ortaya çıkmıştı. Ancak yüksek teknolojilerin gelişmesiyle birlikte refah toplumunun ana kaidesi olan orta sınıflar daralmış, yoksulluk alabildiğince artmış, dünyanın çok az bir kısmı ise ortaya konulan bu zenginlikten, refahtan payını alır olmuştur. Bugün dünyada bu adaletsizliğe hep birlikte dikkati çekmek ve bunu ortadan kaldırmak için gayret sarf etmek durumundayız.
‘YÜKSEK TEKNOLOJİLERİN DAHA DERİN BİR ADALETSİZLİK ARACI HALİNE GELECEĞİ ŞÜPHESİZDİR’
Bugün gelinen noktada dünyanın tepesinde yüksek teknolojileri üreten, yüksek teknoloji alanında çalışan yeni bir aristokrasinin oluştuğunu söylemek herhalde fazla abartı olmaz. Hele hele yüksek teknolojilerin merkezinde hakikatin peşinde koşmak değil de yüksek kar marjlarını elde etmek olduğu sürece yüksek teknolojilerin daha derin bir adaletsizlik aracı haline geleceği de şüphesizdir. Bu çerçevede yüksek teknolojilerin ve özellikle yapay zekanın sanayileşme alanında ortaya çıkarttığı asimetrinin üzerine yoğunlaşmak zorundayız.
Sadece sanayileşme değil, kültürel, etik ve politik alanlarda da ciddi bir asimetrinin giderek gelişmekte olduğunun farkındayız. Onun için bu konuların da hepsine yoğunlaşarak insanlık için adaleti esas alan, insanlığın teknolojiden topyekun yararlanmasını esas alan yeni bir perspektifin ortaya konulması herhalde yüksek teknolojiyi üretmek kadar önemli ve bu değerlerle üretilen yüksek teknoloji de insanlık için daha faydalı hale gelecektir.”
‘YAPAY ZEKA GÖZYAŞININ DEĞERİNİ BİLİYOR MU?’
Yapay zekaya, insanın dikte ettiği algoritmalarla her türlü bilginin öğretildiğini dile getiren Numan Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Bilimden sanata, tıp alanından savunma sanayi alanına kadar her şeyi yapay zekanın algoritmaları vasıtasıyla oluşturabiliyoruz da mesela yapay zeka gözyaşının değerini biliyor mu? Mesela yapay zeka, bir özür dilemenin ne anlama geldiğini anlayabiliyor mu? Yapay bir zeka bir sevincin, bir kederden nasıl ayrılabileceğini bize anlatabiliyor mu? Dolayısıyla insanın yerine geçmesi planlanan yapay zekanın, asla insanın yerine geçemeyeceği de fevkalade önemli bir hakikattir.
Bunun için çok tehlikeli olarak özellikle yeryüzünde devam eden şeytani bir oyunun parçası olan insansızlaştırma sürecinin bir aracı olarak yapay zekanın kullanılmasına müsaade etmemeliyiz. Yapay zekanın gelişmesi, insana hizmet ediyorsa, insanın varlığına katkı sunuyorsa, insanın huzur ve adaletine katkı sunuyorsa hiç şüphesiz insanidir. Dolayısıyla bizim bu çerçevede bu yüksek teknolojileri insani değerlerle yeniden gözden geçirmek, insan eksenli yeni bir dünyanın kurulabilmesi için bilimin bütün imkanlarından istifade etmek durumundayız.
Bu çerçevede emeğin değersizleştirilmesi, insanın itibarsızlaştırılması, insani olanın toplumsal olandan dışlanması, toplumla insanın karmaşık çelişkiler yumağı içine sokulması anlamına gelecek her türlü çalışmanın, her türlü yüksek teknoloji çabasının hemen orta vadede insana zarar vereceği aşikardır.”
‘TEKNOLOJİ BİLGİDEN, AKILDAN AMA EN ÇOK HİKMETTEN, İRFANDAN BESLENMELİDİR’
Türkiye olarak büyük medeniyet birikiminden alınan güçle dünyanın en iyi teknolojilerini üreteceklerini söyleyen Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Bugün savunma sanayi başta olmak üzere birçok alanda dünyanın lideri bir ülke konumuna gelmemiz gerçekten fevkalade takdire şayandır. Ancak dünyada teknoloji alanında da yeni bir sözü söyleyeceğiz. Teknoloji, sadece algoritmalardan ibaret değildir. Teknoloji, sadece denklerim iyi çözülmesinden ibaret değildir. Teknoloji, sadece bilim merkezlerinde okutulan derslerden ibaret değildir. Teknoloji, sadece üretim merkezlerinde üretilen ürünlerden de ibaret değildir.
Teknoloji hiç şüphesiz bilgiden, akıldan ama en az onun kadar hikmetten, irfandan, adaletten ve hakkaniyetten de beslenmelidir. Bu yeni çerçeveyle Türkiye hem yüksek teknolojiler alanındaki atılımını sürdürecek, hem birçok alanda olduğu gibi dünyanın dört bir tarafındaki gelişmelere insani yaklaşımlarıyla sergilediği bu insani tavrı teknoloji alanında da sürdürecektir. Bu vesileyle Türkiye’nin teknolojilerinin gelişmesinde emeği geçen bütün arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”
Hay senin aklına
Merhaba, başlık taraflı olmuş ve haberin içeriğini doğru yansıtmıyor. Düzeltmenizi rica ederim. Yapay zeka teknolojilerini kullanan ve gelişmeleri takip eden biri olarak Numan bey yapay zekanın etiğine değinmiş, yapay zekayı geliştiren aristokrasinin niyetine atıfta bulunmuştur ki haklı gözüküyor.