Nurcular Erdoğan’a tuzak kuruyor

Nazif Ay yazdı...

Nurcular Erdoğan’a tuzak kuruyor

FETÖ ölmedi, bu gidişle de ölmeyecek. Bu kesin.

Hiç alınmayın, gücenmeyin, gülmeyin veya hayalcilik demeyin.

FETÖ’nün mistik hezeyanları, kendilerine biçtikleri ilahi roller furyası hâlâ sürüyor.

Bu saplantılara yaslanan hastalıklı ruh hali 2023 tarihine kitlendi.

Şimdilerde, Mehdilik denen inançsal dinsel manyaklığına cumhurbaşkanını da ortak etmeye çalışıyorlar.

Daha düne kadar Recep Tayyip Erdoğan’a “İslam içi Deccal” anlamında Süfyan diye hakaret eden Nurcu cenah, aslında kendi tezlerine güç katmak ve hayali hedeflerine, açıkçası Nurculuğun Kızılelma’sına ulaşıp Ortodoks İslamcılığın liderliği için ona göstermelik ilahi misyon yükleme yarışına girdi. Bu yüzden Ayasofya’nın camiye çevrilmesine Nurcular büyük anlamlar yüklemiş, üstatlarının habis ruhundan fışkıran sözleri ileriyi gören ve Mehdi’yi haber veren müjdeler diye lanse etmişlerdi. Ben o ortak mekân açılmadan önce “AYASOFYA FETÖ PROJESİDİR” adlı yazımı yazıp uyarmıştım.

2023 yılında BÜYÜK DECCAL çıkacak diyen Bid’atüzzaman Said adlı uluslar arası hainin şakirtleri, önlerine çıkabilecek en büyük engel diye gördükleri Erdoğan’a 2023’te zuhur edecek MEHDİ (Mehdi-i muntazır, beklenen Mehdi) sıfatını yükleyerek küçük kafalarıyla güya onu kafalamaya çabalamaktadırlar.

2023 meselesini başka bir yazıda genişçe vereceğim için burada fazla uzatmayacağım.

Tekrar konuya döneyim.

Merkez medya programcıları 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişiminin ardından benimle iletişime geçmiş, tüm dinci yapıların içine giren ve onları deşifre eden ilahiyat uzmanı olduğumdan bana davet göndermişti. Ama ne olduysa, bir anda sırtlarını döndüler ve bir kez bile FETÖ’nün dinsel hezeyan yönünü konuşmadılar, konuşturmadılar, bir kez bile!

Medya organları sadece FETÖ’nün istihbari tarafına ve AKP hükümetine karşı oluşturduğu paralel iktidar iddialarına dair programlar yaptı, asıl tehlikeli boyutu olan dinsel manyaklık niteliğine, yani Nurculuğun manyaklık duruşuna ilişkin tek laf etmediler. Siyasi partiler de bu minvalde hareket ettiler.

Anlaşılan medyanın ve politikaların arkasındaki YERLİ VE MİLLİ OLMAYAN bir irade bu manevi pisliğin gündem edilmesine razı olmuyordu ve olmayacaktı.

Neydi FETÖ’yü en tehlikeli konuma getiren inanç sizce?

Elbette, kendilerinin MEHDİYET’i temsil ettiğini, dolayısıyla devletin başına geçmeye layık grup/ cemaat olduklarını iman esası gibi, hatta daha kuvvetli esas gibi kabul etmeleriydi. Bu durumda, onlara muhalif olan gruplar/ kitle de DECCAL idi ve ortadan kaldırılmaya layıklardı.

Tüm bu sapık düşünceleri kime dayandırıyorlardı sizce?

Tabii ki Zamanın Fitnecibaşısı Said denen haine.

Tüm bu inancın temelinde ne vardı sizce?

Elbette, ilahi metinden hareket ediliyormuş izlenimi verilerek aslında Yahudiliğin ezoterik gizli bilgi edinme metodu Kabala’yı merkeze koyan Ebced/ Cifr sapkınlığı, harflerle medyumluk, kahinlik etme, gelecek zamana ait haberler verme hastalığıydı.

Yalnızca Allah’ın bilebileceği gizliliklere, peygamberin dahi görüş beyan edemediği meselelere, Hurufilik ve Batınilik kurallarıyla vakıf olma, belirleme yetkisini kendilerinde gören bir manyaklığın mümessilidir Nurcu retoriği.

Retorik derken bile insan utanıyor, bu manyaklığın sanki felsefi zemini varmış algısı bırakan bir terimi kullanmak insanı üzüyor.

Bakınız, şimdi ben size haber veriyorum, hem de ebced hesabı sapıklığıyla değil.

NURCULARIN YAPACAKLARINI İHBAR EDİYORUM

Bundan sonra FETÖ artığı değil, bizzat FETÖ temsilcisi Nurcular şunları yapacak:

1- Devletin kurucu ilkelerine saldıracaklar. CHP yönetimine artık bu esaslardan kendilerinin de vazgeçmelerine dair baskıda bulunacaklar.

2- Milli Eğitimin aptalca ve mitolojik anlatıma benzer açıklamalarla şekillendirilmesi için atağa kalkacaklar.

3- Kıyamet alameti olarak korona meselesini tanrısal alana çekip insan zihninin masumiyetine saldıracaklar.

Örneğin, birbirine benzer çiftli rakamlarda, 1717’de ve 1818’de, hatta bunu 1919’a amaçlı olarak sarkıtarak meydana gelmiş salgınları 2020’ye de teşmil ederek DABBE diye Kur’anî ve uydurma hadisli teviller yapacaklar.

4- Said denen herifin kehanetlerine dayanarak 2083 yılından sonra herkesin inançsız olacağından, 2121 senesinde ise ya kıyametin kopacağından ya da büyük bir kozmik değişiklikten söz edecekler.

5- Kutsal rüyalar görecekler, uyku âleminde göklere çıkıldığını ve Cebrail’den haberler alındığını ve semanın yedi katından da AKP iktidarının ne kadar makbul bir yönetim olduğuna dair ihbar-ı ulviye bulunduğunu ilan edecekler.

6- Ama öncelikle 2023 yılını gösterip o tarihte Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin MEHDİ olarak İslam dünyasının başına geçeceğini müjdeleyecekler, tıpkı Arap kültürüne hizmet eden yabancı projeli SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi adlı kişi gibi. İran’ın Şiilik inancı paralelinde kurduğu Mehdilik senaryolarına, AKP’yi de sürüklemeye, delil olarak Risale-i Nurların ham maddesi olan Yahudi metodu Kabala’yı ve uyduruk (mevdu) hadisler ile müteşabih ayetlerin kendi sapkınlıklarına uygun yorumlarını kaynak gösterecekler.

Bunlar olacak ve ben de siz de, hep beraber göreceğiz.

Evet, FETÖ yok olmadı…

Canlı, kanlı ve manyaksal heyecanlı faaliyetlerine kesintisiz devam ediyor.

Ancak ben de bunları takip ediyorum.

Yakın zamanda HİÇ KİMSENİN BİLMEDİKLERİNİ paylaşacağım.

Benim sürprizlerime hazır olun!

Veya olmayın!

Ama bekleyin!