1. Haberler
  2. Analiz
  3. Öcalan’ın yılbaşı mesajındaki taktik manevralar

Öcalan’ın yılbaşı mesajındaki taktik manevralar

featured

Muhsin Türkseven yazdı…

Teröristbaşı A. Öcalan’ın DEM Parti aracılığıyla paylaşılan 30 Aralık 2025 tarihli yeni yıl mesajı, tam bir stratejik denge oyunu sergiliyor. Klasik “ne şiş yansın ne kebab” taktiği:
Bir yandan adem-i merkeziyetçilik (demokratik özerklik) talebinden vazgeçmeden, diğer yandan Şam’la entegrasyon sürecini destekleyerek zaman kazanma ve köprüyü geçme hesabı.

Mesaj boyunca “yeni çatışmaların önüne geçmek” vurgusu yapılırken, tek bir yerde bile silahlı örgütlerin tasfiyesine dair açık bir çağrı yoktur. Bu bilinçli bir tercihtir: Silah bırakma yok. Örgüt dağıtma yok. Yetki devri yok.

Bu, yıllardır değişmeyen tipik Apo taktiğidir. Duygusal ve evrensel kavramları öne sürerek kendini barışın sembolü gibi sunar; oysa bu tarz retorikleri, esas meseleyi gizlemek ve toplumsal hafızayı bulandırmak için kullandığı bir sis perdesidir.

Mesajın kritik Suriye kısmını tekrar alıntılayıp yorumlamaya çalışayım:

“SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talep, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir. Bu yaklaşım, merkezi yapıyla müzakere edilebilir demokratik bir entegrasyon zeminini de içinde barındırmaktadır. 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması, süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır.”

Burada iki şey aynı anda yapılıyor:

İlki, temel talepte ısrar ediliyor: “Halkların kendi kendini yönetebileceği demokratik siyasal model” ki bu, Öcalan’ın yıllardır savunduğu demokratik konfederalizm/adem-i merkeziyetçilik. Yani özerklik talebinden asla vazgeçilmiyor. Bu, YPG/SDG’nin (ve dolaylı olarak PKK’nın) ideolojik kırmızı çizgisi.

Bu ifade, PKK literatüründe yeni değildir. “Demokratik konfederalizm”, “yerel özerklik”, “komünal yönetim” gibi kavramlarla yıllardır savunulan merkezi devletin yetkisizleştirilmesi hedefinin güncellenmiş versiyonudur.

İkincisi, entegrasyonu teşvik ama bu Şam rejimiyle stratejik uyum için öneriliyor. Aynı cümlede “merkezi yapıyla müzakere edilebilir demokratik entegrasyon” ve mutabakatın uygulanmasının süreci “rahatlatacağı ve hızlandıracağı” vurgusu… Bu da, Şam’a (ve Türkiye’ye) zaman kazandıran bir jest.

Özellikle 10 Mart Mutabakatı’nın yıl sonuna kadar uygulanması beklenirken sahada hiçbir ilerleme olmaması ve tıkanıklık yaşanması bağlamında, Öcalan burada YPG/SDG’ye dolaylı olarak “köprüyü geçene kadar direnmeyin, uzlaşın” mesajı veriyor. Ama bunu özerklik talebini sulandırmadan yapıyor.

Hülasa

Teröristbaşı Öcalan’ın son mesajı:

1- Bir geri adım metni değildir,
2- Bir çözüm iradesi beyanı değildir,
3- Bir taktik manevradır.

Yani Öcalan klasik PKK aklıyla mesaj veriyor:

– Önce çatışmayı dondur, SDG’yi koru,
– Uluslararası meşrûiyeti artır,
– Zaman kazan,
– Şam’la entegrasyonu, nihai hedefe giden ara durak olarak gör. Sahadaki fiilî kazanımı hukukîleştir.
– Türkiye’yi sürece dahil ederek meşrûiyet devşirme işini de Çözüm Süreci’ne, yani bize bırak!

Yani bilindik Teröristbaşı Öcalan tarzı pragmatik dengecilik.

Dolayısıyla burada yanan ne şiştir ne kebap; yanan, meseleyi hâlâ “iyi niyet” zemininde okumaya çalışan siyasi saflıktır.

Türkiye bu süreçte emperyalist üst akılla da uyumlu bu tip mesajları yol haritası haline getirmek isteyen dahili ve harici odakların istikamet tayinlerine uymamalıdır.

Yoksa Türkiye kendi güvenlik tezlerini kendi eliyle sulandıracak bir sürecin içinde geri dönüşümü zor bir hataya düşer!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Bebek katilli pis mahlukatın yeni yıl mesajının ben …..

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!