Atahan Atadan yazdı…
6 Şubat 2023 yılında cumhuriyet tarihinin en büyük felaketini 11 ilimizde 7,7 ve 7,6 büyüklüklerindeki depremlerle yaşadık. Depremin acı günlerinin yıl dönümü yaklaşırken, halk hala sorunlarla mücadele ederken hükümet ve diğer partiler ülkede yerel seçimle meşgul.
Büyük Atatürk’ün şahsi davası, Türk milletine emaneti Hatay’da yaşam koşulları hala zor ve yıpratıcı şekilde devam ediyor. Hatay özelinde barınma, ısınma, temiz su, ulaşım, iş gücü, istihdam ve bunlara bağlı ekonomik sorunlar giderek büyüyor. Konteyner ve çadır kentlerde kalan insanların yağışlar sırasında su baskınları da bitmez çileleri. Yaz aylarında ise şehrin üstünde toz bulutları… Asbest soluyan bir şehir…. Çöken, patlayan, kaçakları olan içme su hatlarının kirlenmesi ve bunlara bağlı ortaya çıkan ölümcül bir virüs olan koli basili. Eğitim, konteyner okullarda yapılmaya çalışılıyor. Çocukların hem ruhsal hem bedensel eğitimleri de şehrin moloz tarlaları, bozuk yolları altında, depremin izleri içerisinde yapılıyor. Hatay’da psikolojik ve demografik bir operasyon olduğu şüpheleri gün be gün güçleniyor. Hatay’da insanların nabzını yoklayan biri olarak halkın artık siyasi bir önceliğinin kalmadığını söyleyebilirim. Vatandaş, bir an önce şehrin ayağa kalkacağı, acılarını hafifletip, yaralarının daha hızlı sarılacağı bir adım bekliyor.
Peki, vatandaş derdine derman ararken hükümet, siyasi partiler ve yerel belediyeler ne yapıyor?
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Cumhur İttifakı Mehmet Öntürk, CHP ise tekrar Lütfü Savaş’ı aday gösterdi. Öntürk’ün FETÖ lideri Gülen’le fotoğrafı olduğu ortaya çıktı. Cumhur İttifakı adayı Abdulkadir Selvi gibi poz vermiş, gerisi artık milletin takdiridir.
13 Nisan 2021’ de Sayıştay ve İç İşleri Bakanlığı’nca açılmış, HATSU ve Hatay Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nden ayrı ayrı 2 yolsuzluk dosyası ve yaklaşık 67 Milyon TL kamu zararı iddiasıyla hazırlanmış soruşturmaları varken CHP Lütfü Savaş’ı yeniden aday gösterdi. Lütfü Savaş’ın FETÖ soruşturmasından 11 ay hapis yatmış Muhammed İkbal Polat isimli eski Ulaşım Daire Başkanı’nı, belediyede genel müdür olarak görevlendirdiğini de hatırlatayım.
Asıl kritik soru ise şu; AKP bu dosyaları halka anlatması ve bunun üzerinden oy devşirmesi mümkünken sizce neden bu kadar sessiz?
Tablo net; FETÖ kıskacında belirlenmiş AKP ve CHP adayları halkı sıtma veya ölüm arasında bir tercihe zorluyor. Hatay halkı iki siyasi iradenin zerre umurunda değildir. Bütün ilgi alaka bu şehrin yeniden ayağa kaldırılacağı kamuflajıyla devşirilecek rant ve fayda hesabıdır.
Savaş’ın bu yolsuzluk dosyaları dışında ise akıllarda kalan ve vicdanları yaralayan talihsiz açıklamalarıdır. Hatırlayalım, ne demişti Savaş? Antakya’da 1000 kişiye mezar olan ve depremden sonra yurt dışına kaçarken yakalanan Rönesans Rezidansın müteahhidi Hüseyin Yalçın Çoşkun’un idealist ve iyi bir arkadaşı olduğunu, bu kişinin, belediyenin, bu işi yapanların çok sorgulanmaması gerektiğini ‘yazık olur’ sözleri ile açıklamıştı.
Çok idealist bu müteahhid neden kaçtı acaba?
Lütfü Savaş’ın önceden de 2009-2014 yılları arasında AKP’den Antakya Belediye başkanı olduğu unutulmamalıdır. Rönesans Rezidansın inşaat ruhsatı Ekincik Belde Belediyesi’ne ait olduğu Savaş tarafından beyan edilmiş, kendisinin kamu adına bir yetkisinin olmadığını da ısrarla her ortamda ifade etmiştir.
Peki o zaman hadi Hatay Büyükşehir Belediye başkanıyken görev ve yetkilerini de bilmiyoruz diyelim ancak Savaş’ın Antakya Belediye başkanıyken ilçe belediyesinin sorumluluğunda olmayan bu yapının yıkılmayıp, tabiri caizse binanın temelden koparak devrilmesinin de açıklaması var mı? Teknik bir inceleme yaptırmış mıdır?
Müteahhit arkadaşı da suçlu değilse eski Ekincik Belediyesi mi, bakanlık mı, kim suçlu? Deprem mi suçlu? Kimin veya kimlerin ihmali var?
Diyelim ki deprem suçlu, kendi dönemi olan 2009-2014 yılları arası Antakya Belediyesi’nden ruhsat almış yapıların kaçı ayakta? Kaç binada kaç can kaybı var?
Depremden sonra şehrin sorunlarını çözecek personel, bütçe veya kaynağınız kalmamış olabilir ancak bu şehrin sorunlarını çözecek plan, program, projelerinizi Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’na ilettiniz mi? Belediyece ‘bütçemiz de insan gücümüz de yok, çözelim’ dediniz de ret mi ettiler? Reddettilerse halka, partinizin üst kurullarına şikâyet ettiniz mi? CHP’nin topluma bir çağrısı oldu mu? ‘İmar Affı’yla resmiyet kazanan kaç kaçak bina yıkıldı, kaç insanımıza bu yapılar mezar oldu? Siz, size düşenin ne kadarını yaptınız Lütfü Bey?
Şehrin her köşesi kabuslarla, acı anılarla dolu. Enkazlar her gün o insanları bir kez daha o acı günlere götürürken bu saatten sonra iktidar ve muhalefetin anlatacakları, vaatleri ve iradesi artık enkazın altında kalmıştır. Tarihin en büyük yıkımlarından birini yaşadık ve bir tane kamu görevlisi hesap veremedi, sorumluları arıyoruz ancak kimse sorumluluk alıp üzerine düşeni yapamadı.
Mevcut siyaset Hatay halkını AKP-CHP iş birliğiyle bu iki adaya mecbur bırakmıştır. Eski AKP’li ve yeni AKP’li adaylardan birinin seçilmesi halinde hesap soracak bir irade olmayacak çünkü suç ortaklığı, girift ilişkiler şeklinde dizayn edilen bir siyasi dayatmayla karşı karşıyayız. Özetle burada halk için Hatay, rantçılar ve işbirlikçiler için ‘hayat’ var!
Başta Hatay halkı ve diğer deprem illerindeki vatandaşlar, yakınlarının cinayetlerine sebep olanların hesap verdiği, sorumluların kamu vicdanında ve hukuk önünde cezalandırılacağı bir mücadeleden ve iradeden asla vazgeçmemelidir.