Orakoğlu’nun ‘kumpas’ sevdası bitmiyor… Şimdi de 28 Şubat hortlağının peşinde!

Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının en hararetli savunucularından Yeni Şafak Bülent Orakoğlu, laikçi zihniyetin yeniden hortladığını, yeni bir 28 Şubat yaratma hevesi olduğunu iddia etti.

Orakoğlu’nun ‘kumpas’ sevdası bitmiyor… Şimdi de 28 Şubat hortlağının peşinde!

Yargı kararlarıyla da tescillenmiş olmasına rağmen FETÖ’nün kumpasları Ergenekon ve Balyoz’un gerçek olduğunu yazıp çizmeye devam eden Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu, şimdi de yeni bir 28 Şubat sürecinin planladığını iddia etti. Orakoğlu’nun TSK karşıtlığı mazisine kadar yansıdığı biliniyor.

Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olduğu dönemde Bülent Orakoğlu, polis memuru Kadir Sarmusak’ı köstebek olarak kullanarak Deniz Kuvvetleri’ne ait bazı belgeleri temin etmekle suçlanmıştı. Orakoğlu ve Sarmusak, askeri mahkemede birlikte yargılandılar. Orakoğlu tutuklandı. 56 gün Mamak Askeri Cezaevi’nde tutuldu. 1999 yılında beraat etti. Sarmusak, belgeleri Emniyet İstihbarat Dairesi’ne sızdırdığını itiraf etmişti.

Kısa bir bilgi notunun ardından Orakoğlu’nun yazısına dönelim:

“Türkiye’de kamusal alanda bile başta ordu ve polis başta olmak üzere türbanın serbest bırakılmasını hazmedemeyen azmettirici Batılı hegemonik güçler 28 Şubat’ın tekerrür etme arzusu içinde iç piyonlarını kullanarak çeşitli algı operasyonlarıyla yeni bir 28 Şubat yaratma projesini uygulamaya çalışmaktadırlar. Türkiye bir taraftan terör koridoru ile kuşatılıp içe kapatılmaya çalışılırken laik- antilaik kamplaşması yeniden ısıtılıp gündeme sokulmaya çalışılmaktadır. Bu amaçla 28 Şubat’ın yargılanamayan sivil ayakları uzun zamandan bu yana faaliyete geçirilmiş görünmektedir.

Türkiye’de ise MSB ve İçişleri Bakanlıkları yaptığı düzenlemelerle kadın subay ve astsubay ve polislerin başörtüsü takmalarına ilişkin yasağı kaldırmıştı. Bu düzenlemenin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bilgisi dahilinde yapılıp yapılmadığı konusu milli irade karşıtı bazı çevreler tarafından kaşınmaya çalışıldığı hususu da kamuoyunun malumu…

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile umre yapan, aynı safta namaz kılan bir Genelkurmay Başkanı ve TSK’da başörtülü askerlerinde gündeme getirilmesi en azından ‘Genç subaylar ’ı uyarma ve tahrik etme amacına matuf olduğu anlaşılıyor…

Saldırıları Avrupa’daki bağlamından koparmamak lazım. Türkiye’de yaşanan bu üzücü tabloyu sadece kendi iç dinamiklerimizle mikro ölçekte değerlendirmemek gerektiğini belirten uzmanlar “Avrupa’da başlayan ve çok ırkçı bir saldırı halinde sürdürülen İslamafobik hareketlerle beraber bizde başörtüsüne karşı şiddet vakalarıyla karşı karşıya kalmamız ise enteresan doğrusu! Zira başörtüsü karşıtlarının bitmek bilmeyen kin ve nefretleri her gün bir yerde kendini gösteriyor. Gün geçtikçe artan bu vakalar 28 Şubat sonrasındaki günleri akıllara getirmiyor değil.

Kamusal alan zırvası ardına saklanarak değerlerimize düşmanlık eden laikçi kesim en vahşi yüzünü 28 Şubat döneminde göstermişti. Başörtülü öğrencileri ikna odalarına mahkum eden üniversite önlerinde düzenlenen eylemlere coplarla müdahale den zihniyet henüz hafızalardaki tazeliğini korurken Foça’da Gaziler Günü töreninde yaşanan türbanlı öğretmene saygısızlık olayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, muhafazakâr edebiyatçıların oyunlarının repertuvardan çıkarılması bir kez daha bizi o günlere götürdü. Sakalından dolayı fişlenenler, namaz kıldığı için görevinden alınanlar ve evlatlarının yemin törenine giden başörtülü annelerin askeriyeye alınmadığı günler geride kaldı derken laikçi zihniyet hortladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde ve İzmir’de bir kez daha var olduğunu gösterdi.

Ancak Türkiye’de yeni bir 28 Şubat yaratma hevesinde olan küresel güçler ve onların ülkemiz içindeki piyonlarının manipülatif manşet veya haberlerle devletin anayasal kurumları arasındaki ahenk ve işbirliğini bozmaları günümüz konjonktüründe pek mümkün görünmüyor. Öncelikle 28 Şubat post-modern darbe sürecinde içe kapatılan ve Ortadoğu’ya ‘Fransız kalan’ eski Türkiye var. Günümüzde ise Ortadoğu’da bölgesel bir güç ve oyun kurucu olan önemli bir aktör ülke konumunda Yeni Türkiye var. Geçmiş ola.”