Osman Müftüoğlu uyardı: Bunlar alışık olmadığımız belirtiler...

Vaka sayılarının artmasından sonra vatandaşlar "salgın kontrolden çıktı mı?" sorusunu sormaya başladı. Osman Müftüoğlu bu soruya ve salgının yeni belirtilerine dair merak edilenleri Hürriyet'teki köşesinde yanıt verdi.

Osman Müftüoğlu uyardı: Bunlar alışık olmadığımız belirtiler...

Hürriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, koronavirüs salgınını değerlendirdiği yazısında yeni belirtilere dikkat çekti.

İşte Osman Müftüoğlu'nun yazısında yer alan uyarılar:

Salgının kontrolden çıktığını söylemek en azından şimdilik mümkün değil. Değil ama sürecin “kontrolü çok güç bir nokta”ya geldiği de kesin. Vaka sayılarında her gün neredeyse yüzde 10’ları zorlayan hatta bazen geçen artışlar yaşanıyor. Bu rakamlar bazı günler yüzde 15-20’leri bulabiliyor. “Test pozitiflik oranları”nda da endişe verici yükselmeler izliyoruz. Rakamlar burada da yüzde 20’leri zorluyor. Kısacası endişelenmekte kesinlikle haklıyız. Peki, neden böyle oldu? Vaka sayısı patlamalarındaki başlıca faktörler neler? Yanıtım 1 numaralı kutuda...

BANA GÖRE VAKA ARTIŞININ 3 NEDENİ

VAKA sayılarındaki muazzam artışın bana göre 3 önemli nedeni var:

BİRİNCİSİ: Ev içi bulaşlarındaki artış korkunç boyutlara varmış durumda. Dikkatsizlik, özensizlik, biraz da bilgisizlik ve lakaytlık ile birleştiğinde çoğu evde neredeyse bir çeşit “ev içi salgın” durumu yaşanıyor.

İKİNCİSİ: Toplu taşıma araçlarındaki tedbirsizlikler de mühim bir salgın tetikçisi haline geldi. Aşırı yolcu yükü özellikle belirli saatlerde muazzam bir virüs trafiğine olanak sağlıyor.

ÜÇÜNCÜSÜ: İşyerlerindeki bulaşlarda da ciddi artışlar var. Kademeli mesai uygulamasına yeniden ve sıkı bir şekilde geçmek için neden hâlâ bekliyoruz, anlamak mümkün değil.
Salgının kontrolden çıktığını söylemek en azından şimdilik mümkün değil. Değil ama sürecin “kontrolü çok güç bir nokta”ya geldiği de kesin. Vaka sayılarında her gün neredeyse yüzde 10’ları zorlayan hatta bazen geçen artışlar yaşanıyor. Bu rakamlar bazı günler yüzde 15-20’leri bulabiliyor. “Test pozitiflik oranları”nda da endişe verici yükselmeler izliyoruz. Rakamlar burada da yüzde 20’leri zorluyor. Kısacası endişelenmekte kesinlikle haklıyız. Peki, neden böyle oldu? Vaka sayısı patlamalarındaki başlıca faktörler neler? Yanıtım 1 numaralı kutuda...

Kısacası önümüzdeki günler “biraz” değil, çok “zor” günler. Uygulaması mümkün olmayan “tam kapanma” gibi tekliflerle, tartışmalarla vakit geçirmeyi bir kenara bırakıp öncelikle bu 3 gündem üzerinde yoğunlaşmamız gerekiyor. Kısacası çok daha dikkatli, çok daha tedbirli, çok daha “korumalı ve mesafeli!” olmamız gereken günlerdeyiz.

Bu yeni mutant virüs yani ortalığı kasıp kavuran “İngiliz mutantı” sadece daha kolay bulaşmıyor. Bu yeni virüsün oluşturduğu hastalık tablosunda da farklı bazı belirtiler var. Örneğin, daha önceki vakalarda çok sık görülen ateş, öksürük ve benzeri belirtiler yerlerini İngiliz mutantı virüsüne yakalananlarda “HAPŞIRMA, GENİZ VE BURUN AKINTISI, İŞTAHSIZLIK VE TİTREME” gibi daha önce pek de alışık olmadığımız yeni belirtilere bırakmış gibi görünüyor.

Daha doğrusu COVID-19’un eski işaretlerine ek olarak son zamanlarda bu 4 belirtiye de sık sık rastlıyoruz. Bu nedenle hapşırma, burun akıntısı, boğazda yanma gibi klasik nezle belirtisi yaşayanların da muhtemel bir COVID-19 enfeksiyonunu erken yakalayabilmek amacıyla vakit geçirmeden bir PCR testinden geçmelerinde fayda var.

HAPŞIRANDAN DA UZAK DURUN

Bu yeni mutant virüs yani ortalığı kasıp kavuran “İngiliz mutantı” sadece daha kolay bulaşmıyor. Bu yeni virüsün oluşturduğu hastalık tablosunda da farklı bazı belirtiler var. Örneğin, daha önceki vakalarda çok sık görülen ateş, öksürük ve benzeri belirtiler yerlerini İngiliz mutantı virüsüne yakalananlarda “HAPŞIRMA, GENİZ VE BURUN AKINTISI, İŞTAHSIZLIK VE TİTREME” gibi daha önce pek de alışık olmadığımız yeni belirtilere bırakmış gibi görünüyor. Daha doğrusu COVID-19’un eski işaretlerine ek olarak son zamanlarda bu 4 belirtiye de sık sık rastlıyoruz. Bu nedenle hapşırma, burun akıntısı, boğazda yanma gibi klasik nezle belirtisi yaşayanların da muhtemel bir COVID-19 enfeksiyonunu erken yakalayabilmek amacıyla vakit geçirmeden bir PCR testinden geçmelerinde fayda var.

BİR ÖNERİ
VAGUS’A YOL AÇIN

Özellikle son salgın rakamları hepimizi gerdi ve endişelendirdi. Netice mi? Netice malum: Salgının başındaki o müthiş stres girdabına yeniden girdik. Uykularımız kaçmaya, midelerimiz kasılmaya, ağızlarımız kurumaya, boyunlarımız terlemeye, kalplerimiz daha hızlı çarpmaya başladı. Özetle, MÜTHİŞ BİR RAHATLAMA İHTİYACI İÇİNDEYİZ. “Peki, nasıl olacak bu iş hocam?” diyorsanız, “rahatlamak için hap, çöp, toz, damla, şurup arayışı içerisindeyseniz” size basit bir önerim var. Vagus’unuzu devreye sokun! Öneriyi gerçekleştirmek için 2 numaralı kutuya geçebilirsiniz.

BİR TEST
NEFES MEDİTASYONU YAPIN

Kimdir nedir, neyin nesidir, in midir cin midir bu vagus? Açıklayayım: Vagus, beyin sapınızdan başlayıp kuyruk sokumunuza kadar uzanan muazzam bir sinirdir. Akciğerlerinizden kalbinize, bağırsaklarınızdan midenize, bütün iç organlarınızın daha da önemlisi ruhsal yaşamınızın “orkestra şefleri”nden biri, hatta birincisidir. Peki, vagus siniri nasıl devreye sokulur? Nasıl uyarılır? Uygulamayı öğrenmek için 3 numaralı kutuya geçin.

ŞİMDİ DENEYİN
VAGUS’U ÇALIŞTIRMAK İÇİN...

Rahat bir yere oturun. Hatta mümkünse sırt üstü yere uzanıp çevreniz ile ilişkinizi minimuma indirmeye çalışın. Sonra diyafram kasınızı kullanacak şekilde (diyafram kası akciğer ile karın boşluğunu ayıran ve soluk alıp vermelerle aşağı yukarı hareket eden muazzam bir güç kaynağıdır) yavaşça 5’e kadar sayarak derin bir nefes alıp 1 saniye kadar o nefesi içinizde tutun. Sonra yine 5’e kadar sayarak nefesinizi yavaşça bırakın. Bu deneyi her defasında ortalama 5 kez tekrarlayın. Günde 3-4 tekrar yeterli olacaktır. TEBRİKLER!

Diyafram egzersizi” de diyebileceğimiz bu basit çalışma sayesinde vagus sinirinizi aktive ettiniz. Vagus’un aktivasyonu “parasempatik sinir sistemi”nin devreye girmesi anlamına geliyor. İşte tam da bu noktada “anti-stres sisteminiz” sizi rahatlatmaya başlıyor: Kandaki kortizol ve diğer stres hormonlarının seviyesi süratle düşmeye başlıyor. Netice mi? Kalp hızınız yavaşlıyor. Kan basıncınız düşüyor. İçiniz ferahlıyor. Gerginliğiniz minimuma iniyor. Vücut ısınız dengeleniyor. Enerji metabolizmanız iyileşiyor. Gerginliğiniz ve kaygınız törpüleniyor.