Özel olarak kurgulanmış bir dava

featured

Dr. E. Kur. Alb. İsrafil Aydın yazdı

Türkiye’de 28 Şubat ile ifade edilen bir dönem; 1994-1997 sürecinde yaşanılan siyasal, sosyal ve ekonomik olayları içermektedir. Ancak suni bir mağduriyet algısı ve sömürüsü üzerinden ekonomik ve siyasal olaylar genellikle geri plana itilmektedir.  Örneğin o dönemde bankaların içinin boşaltıldığı, ülke ekonomisinin 380 milyar dolar kayıba uğratıldığı iddiası, bugüne kadar ne TBMM’nin ne hukukun ne de bilim dünyasının tarafsız ve akademik araştırma konusu olmamıştır.

Her iktidar mücadelesinde birileri elbette mağdur olmaktadırlar. 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın 12 Eylül’ün mağdurları gibi. Bu ülkede en ağır mağduriyetleri ve en ağır insan hakları ihlallerini, solcular, aleviler; canları, bedenleri ve hafızalarındaki derin travmalarla yaşamalarına rağmen mağduriyetlerini bitmeyen bir sömürüye, dinmeyen bir nefrete, tatmin olmayan bir kine ve intikama dönüştürmemişlerdir.

28 Şubat döneminde de, elbette maksadını aşan ve kısa yoldan makam ve statü elde etme peşinde olan kamu görevlilerinin yanlış uygulamaları yüzünden ciddi ve onarılması mümkün olmayan mağduriyetler yaşanmıştır.  Tıpkı bugünlerde olduğu gibi…

Fakat gerçek mağduriyete uğrayanlar, “acıyı bal eyleyerek” bunu bir nefis ve intikam davasına dönüştürmeden, siyonizmin ve emperyalizmin; sürekli bu Milletin insanlarını birbirine kırdırma projesine araç olmadan sükunetle ve adalet, hakkaniyet ve hukuk içerisinde 2012 yılında başlayan ve halen devam etmekte olan 28 Şubat davası, hukuka ve kanuna uygun olarak açılmış, yargılamaları yapılmış ve de adil olarak hüküm kurulmuş bir hukuk davası değildir.

28 Şubat davası, özel olarak kurgulanmış bir siyasi proje ve bir kumpas davasıdır.

28 Şubat davası 100 yıllık bitmeyen bir sömürünün, dinmeyen bir nefretin, tatmin olmayan bir kinin ve intikamın öç alma davasıdır.

Bu nedenle de 12 Eylül darbe davası, sırf 28 Şubat davasınının önünü açmak üzere açılmıştır. Çünkü asıl amaç, 28 Şubat davasını açabilmenin hukuki ve pisikolojik alt yapısını ve kamuoyunu oluşturmaktır.

28 Şubat kumpas davasının özel olarak kurgulanmış bir proje davası olmasının somut emarelerine gelecek olursak:

1)Davanın açılması için Rahmetli Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın vefatı özellikle beklenmiştir,

2) Erbakan ailesinden hiçbir kimse davaya bir şekilde katılmamış ve müdahil olmamıştır,

3) Yine 54. Hükümetin Bakanlarından da hiç bir kimse davaya mağdur, müşteki sıfatı ile katılmamıştır (Başbakan Yrd. Sn.Tansu Çiller ise, eski savcı Fetullahçı terör örgütü üyesi M.B tarafından sözde sahte deliller arasında yer alan “el yazısı ile yazılmış ancak söz konusu el yazısının 103 sanıktan hiç birine ait olmadığı mahkeme tarafından yaptırılan el yazısı incelemesi sonucu ispatlanmış bir kurgu üzerinden” ikna edilerek davaya katılımı sağlanmıştır. Sn. Tansu Çiller’in savcılık ifadesinden çıktıktan sonra basın mensuplarına vermiş olduğu açıklamada bu yönlendirme çok açık ve bariz olarak görülmektedir),

4) Müşteki, mağdur dilekçelerinin hazırlanışı, şablonu, içeriği ve de taleplerin tek tip ve aynı/benzer olmaları,

5) Bazı şikayetçiler tarafından devlete ait devlet sırrı niteliğindeki çok gizli belgelerin 15 yıl süre ile saklanarak 2012 yılında savcılığa teslim edilmesi, ki bu husus, ceza kanununa göre suç teşkil etmekte olup, Fetullahçı terör örgütü üyesi eski savcılar tarafından soruşturma açılmamış ve bu bilgilere nasıl ulaştığı dahi sorgulanmamıştır,

6) Fetö terör örgütü üyeleri tarafından 2007 yılında oluşturulan sahte CD5’in teknik olarak açıklanamayacak bir şekilde hiçbir bozulma ve hiçbir hasar görmeksizin 5 yıl sonra kimliği meçhul kişiler tarafından Fetullahçı terör örgütü üyesi eski savcılara servis edilmiş olması,

7) Söz konusu Cd’ye de hiç şüphe duyulmaksızın itibar edilmesi ve delil olarak kabul edilip, onun üzerinden hüküm kurulması,

Not. İddianamede, CD5’in Ankara- Yenimahalle’den MNG kargodan gönderildiği ifade ediliyor. Yenimahalle ilçesinde toplam 11 adet MNG kargo şubesi bulunmaktadır. Ancak bugüne kadar hangi şubeden gönderildiği araştırılmıyor ve belirlenemiyor… Çünkü CD’nin sahteliği ve gerçek kaynak çok iyi biliniyor…

8) 2003 yılından itibaren Balyoz, Ergenekon, Hanefi Avcı, Oda TV gibi diğer kumpas davalarda 28 Şubat ile ilgili ele geçirildiği iddia olunan bir takım

belgelerin, 9 yıl süre ile İstanbul Cumhuriyet Savcılığında bekletilerek, 2012 yılında T.T adlı şahsın CD5’i teslim etmesi ile birlikte Ankara C. Savcılığına gönderilmesi,

9) Kumpas davalarında görevlendirilen halen bir kısmı hükümlü bir kısmı firari olan Fetullahçı terör örgütü üyesi bilirkişilerin, CD5 incelemesinde de görevlendirilmeleri,

10) Soruşturmanın gizli yürütülüyor olmasına rağmen, T.T, A.Y, E.K gibi sahte evrak kuryelerinin soruşturma içeriğinden haberdar olup, ellerindeki sahte belgeleri savcılığa yağdırıyor olmaları,

11) Soruşturma açılmadan önce soruşturmaya dahil edilecekler, tutuklu ve tutuksuz yargılanacakların önceden belirlenmiş olma, pazarlıkların yapılmış olması olgularının varlığı ve soruşturma öncesi yapılan bir takım ziyaretlere ait iddialar…

Örneğin aynı sözde sahte belgede ismi yazılı dört kişiden üçü tutuklanırken, dördüncü kişinin ifadesine bile başvurulmaması…

Yine aynı şekilde 17 kişilik bir listede veya bir şekilde bir yerde ismi geçen kişilerin ifadesi alınmasına rağmen bu kişilerden bazılarının ifadesi ne iddianame de ne de eklerde yer almaksızın ve de tuhaf, anlaşılmaz bir şekilde soruşturmanın kapsamı dışında bırakılmaları gibi…

Yine bazı sanıkların BÇG’de görevlendirildiğine dair belgeler, şahsın kendi ifadesi, görevlendiren amirinin sözlü, yazılı beyanı, birlikte çalıştığı kişilerin tanıklığı olmasına rağmen, esas

hakkında mütaalada; bu kişiler için beraat istenirken, uzaktan yakından ilgisi, dahli ve her türlü şüpheden uzak hakkında tek bir delil olmayan bazı kişiler için de ısrarla kanuna ve hukuka aykırı olarak ceza istenmesi; bu davanın nasıl bir siyasi dava olduğunu açıkça göstermektedir….

12) Nöbetçi mahkeme üyelerinin ve özgürlük hakimlerinin önceden belirlenmiş olmaları; bu kişilerin hepsinin fetö terör örgütü üyeliğinden ihraç edilip bir kısmının hüküm alması bir kısmının ise firari durumda olması,

13) 2012 yılında soruşutrmanın hemen öncesinde Sincan F1 Tipi cezaevi müdürünün değiştirilmesi, kişilerin ifadelerine başvurulmaksızın önceden belirlenen tutuklanacak kişi sayısına göre koğuşların hazırlanması, bir takım mahkumların farklı cezaevlerine nakledilmeleri,

14) 28 Şubat davasının sivil ayağı ile ilgili olarak 2015 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturmanın halen sonuçlandırılmayıp, açık tutuluyor olması gibi…

Eğer 28 Şubat Kumpas Davası sürecinde aşağıda belirtilen ve defaten sunulup, defaten ve de ısrarla reddedilen talepler, 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adil yargılanma hakkı çerçevesinde yerine getirilse ve İstinaf Mahkemesi ile Yargıtay tarafından da dikkate alınsa idi acaba sonuç nasıl olurdu?

28 Şubat kumpas DAVASINI KURGULAYAN VE SAHTE DELİLLERİ HAZIRLAYAN Fetullahçı terör örgütü üyelerinin ortaya çıkarılması için,

a) Sahte CD5’in MNG kargo ile gönderildiğine dair kargo bilgileri ve kamera görüntüleri MNG kargo şirketinden temin edilseydi,

b)  Adli emanete teslim edildiği ileri sürülen MNG kargo poşeti adli emanette bulunsaydı, adli emanetten kaybolması hususu araştırılsaydı,

c) Sahte CD5 üzerindeki parmak izleri tespit ettirilseydi,

d) Sahte CD5’i gönderen, A.Y adlı şahsın göndermiş olduğu kargo içinden çıkan imzasız mektup üzerindeki parmak izleri tespit ettirilseydi,

e) Sahte CD5 ve sahte delilleri dosyaya sokan; T.T, F.S, H.A, Z.Ö, M.B, K.Ç, Ü.T,

Y.K, C.Y, A.Y, E.K, R.B, H.A, ve M.K’nin telefon ve bilgisayar haberleşme trafik

kayıtları ortaya çıkartılsaydı,

f) Soruşturma öncesi ve sürecinde M.B ve M.K. arasındaki görüşmelere ait sinyal tespit talepleri ile M.B’nin yaptığı görüşmelere ait ziyaret tutanakları ve  sinyal tespitleri yapılsaydı,

g) Sahte CD5 ile ilgili Genelkurmay Başkanlığında devam eden ve adli yargıya devredilen soruşturma sonuçları beklendikten sonra hüküm verilseydi,

h) Mahkemenin delil olarak kabul ettiği sahte delillere ait dijital KALINTILARININ BULUNMASI İÇİN Genelkurmay Başkanlığı bilgisayar sistemlerinde KÖK ARAŞTIRILMASI YAPILSAYDI,

ı) Sahte, fotokopi ve tıpkı çekim delillerin ORİJİNAL ÇIKTILARI BULUNSAYDI, (Malumlarınız üzere Deniz Feneri Davasında Almanya Orijinal Belgeleri göndermediği için İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi tüm sanıklar hakkında beraat kararı vermiştir).

j) Sahte dijital delillerin TSK yazışma kurallarına uygunluk açısından BİLİRKİŞİ MÜTAALASI ALINSAYDI,

k) Sahte CD5’in HASH DEĞERLERİNİN VE BUNA AİT TUTANAKLARI BULUNSAYDI,

l) 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından atanan ODTÜ BİLİRKİŞİ HEYETİ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞ OLAN CD5 HAKKINDAKİ RAPOR, HUZURDA BİLİRKİŞİ HEYETİDE BULUNACAK ŞEKİLDE TARTIŞILSAYDI,

m) 4 Şubat 1997 günü tankların Sincan’da yürütülmesinde görev alan Alay, Tabur, Bölük ve Takım komutanlarının mahkeme huzurunda tanıklıklarına başvurulmuş olsaydı,

n) Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in tanıklığına başvurulsaydı,

o) CD5 ve diğer sahte delilleri Fetö terör örgütü üyesi M.B ye teslim eden T.T ve bu Cd’yi kargodan teslim alan hastane sekreteri ile aynı örgüt üyesi Gnkur. Adli Müşaviri mahkemede dinlenseydi,

ö) T.T. adlı şahısın tanıklığı 2 yıl süresince engellenmeseydi ve ifadesi SEGBİS yerine huzurda alınsaydı acaba hüküm nasıl kurulurdu.

 

Özel olarak kurgulanmış bir dava

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 2 ay önce

    Evet Emperyalizm! Milletin insanlarını birbirine kırdırma projesi…..

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!