CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yaptığı “mal varlığını açıkla” çağrısının cevapsız kalmasının ardından CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Özel’in konuştuğu kürsünün her iki tarafında da “Turpun küçüğü” yazılı arka plan görseli yer aldı.
Anka’nın aktardığına göre Özel, şunları kaydetti:
“Bugün sizlerin bir süredir merakla beklediği, birilerinin de korkuyla beklediği bir dosyayı açıklamak; yargıdaki çeteleşmenin ve bu çeteleşmenin getirdiği zenginleşmenin öyküsünü hem detaylarıyla hem somut kanıtlarıyla milletimizle paylaşmak üzere karşınızdayız. Bu ülke demokrasi tarihi boyunca çok darbeler gördü. Milletin iradesine yapılan her darbe demokrasimizi zayıflattı, halkımızı fakirleştirdi. Ancak birileri bu süreçlerden kısa süreli olarak karlı çıktılar, onları kendilerine kar saydılar. Ama tarih darbecileri değil, darbenin mağdurlarını haklı gördü, haklı çıkardı. Her darbede, her kumpasta aparatlar, maşalar hep oldu. Sonrasında da darbeciler tarafından kısa ve orta vadede ödüllendirildiler; uzun vadede milletin vicdanında mahkûm oldular, mahkum edildiler. Sonuçta bu süreçlerden kaybeden milletimiz oldu, ülkemiz oldu, devletimizin yurt dışındaki imajı oldu.
‘TRT, 47 YIL SONRA BÜYÜK BİR SÜRPRİZLE KARŞI KARŞIYAYDI…’
Bugün anlatacağım öykü; 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinde tutulan silahın şimdi nasıl yargı tokmağına, kamuflajların üzerlerine hasbelkader geçirilmiş cübbelere nasıl dönüştüğünün, bir darbenin tankla, topla değil; cübbeyle ve tokmakla nasıl geleceğinin ispatıdır. Bu hikayenin iyi tarafı Kasım 2023’te başladı. Hiç kimse hayal etmezken, hesaba katmazken; daha birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkmış olan bir parti, 100 yıl önceki pratiğiyle, geleneğiyle, kuruluş kodlarıyla düştüğü yerden ayağa kalktı, mücadele etmeye karar verdi. Özeleştiri yaptı ve bu özeleştirisi millet tarafından takdir gördü. Döndü millet, Atatürk’ün kurduğu partiye cumhuriyetin 100’üncü yılında büyük bir yenilgi elde etmişken ‘bakalım şimdi ne yapacak’ dedi ve bir kredi verdi. Değişime, gençlere, kadınlara, her yaştan gençlere bir kredi verdi. Bunun sonunda sadece 4 ay sonra girilen ilk seçimlerde, 21 yıllık ‘iktidar hiç yenilmiyoruz, yenilmeyeceğiz’ diyen, kazandıklarıyla övünen, hiçbir zaman yenilmeyeceği konusunda kamuoyuna algı yaratan bir iktidar ilk kez yenildi. 47 yıl sonra Cumhuriyet’in kurucu partisi birinci partiydi. Seçim akşamı 47 yıl sonra milletin paralarıyla, verdiği vergilerle ödediği bandrolle yayın yapan, seçimden önce 100 saatin 99’unu iktidara, birini Cumhuriyet Halk Partisi’ne ayıran kamu yayıncılığıyla mükellef TRT, 47 yıl sonra büyük bir sürprizle karşı karşıyaydı ve 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi TRT ekranlarında dahi birinci partiydi; çünkü milletin gönlünde birinci partiydi.
‘BUGÜN DUYDUKLARI KARŞISINDA NE YAPACAKLARINI ÇOK MERAK EDİYORUM’
Sayın Erdoğan’ın veciz bir şekilde, kendi açısından talihsiz bir şekilde prompterdan kopup da geçtiğimiz hafta söylediği ‘bu gidişi engelleyemezsin’ dediği o gidiş artık başlamıştı ve durmayacaktı. Kendisi bizimle siyasi rekabet edemeyeceğini anlamıştı. Kazanmak, devlet gücüyle kazanmak; karşısındakini kaybetmeye mahkum görmek kolaydı ve bu sefer kendisini yenenlerle normal yollarla mücadele edecek takati kalmamıştı. Ne kendinde ne partisinin ana kademesinde ne kadın ve gençlik kollarında bu konuda bir enerji görmüyor, bir ümit duymuyordu. Meclis’te oluşturduğu parlamento grubunun da aslında kendisini seçim kazanıp onların da sadece sandalyeleri doldurdukları, ne dediyse onları yapacakları, aksini yapanların cezalandırıldığı bir grup olduğunu çok iyi bilen birisi olduğunu düşünüyordu. Ben bugün o grubun bu duyduklarını hazmedip hazmedemeyeceğini merak ediyorum. Ben bugün 22. dönem grubunun, partinin ‘erdemliler hareketi’ diye yola çıkan kurucularının bugün duydukları karşısında ne yapacaklarını gerçekten çok merak ediyorum. O yüzden de onları bu toplantıyı izlemeye, bu toplantıyı takip etmeye özel olarak davet ettim. Ve hiçbir kademesine güvenmeyen Erdoğan, siyasete müdahale etsin diye daha önce görülmemiş bir şey yaptı ve ‘AK Parti yargı kollarını’ kurdu ve göreve getirdi.
‘ERDOĞAN ZEKERİYA ÖZ GİBİ BİR PROFİL BULMAKTA ZORLANMADI’
Bunun için ona yıllar önce bu ülkenin askerlerine, aydınlarına, siyasetçilerine karşı kullandığı Zekeriya Öz gibi bir profil lazımdı. Onu bulmakta zorlanmadı. Daha öncesinde hâkimken mahkeme mahkeme gezdirip adaleti katlettirdi; sonrasında da çünkü iyi kararlar vermedi, yükselebilmesi için meslekte liyakatle önünü kendi kendilerine tıkadılar. Liyakat esasına göre bir terfiyi beklese bir şey olmayacak, aklı fikri siyasette olan birisini ilk önce mahkeme mahkeme gezdirdi ve adaleti katlettirdiği birisini siyasete almıştı. Onun da aklı siyasetteydi, bakan yardımcısı yapmıştı. Bu sefer hakim olarak değil de savcı olarak iddia etmek üzere, kanıt toplamak üzere, maalesef olmayanı yaratmak üzere, verilmeyen ifadeyi benzetmek üzere bir gözü dönmüşe ihtiyaç bulunca elde başkası yoktu. Siyasi bir makamdan, kendisinin bakan yardımcılığı siyasidir diye Türkiye’ye tanıttığı o makamdan alıp da İstanbul’a Cumhuriyet Başsavcısı yaptı. Bu görevlendirmeyi yaptı. Yargı kolları kurulmadan önce bu millet adalet sisteminden memnun değildi. Mahkemeler plazalardaki avukat bürolarında görülüyor diye konuşuluyordu. Mahkeme sonuçları için verilen ücretler dilden dile yayılıyordu; yani FETÖ borsaları falan vardı. Bu konuda birileri ‘FETÖ borsası var’ diyor, birileri de ‘aman ha, bakalım bakalım, olmasın’ diyordu. Ama bu sefer çeteleşme yargının en tepesine sirayet etti. AK Parti bütün varlığını ve ikbalini bir çeteye teslim etti. Ardından AK Parti yargı kolları ‘AK Toroslar Çetesine’ dönüştü. Kendi kendine yaşanarak bu çetenin üyeleri, 90’larda ölüm arabası olarak anılan faili meçhul cinayetlerin simgesi beyaz Torosları muhaliflere gösterecek cesarete kavuştular. Hem de Erdoğan’ın ‘beyaz Torosları biz tarihe gömdük’ dediği gün beyaz Toros paylaşımı yapacak kadar kendilerinden emin, pervasız ve karşı tarafa karşı o kadar da acımasızlardı.
‘AK PARTİ YARGI KOLLARINDAN DOĞAN ÇETE DARBE PLANINI ADIM ADIM İŞLETTİ’
AK Parti yargı kollarından doğan bu çete, verilen siyasi talimatlara uygun olarak bir darbe planını adım adım işletti. Önce 30 Ekim’de Esenyurt’un seçilmiş belediye başkanını alıp Türkiye’nin en büyük ilçesine kayyum atadılar; burada terör ilişkisi var diye. Ardından Beşiktaş operasyonları… En sonunda ise 19 Mart 2025’te bu ülkeye bir sivil darbeyi yaşattılar. Devletin 35 yıl önce ilanla davet ettiği, 31 yıl önce de diploma verdiği bir öğrenci cumhurbaşkanlığına aday olacak diye o diplomayı iptal etmek için devletin kendisini, mührünü, belgesini, imzasını inkar ettiler. O öğrenci ile birlikte, örneğin ülkenin en prestijli vakıf üniversitelerinden birindeki işletme anabilim dalı başkanının diplomasını iptal edip, lise mezunu yapmayı dahi göze aldılar. Yüzlerce kişiye uygulanan prosedürü bir kişiye uygulandı diye durdurmak istediler. Üniversiteye dünya kadar yazı yazdılar, yapmayınca tehdit ettiler, dekanları istifa ettirdiler. İşi diploma vermek olan fakülteye bu işi yaptıramayınca, duvar boyatmak, ring seferi planlamak olan üniversitenin yönetim kuruluna bir iftar sofrası saatinde diplomayı iptal ettirdiler.
‘BU DARBENİN BİLDİRİSİ DE TRT’DE OKUNDU’
Aynı saatlerde bir yandan terör soruşturması yürüyordu. O iftarın ertesi sabahı sahurda; bir dosya terörden, bir savcı terörden, bir başkası rüşvetten, bir başkası ihaleye fesattan harekete geçip tesadüfen kendi kendilerine büyük bir operasyona giriştiler. Bir gece önce diploma iptali yapan üniversitenin yönetim kurulu ile onun ipini elinde tutanlarla, terör mahkemesinin ya da yolsuzluk mahkemesinin iplerini elinde tutanlar aynı oynatıcılardı. O yüzden son derece senkronize, son derece birbiriyle mütenasip zaman akışı uyumlu ama hukuka, vicdana, insafa aykırı bir düzen oturtulmuştu. Her birisi üzerindeki gizlilik olan soruşturmaların, sonradan ispatı da bulunamayacak iftiraları, sözleri eş zamanlı yandaş medyaya, yandaş basına dağıtılıyor; oradan algı operasyonları köpürtülüyordu.
Her darbenin bir bildirisi okunurdu; bu darbenin de bildirisi TRT’de okundu. ‘560 milyarlık yolsuzluk’ diye TRT söyledi. Şimdi TRT oradan yayın yapıyor, koca canlı yayın aracı var; şöyle bir yayın yapmıyor: ‘560 milyarlık yolsuzluk davası başladı’ demeyerek kendini tekzip ediyor. O gün algı yaratmak için bu yalanı attıklarını, İBB’nin 6 yıllık bütçesinin toplamının bile bu kadar etmediğini, bütçenin çoğunun gittiği maaşların ödenip, vapurların yüzdürülüp, asfaltların döktürülüp suların dağıtılıp, hizmetlerin yapıldıktan sonra bile 56 kuruş iddia edemedikleri için şimdi TRT darbe bildirisinin altında durmuyor; başka yalanlara, başka algı operasyonlarına sarılıyor.
Bu operasyonların yürütücüsü Başsavcı 2005’te Marmara Hukuk’tan mezun olmuş. Önce İzmir sonra Edirne’de aday hakimlik yapmış. 2011’de yükselmeye layık görülüp Kayseri’ye hakim olmuş. 2014’te Burdur, sonra Tekirdağ’a atanmış. 2016’da da İstanbul’da hakim olarak göreve başlamıştı. Akın Gürlek, tesadüflerin değil kuklaların ipini elinde tutanların hiç şaşırmayacağı bir görevlendirilmişliğin görevini yerine getirme kişisidir. Bilirkişi ile çok yakın oldu. Adı Satılmış Büyükcanayakın. Meğersem oralarda pilot uygulama yapıyor, Akın Bey ile antreman yapıyor ve birlikte çalışıyorlarmış. Yolları Akın Gürlek İstanbul’a gelince kesişti. İşte o başka bilirkişilerin herhangi bir suç yok diye rapor verdiği, itiraz edilen bilirkişinin suç yok dediği yerde Ahmet Özer’e doğrudan ilişkisi olmadığı halde sorumluluğu değerlendirilmekte deyip altlık yapmış kişidir.
‘NEREDE BİR AYM KARARINA DİRENİLİYORSA ARKASINDA AKIN GÜRLEK VAR’
Belli bir yere gelirken eğri oturup doğru konuşacağız. AKP’li birçok hukukçu izliyor bu toplantıyı. Bir yerde cumhuriyet başsavcısı olmak şartları var. Bakın, Türkiye’de aranıp bulunamayan hakimin ve başsavcının performansına bakın! Selahattin Demirtaş’a hapis cezası veren ki uğradığı haksızlığı Sayın Devlet bahçeli de ifade ediyor. Ceza veren o idi. Verdiği ceza önce AYM ve sonra AİHM tarafından bozuldu. Sırrı Süreyya Önder’e ceza verdi, AYM’den bozuldu ve serbest kaldı. Sırrı Süreyya anlattı bana. Bu Akın’ı benden iyi tanımazsın dedi. Sırrı Süreyya Önder’in yattığı hapse haksızdı diyen kalmadığı gibi benzer bir göreve yine davet edildi. Onu hapiste yatan kararı Akın Gürlek verdi ve AYM bozdu. Selçuk Kozağaçlı’nın, Sözcü gazetecilerine ceza veren Akın Gürlek’ti. Nerede bir AYM kararına direniliyorsa arkasında Akın Gürlek var. Sırrı Süreyya Önder kararı Anayasa Mahkemesinde 15’te 15’le bozuldu. Hiçbirini ne Deniz Baykal ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Özgür Özel atamadı o Anayasa Mahkemesi üyelerinin. Tamamı AK Parti döneminde Sayın Gül ve Sayın Erdoğan tarafından atlanmış üyelerin 15’te 15 hak ihlali dediği bir kararı düşünün.
Adalet bakan yardımcılığı dinlendirme ve daha sonrası için cesaretlendirme yeriydi. Kanun diyor ki bir hakim, savcı siyasete girerse mesleğe geri dönemez. Bu şartlar altında başsavcı olarak atandı. Tek beklenti CHP ve İmamoğlu’nun yürüyüşünü kesecek operasyonlar yapmasıydı. Sabahın köründe koçbaşı ile kapı kırmalar, kapıyı atan kadını ittirip yatak odasından kocasını sadece canlı bombalara uygulanan prosedürle almalar, yetkisi olmayan illere yapılan operasyonlar….
AKIN GÜRLEK’İN MAL VARLIĞI
Şimdi, toplantının en heyecanlı yerine geldik. Tüm bu hukuksuzlukları yapan, kanunu çiğneyen, haksız kazançlar elde eden bu kişinin bir de taşınmaz serveti var. Kendisine söyledim. Mal varlığını açıkla, yoksa ben açıklarım dedim. Verdiğim süre doldu, hala mal beyanı ortada yok. O yüzden iş başa düştü.
Akın Bey, bugüne kadar 230 ay, yani 19 yıl devletten maaş aldı. Aldığı en yüksek maaştan hesapladığınızda bile 19 yıl boyunca aldığı maaşın toplamı 45 milyon lira ediyor. Yani 19 yıl yemese içmese tüm parası 45 milyon lira. Ama mal varlığı öyle mi? Bugün sadece taşınmazlarını söyleyeceğim.
1 Haziran 2012’den, 8 Eylül 2025 tarihine kadar olan taşınmaz alım satım bilgilerini, örnek görsel tasarımlarıyla açıklıyorum.
-TAPU 1: İstanbul Kartal Esentepe’yle perdeyi açıyoruz. Avrupa Konutları projesinden 10.661 ada, 551 parselde 1 daire. Emsal konutun ortalama değeri 26 milyon 250 bin lira. Akın Gürlek burayı çok sevmiş ki aynı siteden bir daire daha almış.
-TAPU 2: Emsal konutların ortalama değeri 26 milyon 250 bin lira. 2 konutunun ortalama değeri 52 milyon 500 bin lira. Yani Akın Gürlek, 19 yıl boyunca aldığı maaşları hiç harcamasa, üstüne 7,5 milyon lira kredi çekerek bu iki daireyi alabiliyor. Ama bununla bitmiyor.
-TAPU 3: İstanbul Beykoz, Çavuşbaşı Mesa Orman’da villa. Dedeoğlu mevkiindeki projenin parsel numarası 10, paftası 3. Havuzu var, orman manzarası var. Ortalama değeri 85 milyon lira. Bitti mi? Hayır.
-TAPU 4: Avcılar Firüzköy’de 648 ada, 5 parseldeki Ispartakule Bizim Evler projesi. Ortalama fiyatı 15,5 milyon lira.
-TAPU 5: Tuzla Merkez’de 7.579 ada, 1 parselde Tuzla Marin City 2. Etap’taki dairesi. 1. Etapta emsali konutların ortalama değeri 10 milyon lira. Akın Gürlek, Ankara’dayken de boş durmamış.
-TAPU 6: Ankara Çankaya’da, 26.054 ada, 42 parselde, Park Joven Sitesi’nde ev almış. 360 derece Ankara manzaralı. Ortalama değeri 35,5 milyon lira. Ankara’da bir tapu daha.
-TAPU 7: Çankaya Lodumlu – Beytepe Mahallesi, VIP Tower Beytepe projesi, 28.958 ada, 1 parselde daire. Ortalama konut değeri 25 milyon lira. Ankara’da bir başka tapu
-TAPU 8: Çankaya Lodumlu – Beytepe’de, Mahall Ankara’da, 29.369 ada, 3 parselde daire. Mahall Ankara’dan almış. Ortalama değeri 17,5 milyon lira. Ankara’da bir tapu daha var
-TAPU 9: Çankaya Lodumlu – Beytepe’de, Mira Rezidans’ta, 28.559 ada, 1 parselde daire. Ortalama değeri 23 milyon lira. İstanbul’da 5, Ankara’da 4 taşınmaz mülk yeterli mi? Hayır, sırada İzmir var.
-TAPU 10: İzmir Konak, Halkapınar’da 8.505 ada, 1 parseldeki Mahall Bomonti İzmir’den 1 daire almış.
Emsal daire değeri 27 milyon lira.
-TAPU 11: Aynı projeden bir daire daha almış. Ortalama değeri 27 milyon lira. İzmir’deki 2 daire fiyatı toplamda 54 milyon lira. Üç büyük kentte toplam 11 taşınmaz tapusu yeterli mi? Hayır.
-TAPU 12: Denizi gören bir de arsa var. Çanakkale Gelibolu’daki Bayır Mahallesi, Değirmenaltı Mevkii’nde, 329 ada, 6 parseldeki 500 metrekare arsayı almış. Emsalleri deniz, boğaz manzaralı” diye satılıyor. Arsanın tahmini değeri 7,5 milyon lira.
AL-SAT YAPILANLAR
Toplam 12 mülk, bakan olmadan üzerine kayıtlı taşınmazlardı. Bir de al-sat yaptığı mülkler var. Esenyurt’ta konut almış, sonra da satmış.
-SATILAN MÜLK 1: Esenyurt Çınar’daki 285 ada, 7 parseldeki N Live Residence projesinden konutu al-sat yapmış. Burada ortalama konut değeri 7 milyon 750 bin lira.
-SATILAN MÜLK 2: Küçükçekmece Halkalı, Tema İstanbul Projesi. 1.461 ada, 1. parsel. Ortalama konut değeri 43,5 milyon lira.
-SATILAN MÜLK 3: Üsküdar Altunizade’deki Acıbadem Konutlarında, 27 ada, 41 parselde daire, satmış. Ortalama değeri 47,5 milyon lira.
-SATILAN MÜLK 4: Ankara Çankaya’da, Lodumlu – Beytepe’de 29.357 ada, 1 parselde Bey Terrace Sitesi’ndeki dairesini satmış. Ortalama 27 milyon 750 bin lira.
‘SUÇ DUYURUMUZUN ARDINDAN BU ALIMDAN VAZGEÇMİŞ’
Kayıtlara geçmeyen ama sözleşmesine kadar düzenlenen ama biz açıkladıktan sonra vazgeçilen bir iş var. Değeri 95,5 milyon lira. Emlak Konut GYO’ya ait Senfoni Etiler projesinde yaklaşık 95,5 milyon liralık bedelli bir taşınmaz için ön protokol yapmış. Ancak suç duyurumuzun ardından bu alımdan vazgeçmiş.
TAŞINMAZLARIN TOPLAM DEĞERİ
11 konut ve 1 arsanın güncel toplam emsallerine göre ortalama değeri 325 milyon 500 bin lira. Alıp satılan 4 konutun işlem tutarı 126 milyon 500 bin lira. Yani mevcut taşınmazlarının ortalama değeri ve satılan mülklerinin toplam ortalama işlem hacmi 452 milyon lira. Bir hakimin, 1. Derece Hakim maaşı alsa bile bu kadar serveti edinmesi için tam 190 yıl, yemeden içmeden çalışması gerekiyor. Ama marifetli Akın Bey bunları 19 yılda yapmış.
“RTÜK’TE TANIYAN BİR KİŞİ VARSA GİDİN BULUN RÖPORTAJ YAPIN’
Muhtaç sorular. Aileden emekli babadan kalan bir miras yok. Bir memur maaşıyla yalnızca taşınmaz olarak bu servet nasıl yapıldı? Satışlardan elde edilen gelirler nerede? Elde edilen ödemeler nereden çekildi? Kime verildi? Mesa’daki ev gibi senet karşılığı alınan konutlar var. Bu senetler nerede düzenlendi? Evler kimin aracılığıyla bulundu? Senet verildi. O senedin parası nereden ödendi? Kanuna göre bakan bir ay içinde mal bildiriminde bulunacaktı. Şu anda mal bildirimi devlete geçen hafta perşembe verilmesi gereken mal bildiriminde bunların hangileri var? Şimdi ben bu sorduğumuz sorulara cevap olacak şeyleri söyleyeyim. Birincisi burada Akın Bey’in eşinin üzerindeki herhangi bir tapu kaydından bahsetmedik. Aileyle eşle uğraşma meselesini konusunu bu konudaki hassasiyetimizi biliyorsunuz. Mehmet Türkoğlu diye bir isim, Osman Dündar Çiftçi diye bir isim, Hayrettin Koç diye bir isim. Bu alışverişlerin tamamının aracıları çantacıları evrak düzenleyenleri, vekalet alanları, alanları satanları. Bu kişiler eğer bu devlette bununla ilgili bir şey yapabilecek biri varsa bu kişilerin üzerindeki taşınmazlar. Devam ediyorum. Radyo Televizyon Üst Kurulu halihazırda şu an bugün RTÜK’te daire başkan yardımcısı Selim Bozkurt. Resmi görevde. Hiç gören yok RTÜK’te. Akın Bey rica etmiş. Geçmişte daire başkan yardımcılığı eğitimi o kadarına müsait. Görevine gelmiş. Maaşını çekiyor. RTÜK’te tanıyan bir kişi varsa gidin bulun röportaj yapın arkadaşlar. Hemen davet etsin odasında çay için. Çaycıya sorun. Emekli polis görevi emekli polis Selim Bozkurt’un RTÜK’te daire başkan yardımcısı baba yiğidin birisi mal varlığına baksın. Baba yiğidin birisi emekli polis RTÜK’te daire başkan olup oraya adımını atmayan kişinin üzerindeki alınan satılan tapuya girilecek ID’ler çıkacak. Geç ne almış ne satmış? Ankara’da ve İstanbul’daki avukatlık ofislerinde gidilip de tutukluların yakınlarıyla, avukatlarla birtakım ilişkiler konuşmalar buradaki isimlerin tamamı ve devamı hepsi. Şimdi buradan Devlet Bey diyor ya; Özgür Bey diyor. Akın Bey eskiden savcıydı sen ona soru soramazdın. Sen milletvekillerin sorun soru cevaplasın. Ben Sayın Bahçeli’nin tavsiyesine uyarak şunu söylüyorum. Akın Bey bir basın toplantısı yapın. Örneğin ben düzenli olarak mal bildirimi veriyorum. Benim ve eşimin, birini geçen sene devrettik eşimin kini. İki eczanemiz vardı. Biri 28 yıl biri 26 yıl çalıştı. Arasokakta biri 30 m², 35 m², biri 80 90 m², 100 m². Arasokakta birer dükkan edindik. Manisa’da bir evimiz var. Ankara’da bir evimiz var. İstanbul’da bir ev var. İki tane de mütevazi araba var. Bunları alırkenki bütün paralar 1999’un Eylül’ünden beri benim Halk Vakıf Bank’a yatan Bağkur parası, Halk Bank’a yatan SSK parası ve hesaplarımı ortak tuttuğum adı Eczane kodlu İş Bankası hesabımda ne para geldiyse bu hesaplara geldi. Ne aldıysam bu hesaplardan ödedim. Şimdi sizin hesabınızın maaşınızın yattığı hesaplar belli.
AKP VE MHP’LİLERE SESLENDİ: ‘BU MU SİZİN DÜZENİNİZ’
O hesaplara ne paralar geldiği belli. Buralara ne paralar ödendiği belli. Bu milletin karşısına bir siyasetçi olarak çıkıp mal varlığınızı her birini nasıl edindiğinizi İstanbul’dakilerin tamamında ID numaraları var. Ankara’dakilerde de ada parsel bilmem ne tamamı var. Girildiğinde ID numarasından çıkar. Teker teker teker ortada. Teker teker teker bunları ispatlamanız lazım. Neyini ispatlayacaksın? Buradan bütün namuslu, çalışkan, dürüst kimsenin elindekine yan gözle bakmayan, adaletten başka bir şey düşünmeyen namuslu hakim ve savcılara yazık değil mi? Ey Erdoğan onların bağlı olduğu HSK’nın başına getirdiğin adam bu. Yazık değil mi? Güya ne olacak? Garanti verilmiş. Ya zaten bunların yaptığı işler normal bir hukuk devletinde yapılır mı? Herhangi bir hakim ve savcıya yaptırabilir misin? Yapmayanlar çil yavrusu gibi Anadolu’ya dağılıyor gördünüz orada. Ne olacak şimdi? Ne olmuş biliyor musunuz? Ne olmuş? En kuvvetli, en kuvvetli ortaklık, suç ortaklığı. Siz yapın. Biz size sahip çıkacağız. En çok ismi geçenler ya bakan yardımcısı olmuşlar ya da İstanbul’da boşalan yerlere onlar gelmiş. Akın Bey bakan olmuş. Seçimle bir Nevşehir milletvekili, dokunulmazlık var. Bunlara dokunulmayacak. Anayasa Mahkemesi kararına uymamaktan tutun bu yapılan her şey, her şey. Bütün darbe girişimleri gibi sen bu ülkede bir parti iktidar olacak F16 vermişler onunla mani olmaya çalışıyor. İktidar indirmeye çalışıyor. Üstüne tank sürmüşün ya da eldeki tokmakla vurmuşsun. Bas bariz darbe girişimidir. Darbe girişimi Türk Ceza Kanunu’na göre Anayasaya karşı işlenen suçtur. Anayasa 14’e göre dokunulmazlık kapsamında değildir. Buradan açıkça söylüyorum. Ben bakan oldum, ben milletvekili olacağım. Akın Öztürk milletvekili olsa ya da firari bir FETÖ’cü darbeye karışan milletvekili olsa gelip milletvekilliği mi yapabilecek? Darbeye karışmış adam. Anayasal düzeni askıya almak suretiyle karşı çıkmış. Siz hangi dokunulmazlığa güveniyorsunuz? Hangi? Darbeye kalkışmışsın sen. Vicdan olan AK Partililere, MHP’lilere sesleniyorum. Sizler onurunuzla çalışan mütevazi belki yoksul hayatlar kuran sürdüren oyu AK Parti’ye, MHP’ye veren memurlara, esnaflara, işçilere sesleniyorum. Bu mu sizin düzeniniz? Siz AK Parti’nin kara düzeni içinde olamazsınız. Bunlardan ayrışmalısınız. Birileri milletin sırtından servet dinliyor. Birileri gidiyorlar şirkete çöküyorlar mallarına koyuyorlar, arkadan avukat yolluyorlar. Şunu yazarsan Ekrem İmamoğlu suç örgütü benden şunu istedi. At imzayı al mallarını geri. Hepsini değil. Bir miktarı da duracak bu tarafta beri. Bunların tamamı ve fazlası polisin üstündekiler, 3 çantacının üstündekiler daha daha daha neler neler neler. Ne için yapılıyor bunların hepsi? Tayyip Bey bir talimat vermiş. Gidin durdurun. İktidar olamasınlar. Bu mu yiğitlik? Bu mu mertlik? Bu mu mücadele? Bugünkü basın toplantısının adı Turpun Küçüğü. Turpun büyüğünü bilmeyen mi var? Kendi söylemedi mi? Turpun büyüğü geliyor diye. Bir turpu biliyorsun büyüğünü biliyorsun, biz de küçüğünü biliyoruz. Bu millet turpun büyüğünü de biliyor. Vallahi etrafınıza bakınca hani yoldan geçen amcaya sorsan turpun tarlası orda diye gösterir sizi.
Tarlası var sizin orada. Turpun büyüğünden bir kör kuruş ispatlayamayanlara al sana iddianame. Ne Tayyip Bey’e ne bugünkü yargı düzenine. Yapılacak ilk seçimlerde millet doğru bir görevlendirmeyi yaptıktan sonra Anayasa Mahkemesine, Yüce Divana. Ben bütün yaz söyledim. Yalan bunlar dedim. O iddianame çıksın yargılamayacaksınız yargılanacaksınız dedim. Yargılanmak değil yargılamak için bu iddianameyi bekliyorum dedim. O iddianameden TGRT yaz boyu konuştuğunuz hangisini şimdi koyabiliyorsunuz önümüze? Hangisini? Ekranınızda onu anlatanlara sorulunca yanılmışım, yanıltılmışım. İnsan bazen yalan atar. Yaz boyunca o çıkacak bu çıkacak diyen sureti CHP’liden görünen maaşla bağlanan iftira attıranların söylediklerinin hangi biri çıktı? Nerede ₺560.000.000? Nerede o 3 harfli tuhaf bir kanala çıkıp da yalan yalan konuşan her tarafta dolaşan kadının 1.200 cep telefonu nerede arkadaşlar? Nerede, nerede? İBB’de arkadaşlarımızın oturduğu odada parkenin altından 2,5 milyon avro çıkmış da kayda girmiş. Hani kayıt? Hani iddianamede? Bütün yaz konuşuldu. Hani Ekrem İmamoğlu’nun lüks araçları?
‘HANGİ KUYULARA GÖMÜLÜ PARALAR’
Hani kasalardan çıkan paralar? Hani kuyulara gömülü paralar? Hiçbiri yok. Üzerimizde de hesabını veremeyeceğimiz bir mal birliği yok. Sorulana da avukatı cevabını verir, arkadaşlar cevabını verir. Suçu olan varsa hesabını verir ama durum ortada. Ekrem İmamoğlu siyasete girdiğinde girdiğinde zengin olan siyaset boyunca yoksullaşmış olan birisidir. Çünkü eski işleri bu yaptığı kamu işi gibi değil çok daha fazla gelir getiren işlerdi. Maaşının çok üzerinde kazıyordu. Siyasete girdiği günden bugüne zenginleştirdiyseniz siz çıkarın. Ben memuriyetle zenginleşeni çıkardım arkadaş. Ben savcılıkta zenginleşeni, hakimlikte zenginleşeni çıkardım. Buzdağının görünebilen yüzünü çıkardım. Başkası üstüne yapılmayan üstümde kalsa bu kadar suyu bu pilav kaldırır denen kısmı çıkardım. Bundan sonra bundan sonra bu Türkiye’deki AK Parti’nin kara düzeni, bu müesses nizam. Öyle bunu bir tane ordan burdan tweet attırarak bilmem ne yaptırarak eskiden ilçe başkanlığı yapmış küfürden ondan bundan partiden uzaklaşmış onlara arının arının diyenlere haberlere çıkarıp CHP’den arınma çağrısı. Bir bütün bir küçük parça ayrılmadan hep beraber koskoca bir örgüt bir arada duruyor ve dünyanın en büyük iftirasına karşı dimdik duruyoruz. Arıncaksanız önce Adalet Bakanlığı’nı arındırın. Arındırın hadi. Tamamı… oluşan bir yapının keselene keselene nasıl yok olduğunu görürsünüz. Sonra çıkıp da kimse kimseye haysiyet cellatlığı yapmayacak. Bundan sonra da söylüyorum. Ha buradan net söylüyorum. Ya bugün bunlar görüldükten sonra o uçakta konuşan arkadaşlar…. bunlar bize yakışmaz diyenler ispatı varsa vallahi bir dakika bu partide durmam diyenler.
Ya konuşacaksınız ya da bu ayıbı paylaşacaksınız. Teker yerden kalkınca dürüstlenmeyle, efelenmeyle, bitmiş görevlerden sonra özeleştirilerle bilmem nelerle olmuyor bu iş. Bugün konuşacaksınız. Benim karşıma çıkın ve böyle bir şey gösterin. Ben Ekrem İmamoğlu’nun görevi boyunca fakirleştiğini de ispatlarım. Her yıl veriyorum Numan Bey’in elinin altında mal bildirimim. İstediğiniz yere kanun çerçevesinde izin gerekiyorsa özel iznimle MASAK’a izin vereceğim dokunulmazlık demeden mal bildirimimi de aldılar ellerinde duruyor. Banka hesap numaramı şifresine kadar veririm hiç uğraşmasınlar. Aldığımız bir kuruşun kayıt dışılığı yoktur. Verdiğimiz bir kuruşun kayıt dışılığı yoktur. Hodri meydan. Ya siyaseti bizim gibi yapacaksınız ya namuslu insanlara kara çalmayacaksınız.
Türkiye’de gazetecilik mesleği tarihi bir eşik ile karşı karşıya arkadaşlar. Bu sorular bu adamlara sorulacak mı sorulmayacak mı? Sorması sizden. Yanıtlamayan yanıtlamaz. Tarih önüne yanıtsız bırakılmış bir soru olarak geçsin sorunuz. Sorabilenlere oradan oraya atılma pahasına teybini uzatabilenlere lafım yok.
Ama bu memlekette yaşayacağız hep beraber. Bu memleketin yarınlarında siyaset yapacağız, görev yapacağız, çocuk büyüteceğiz. Bugün bu sessizliğe susanlar yarın devir değişince düğün davetiyesi falan getirmesinler. Geçen sene 19 Mart’ta bu meydanı görmeyeni biz de görmeyeceğiz dediğimde 50 yerden aslında biz de sizin gibiyiz de ailemiz bilmem ne diye araya adam sokanları bugün bir kez daha bunun haberini yaparken montaj masasının bazına gidip tırnak yiyecek mi yemeyecek mi o hanımefendi göreceğim. TGRT denen yapı. Kendi içinde mesaj var mesaj. Bu nasıl KJ eleştire ne olmuş? Zam yazmış zam. Zam yazmaya tepki gösteriyor kadın ya. Var oldukları yer Epstein belgeleri onun içinden konuşacaklarına gitmişler olmayan yolsuzluğu ona söylettirip buna söylettirip tepiniyor. KJ’de hükümeti eleştiren şey görmeyeceğim değil mi diye WhatsApp’tan ayar veriyor. Hadi konuşun. Hadi çıkın karşımıza. Ölmeyi göze almışız ölmeyi. Değil böyle direnmeyi, mirenmeyi. Ölmeyi göze almışız. Bizim kadar göze alan varsa çıkar karşımıza. Bizim kadar cesareti olan, bizim kadar kendine güvenen, arkadaşına güvenen. Hadi çıksın biri patronum bilmem kim öyle ne güveniyorum namusun kadar desin. Ekrem Başkana güveniyorum namusum kadar. Hadi TGRT’nin ağsından zehsinin eskisinden yenisine çıksın birisi desin güveniyorum namusum kadar. O yüzden bu haysiyet cellatlığının bir sınırı var. Herkes ama herkes önce bir buraya bakacak. Ondan sonra Türkiye’nin geleceği ne olacak ne bitecek ona bakacak. Yerden göğe iftiralarla dolu bir sürecin bir yılını dolduruyoruz. Geçen sene şehit aileleriyle iftardayken diploma iptal oldu. O gün bugün koşturuyoruz. Ben yine yarın şehit aileleriyle iftardayım. Alnım açık, başım dik gözlerinin içine bakacağım. Akşam otobüsün üstüne çıkacağım. Öbür günde mücadelenin ikinci yılının 1. gününü başlatacağım. Bu da Erdoğan’a, Akın Gürlek’e ve onlarla birlikte bir gelecek hayal edenlere dert olsun. Söyleyeceklerim bu kadar arkadaşlar.
İBB DAVASINDA VEKİLLERE GETİRİLEN SINIRLAMAYA TEPKİ
Milletvekiline sınır olmaz, kilit olmaz, bariyer olmaz. Bugün arkadaşlar sabahleyin dünkü o kargaşalar bilmem neler. Arkadaşlara da talimat verdim. Duruşmaya gidilecek girilecek. Olmazsa bayramdan sonraki duruşmaya ben giderim. Bir milletvekili bir duruşmaya nasıl girer, nasıl çıkar o konuyu bir kez daha hatırlatırız.
Meclis başkanımız bu konudaki, sorununun çözümüne yönelik olarak da katkı sağlamış. Teşekkür ederiz kendisine. Geçen hafta da benzer bir şey oldu. Ama şöyle bir şey var. Yani canlı yayından bir korkan var, bir korkmayan var. Millet takdir etsin. Canlı yayını isteyeni bir gizleyecek bir şeyi olabilir mi? Canlı yayından korkan ne için korkuyor? Biz canlı yayın isteyen tarafız. AK Parti canlı yayın istemeyen taraf. MHP isteyen ama oylayamayan taraf.
AK Parti’den bir bilgi geldiği söylendiğinde bunu zaten ben söylüyorum. Arkadaşlar gidin kendi partinize verin niye bana veriyorsunuz? Bu bilgileri elde etmek için benim AK Parti’ye ihtiyacım yok. Bu bilgileri elde etmek için, kendi imkanlarımız, kendi reputasyonlarımız, buna olanak veriyor. Tapudaki bir bilgiye erişmek öyle çok uzun zaman alan bir şey değil. Ama üzüldüğüm, sıkıldığım konu şu. Ya bir yıldır bir mücadele veriyoruz. Gözümüzü bırakın hani budaktan mudaktan, çomaktan hiçbir şeyden sakınmıyoruz. Sonra süre veriyoruz bir hafta süre doldu. Acaba şey mi? Şantaj mı oldu bilmem ne? Ya ne şantajı arkadaşlar? Bize şantaj yapacak adam daha anasının karnından doğmadı. Biz ne şantajlar gördük. Şantajı gördüm ben 6 Nisan günü gördünüz şantajın cevabını. Şantajı gördüm, 21 Eylül’de gördünüz şantajın cevabını. Şantajı gördük Kasım sonunda gördünüz şantajın cevabını. Şantajlara karşı büyüyen, güçlenen hep birlikte mücadele eden bir parti var burada. Yok efendim Butlandan tehdit ediyormuş. Ya Butlandan tehdide çek. Hadi denemesi bedava. Denemesi bedava, Hodri Meydan. Ya Cumhuriyet Halk Partisi büyük partiye tehdit, şantaj bilmem ne biz bunlara teslim olacak olsaydık hiç o kadar şehit vermezdi ki işgal ordularına teslim olurduk.
İşgal ordularına kırmızı halı serenlerin tutunduğu tutumla geldikleri gibi gidecek diyenlerin tutunduğu tutum arasında bir fark vardır. Biz mücadele ederiz, direniriz. Ayrıca da ayrıca da sürekli işte yurt dışındaki bazı FETÖ’cü hesaplardan beslenen, iki tane tık fazla alayım iki bilmem ne yapayım diye muhalif, kişileri heyecanlandıran, üzen, kaygılandıran birtakım dezenformatif kişisel paylaşımlara karşıda herkes dikkatli olsun.
Cumhuriyet Halk Partisi bir lafı yani diyeceksin. Ben sana süre veriyorum. Açıklarsan açıkla sonra açıklamayacaksan. Efendim şey mi oldu? Anlaşma mı oldu bilmem ne mi oldu? Nasıl ben açıklamasam biri açar açıklar zaten. O işin o kısmı gerçekten çok saçma sapan bir kısım. Ama işin içinde güya hem hükümetten nefret eden hem de darbeye geçit vermedik diye onların teknesine su taşımadık diye bizden nefret eden, CHP’nin başında bizim olmamızdan dolayı iktidar değişse de kendileri açısından elverişsiz bir ortam olacağını düşünen birtakım FETÖ’cü hesapların yalan yanlış şişirmelerinin gazına kimse gelmesin.
Akın Gürlek’le ilgili bildiğim gelir hakimken ve savcıyken aldığı gelir. O gelir ortada, edindiği malın, mülkün karşılığı ortada. Bunu o açıklayacak. Biz diyoruz ki bu olmaz ama şunu da söylüyorum. Haklı olarak gazetecilik şüphe mesleği olduğu gibi siyasette bazı şüphelerin dile getirilmesiyle ilgili. Sen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıyken yürüttüğün bir soruşturmada, ikisini bizzat benim tespit edip yakalattığım, onlarcasını duyduğumuz ve mahkemede yavaş yavaş da dökülen ve dökülmekte olan itirafçı beyanlarına, özellikle iş adamlarına, bazı avukatların gidip bir imza ve bir miktar para karşılığında bu işi yaptığı, birtakım avukatlık bürolarının buna aracılık ettikleri söz konusu. Orada ortaya bir enerji mi, para çıkıyorsa o paranın bir kısmı acaba bu malın, mal varlığında mı kendisini vücut olarak bulmuş yani?
‘TURPUN BÜYÜĞÜ BELLİ, TURPUN KÜÇÜĞÜ 1.50’
Bunların açıklanması lazım. Yoksa bana diyecek ki buraya ₺98 milyon ödedim. Kaynağı da budur. Göreyim o kaynağı yani. Öyle bir kaynak gösterilebilir, ispatlanabilir değil. Varsa ortaya dökecek. Eşinin maaşını söylerse onların işte toplamı ₺25-₺30 milyon bir maaş, ömrü boyunca aldığı maaşlar olarak, belki bir daireyi kurtaracak olur ama o zaman eşinin tapu kayıtlarına da bakmak lazım. Buyurun efendim. Sizsiniz. Şurada var. Mikrofon veriyor musunuz? Gidiyor mu yayına? Turpun büyüğü lafını siz kimden duydunuz ilk? Ben de sayın Erdoğan’dan duydum. Turpun büyüğü belli, Turpun küçüğü de 1.50.”


Yuhhh ne yemişler bu memişler..yuh..Adalet Bakanlığı arpalik olmuş..