1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Özgür Özel’den ‘cumhurbaşkanı adayı’ açıklaması: Bugün yeni yürüyüşün ilk günü

Özgür Özel’den ‘cumhurbaşkanı adayı’ açıklaması: Bugün yeni yürüyüşün ilk günü

CHP lideri Özgür Özel, "Bugün yeni yürüyüşün ilk günü" dedi. "Cumhurbaşkanı adayımızı belirlemeye kadar yeni bir sürecin ilk günündeyiz" diyen Özel, "Adayı bir partinin genel başkanı olarak ben değil partinin meclisi olarak seçilmiş organımız değil hepimiz ama sayıları bir milyon 600 bine yaklaşan cesur yürekle birlikte belirleyeceğiz. Ben cumhurbaşkanı adayımı belirlemek istiyorum diyen herkese söylüyorum bugün ilk gün" ifadelerini kullandı.  

featured

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Özel, 2009 yılında AKP’nin hükümet kabinesinde Devlet Bakanı olarak görev alan ve 2020 yılında AKP’den DEVA Partisi’ne geçen ve son olarak DEVA Partisi’nden de istifa ederek CHP’ye katılan Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf’a rozetini taktı.

Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

KARTALKAYA FACİASI: SORUMLULUK TURİZM BAKANLIĞI’NDA

“Acıların içinde her tülü kötülüğün muhattabı ve her an gelebilecek yeni kötü haberlerin arifesinde bu ülkenin direncini kırmak isteyenlere, bizi susturmaya sindirmeye çalışanlara inat CHP, kararlılıkla yürüyor. Yargı tacizlerine karşı dimdik bir duruşu göstermek üzere geçen hafta bu saatlerde grup toplantımızı İstanbul’a taşıyarak bir yeni başlangıca hep birlikte motiveydik. Ancak o sabah yüreğimizi dağlayan önce 3 kayıpla başlayan daha sonra 10 ile devam eden ve sayının 70’e çıktığını öğrendiğimiz süreçte ne katılım ne grup toplantısı ne de yeni bir başlangıcı anlatmayı düşünebilirdik. Grubumuzu uzmanlıklarına göre hızlı bir şekilde Kartalkaya’ya gönderdik. Bizler de hızla Bolu’ya doğru hareket ettik. Rakamın 70’in üzerinde olduğunu biliyorduk ama bilenlere dedik ki ‘Yetkililer açıklasın, spekülasyon olmasın’ 6 saat sonra gerçek rakam açıklandı. Acaba neyi bekliyorlar diyorduk.

Oysaki maalesef hep birlikte öğrendik ki rakam 78, beklediğimiz bir partinin il kongresi. En sert eleştirdiği partinin saflarına katılan birinin rozet partisi. Bir partinin kongresinin bir memleketin yasının önüne geçebildiğini kimimiz kızarak kimimiz ağlayarak öğrendik. Saatler sonra vardığım Kartalkaya’da güneş batarken bir başka otelin içinde göz gözü görmezken bakanlara geçmiş olsun dedik ve bilgi aldık. Millet canıyla uğraşırken, canlarını emanet ettiği karne hediye diye götürdüğü evlatlarının bedenlerini insanlar teslim almaya uğraşırken suçluluk telaşıyla bir bakanın çıkıp yalan ile hedef göstermesini doğru bulmadığımı, acı ve yandın başka hesap sormanın başka olduğunu orada da söyledik. bir telaş vardı. Ellerindeki kiri başkalarına bulaştırmaya çalışanların telaşı vardı. Hakkaniyetli, şeffaf bir soruşturma ile sorumluluların cezalandırmasına taraftık ve hala da tarafız. Bir yandan algı operasyonu yapmaya çalışanlar yangından 36 saat sonra 2007’de AKP tarafından verilen bir belgeyi servis ettiler. Yangına dayanıklıdır, yangın tedbirleri alınmıştır raporunu veren Bolu Belediyesi diye bizim belediyemizi zan altında bırakmak içni servis ettiler. Bu kez cepheden doğru haber versin diye Gazi’nin kurdurduğu AA’yı yangınla alakası olmayan bölgeyi yangının çıktığı bölge ve sorumlusu Bolu Belediyesi diye algı operasyonu yaptılar. Bize kapalı zarf içinde mahcup ifadelerle savunmalar yollayan genel müdürlere şunu söylüyorum: Dünyanın hiçbir yerinde kamu yayıncılığı bir siyasi partinin aparatına dönüştürülemez. Bu ayıbın altında kalırsınız, tekrarlamayın. Gerçek Bolu Belediyesi’nin bir ay önce 9 kriterden sekizini tutturmayan otele uygunluk belgesi vermemesidir. Gerçek alanın milli park olması nedeniyle yangın söndürmenin bile izne tabi olmasıdır. Sorumluluk bizzat Kültür ve Turizm Bakanlığıdır.

‘ADALET BAKANI TELEFONUMU AÇMADI’

Bizlere telefon yağdı. Bilirkişiler ve yakınları dedi ki ‘Raporu hazırladık, teslim almıyorlar.’ Belediyeyi yazmamışsınız, Bolu Belediyesi’ni ilave edin. Bakanlığı çıkarın. Yangının lokantadan çıktığını yazmışsınız; dördüncü kat detayını çıkarın. Biz buna imza atmayız dedik. O raporu aldık ve ilgili sayfalarını sosyal medyada paylaştım. Kendi şahsi onurlarına sahip çıkan 7 bilirkişi imzayı dedikleri gibi atmadığı için el çektiririz dediler. Ardından iki bakanı hızla aradım. İçişleri Bakanı için ‘Malatya’da saha çalışması yapıyor, aradığınızı ileteceğiz’ dediler. Adalet Bakanı her aradığımda açtığı o telefonu açamadı.

Cumhurbaşkanı yardımcısına ulaşıp her şeyi anlattım. Ucu bakana gitti diye durduruyorlar. Suçlu olmayana suç atmaya çalışıyorlar. O bilgiyi cumhurbaşkanı yardımsıcısının bilgisine, insafına emanet ettim. O sırada gördük ki telefonlara çıkmayan bakan rapora korsan demeye kalktı. Yalan diyemiyor, korsan diyor. Yetkilendirilmemiş birisi korsan rapor olur. Öyle mi adalet bakanı? Al sana korsanlar! Adalete karşı korsanlık faaliyeti yürüten Adalet Bakanı’ndan başkası değildir.

‘Bakan Ersoy, Sağlık Bakanı’na istifa ettirdi de bana mı ettirecek? Hani ne oldu Yenidoğan Çetesi?’ diyormuş. Bugün kendisini görevden alırsam yangının benim atadığım bakanın sorumlu olduğunu kabul etmiş olurum. Kabine revizyonunda değiştirelim. Sonra da gazetelerde yangından değiştirildi dersiniz, partinin sırtına yük vurmamış oluruz. Lanet olsun partinizin çıkarına da, sarayınıza da!

’47 YIL SONRA PARTİMİZ 1. PARTİ’

Böyle günlerden geçiyoruz. Herkes tedirginlik yaşıyor. Partimiz, vatandaşları teba olmaktan çıkarıp eşit yurttaşlar haline getiren partidir. Çok partili rejimin uygulayıcısıdır. Bu parti 47 yıl ikinci parti olarak da kalmıştır. AK Parti, 23 yıldır milleti yönetmektedir. 31 Mart 2024 seçimlerinde, 47 yıl sonra partimizi 1. parti, AK Parti’yi de 2. parti yaptı. 7 bölgede belediyesi olan tek partiyiz. Ayıptır söylemesi; Ege Bölgesi’ndeki 9 ilin 9’una da sahibiz.

CHP’nin bu başarısı bizim 1. parti olduğumuzu tastiklerken, ‘gelin Anayasa’yı değiştirelim, İsrail bize saldıracak, Suriye’ye girdim zafere sevin, TRT sen de bunu köpürtmelisin’ dediler. Dün Türkiye’de yapılan tüm anketleri bir bütün olarak değerlendiren ortalamada Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi CHP, yine Türkiye’nin 1. partisi olarak çıktı. Tuzak kuran, silkele diyen, yürüyen işe çomak sokan bir anlayış söz konusudur. Silkelemeye çalıştığı doğalgaz desteğidir, süt desteğidir, yeni doğan paketimizdir. AKP milletin iradesinin yok saydı. Anketlerde hala birinciyiz. Bu saldırılar o yüzden.

‘YENİ BİR CADI AVIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ’

Bu arada yeni bir cadı avıyla karşı karşıyayız. 12 yıl önce daha doğrusu son birkaç ayda köşelerde yazdırılıp, son birkaç haftada toplumun apolitik kesimlerinin bile dikkatini çeken, öyle ya meşhur sanatçılar, onların bir menajeri, sanatçıya ‘bende çalışırsan dizide oynarsın, yetkini bana verirsen’ diye baskılar olmuş. Bunlar varmış.

Bunlar üzerinde bir tartışma başlamış. Herkes oraya bakarken yok ya, ‘ben o işlerle ilgilenmiyorum. Sen 12 yıl önce geziye gittin mi? Sen 12 yıl önce sende çalışanlara ‘hadi geziye gidin’ diye telefon açtın mı’ diye gezi soruşturması başlatmak. Biraz, bir süredir anlattığım bu kötücül aklın sizlerin yan komşularına evlatlarınızın sırada oturan arkadaşlarına bugün fabrika servisinde yan yana giden iki işçiden yanında oturana ya 12 yıl sonra geziye gidenlerden hesap soruyorlar arkadaş.

Demek ki hiç bu işlere girmemek lazım. Ne yapılırsa yapılsın susmak, sinmek lazım. Çıkıp da sokaklara dökülünce 12 yıl sonra bile kapıya gelebiliyorlar hissini yaratmak için yapılan organize bir meselenin hepimiz farkındayız.

‘O GÜN GEZİ’DE OLAN AMA BUGÜN SARAY’A YANLAYAN KİMSEDEN HESAP SORULMUYOR’

Gezi’de kahramanlık hikayeleri anlatan Tamer Karadağlı, DT Müdürü oldu. O gün Gezi’de olan ama bugün Saray’a yanlayan kimseden hesap sorulmuyor. Tamer Karadağlı’ya, Yavuz Bingöl’e kimse hesap sormuyor. Gezi’ye gidenlerin o günkü tavrı değil bugünkü tavrı sorgulanıyor. Bunlar ortada dururken diğer taraftan Gezi’de bulunanlara siz devleti yıkmaya kalktınız diyenlere açıkça hatırlatıyorum; Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Can da Sayın Kavala da hepimizin yerine yatmaktadır. Senin gezicin terörist, benim gezicim milli diyen böyle bir iğrenç akla hesap sorulmayacağını sanan bir kötü ruhla karşı karşıyayız.

BAHÇELİ’YE ’15 TEMMUZ’ YANITI

Bahçeli dün Ekrem Başkan’ıma 4 sayfa yazmış. Dört sayfa. Bugün sayfalarca hakaret, istifa. Ben Bahçeli’nin söylediği, bana söylediği her şeyi yırtıp atarım.

Ama bugün iki şey söylemiş onu tarih önünde cevapsız bırakmam. Bir, 15 Temmuz’dan ders almayanlara sesleniyormuş Sayın Bahçeli.

Yüreğiniz yetiyorsa çıkın sokağa da görelim. Ateşle oynama merakınız nüksettiyse deneyin ve boyunuzun ölçüsünü alalım. 15 Temmuz akşamı ders almayanlara yüreğiniz yetiyorsa yine çıkın sokağa diyor.

Bakın, birazcık utanmak, kurumsal hafıza hiç olmazsa bir ar olur, bu lafları etmez de unutulsun diye tarihe bırakırsın. 15 Temmuz akşamı hatta 16 Temmuz olmuş saat 2. Bu kardeşiniz meclis kürsüsüne çıkıp da millet yeni bir görev varana kadar ana muhalefetiz.

Seçilmiş parlamentonun arkasında, darbecilerin karşısındayız dedikten saatler sonra Bülent Tezcan CNN Türk canlı yayınına arkadaki genel kurul salonundan bağlanıp AK Partili Ayşe Keşir’in telefonundan şimdi demokrasiye sahip çıkmanın tankın üstüne çıkmanın, meydanlara çıkmanın zamanıdır dedikten saatler sonra o kürsüden Tekin Bingöl, Levent Gök her birisi ayrı ayrı sokağa çıkın darbeye karşı direnin dedikten saatler sonra 15 Temmuz’da sokaklarda ‘ders almayanlar çıksın sokağa boyunun ölçüsünü yine alalım’ diyen Bahçeli bakın hangi açıklamayı yaptı.

İnanmayan burada oturan bütün basın emekçilerine söylüyorum. An itibariyle MHP’nin internet sitesinde bu bildiri var. Bakın Devlet Bahçeli ne diyor?

‘Halkın sokağa daveti, Türk askeri ile muhtemel bir çatışma içine girmesi vahim bir tehlike olarak önümüzde durmaktadır.’ Devlet Bahçeli söylüyor: ‘Bilhassa milliyetçi ülkücü hareketin provokasyon ve ajitasyonlara karşı teyakkuzuyla birlikte sokaklara çıkarak iç savaş şartlarına hizmet etmesi düşünülemeyecektir. Hiçbir dava arkadaşım karanlık sürecin tarafı olmayacaktır.’

Ey Sayın Bahçeli! 15 Temmuz akşamı sokaklarda dersinizi verdik diyorsun ya. 15 Temmuz’da FETÖ’ye dersini veren kahramanlara saygıyla önünde eğiliyorum. O iradenin arkasında duran bir tanesi bile darbeci Fettullah’tan medet ummayan, en rahatsız olduğu Erdoğan’a bile darbe yapıldığında demokrasiyi savunan kahraman Cumhuriyet Halk Partililerin yediği yakasına döktüğü senin yediğinden fazladır. Onların yakasına döktüğü senin yediğinden fazladır. Sen mi sokakta hesap sormuştun?

İMAMOĞLU’NUN İFADEYE ÇAĞRILMASI

Ekrem Başkan savcıyı ve ailesini tehdit etmek suçundan soruşturma açıldı. Biz bu söyleneni savcının ailesi üzerinden bir ülkede yaklaşan iktidar değişikliğinden sonrasına teminat diye anlatırken buradan bile kendine ailesini araçsallaştırarak, ailesini kullanarak Ankara’dan kendine verilen adalet katliamı giyotinlik görevini sürdüren buna kendi evlatlarını alet eden bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Ve o konuşmadan dolayı Ekrem Başkan bu cuma günü ifadeye çağrıldı. Buradan ifade etmek isterim ki ifadeye çağrılan Ekrem İmamoğlu değildir. Demokrasi ve adalet isteyen herkes, eşitlik isteyen herkes, demokrasi isteyen herkes. Ekrem İmamoğlu ki partimizin üyesidir.

İfadeye çağrılan Cumhuriyet Halk Partililerin hepsidir. İfadeye çağrılan İstanbul’u bunlara karşı muhafaza edeceğim, İstanbul’un muhafızıyım diye yola çıkıp İstanbul İttifakından oy alan Ekrem İmamoğlu’dur. İfadeye çağrılan İstanbul İttifakıdır. İstanbul’daki sosyal demokratların yanında, muhafazakar demokratlar cuma günü ifadeye çağrılmıştır. Milliyetçi demokratlar cuma günü ifadeye çağrılmıştır.

Kürt demokratlar cuma günü ifadeye çağrılmıştır. İstanbul’un tüm demokratları cuma günü ifadeye çağrılmıştır. Ben cuma günü ifadeye çağrılan herkese yüreğinize sağlık, ayağınıza sağlık. ‘Gidin o ifadeyi verin’ diyorum. Haksızlıkların, adaletsizliklerin bir tek sebebi var. Artık 22 yıldır girdim ve yendim ezberi bozulmuştur. Artık gözlere uyku girmemekte, 31 Mart akşamı unutulmamakta, anketteki memnuniyet ve oradan yükselen umut dalgası birilerini fena halde korkutmaktadır.

Kimden korktuğunu, neden korktuğunu, onu kimin yenebileceğini o da bilmektedir, biz de bilmekteyiz. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi olarak kendinden olmayanı düşman hukuku uygulayan, siyasi rakiplerini yargı eliyle dizayn etmeye çalışan kötü ruha karşı, kötülüğe karşı, kötü akla karşı yoksullarla, işsizlerle, emekçilerle, emeklilerle bilhassa Türkiye’nin gelecekten ümidini kesmiş ama 31 Mart akşamı bir seçim daha beklemeye karar vermiş gençleriyle birlikte bu kötülüğe karşı yeni bir başlangıcı yapmanın zamanı gelmiştir. Bunun için tek tek takip ettiniz.

‘YENİ YÜRÜYÜŞÜN İLK GÜNÜ’

Olağanüstü toplantılarla MYK’yla, meclis grubumuzla, parti meclisimizle, partinin tüm seçilmişleriyle İstanbul’da bir dizi toplantı yaptık.

O toplantılarda oluşan, olgunlaşan fikirleri, isimleri hep umutla birlikte anılan Ekrem Başkanla, Mansur Başkanla konuştuk, değerlendirdik. Artık bir yeni başlangıca bir yeni yol yürüyüşüne yeni bir sürecin tarifine hep birlikte hazır olma noktasında mutabakatımız örgütsel olarak tamdır. Duyduğum en büyük memnuniyetlerden birisi biraz önce ismini de andığım iki demokrasi kahramanının da partim görev verirse, partim bana bir görev verirse diye başlayarak kurdukları onurlu cümlelere yürekten ve hepiniz adına teşekkür ediyorum.

Takvimi başlatıyoruz ve yeni bir çağrı yapıyoruz. Bugün bu kötülüğe karşı, bu vicdansızlığa karşı, bu gözü dönmüş adaletsizliğe, gözü dönmüş güç zehirlenmesine karşı demokrasiyle geldiği koltuğu kötülükle, şiddetle bırakmamak isteyenlere karşı yeni yürüyüşün ilk günüdür.

‘CUMHURBAŞKANI ADAYI 1.6 MİLYON ÜYE İLE BELİRLENECEK’

Bugün başlatacağımız yürüyüşle sandık görevlilerinin teker teker tespitinden, sandıkta bir tane oyu çaldırmamak için daha önceki yerel yönetim tecrübelerimizle, genel seçim tecrübelerimizde aldığımız derslerle, edindiğimiz deneyimlerle sandığı korumaktan, sandığı kurmaktan sonlanma aşamasına geldiğimiz partimizin programını bir iktidar programına dönüştürmekten, bir hükümet programını ilan etmekten bu kötülüğün karşısına dimdik dikilecek Cumhurbaşkanı adayımızı belirlemeye kadar yeni bir sürecin ilk günündeyiz.

Bugün başlıyoruz. Önümüzdeki süreç içinde Şubat, Mart ve Nisan aylarında biraz önce bahsettiğim tüm hazırlıklarımızı tamamlayarak bu kötülüğün karşısına daha önce de dediğimiz gibi 2025 yılında sandık geliyor. Biz hazırız demek için örgütümüzle, sandık görevlilerimizle, propaganda malzemelerimizle ve adayımızla birlikte biz hazırız demek için bugün başlıyoruz. Adayı bir partinin genel başkanı olarak ben değil bir partinin parti meclisi olarak seçilmiş organımız değil. Elbette partinin vereceği önemli kararı tatbik edecek grubun bir mensubu olarak hepimiz. Ama sayıları 1.600.000’e yaklaşan bugün tweet atmaya insanların korktuğu. Bugün mülakatlarda partiye göre işsiz bırakıldığın, diplomanın yok sayıldığı. Sosyal yardımların bile parti aidiyetine göre bakılıp aç bırakıldığın, soğukta bırakıldığın bir süreçte Atatürk’ün partisine kayıtlı 1.600.000 cesur yürekle birlikte. Ben Cumhurbaşkanı adayımı belirlemek istiyorum diyen herkese söylüyorum. Bugün ilk gündür. Resmi açıklama yapılıp günden güne tarih belirlendiğinde o günden sonra artık gelenler oy kullanamayacaklar. Emeklilere, emekçilere, yoksullara ve bilhassa gençlere sesleniyorum. Sizler bundan sonraki Cumhurbaşkanını Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini Cumhuriyetin 2. yüzyılının ilk seçiminde iktidar yapacak Cumhurbaşkanını belirlemeye var mısınız?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 29 Ocak 2025, 00:06

    CHP’ye başkan seçilmiyor, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı belirleniyor. Oyu sadece CHP’liler vermeyecek. Niye anketlere rağmen yanlışta ısrar ediyorlar?

  2. utanmadan halen mustafa kemalın partısı dıyor. ıktıdar yapacak cumhurbaskanı dıyor ekrem ımamoglu mu. guldurme yahu.
    bugun sıyası arenada cenesı en dusuk ıkı kısıden bırı dıgerı de ekrem ımamoglu. devlet adamı az konusur cok ıs yapar.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!