CHP’nin, Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin bu haftaki adresi Bursa oldu.
Burada konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kendisini “Ana muhalefet partisi lideri gibi davranmak yerine suç örgütünün posta güvercini gibi hareket etmesi üzüntü verici” diyerek hedef alan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yanıt verdi.
CHP lideri Özel, “Bak Erdoğan, Özgür Özel’den ancak barış güvercini olur, eninde sonunda Cumhurbaşkanı adayımızı tutar kolundan Bursa’ya getirir” diye konuştu.
Öte yandan bütün işçi örgütleri ve işveren örgütlerini gezeceğini belirten Özel, “Bu konuda hem işçiyi kayıran, hem işvereni zora sokmayan bir formülü geliştirip ilan edeceğiz. Emekçinin hakkını temmuz ayında asgari ücrete ara zammı almak için bir büyük mücadele başlatıyoruz. Bursa’dan ilk sloganları duymak isteriz. Ara zam hakkımız, söke söke alırız!” ifadelerini kullandı.
“Bir taraftan da güya Suriye’de zafer kazanmıştın. Ne oldu? Suriyeli sığınmacılar gidecekti. Ne oldu?” sözleriyle Erdoğana seslenen Özel, “Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Suriye’de de barış, eşitlik, kardeşlik, demokrasi olacak. Tüm Suriyeli sığınmacılar memleketlerine gidecekler, söz veriyoruz” vaadinde bulundu.
‘MİLYONLARIN KARŞISINDA BOZGUNA UĞRADILAR’
Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Fabrikada alın teri döken işçi kardeşime selam olsun Bursa’da. Bursa’nın çilekeş esnafına merhaba. Ülkesi için mücadele eden Bursalı gençlere selam olsun. Bursa benim için çok özel bir şehir. Hemşehriniz, eşim Bursalı. Bursa çok özel benim için. Ben birilerinin dediği gibi Bursa’nın damadı değilim, Bursa’nın öz evladıyım.
İstanbul’un 1 yıl önce seçtiği Belediye Başkanına, İstanbul’un muhafızına darbe girişimi olunca kalktık Saraçhane’ye gittik. Yüz binlerle sonra milyonlarla birlikte direndik. Burası, Ekrem Başkan dönene kadar bir seçilmişe emanet edilene kadar buradayız dedik. İstanbul’u seçtiğinin yerine birini atamaya kalkanlar, milyonların karşısında bozguna uğradılar.
‘BURSASPOR’U AVRUPA’DA ŞAMPİYONLUK KOVALADIĞI GÜNLERİ TEKRAR GÖRECEĞİZ’
Toplanmayalım diye 9 günü tatil ilan edenler, Maltepe’de milyonları görünce işin ciddiyetini anladılar. O gün bugün, Samsundan başlayarak, tüm Türkiye’den Bursa’mıza selam getirdik. Bursa’da Kent Meydanı’nda miting olur mu dediler. Ben hep sizlere güvendim. Biz mitinge mi geldik buraya? Eyleme geldik. İktidar partisi yıllarca Bursa’nın sahibi gibi davrandı. Bursa, AK Parti’nin kalesi dediler. 47 yıldır sağ partilerinin. Bursa artık ne Tayyip Erdoğan’ın ne de AKP’nin kalesidir. Bursa artık milletin kalesidir. Herkes şunu bilsin ki artık kaleler yok. Bizim de kalelerimiz millete feda olsun.
31 Mart 2024 akşamı olduğu gibi Bursa ve Türkiye’de CHP, Türkiye’nin birinci partisi. 2029’da 47 bin farkla itirazlarımız dinlenmeden, Bursalıların bize verdiği emanete birileri el koydu. Kızmadık, küsmedik, birileri Bursa’ya bir şey dayatıyorsa Bursa gününü bekliyor. İşte geçen yıl, bütün hesapları bozanlara, bu kentin kaderine sahip çıkanlara helal olsun!
Bursa’nın yeşile ve beyaza sevdasını yüreğimde taşıyorum. Her koşulda takımlarının yanında olan Bursaspor’un timsahlarına selam olsun. Şunu bilelim, İstanbul’da 3 büyükler yok, Türkiye’de 4 büyükler yok, Türkiye’de büyükler varsa 5 büyükler var. Bir tanesi de Bursaspor’dur. Bursaspor’u Avrupa’da şampiyonluk kovaladığı günleri tekrar göreceğiz.
‘ÖZGÜR ÖZEL’DEN ANCAK BARIŞ GÜVERCİNİ OLUR’
Bir sonraki Cumhurbaşkanını, ne siyasetçiler, ne askerler ne de bir başka vesayet kurumu belirler. Cumhurbaşkanını ancak milletin iradesi belirler. 67 gün önce yapılan iş bir yargı kumpasıdır. Nasıl Ergenekon kumpası varsa, nasıl 2019’da İstanbul’un iradesine YSK’da yaptıkları kumpasla el koymaya çalıştılarsa, bu sefer de bir yargı kumpasıyla karşı karşıyayız. Maalesef Erdoğan bugün de çıkmış, varlığını sadece kendisinin gördüğü bir ahtapottan bahsediyor.
Özgür Özel, suç örgütünün posta güvercini mi diyor. Sadece kendi gördüğü bir ahtapota inanıyor, Allah esirgesin. Bütün yetkileri istediniz millet takdir etti aldınız. Ama bir yerden sonra yoruyorsa, öyle kendi kendine ahtapot görmeler falan… mazallah senden başka gören yok. Ne diyordun 66 gün önce, bunlar ailelerinin bile yüzüne bakamayacaklar diyordun. Yozgat’ta, Samsun’da, Van’da, İzmir’de, milyonların gözüne bakıyorum. Ekrem İmamoğlu suçsuzdur, iftiracısınız diyorum. Bana diyor ki Ekrem Başkanı bırak, sen posta güvercini misin diyor? Bak Erdoğan, Özgür Özel’den ancak barış güvercini olur, eninde sonunda Cumhurbaşkanı adayımızı tutar kolundan Bursa’ya getirir.
‘BUGÜN ÇIKMIŞ YENİ ZEKERİYA ÖZ’E SAHİP ÇIKIYOR’
Bana soruyordu sen bunlara kefil misin? Ben kefil olurum. Geçmişte senin bugünkü savcın gibi bir savcın vardı. Ona kendi zırhlı aracını verdin, onun yerine kendini Ergenekonun savcısı ilan ettin. O sırada ben ülkenin Genel Kurmay Başkanına, İlker Başbuğ’a, Mehmet Haberal’a kefil oldum. Ben Mustafa Balbay’a, ülkenin Atatükçü subaylarına kefil oldum. Benim kefil olduklarım başı dik, bugün meydandalar. senin kefil olduğun Zekeriya Öz sıçan gibi kaçtı Amerika’ya.
Bugün çıkmış yeni Zekeriya Öz’e sahip çıkıyor. Bu meydanda kandırılabilecek kimse yok. Gerçek demokratlar, gerçek Müslümanlar var bu meydanda. Senin gibi bugün öyle diyen bugün böyle diyenlerden değiliz. Bugün hedef belli, bugüne kadar bileğini bükemediğin, AKP’ye hiç kaybetmemiş bir hedef var karşınızda. Bugün diplomasını iptal ettiren sen, kurucusuyla pazarlık yapan, PKK terör örgütünü destekliyor diye kara çalan sen, meşe, ladin, çınar diye üç odunla iftira atan sen! 2 aydır atılmadık iftira kalmadı. Ne dediler, 560 milyar yolsuzluk var dediler, 1 lirası bile ispat olmadı. 6 yıllık bütçenin toplamı 490 milyar. Yüzde 70’i çalışanların maaşı. Hani asfalt dökmesen, kent lokantası yapmasan bile bütçe 490 lira.
‘DELİL YOK, ÖRGÜT YOK, SUÇ YOK’
Şimdi bütün Bursa duysun ki 4. dalga operasyonda, İmamoğlu’nun özel kalemine soruyorlar ki, İmamoğlu’nun telefonuna niye baktın? Hanımefendinin işi bu. İBB personeli Yakup Öner’in şoförünü almışlar. Soru, ne iş yapıyorsun? Şoförüyüm. Bu telefon numarasıyla niye bu kadar görüştün? Şoförüyüm efendim, görüşmeyeceğim de nasıl çağıracak beni diyor. Delil yok, örgüt yok, suç yok. Artık vatandaşın yüzde 70’inde bu söylenenlerin yalan olduğuna bir kanaat var. Turpun büyüğü, dananın kuyruğu dediler. Kopan bir şey varsa, Saray’da kıyametler kopuyor şimdi. Kimseyi inandıramadılar.
Bir çağrıyı yapıyorum, sen bu savcının iftiralarına güveniyorsan gel milleti hakem yapalım. Bütün yargılamaları TRT’de yapalım. İftira da duyulsun, cevapları da verilsin.
‘MİLLET HEPİNİZDEN HESAP SORACAK’
Bir de çıkmış siyaset er meydanında yapılır. Bir kere siyaseti erkekler de yapar, kadınlar da yapar. İkincisi; eğer mertlikten, cesaretten bahsediyorsan öyle bir tane savcının meşe, çınar, ladin diye üç odun yalancı şahidin arkasına saklanmayacaksın. Geleceksin Bursa Kent Meydanı’nda karşıma çıkacaksın. Hodri meydan. Sen salon adamısın, sen sıcak seviyorsun, sen kendini atadıklarına alkışlatıyorsun ben Ekrem’i milletin kendisine alkışlatıyorum.
İBB’ye bu savcılık yazı yazıyor, ‘Şu iştirakin, şu şirketin ihale dosyalarını yolla. İstanbul Büyükşehir bütün ihale dosyalarını yolluyor. Naptınız bu kadar çok diyor? Neden? 2019 yılından öncekileri ben ne yapayım, onları istemiyorum diyor. Be Allah’ın adamı sen cumhuriyet savcısıysan, sen ünvanında anlı şanlı cumhuriyeti taşıyorsan 2018’deki hırsızlık seni ilgilendirmiyorsa sen bu cumhuriyetin değil bir partinin aparatı olmuşsun. Hadi yalanla.
İlk günler sayfa sayfa iftiraları savcılık basın bülteni diye geçiyordun. O gün dediğin herşey yalan çıktı. Hadi desene ‘2019 öncesini istemiyorum, yani AK Parti döneminde yolsuzluk, hırsızlık varsa ben onlarla ilgilenmiyorum. Ben buraya Ekrem İmamoğlu’nda kusur bulmaya, bulamayınca icat etmeye, iftira atmaya geldim’ diyorsun. Bir de çıkıp bu milletin yüzüne bakacaksın. Gün gelecek bu millet hepinizden hesap soracak.
‘BÜTÜN İŞÇİ VE İŞVEREN ÖRGÜTLERİNİ GEZECEĞİM’
Bunlar 19 Mart’tan bugüne 60 milyar dolarımızı yaktılar. Bu para 2,3 trilyon lira. Siz isteyince yok. Bursalı meyve üreticisi isteyince yok. Arabapazarı’nda, Vakıfköy’de armut üreten, şeftali üreten ablalarım, abilerim kredi kullanmak isteyince en yüksek faiz, borcunu ödemeyince faiz. Bu paranın yarısı Türkiye’deki bütün çiftçilerin borcunu siliyor yarısı yine de kalıyor. Bu para atanmayan 1 milyon öğretmeni atıyor, 3 yıllık maaşı da peşin yatırıyor.
Bursa’da on binlerce kişi bu ekonomik krizden sonra işsiz kaldı. İşveren mağdur, emekçi mağdur. Eskiden krizler bir senenin kriziydi, aşınır giderdi. Kronik bir krizin içinde kaldık. O yüzden Bursa’dan bir kez daha yarından itibaren başlatacağımız bir süreci haykırıyorum. İlk seçimde seçim zora girdiğinde her şeye ‘biz de yapacağız, mülakatı kaldıracağız’ diyen Erdoğan söz vermişti. Enflasyonist ortamda 3 ayda bir asgari ücrete zam yapacaktı ama geçen sene 12 ay bir kuruş zam yapmadan emekçileri sefalete, açlığa sürükledi. Şimdi Temmuz geliyor, bütün işçi ve işveren örgütlerini gezeceğim. Bu konuda hem işçiyi kayıran hem işvereni zora sokmayan bir formülü geliştirip ilan edeceğiz. Emekçinin hakkını temmuz ayında asgari ücrete ara zammı almak için bir büyük mücadele başlatıyoruz. Bursa’dan ilk sloganları duymak isteriz; ‘ara zam hakkımız söke söke alırız.’
‘ARA ZAM HAKKIMIZI SÖKE SÖKE ALACAĞIZ’
Dört aylık enflasyon yüzde 13. 22 bin liralık asgari ücret verildiği günkü parayla TÜİK’e göre 3 bin lira kaybedip 19 bin lira oldu. ENAG’a göre 4 bin 400 lira kaybedip 17 bin 500 lira oldu. 17 bin 2 liralık asgari ücret 4 ayda aldığı zammı kemirdi yok etti. O yüzden şimdi Temmuz’da asgari ücrete bir ara zam almak durumundayız.
Bunu yaparken KOBİ’lerimizi, sanayicilerimizi mağdur etmeyeceğiz. İlan edeceğimiz paketle KOBİ’ye, sanayiciye, bilhassa küçük esnafa artan asgari ücretin yükünü sırtlarına koymayacak prim ve vergi teşviği ile bu yükü onların sırtından alacağız. İşverenin de yüzünü güldüreceğiz, emekçinin de ara zammını alacağız. Ara zam hakkımız söke söke alacağız.
‘BU İKTİDARI YERİN DE TUTMAYACAĞIZ’
Buradan emeğin başkentlerinin bir tanesinden Bursa’dan tüm emekçilere selam olsun. Bu tur sadece bir asgari ücret turu değil, AKP’nin 21 grevi yasaklayarak 200 bin işçinin hakkını yediğini biliyoruz. Buradan bir sendikalaşma kampanyasının müjdesini vermek isterim. Ülkemizdeki işçilerin yüzde 85’i sendikasız. Özel sektördeki işçilerin yüzde 90’ı sendikasız.
Buradan işçileri sendikalı olmaya, örgütlenmeye, örgütlü mücadeleyi yükseltmeye davet ediyorum. Bursalılar metal fırtınayı iyi bilirler, iktidar da unutmasın. Asgari ücrete zam yapılmazsa Bursa’dan ilan ediyoruz ki metal fırtınadan büyüğü geliyor, emekçilerin kasırgası geliyor, bu iktidarı yerinde tutmayacağız.
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE İSTİYORUZ’
Sosyalist Enternasyonel’i, İstanbul’da 3 gün ağırladık. Bugün onları uğurladım. Hepsi partimizin Avrupa Birliği’ne üyelik çabasını sonuna kadar destekliyor. Cumhuriyet Halk Partisi, iktidar olunca Türkiye’yi hızla Avrupa Birliği’ne sokacak. Şüphesiz soruyorlar, ‘Terörsüz Türkiye’ye ne diyorsunuz?’. Kan akmasın, gözyaşı dinsin, silahlar gömülsün, verilsin, terör bitsin. Yürekten destekliyorum ama hem terörsüz Türkiye’yi istiyoruz, hem gençler için yasaksız bir Türkiye istiyoruz.
Hem gençler için vizesiz Avrupa istiyoruz. Hem Kürt’üyle, Türk’üyle her vatandaş için demokrasi, eşitlik, kardeşlik istiyoruz. Bir yandan 81 ülkeden 89 parti başkanımız ellerimize aldığımız İmamoğlu’na özgürlük dövizleriyle bütün dünyaya Ekrem Başkan’ın ve tüm belediye başkanlarımızın, meclis üyelerimizin serbest bırakılması gerektiğini haykırdık. Ne oldu? ‘Dostum, Pedro Sanchez’ diyordun.
Pedro Sanchez, İmamoğlu’na ‘özgürlük’ dedi. ‘Dünyanın sayılı liderleriyle görüşüyorum’ dedin. O sayılı liderlerin ülkeleri, insanları hepsi Türkiye’deki darbeden haberdar oldular. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum, küresel lider olmak için önce evde demokrat olacaksın. Adil olacaksın, eşit olacaksın. Kumpasçı, iftiracı, mızıkçı olmayacaksın. Sen bunları yaptıkça sen küresel lider olamazsın. Olsan olsan dünyaya rezil olursun, hepimizi rezil edersin.
‘TÜM SURİYELİ SIĞINMACILAR MEMLEKETLERİNE GİDECEKLER’
Bir taraftan güya Suriye’de zafer kazanmıştın. Suriyeli sığınmacılar gidecekti. Ne oldu? Bursa, Suriyeli sığınmacıda en çok canı yanan illerden bir tanesidir. Soruyorum Bursa’ya. Dönen Suriyeli var mı? Yok. Hepsi burada. Buradan söylüyorum. Biz sığınmacıya değil ama sığınmacı yaratan politikaların ve politikacıların düşmanıyız. Komşuda iç savaşı kışkırttılar, istikrarı bozdular. Şimdi oradaki geçici yönetimde herkes temsil olacak dediler. Bunu da çözmediler.
Her an bir iç savaş olma tehlikesiyle kimse ülkesine dönmüyor. Buradan, Bursa’dan bir kez daha hatırlatıyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Suriye’de de barış, eşitlik, kardeşlik, demokrasi olacak. Tüm Suriyeli sığınmacılar memleketlerine gidecekler, söz veriyoruz. Adalet, özgürlük ve buradaki mücadelemiz her gün artarak, çoğalarak devam ediyor. Bizim bizden başka kimsemiz yok. Bizim bizden başka ülkemiz yok. Düşersek birbirimize tutunup biz kalkacağız. Üzülürseniz yanınızda olacağız.
Siz açken biz tok yatmayacağız. Siz ağlarken biz gülmeyeceğiz. Küserseniz ilk adımı biz atacağız. Çünkü biz biriz. Birlikte güçlüyüz. Ne korkuya boyun eğeriz, ne yoksulluğa alışırız, ne birbirimizin elini bırakırız. Bundan sonra biz ya hep birlikte başaracağız ya hep birlikte kaybedeceğiz. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.
‘İMZA 20 MİLYONA DOĞRU GİDİYOR’
Herkes imzaları attı değil mi? Ama görev bitmedi. İmza 20 milyona doğru gidiyor. 20 milyon olunca tespiti yaptırıp notere, ilgili kuruluşlara ama imzanızı da kimseye vermeyip, resmi kuruluşlara tespit yaptıracağız. Kimse korkmasın. ‘Oğlum polis, imza atamam’, ‘devlet memuruyum, imza atamam’ ya da ‘çocuk ileride mülakata girecek imza atamam’. Bu kaygıların hiçbirine gerek yok. İmzalar en güvenli şekilde korunuyor.
Noter görecek, mali müşavirler odasından heyet isteyeceğiz. Bağımsız denetim kuruluşları görecek. Yerinde sayacak, tutanak yapacak. Ama bizlerin imza atanların imza föylerini alıp ilden, ilçeden, standlardan imza atmayan komşularımızı bulmamız, imza atmayanlara ulaşmamız ve en yüksek imzaya seçmenin yarısından bir fazlasına ulaşmamız lazım. Attığımız imzayla sadece Ekrem Başkan’a değil, Zafer Partisi’nin Genel Başkanı Ümit Özdağ’a da, Selahattin Demirtaş’a da, Figen Yüksekdağ’a da…
Bir partinin genel başkanını alıyorlar, eskiden öbürleri susuyor bununkini alıyorlar berikiler susuyor ve alan gemisini yürütüyordu. Bu meydanların farkı bu; bu meydanlar demokrasi diyenlerle, otokrasi diyenlere karşı büyük bir muhalefet birlikteliğinin meydanıdır. Bu meydanda en sağdan, en sola kadar seçmenler var. Ama ortak noktaları demokrat olmalarıdır. İyiliği sırf kendisine değil, ötekine de isteyebilenlerdir. İşte bu bakış açısı Türkiye’nin gelecek yüzyıla güvenle bakacağı iktidarının bakış açısıdır. Hepinize helal olsun.
‘TOPU ALIN DEDENİZDEN, KESTİRMEYİN TOPU’
Bir çağrım Bursalı AK Partili gençlere. Tercih sizin, kapımız açık ama AK Parti’de siyaset yapmak istemişsiniz. Bence hiç yapmamaktansa kendini nerede hissediyorsan orada olmak doğrudur. Ama şöyle bir sorun var AK Partili gençler. Sizin Genel Başkanınız, ülkenin şu anki Cumhurbaşkanı partisini kurdu, Allah nasip etti 23 yıl müsabaka yaptık ve maçları hep o kazandı. Biz 47 yıl yenemedik.
Millete küsmedik, afra tafra yapmadık, maçı bırakmadık, sahadan kaçmadık. Şimdi 23 yıldır kazanan Genel Başkanınız geçen sene 31 Mart’ta bu millet öyle takdir ettiği için maçı kaybetti. Biz kazandık. Ekrem Başkan, Mansur Başkan, Mustafa Başkan kazandı. Cumhuriyet Halk Partisi kazandı. Şimdi Genel Başkanınız sahadaki topu almış, kolunun altına koymuş, ‘oynamam, oynatmam’ diyor. Eve götürüyor, ‘topu keseceğim’ diyor. ‘Bir daha maç yok’ diyor.
Ak Gençlik; dededen topu alın, babadan, reisten topu alın ve deyin ki, ‘Dede neden kaçıyoruz? Vaktiyle oynadın, kazandın. Bir kere de kaybettik. Topu ver. Biz maç yapacağız. Belki de kazanacağız’. AK Partili gençler bunu yaparsa belki bir seçim, iki seçim kaybederler ama tarihe korkaklar, kaçaklar ve antidemokratlar, otokratlar olarak değil, sadece muhafazakar demokratlar olarak geçerler. Topu alın dedenizden, kestirmeyin topu.
‘YÜZYIL SONRA ATATÜRK’ÜN PARTİSİ İKTİDARA YÜRÜYOR’
Attığınız her imza, attığınız her adım, yaptığınız her alkış, ağızdan çıkan her slogan öyle dört başı mamur. Bir demokrasi mücadelesi içindeyiz, fark etmiyoruz. Yıllar geçecek, ‘oradaydım’ diyeceksiniz. ‘O pazar günü Bursa’da Kent Meydanındaydım’, ‘Ben o gece Saraçhane’deydim’, ‘O gün Konya’daydım’, ‘Van’daydım’, ‘Mersin’deydim’ ve ‘biz başardık’ diyeceksiniz.
‘Biz bunu başardık diye sandığı biz kurtardık. Demokrasiyi biz kurtardık. Ülkeyi 100 yıl öncesi gibi omuz omuza hep birlikte biz kurtardık. Bugünleri memleketi biz getirdik’ diyeceksiniz. Siz hepiniz demokrasinin kahramanlarısınız. Siz bu ülkenin umudu, gururusunuz. Her birinizle ayrı ayrı gurur duyuyoruz. Ve attığımız imzalarla, adımlar, sloganlar ve alkışlarla söylediğimizi hep bir ağızdan bir kez daha söyleyelim.
Ey Erdoğan, ben milletim, milli iradeyim. Adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum. Şimdi hep birlikte yola çıkıyoruz. Hep birlikte yürüyoruz arkadaşlar. Yüzyıl sonra Atatürk’ün partisi iktidara yürüyor. Yürüyelim arkadaşlar.
‘EKREM BAŞKAN’IN AFİŞİNİ HOPHANE SIRTLARINA ASTILAR’
Geçen gün birileri Ekrem Başkan’ın pankartını, resimlerini, afişlerini yasaklamış. Dün dört milletvekili arkadaşımız öyle olmaz, böyle olur dedi. İstanbul’da yasaklanan afişleri İstanbul’un sembolü Boğaz Köprüsü’ne, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne astılar. Bugün de Bursa milletvekillerimiz el ele, omuz omuza Ekrem Başkan’ın afişini Tophane sırtlarına astılar, kutluyorum.”
ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturmasıyla ilgili CHP lideri Özgür Özel’i hedef aldı. “Ahtapotun kolları bir bir deşifre oluyor. Örgütün kimleri haraca, rüşvete bağladığı kendi arkadaşları tarafından itiraf ediliyor” diyen Erdoğan, “Özel’in, ana muhalefet partisi lideri gibi davranmak yerine suç örgütünün posta güvercini gibi hareket etmesi üzüntü verici olduğu kadar düşündürücüdür” ifadelerini kullandı.
