1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Özgür Özel’den ‘sandık’ çağrısı

Özgür Özel’den ‘sandık’ çağrısı

CHP lideri Özgür Özel, 2025 bütçesinin Genel Kurulu görüşmelerinde yaptığı konuşmada "Artık sandık milletin önüne konmalıdır, kararı millet vermelidir." sözleriyle erken seçim çağrısı yaptı.

featured

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri tamamlanan 2025 bütçesinin Genel Kurul görüşmeleri gerçekleştirildi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, burada partisi adına konuştu.

Özel, “Artık sandık milletin önüne konmalıdır, kararı millet vermelidir. Bu millete daha fazla zulmedilmemelidir. Olmayan adaleti, eşitliği getirmeye geliyoruz. Bu ülkeyi yine kurtarmaya geliyoruz”  dedi.

Erdoğan’ın 2024’ü “emekli yılı” ilan ettiğini hatırlatan Özel, “Emekliye ilk darbe daha yılın ilk başında en düşük emekli maaşı 7 bin 500 liradan 10 bin liraya çıkartıldı. TÜİK’in 2023 enflasyonu yüzde 64 iken emekliye yüzde 33 zam yapıldı. Emekliler daha bu oranla yılın başında enflasyona ezdirildiler” şeklinde konuştu.

ŞEHİTLER İÇİN BAŞSAĞLIĞI

Özel, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Sözlerime başlarken bugün Isparta’da helikopter faciasında hayatını kaybeden 6 şehidimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Yine geçtiğimiz hafta sonu Artvin Arhavi’deki heyelanda hayatlarını kaybeden 4 kardeşimize Allahtan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Daha önce bu kürsüden defalarca dile getirdiğim gibi bütçe hakkı insanlık ve demokrasi tarihi açısından monarşi ve tek adam rejimine karşı zorlu mücadelelerle edinilmiş en önemli haktır. Bu hak seçilmişlere vergiyi toplayan sağ el ile gelirleri dağıtan şefkatli sol elin dengesini adalet ve kendi vicdan terazilerini kurmanın ağır sorumluluğunu yükleyen bir haktır.

‘UNUTULMAYACAK BİR MESULİYETİ TAŞIMAKTADIRLAR’

Bu nedenle milletten bütçe yapma yetkisini almış olan ve bugün bu salonda bulunan milletvekilleri egemenlik hakkını temsil ettikleri yurttaşlara karşı hiçbir zaman unutulmayacak bir mesuliyeti taşımaktadırlar. Dolayısıyla bu çatı altında yapılacak bütçe görüşmelerini sadece rakamlardan ibaret görmek, el kaldırıp indirilerek geçilecek rutin bir işlem olarak değerlendirmek milletin beklentilerine ve bu meclisin verdiği yetkiye açık bir istismar olarak kayıtlara geçecektir.

Bugün milletiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve bu devletin ilk bütçesini yaparak az zamanda büyük bir kalkınmayı başaran Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak karşınızdayım. Geçen sene bugünlerde yeni seçilmiş bir genel başkan olarak karşınızdaydım. O gün bugünden farklı olarak ana muhalefet partisi ve son seçimlerin 2. partisiydik. Şimdi ise milletin iradesiyle 31 Mart seçimlerinde Türkiye’nin 1. Partisi olan Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olarak bu kürsüde olmanın hem gururunu hem de sorumluluğunu taşımaktayım.

1980 darbesi tanklarla bütün örgütlenmelerin, bütün siyasi partilerin bütün sendikaların üstünden geçtiğinden beri siyaset kalesinin başarı kapısı Cumhuriyet Halk Partisine kapalıydı. Biz bu kapıyı kurucumuzdan aldığımız ilhamla ve onun miras aldığımız üç anahtarla yani daha çok kadınla, gençlerle ve bilimle açtık. Kadınların ve gençlerin enerjisini ve bilimin gücünü partimizin 100 yıllık tecrübesiyle birleştirerek açtık.

‘DEVLETLE MİLLET KARŞI KARŞIYA GELİRSE…’

Cumhuriyet Halk Partisi devlet kuran bir partidir. Partimizin ve tüm üyelerinin devlete karşı saygısıyla, devlet çağırdığında askere koşmasıyla, vergisini vermesiyle ve devleti zor duruma düşürecek her durumda doğru yerde durmasıyla övünürüz. İlkelerimizden biri de devletçiliktir zaten. Ama ne zaman ki devleti yönetenler iktidarı şahsileştirmiş devleti liyakatle ve adaletle yönetmek yerine kendi çıkarlarına alet etmiş, devlet parti ayrımını ortadan kaldırmışsa o zaman birileri devleti milletin karşısına dikmiş demektir. Ve eğer devlete karşı devletle millet karşı karşıya gelirse her zaman millet kazanır.

Kenan Evren asker kökenli başbakan adayı işaret ettiğinde milletin onu seçmediği gibi, 15 Temmuz akşamı Atatürk’ün değil Fetullah’ın askerleri olanlara milletin göğsünü siper ettiği gibi 31 Mart seçimlerinin hikayesi de bundan ibarettir. Devleti milletin karşısına dikenler için tarih tekerrür etmiştir. Atatürk’ün cepheden doğru haberler versin diye kurduğu Anadolu Ajansı’yla ile 86 milyonun vergisiyle hayatına devam eden TRT’nin muhalefete kapalı tek sesli yayın organlarına dönüştüğü, kaymakamların seçim gezilerine katıldığı, valilerden il başkanı performansı beklendiği, AKP’nin seçim kaybettiği illerde valilerin görevden alındığı, gözbebeği ordumuzun mensuplarında hiç yaşamayacakları beldelerde oy kullanmalarının istendiği bir dönemde devletle millet karşı karşıya getirilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi ise böyle bir ortamda yine milletle aynı tarafta olmuş, devletle millet yarışmış yine millet kazanmıştır.

‘BU BÜTÇE KALKINMACI DEĞİLDİR’

İçinde siyasi partilerin değil milletin ta kendisinin olduğu bölünmeyi, kavgayı, çatışmayı değil birlik ve beraberliği savunan Türkiye ittifakı kazanmıştır. Türkiye ittifakını bir araya getiren milletle ve devleti yerel yönetimlerle buluşturan halkçı ve kamucu yönetim anlayışımızdır. Bunu genel siyasete taşıma iddia ve irademizle de samimi olan yurttaşlarımız ülke yönetiminden beklediğinin kalkınmacı, dayanışmacı ve hak temelli bir yönetim olduğunun en güçlü mesajını yine o gece vermiştir. İşte biz nasıl ki belediyelerimizde yerel yönetimlerde bu anlayışla kamu hizmeti götürüyorsak aynı güçteki bir vizyonla merkezi düzeyde yapma iddiasındayız.

Ama iktidar seçmenin sandıkta verdiği mesajı almamıştır. İktidar bu meclise getirdiği bütçeyle yine yanlış tarafta durmakta ve 86 milyona göstermektedir. Bu bütçe kalkınmacı değildir, bu bütçe refah temelli değildir.

AKP’YE ‘SURİYE’ ÇAĞRISI

Dış politika üzerinde ciddiyetle durmamız gereken Türkiye’nin ana meselelerden biridir. Ülkemizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, tüm dünyada bilinen sözü ‘yurtta barış, dünyada barış’ sözünü hatırlamanın tamda zamanıdır. Atatürk’ün dış politikada bize nasıl bir miras bıraktığını biliyoruz. ‘Yurtta barış, cihanda barış’ vizyonu bıraktı. Komşularla iyi ilişkiler bıraktı. Devam eden yıllarda hem Cumhuriyet Halk Partisi hükümetleri ve diğer pek çok hükümet, bu vizyona uygun hareket etti. Komşularının iç tartışmalarından uzak durdu. Komşudaki devlet dışı unsurlarla muhatap olmadı. Komşunun toprak bütünlüğünü savundu. Ancak AK Parti iktidarları bunun tam tersini yaptı. Dış politikada, kurumlar dışlandı, bu Parlamento dışlandı, en önemlisi Dışişleri Bakanlığı kadrolarıyla, birikimiyle ve geleneğiyle dışlandı.

Kıbrıs Barış Harekatı sırasında dönemin Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan 18 Temmuz günü, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit 20 Temmuz günü harekat hakkında ilk bilgilendirmeyi kapalı oturumda bu salonda yaptılar. Bugün Suriye’de olan bu kadar olay karşısında Parlamento tamamen görmezden gelindi. Suriye’deki maceracı yaklaşım, 2011 yılından itibaren vatandaşlarımızın canına kast eden büyük bir güvenlik tehdidi yarattı ve bizi büyük bir göç sorunu ile karşı karşıya bıraktı. Türkiye’nin ödediği maliyeti görmezden gelemeyiz. 13 yılda hiçbir şey olmamış gibi, tüm hataların bedelini halkımız ödememiş gibi, Aylan bebekler ölmemiş gibi hareket edemeyiz. Öncelikle geçmişteki hatalardan ders almalıyız, maceracı dış politika yaklaşımından uzaklaşmalıyız.

‘SENELERDE OTORİTERLİKLE YÖNETEN ESAD…’

Komşumuz Suriye’yi senelerdir otoriterlikle yöneten Esad dün devrildi. Tıpkı Irak’ta, Libya’da olduğu gibi. Atatürk’ün bir tek adam rejimi değil, otoriter bir rejim değil de bizlere demokratik bir cumhuriyet bırakmasının her ne kadar yıpratılsa aşındırılsa da ayakta olan kurumları ve kurallarıyla bir demokrasiyi bize emanet etmiş olmasının önemini bir kez daha hatırlamakta fayda var. Yanı başımızda, bir ülke paramparça hale geldi. Her parça bir başka küresel gücün elinde oyuncak olma riskiyle karşı karşıya. Şimdi artık Suriye’de daha fazla kan dökmeden iç savaşı kesin bir şekilde sonlandırmanın, tüm Suriyelileri temsil eden bir geçiş hükümeti kurmanın zamanı. Suriye’de şimdi yaraları sarmanın, demokrasiyi inşa etmenin, insanca bir rejim kurmanın zamanıdır. Biz Suriye halkı için iyi olanın yanındayız. Biz Suriye’nin komşularını ve bölgedeki uluslararası aktörleri, iç savaşın bitirilmesine katkı vermeye, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, tüm Suriye’yi temsil edecek demokratik bir rejimin kurulmasına yardımcı olmaya çağırıyoruz.

Biz Türkiye’de ana muhalefet partisiyiz ama yurt dışına çıktığımızda Türkiye’nin partisiyiz. Temsil edildiğimiz tüm uluslararası kurumlarda Türkiye’nin, KKTC’nin, Azerbaycan’ın haklarını savunduk, savunuyoruz. Biz doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen bir noktadayız. Örneğin Rusya-Ukrayna ilişkilerinde taraf olunmayıp denge politikası izlenmesini doğru bulduğumuzu her platformda ifade ettik. Suriye ile ilgili dünden beri yapılan açıklamalarda, Suriye’nin toprak bütünlüğüne yapılan vurguyu, demokratik ve özgür seçimler noktasında bazı sağduyulu açıklamaları dikkatle takip ediyoruz.

Bizim de iktidara çağrımızdır. Türkiye, Suriye’ye, maceracılıktan ve fetih heveslerinden uzak bir pozisyondan, barışçıl bir pencereden bakmalıdır.

‘ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİDİR’

Türkiye’nin Suriye politikası, siyasi propagandaların malzemesi olamayacak kadar önemlidir. Trollerin akıl dışı heyecanları olabilir. Sözde yorumcular, sözde uzmanlar, sırtında yumurta küfesi taşımayanlar macera peşinde koşabilir. Ancak devlet, ciddi olmak zorundadır. Soğukkanlı olmak zorundadır. Suriye’de demokratik, kapsayıcı, hukukun üstünlüğüne dayalı bir rejim inşasından yana olmayan kesimlerden uzak durulmalıdır. Terörün ve şiddetin son bulması için çözümler üretilmelidir.

Ülkemizdeki Suriyelilerin evlerine dönmelerine yardımcı olacak kapsamlı bir geri dönüş programı hazırlanmalıdır. Bugün ülkemizdeki sığınmacılar, meydanlarda sevinç gösterilerinde bulunmaktadır. Bu sevinç, ülkelerine dönüş sevinciyse buna iştirak ederiz. Ancak iktidarın bir an önce yanıtlaması gereken, meydanlarımızda gösteriler yapan bu kadar sığınmacının nasıl gönderileceği sorusudur? Bizim Suriye’ye dair önceliğimiz, oradaki askerlerimizin güvenliği, yurttaşlarımızın güvenliği, Türkiye’nin çıkarları ve huzurudur. Ne kimsenin maşası olmayı kabul ederiz ne de başka memleketlerdeki yangına maşalarla müdahaleyi doğru buluruz.

‘CHP SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNDEN YANADIR’

Cumhuriyet Halk Partisi, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanadır, demokrasi barış ve istikrar ortamından yanadır, Suriye halkından ve iradesinden yanadır. Aksi halde yanı başımızda istikrarsızlık üretecek Afganistan gibi bir yapıyla yaşama riskimiz ortadadır. Böyle bir ülkeye Türkiye’deki Suriyelerde dönmeyecektir aksine Türkiye yeni göç dalgalarına da maruz kalabilecektir. Buradan Türkiye’nin birinci partisinin genel başkanı olarak Avrupa’ya da sesleniyorum. Cumhuriyet Halk Partisi ilk seçimlerde iktidar olacaktır ve Cumhuriyet Halk Partisi yalnızca sınır komşularıyla değil, Avrupa’yla da ilişkileri içinde olmayı istemektedir. Cumhuriyet Halk Partisi, yurttaşların esenliğini ve güvenliğini sizden gelecek hiçbir teklife değişmeyecektir. Hakkaniyetli olmayan hiçbir pazarlığa oturmayacaktır. İktidarımızda Türkiye komşularının yanında duracak hem de Avrupa sisteminin parçası olduğunu ısrarla savunacaktır. Türkiye, doğu ile batı arasındaki barışçıl köprüdür, öyle olmalıdır.

Kurucumuzun gösterdiği hedef milletimizi muasır medeniyetler seviyesidir. Onun işaret ettiği yerde güçlü parlamentolar, hukukun üstünlüğü, mütevazi liderler, zengin halklar kişi başına 45-50-55 bin dolar milli gelirler var. Birilerinin gözünü diktiği tarafta ise zengin liderler, fakir halklar kişi başına 4 bin 500 dolar milli gelir var. Bizim rotamız Atatürk’ün koyduğu hedeftir. Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmaktır. Avrupa Birliği’dir. 32’si Avrupa’da toplam 85 siyasi partinin üyesi olduğu, başkan yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonal partimizin Avrupa Birliği üyeliği mücadelesine tam desteğini açıklamış 85 siyasi parti bu konuda imza atmıştır.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Seçim istemek için harika zamanlama zafer sarhoşu olduğu bir dönemde

  2. ya bir sus be.

    eleştrılerını anladık haklısın bravo . tamam da sen ne yapacaksın projelerın programın neler. ekonomıyı sıyasal durumu vs nasıl çözecen ,(gerçekçi olarak) onları anlatsana .

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!