Özgürlük ve Anomie (Kuralsızlık)... Salgın travmaya dönüşebilir

Uzman Psikolog Neşe Yaran yazdı...

Özgürlük ve Anomie (Kuralsızlık)... Salgın travmaya dönüşebilir

Son zamanlarda özellikle ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde olmak üzere, kısmen de ülkemizde özgürlük adı altında başkalarının hayatını ve dünyayı tehlikeye atan bazı söylemler ve eylemler dikkat çekmektedir.

“Beni kimse eve hapsedemez, özgürlüğümü kimse elimden alamaz, hasta olsam da istediğim gibi gezerim, beni kimse sınırlayamaz, ben aşı filan olmam” gibi söylemlerle toplum sağlığını tehlikeye atan insanların gün geçtikçe sayıları artmaktadır.

Oysa özgürlük ile Kural Tanımazlık (Anomie) birbirinden farklı iki olgudur, ancak pek çok kişi tarafından maalesef sıklıkla birbirine karıştırılır.

Özgürlükler kamu yararı, kamu sağlığı, ahlak, etik, kamu güvenliği gibi toplumsal olgular ve değerler göz önüne alınarak hukuken sınırlandırılabilir. Yani " Asla sınırsız değildir!"

Bireyin sanki herhangi bir toplumsal ve moral kural yokmuş gibi, keyfince ve sınırsız olarak davranmasına ise “anomie” adı verilir.

Ünlü Fransız sosyoloğu Emile Durkheim’a göre toplumların köklü değişim dönemlerinde eski dönemin bireysel davranışa rehberlik eden değerleri ve etik kuralları yok olurken, onların yerine geçecek yeni toplumsal ve etik kuralların oluşması hemen gerçekleşmeyebilir. Bu durumda bahsi geçen iki kavram karışabilir. O zaman bireylerin adab-ı muaşeret başta olmak üzere, temel toplumsal, etik kuralları ve uygulamalarını veya onların mevcudiyetini algılamaları veya anlamlandırmaları zorlaşır.

‘SALGIN KÜRESEL TRAVMAYA DÖNÜŞEBİLİR’

Pandemiden sonraki yeni hayatımıza geçiş sürecinde işte bu algı ve anlamlandırmada zorlanan kişiler her serbestiyi özgürlük zannederek anomiye prim verirlerse, örneğin toplum sağlığı için alınması gereken maske, mesafe, sokağa çıkma ya da saat sınırlamaları vs gibi zaruri düzenlemeleri özgürlüklerine bir tehdit olarak algılarlarsa, salgın çok kısa bir sürede kusursuz bir küresel travmaya dönüşebilir.

Virüsün kontrol altına alınamaması ve dünyadaki tüm bireylerin potansiyel risk altında olması toplu ölümlerin yanı sıra, kalıcı sağlık sorunlarına ve artan depresyon, kaygı, sağlık anksiyetesi, yalnızlık, sosyal izolasyon, damgalama, daha büyük finansal zorluklar, işsizlik, çalışma koşullarının ağırlaşması, eğitimin kesintiye uğraması ve ailelerimizden ayrı kalmak gibi ikincil ve kalıcı travmatizasyona yol açabilir.

‘HİÇBİR ŞEY İÇİN GEÇ KALMIŞ DEĞİLİZ’

Salgın tüm hızıyla devam ederken, sağlık çalışanlarımız artık beşer-onar şehit olurken, yaşamak gittikçe zorlaşırken tam da şimdi kurallara uyma zamanı değil mi sizce de? Hiçbir şey için geç kalmış değiliz. Dünya online bir laboratuvara dönüşürken ve aşı çalışmalarında sona gelinmişken, hemen bugünden itibaren toplumsal ve bireysel reflekslerimizi doğru belirlersek, kendi sağlığımıza ve başkalarının hayatına en değerli katkıyı sunmuş oluruz.

Biliyorum bu tür yazılardan ve kötücül senaryolardan çok sıkıldınız. Amacım elbette ki endişe pompalamak değil. Sadece yeterli özeni göster(e)meyen herkesi vuracak bu tehlikeye dair öngörülü davranabilmek. Zira bireysel sorumsuzluklarımızın bedelini başkaları ödemektedir.

George Bernard Shaw'ın dediği gibi; "Asıl özgürlük sorumluluk almaktır!".

Şimdi sorumluluk almanın ve pandemi yasaklarına uymanın tam zamanı…