Pakistan Büyükelçiliği’nde Keşmir Dayanışma Günü programı

"Keşmir Dayanışma Günü" dolayısıyla Pakistan'ın Ankara Büyükelçiliği'nde tören düzenlendi.

Pakistan Büyükelçiliği’nde Keşmir Dayanışma Günü programı

Törene Pakistan'ın Ankara Büyükelçisi M. Syrus Sajjad Qazi, AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta, Ankara'daki Pakistan Büyükelçiliği çalışanları ve Pakistan topluluğu üyeleri katıldı. 

Törende konuşan Büyükelçi Qazi, bugünün Keşmir halkına verilen tutarsız vaatlerin ve yerine getirilmemiş taahhütlerin sert bir hatırlatıcısı olduğunu belirterek, "Bugün, Hindistan'ın Keşmir halkına referandum için verdiği sözler ve Hindistan'ın meseleyi Ocak 1948'de BM'ye ilk kez götürüp çözümünü kabul ettiği, uluslararası toplum önünde üstlendiği taahhütlerin günüdür. Ne yazık ki o zamandan beri yasa dışı Hint işgali altındaki Jammu ve Keşmir'de (IIOJK) Keşmirlilerin bu hakkını inkar etmek için her türlü siyasi, diplomatik, askeri, ekonomik, parlamento, anayasal ve demografik hokkabazlık ve zorlama kullanıldı. Bugün, Hindistan'ın IIOJK'daki çabalarının boşuna olduğunu da hatırlatıyor. Hint işgal güçleri Keşmirlilerin sesini boğmaya çalıştıklarında sefil bir şekilde başarısız oldular. Keşmirlilerin direnci sarsılmaz olmaya devam ediyor. Kendi kaderlerini tayin hakları için mücadeleye devam ediyorlar" ifadelerini kullandı.

Herhangi bir işgalci güç gibi Hindistan'ın da yerel nüfusa korku aşılamak için uluslararası toplum tarafından yaygın olarak bilinen ve belgelenen büyük insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiğini ifade eden Qazi, "Günümüzde ve bu çağda Hindistan rejimi erişimi engellemek için ne kadar yol katederse etsin, Keşmir vadisindeki silahlı kuvvetlerinin davranışında ne kadar gizlilik perdesi olursa olsun, kaç sahte STK veya tüm dünyada sahte haberlerini satmak için kullandığı kişiler ne yaparsa yapsın sonunda gerçek ortaya çıkıyor. Bu gerçek, karanlık ve çirkin. Hindistan'ın 5 Ağustos 2019'daki birçok BM Güvenlik Konseyi kararını ihlal eden yasa dışı ve tek taraflı eylemlerinden sonra bir yıldan uzun süredir benzeri görülmemiş bir askeri kuşatma ve iletişim ablukası uygulandı. IIOJK'daki insan hakları ihlalleri, Keşmirli gençlerin sahte "karşılaşmalarda" yargısız infaz edilmesi ve Hint işgal güçlerinin sözde "kordon altına alma ve arama" operasyonlarının yanı sıra üst düzey Keşmir liderlerinin zorla kaybetmeleri ve keyfi tutuklamaları ve gözaltına alınması da dahil olmak üzere hız kesmeden devam etti" diye konuştu.

Covid-19 salgını dünyayı vurduğunda kısıtlamaları hafifletme çağrılarına rağmen Hindistanlı yetkililerin Covid-19 krizini yasa dışı işgali daha da ilerletmek için acımasızca kullandıklarını söyleyen Qazi, "Korona virüs, Keşmirlilerin çektiği acıyı daha da şiddetlendirdi ve onları büyük bir insanlık trajedisinin uçurumuna mahkum etti" dedi.

Pakistan'ın Birleşmiş Milletler, insan hakları ve insani yardım kuruluşları da dahil olmak üzere tüm ilgili uluslararası forumlarda Jammu ve Keşmir anlaşmazlığını vurgulamaya devam edeceğini bildiren Qazi, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin ilkeli konumu, Jammu ve Keşmir anlaşmazlığı konusunda hükümet, Türkiye Parlamentosu ve Türkiye halkı dahil olmak üzere sürekli desteği için son derece minnettarız. Jammu ve Keşmir halkı, Pakistan halkı ve hükümeti, Türk kardeşlerine, Keşmir anlaşmazlığının BM Güvenlik Konseyi kararları, dilekleri ve Keşmir halkının özlemleri uyarınca adil bir şekilde çözülmesi yolunda sağlam ve kayıtsız destekleri için gerçekten müteşekkirdir. Bugün, uluslararası toplum ve çeşitli ünlü kişiler, çiftçilerin protestosuna tepki olarak BJP rejiminin acımasız eylemlerini fark ediyor. Bununla birlikte IIOJK'daki Keşmirliler, yıllardır devletin yaptırdığı acımasız şiddete maruz kalıyorlar ve temel insan hakları kısıtlanıyor. Uluslararası toplumun Hindistan'ı gerçekte olduğu gibi görmesinin tam zamanı. Uluslararası toplum, elindeki tüm araçları aşağıdakileri yapmak için kullanmalıdır: "Hindistan'ı yasa dışı, tek taraflı eylemlerinden ve Keşmir halkına karşı insan hakları ihlallerinden sorumlu tutmak, Hindistan'a uluslararası insan hakları yükümlülüklerine uyması için baskı uygulamak ve uluslararası medyanın, insani yardım kuruluşlarının ve bağımsız gözlemcilerin istismar, ihlal ve aşırı güç kullanımıyla ilgili raporları bağımsız olarak doğrulamak için IIOJK'ya girmesine izin vermek." Her şeyden önce uluslararası toplumu Keşmirlilere BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak vazgeçilemez kendi kaderini tayin hakkını gerçekleştirme şansı vererek ahlaki ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyoruz."

AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta ise, Türkiye ve Pakistan'ın eşine ender rastlanan tarihi dostluk ve kardeşlik bağlarına sahip, tarihte de pek çok kez ispat ettikleri üzere birbirlerinin sevinçlerini olduğu gibi acı ve dertlerini de en samimi ve fedakarane şekilde paylaşan iki ülke olduğunu dile getirdi. Keşmir ve o topraklarda yaşayanların Pakistan için olduğu gibi Türkiye'nin de kalbinde ve zihninde her zaman yer tuttuğunu belirten Balta, "Cumhurbaşkanımızın da başta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu olmak üzere her platformda yaptığı gibi bizler de Jammu-Keşmir meselesinin her alanda temsilcisiyiz. Zat-ı alilerinin de kuvvetle beyan ettiği gibi devletimiz ve milletimiz, dün olduğu gibi bugün de büyük acılar yaşayan, muhtelif baskılara maruz kalan Keşmir halkıyla dayanışma içindedir" ifadelerini kullandı.

Hindistan Anayasası'nda Jammu-Keşmir eyaletine özel statü tanıyan 370'nci maddenin 5 Ağustos 2019 tarihinde Hindistan tarafından tek taraflı olarak ilga edilmesiyle sorunun daha da karmaşık bir hale geldiğine vurgu yapan Balta, "Söz konusu karardan bu yana başta Jammu-Keşmir'in demografik yapısının değiştirilmesine dönük atılan adımlar ve diğer uygulamaların çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bölge halkının sıkıntılarını artırdığına hepimiz şahit oluyoruz. Bu adımları kabul edilemez buluyoruz. Bugün var olan resim, Keşmir için diyaloğu esas alan BM Güvenlik Konseyi kararlarının aksi yönündedir. Bizler tüm uluslararası camianın BM'nin verdiği kararların samimi bir şekilde takipçisi olması gerektiğine inanıyoruz. Uluslararası toplum, Keşmir'deki kardeşlerimizin durumunu görmezden ve duymazdan gelmeye devam etmemelidir" şeklinde konuştu.