Patronlar ne istiyor? TÜSİAD’ın ‘reform’unda Soros izi

Hükümet ile TÜSİAD arasında yapılan ‘reform’ görüşmelerinin ardından gündeme gelen “Demokratik Perspektifleri” raporuna Veryansın TV ulaştı. TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski’nin “çok kıymetli bir rehber” dediği çalışmanın “koordinasyonu” bir dönem Soros’un Türkiye şubesi gibi anılan Can Paker tarafından yapılmış. Raporda anayasanın başlangıç kısmında yer alan bazı paragrafların çıkarılması isteniyor, ana dilde eğitim talebinde bulunuluyor.

Patronlar ne istiyor? TÜSİAD’ın ‘reform’unda Soros izi

ERAY ÇELEBİ/VERYANSIN TV

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘reform’ çağrılarının ardından ekonominin yeni yönetiminin başlattığı görüşmelerin ilk adresi TÜSİAD oldu.

Zirvenin ardından TÜSİAD’dan yapılan açıklamada reform paketine olumlu mesajlar verildi, "güvenlik endişelerini geride bırakıp özgürlükleri genişletelim" talebinde bulunuldu.

TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski tarafından yapılan açıklamada aynı zamanda 1997 yılında Prof. Dr. Bülent Tanör tarafından yazılan “Demokratikleşme Perspektifleri” raporuna dikkat çekildi.

Raporun, “2000’li yıllarda AB mevzuatına uyum çalışmalarında ve Türkiye’deki hak ve özgürlüklerin gündeme gelmesi çalışmalarında faydalanılan çok kıymetli bir rehber olduğu" öne sürüldü.

TÜSİAD’ın övgüyle bahsettiği rapora Veryansın TV ulaştı.

ÇALIŞMANIN ‘KOORDİNASYONUNU’ YAPAN İSİM CAN PAKER

"Türkiye’de Demokratikleşme Perspektifleri" isimli 176 sayfadan oluşan, TÜSİAD Parlamento İşleri Komisyonu tarafından hazırlanan raporun “koordinasyonu” bir dönem Soros’un Türkiye şubesi gibi anılan Can Paker tarafından yapılmış.

Paker Amerikancı darbe girişimleri ve iç kışkırtmalarda adı eksik olmayan ABD'li spekülatör Soros'un kurucusu olduğu Açık Toplum Vakfı'nın Mütevelli Heyeti üyesiydi. 

‘MİLLİYETÇİ REFERANSLAR ÖZGÜRLÜKLERİ TEHDİT’ EDİYORMUŞ!

Raporda anayasanın başlangıç kısmından üç, beş ve altıncı paragrafların çıkarılması talep ediliyor.

Söz konusu paragraflarda “Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu” belirtiliyor.

Raporda 5’inci paragrafın “milliyetçi, devletçi ve maneviyatçı karakterleriyle, temel hak ve özgürlükler aleyhine kötüye kullanılmaya da pek elverişli olduğu” öne sürülüyor, diğer paragrafların da “temel hak ve özgürlükleri ciddi bir şekilde tehdit ettiği” gerekçesiyle kaldırılması isteniyor.

ANADİLDE EĞİTİM TALEBİ

Raporda anayasanın 42’nci maddesi ile 2923 sayılı yasada ”mantık ve bilim dışı” ifadelerin yer aldığı ve değiştirilmesi, herkese “ana dilini okulda öğrenebilme ve geliştirebilme hakkı” tanınması gerektiği belirtiliyor.

‘SİVİLLEŞTİRMENİN ÖNÜNDEKİ ENGEL’ MGK VE GENELKURMAY!

Raporda 15 Temmuz darbe girişiminin ardından OHAL kararnamesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin emir komuta sistemini bozulmasıyla sonuçlanan adım da önerilmiş.

Genelkurmay Başkanlığı’nın Başbakanlığa değil Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması isteniyor. Ayrıca Milli Güvenlik Kurulu’nun “anayasal bir kurum olmaktan çıkartılması”, Anayasa’nın 118. maddesinin yürürlükten kaldırılması gerektiği belirtiliyor.

‘ANAYASA’ RAPORLARI 1997 İLE SINIRLI DEĞİL

TÜSİAD'ın anayasa yönelik raporları 1997 yılında hazırlanan raporla sınırlı değil. ‘Yeni Anayasa'nın Yapım Yöntemi’ başlıklı yuvarlak masa toplantılarının ardından oluşan Mart 2011 tarihli raporda da “Türk Milleti” kavramı hedef alınıyor.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu’nun da yer aldığı raporda “Ulus kavramı hukuki nitelik taşımadığından, Anayasa'da ‘Türk Milleti’ veya milliyetçiliğe atıf yapan ifadeler ve etnik çağrışım olan vurgular yer almamalıdır" ifadeleri kullanılıyor.

Daha önce gündeme gelen ve tartışmalara neden olan raporda ayrıca Avrupa Konseyi'nin Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı temel alınarak, yerel yönetimler reformunun gerçekleştirilmesi talep ediliyor.