DEM Parti, bu hafta TBMM grup toplantısını Suriye’deki çatışmaları gerekçe göstererek Mardin’in Nusaybin ilçesinde, sınır hattına sıfır noktada yapma kararı aldı. Parti yönetimi, toplantının yerini özellikle Suriye sınırına bitişik Nusaybin Sınır Parkı olarak belirledi.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, grup toplantısı öncesinde ilçeye geldi. Sınır hattına çok yakın konumdaki parkta yapılan toplantı öncesinde, Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin protesto yürüyüşü düzenlendi.
PKK’NIN ÇAĞRISININ ARDINDAN DEM’DEN SINIRDA YÜRÜYÜŞ
DEM Parti yöneticileri öncülüğünde düzenlenen yürüyüş, Demiryolu Kavşağı’ndan başlayarak Sınır Parkı’nda sona erdi. Yürüyüşün ardından TBMM grup toplantısı gerçekleştirildi.
DEM Parti’nin grup toplantısını Ankara yerine sınır hattında yapma kararının terör örgütü PKK ve YPG/SDG’nin “direniş” çağrılarının ardından gelmesi dikkat çekti. Zamanlama ve mekân tercihi ise “provokasyon” tartışmalarını beraberinde getirdi.

HATİMOĞULLARI: ‘SORUMLULUK, ŞARA YÖNETİMİ, IŞİD VE ONLARI DESTEKLEYEN ULUSLARARASI GÜÇLERDEDİR’
Partisi adına söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
“Halep’te Kürt halkına yönelik bir katliam başlatıldı. Bu katliamı başlatan HTŞ güçlerini kınıyoruz. “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” diyoruz.
Onunla da yetinmediler. Önce Fırat’ın batısı, şimdi de Fırat’ın doğusuna; yani Rojava topraklarına bir işgal hareketi başlatıldı. Bunu kabul etmek mümkün değil.
AKP-MHP iktidarının sözcüleri, Suriye’deki gelişmeler hakkında Türkiye’yi ve dünya kamuoyunu yalan bilgilerle doldurmaya çalışıyorlar. “Rojava’daki yönetim 10 Mart mutabakatına uymadı” diyorlar. Külliyen yalan. Bu mutabakata uymayan HTŞ’nin kendisidir, Şara yönetimidir.
Katliama maruz kalan herkesin sorumluluğu Şara yönetimi, IŞİD ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir.”
TUNCER BAKIRHAN’DAN BAHÇELİ’YE MESAJLAR
Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan’ın açıklamalarından öne çıkan satırlar ise şöyle:
“Grubunu Meclis çatısı altında yapmayıp, haksızlıklar ve hukuksuzluklar karşısında çeşitli kentlerde yapan biziz. Bugünleri yaratanları kınıyoruz. Kuzeydoğu Suriye’de bir katliam var, bir soykırım var.
Rojava’daki Kürtler… Dünya bir olmuş, Kürtlere soykırım yapıyorlar. Kürtlerin kimliksiz, dilsiz, statüsüz şekilde yaşaması için düşmanlık yapıyorlar. Bizler dün olduğu gibi bugün de Rojava’da; onuru, kimliği ve dili için Rojava halkıyla birlikteyiz. Oradaki Kürt kardeşlerimizle birlikteyiz.
Alevi kardeşlerimizle, Dürzi halkıyla birlikte olduğumuzu buradan, Nusaybin’den, yani sınırdan haykırıyoruz. Bunu ülkeyi bu hale getiren iktidar ve emperyal güçler iyi bilmelidir.
Rojava umuttur, direniştir. Rojava; halkların bir arada yaşadığı umuttur. O umudu öldürtmeyiz. Kürt illerinde bu konuda dayanışma içinde olacağımızı haykırmak istiyoruz.
“Kürt dili konuşulmasın” diyorlar. Kürt gençleri Kobani’de kendi ana dilleriyle eğitim görmesin diyorlar.
10 Mart mutabakatına uymayan Şara’dır, rejimdir!
‘BAHÇELİ ‘PKK’NIN KURUCU ÖNDERİ’ DİYOR, ONUN DEDİĞİNİ SÖYLEMİYOR’
Sayın Devlet Bahçeli “PKK’nin kurucu önderi” diyor ama onun dediğini yapmıyor, onun dediğini söylemiyor. “Her karışı temizlenmeli, kurutulmalı” diyor. Sen kuru temizleyici misin? Bu toprakların kadim halklarını hiç kimse ne kurutabilir, ne temizleyebilir.
Dünyada yaşayan 50 milyon Kürt’e sesleniyorum. Gün birbiriyle kavga etme günü değil, gün bu Kürt karşıtlığı karşısında bir olma, birlik olma, omuz omuza mücadele etme günüdür. Eksikliklerimizi konuşabiliriz ama gün katliamla karşı karşıya kalan Rojava’daki Kürtlerle dayanışma günüdür.
Öfkemizi kendi içimize değil, Kürtlere düşmanlık yapanlara karşı kusun. Öfkenizi Kürtleri statüsüz, kimliksiz bırakanlara karşı kusun.
‘SDG BAL GİBİ DE KÜRTLERİ TEMSİL EDİYOR’
Bugün Bahçeli diyor ki; SDG Kürtleri temsil etmiyor. Kimin kimi temsil ettiğine de karar veriyorlar. ‘Dilinizi konuşmayın, statünüz olmasın’ diyorlar. Şu şunu temsil etmez bunu bunu temsil etmez diyor… Sana mı soracağız kimin kimi temsil ettiğini… SDG bal gibi Kürtleri temsil ediyor. Alevileri, Türkmenleri, Ezidileri, seküler yaşamdan yana olan Arap halkını temsil ediyor. Özerk yönetim oradaki bütün halkları temsil ediyor. Kim kimi temsil ediyor hükümlerini siz veremezsiniz. Biz diyor muyuz size, ‘Siz kimi temsil ediyorsunuz?’
Sandığı koysanız bu toplumdan rıza alabilir misiniz? Alamazsınız. Asıl siz temsil etmiyorsunuz. Vazgeçin lütfen.
‘SİZE TEHDİT OLAN KÜRTLER DEĞİL, ŞU ANDAKİ YÖNETİMDİR’
Gelin birlikte Kürt katliamı karşısında duralım. Kürtler insanca yaşamak istiyorlar. Size tehdit olan Kürtler değil, bu selefi güçlerdir. Şu andaki yönetimdir. Sizi ne zaman satacakları belli olmayan bu güçlerdir. Kürtler satmaz, ihanet etmez, çelme takmaz.
‘KOBANİ, KAMIŞLI KÜRT KENTİDİR’
Bir kez daha Nusaybin’den sesleniyoruz; Kürtler size muhatap beğendirmek zorunda değil. Temizleme kurutma işlerinden vazgeçin. Kobani, Kamışlı Kürt kentidir, Kürt kentleri olarak kalmaya devam edecektir.
Bir çağrım da gerçek anlamda ümmet kardeşliğini savunan Müslüman kardeşlerimedir. Kürt ümmet değil mi? Selahattin Eyyubi Kürtlerin atası değil mi? Selahattin Eyyubi’yi unuttunuz mu? Bugün onun İslamiyet’i savunduğu topraklarda onun torunları katlediliyor.
Kürdü katledenlerin partisinde, gazetesinde, işyerinde çalışmayın.



Ben yedi sülalesi Kürt olan biriyim ve Tuncay bakırhan denen şahsa sesleniyorum:benim adıma sen mi karar vereceksin kimin Kürleri temsil edeceğine.SDG denen piyon örgüt mü Kürtleri temsil ediyor?Sen kimsin de benim adıma konuşuyorsun.Kürtlerin bir devleti var.O da Türkiye Cumhuriyetidir.Öz be öz vatanımızdır.Bu yaşıma geldim,bu devletin ordusunda görev yaptım,bir gün olsun ayrımcılık görmedim.Çünkü bu devlet benim devletim.Sen beğenmiyorsun buyur s.git.Senin gibi kime ve neye hizmet ettiği belli olmayanların Kürtlerin temsilcisiyim diye ortada gezmesine sinir oluyorum.
Bunlara konuşma hakkı veriyoruz ya,suç bizde.