Profesyonel futbol ve oruç ibadeti

Murat Bölükbaşı yazdı

Profesyonel futbol ve oruç ibadeti

Spor gündemini ve kamuoyunu şaşırtan olay Salı akşamı TFF1. Lig Giresunspor- Keçiörengücü Spor müsabakasında gerçekleşti. Maçın 10. dakikada durmasıyla bazı oyuncular saha kenarına gelip kumanyayla oruç açtılar. 37 yıldır aktif olarak Futbolun içinde olan birisiyim; açıkçası ilk defa böyle bir olaya şahit olduğumu belirtmek isterim. Konuya sporcu sağlığı ve performansı üzerinden yoğunlaşırsak meseleyi daha iyi kavrayacağımızı düşünüyorum. Oruç tutanlar için Giresun’da İmsak 04.11, akşam 19.12 aradaki fark 15 saat…

Bu bilgiyi bir kenara koyduktan sonra birde insan metabolizmasına bir göz atmakta fayda var. İnsan vücudunun %60, 65’i sudan oluşmaktadır. Sedanter (normal aktiviteli) yaşam tarzına sahip biri günde 2,5 litre su kaybeder; fiziksel aktivitesi yüksek olan bireylerde bu kayıplar daha yüksek olur. Sıcak ve nemli coğrafyalarda bu kayıplar daha da artış gösterir. Su kaybıyla birlikte, vücudun elektrolit dengesini düzenleyen sodyum, kalsiyum ve potasyum gibi mineraller dışarı atılır. Vücut, bunu gün içinde yerine koymak zorundadır. Normal şartlar altında vücut, elektrolit dengesini sağlamak için kaybettiği sıvı ve elektrolitleri besin ve su tüketimi ile karşılar. Elektrolit dengesinin besin ve sıvı yoluyla sağlanamaması neticesinde vücut, fonksiyonlarını yerine getiremez ve Dehidrasyon dediğimiz problem ortaya çıkar. Özellikle şiddetli sporlarda Dehidrasyon’un yıkıcı etkisi sporcu sağlığı ve performansını ciddi şekilde tehdit eder.

Müsabaka esnasında 3 litre ve üzeri miktarda terleme yoluyla sıvı kaybeden bir sporcunun oruçlu olduğu ve beslenemediği gün boyunca kaybettiği minimum 2,5-3 litre suyla birlikte, vücudun günlük su kaybı asgari 5,5-6 litre ve fazlasına yükselir. Yüksek şiddetli sporlarda müsabaka öncesi bu kayıplar yerine konulmamış ve müsabaka süresince daha yüksek oranda sıvı kaybedilmişse, sporcuda bulantı, kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, yorgunluk, halsizlik, bayılma hissi, kas krampları, kas güçsüzlüğü, nabızda artış, bilinç kaybı, dikkat ve odaklanma gibi problemler baş gösterir. Oruç nedeniyle sporcunun metabolik dengesi bozulur. Bu, sporcunun bireysel performansını ve sağlığını olumsuz ve ciddi bir şekilde etkiler. Sporcunun fizyolojik yıkım içine girmesi icra ettiği profesyonel futbol hizmetini de olumsuz bir şekilde etkiler.

Futbol oyunu bir takım sporudur ve 11 kişiden oluşur. Bir takımda eğer sahaya çıkan 5 sporcu oruçluysa, yukarıda belirttiğimiz problemlerden dolayı bu sporcular maksimum performansı gösteremeyecek ve kendi yükleri dahil, takım yükünü oruç tutmayan ve işini profesyonelce yapma gayreti gösteren diğer 6 arkadaşının üstüne yükleyecektir. Bunun ne kadar insani, vicdani, hakkani ve ahlaki bir düşünce ve eylem olduğu yorumunu sizlere bırakıyorum. Bir Futbol kulübü en az 45-50 kişinin ekmek kapısıdır; aileleri ve bakmakla yükümlü oldukları insanları da katarsak bu sayı çok daha fazladır. Futbolcusu, Antrenörü, idari ve hizmet personeli başarılı bir hafta geçirip evine “ekmek” götürebilmek için canla başla çalışır.

Kazanılan bir maç zorlukla geçmiş bir haftanın yükünü sevinç ve huzurla hafifletir, kaybedilen bir maçsa, omuzlarına binen yükün, başaramamanın verdiği hayal kırıklığı ve hüznün acı bir ifadesidir. Bir takım olabilmek, bencillikten uzak, sorumlulukları eşit ve adil bir biçimde paylaşabilmekle mümkündür. İslam dininin ritüeli olan Oruç ibadetinin yerine getirilmesi için çeşitli kolaylıklar ve düzenlemeler mevcuttur. Sporcular bu konuda gerek diyanet, gerekse TFF ve Kulüpler yoluyla bilgilendirilmeli, bu ibadetlerin profesyonel hizmet akdine zarar vermeyecek şekilde gerçekleştirilmesi sağlanmalı, ekranlarda bu tip görüntülere mahal verecek durumlar yaşanmamalıdır.