Psikolojik Hastalıklar

Psikolojik hastalık nedir? En sık görülen psikolojik hastalıklar nelerdir? Tedavisi olmayan psikolojik hastalıklar var mıdır? Psikolog Ceren Özügüç konu hakkında önemli bilgiler verdi...

Psikolojik Hastalıklar

Her birimizin hem kendimizle hem de yaşadığımız toplum içerisinde belirli ilişkileri ve sorumlulukları vardır. Bunları genel olarak iş/okul hayatı, özel hayat ve sosyal hayat olarak isimlendirmek mümkündür. Hepimiz birinin çocuğu, birinin annesi veya babası, bir iş yerinde çalışan, bir takımın taraftarı ve birilerinin arkadaşıyızdır.

Bunların tamamı bizim toplum içindeki rollerimizdir. Bu bağlar ve sorumlulukların çeşitliliği ve birbirleriyle olan ilişkisi bizim kişiliğimizi, davranışlarımızı ve nihai olarak hayatımızı şekillendirir. Yani toplumdaki yerimizin kişiliğimizi şekillendirdiği gibi, toplum içerisindeki davranışlarımız da ilişki içinde bulunduğumuz diğer insanları etkiler.

Duygu, düşünce ve davranış insan psikolojisinin temel taşlarını oluşturur. Birbirleriyle sürekli etkileşim halinde olan bu üç olgu, dinamik bir süreç içerisindedir. Zihnimizden geçen bir düşünce, bizde bir duygu uyandırır ve neticesinde bir harekete yani bir tepkiye neden olur.

Benzer şekilde bir davranışımız neticesinde zihnimizde beliren bir düşünce, bizde bir duyguyu açığa çıkarabilir. Bu şekilde sürekli olarak olaylara karşı davranışlarda bulunur, onları zihnimizde anlamlandırır ve bir duygu hissederiz.

Bu süreçlerin her biri herkeste farklı içeriklere sahip olduğu için, çünkü her birimiz yaşadığımız toplum içinde benzer olsa da bir o kadar da farklı genetik ve çevresel koşullara tabiyiz, her birey olaylara farklı tepkiler verir. Bu kişiye özel tepkiler, bizim bireysel olarak kim olduğumuzu belirler.

Burada göz önünde bulundurmak gereken önemli bir nokta şudur: duygular ve düşünceler görünmezdir. Paylaşılmadığı sürece karşı taraftan asla bilinemez. Karşımızdaki insanı değerlendirebildiğimiz tek yön, davranışlardır.

Duygu ve düşüncelerimizi konuşarak ifade etmek de dahil olmak üzere, ki konuşmak da bir eylemdir, diğer bireylerle etkileşime geçmemizin tek yolu davranışsal dışavurumdur.

PSİKOLOJİK HASTALIK NEDİR

Bazen çeşitli sebeplerden dolayı duygu, düşünce ve davranış olgularının kendi içlerindeki mekanizmalarında veya birbirleriyle ilişkilerinde bazı kırılmalar yaşanır. Kişi karşılaştığı bir durumla ilgili doğru ve işlevsel bir değerlendirme yapamaz, uygun hissiyatı deneyimleyemez veya uygun davranışı gösteremez.

Olayları değerlendirirken yapılan düşünsel hatalar, kafa karışıklığına, uygunsuz veya kişiyi kötü hissettiren duygulara ve işlevsel olmayan davranışlara sebebiyet verebilir. Kısaca, kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını olumsuz yönde etkileyen ve sosyal hayatında, özel hayatında ve iş hayatında bazı uyumsuzluk ve aksamalara yol açan rahatsızlıklara psikolojik hastalık denir.

Psikolojik rahatsızlıklar bir kişi kendi içinde olumsuz duygu ve düşüncelerle mücadele ediyor olabilir ve normalde toplum içerisinde sahip olduğu rollerin sorumluluklarını olması gerektiği gibi yerine getirmekte zorlanabilir.

Kişi çok kaygılı olduğu veya düşüncelerini organize etmekte zorlandığı için randevularını unutabilir, kendini kötü hissettiği için bazı aktivitelere katılmayı reddedebilir veya daha önceki davranışlarından farklı davranışlar gösterebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta da aslında budur: psikolojik hastalıklardan ötürü kişi, deneyimlediği duygu, düşünce ve davranışlardan dolayı gündelik işlevselliğini yitirebilir.

EN SIK GÖRÜLEN PSİKOLOJİK HASTALIKLAR

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre en çok yeti yitimine yol açan rahatsızlık depresyondur ve dünyada yaklaşık olarak 121 milyon insanı etkilemektedir. Çökkün duygudurum, ilgi ve zevklerin azalması, suçluluk ve değersizlik duyguları, öfke, çaresizlik, ümitsizlik, intihar düşünceleri, uyku ve iştah problemleri gibi sıkıntılara sebebiyet veren depresyonun yaşam boyu görülme sıklığı %17-25’tir.

Benzer olarak Türkiye Psikiyatri Derneği’nin paylaştığı bilgilere göre Yaygın Anksiyete Bozukluğu’nun yaşam boyu görülme sıklığı %5-6’dır. Yani her 100 kişiden 5-6’sının bu hastalığa yakalandığını belirtilmektedir.

TEDAVİSİ OLMAYAN HASTALIKLAR

Psikolojik hastalıkların ortaya çıkmasında birçok etkenden söz edilebilir. Genetik yatkınlık, çevresel koşullar ve kişinin deneyimlediği hayat olayları bunlardan bazılarıdır. Yani kişinin genetik yapısı bazı hastalıklar için o kişiyi daha savunmasız hale getirebilir, doğa olayları veya savaşlar gibi toplumsal olaylar ve sevilen birinin kaybı gibi kişinin kendi hayatındaki olumsuzluklar, kişinin psikolojik bir rahatsızlığa yakalanmasına sebep olabilir.

Bunun yanı sıra hastalıklar iki başlık altında toplanır: Organik kökenli hastalıklar ve ruhsal kökenli hastalıklar. Organik kökenli hastalıklar; kişinin fizyolojisinden kaynaklanan ancak duygu, düşünce ve davranışlarında bazı olumsuz değişimlere yol açan hastalıklardır.

 

Ruhsal kökenli hastalıklar ise kişinin fizyolojisinden kaynaklanmayan ancak duygu, düşünce ve davranışlarda işlevsizliğe yol açan hastalıklardır.

Psikolojik rahatsızlıkların tedavisinden söz ederken üzerinde durulması gereken nokta tedaviden ne anlaşıldığı, psikolojik sorunların belirtileri, tedavinin stratejisi ve tedavi sonucunda ulaşılmak istenen noktanın ne olduğudur. Zira bazı rahatsızlıklar için kişinin hastalıktan tamamen kurtulabilmesi ve rahatsızlığa sahip olunmadığı noktaya gelmesi mümkünken, bazı rahatsızlıklar için tedavi stratejisi hastaya ve hastanın yakınlarına bu hastalıkla baş etme yöntemlerinin öğretilmesi, hastanın işlevselliğinin ve hayat kalitesinin arttırılması ve hastanın toplum içerisinde bir rol edinebilmesi için gerekli adımların atılması olarak belirlenebilir.

Burada kişilerin bilmesi gereken şudur: hastalık her ne olursa olsun ve ne kadar kötü durumda olursa olsun kişiye uygun bir iyileştirme stratejisi belirlenebilir. Kişilerin işlevselliği arttırılabilir, toplumda mümkün olduğunca rol edinebilir ve hayat kaliteleri arttırılabilir.

Hastalar her koşulda, psikiyatri uzmanları ve psikologlardan destek almaktan çekinmemelidir. Hasta yakınlarının da bu bilince sahip olup hastaları destek almaya yönlendirmeleri büyük önem arz etmektedir.