1. Haberler
  2. Analiz
  3. Refah milliyetçiliği nedir?

Refah milliyetçiliği nedir?

featured

Prof. Dr. Nur Serter yazdı…

On yılı aşkın süredir  Batı’da tartışılan “Refah Milliyetçiliği” kavramı eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir televizyon programında yaptığı açıklamalarla kamuoyunun gündemine girdi.

Kılıçdaroğlu, “Refah Milliyetçiliğinin özünü refahta buluşmak oluşturuyor. Biz bu süreci başlatmalı  ve refahta buluşmalıyız. Bunun adı etnik milliyetçilik değil, Refah Milliyetçiliğinde buluşmalıyız” açıklamasıyla konuya dikkat çekti.

Refah Devletinin ayırım yapmaksızın tüm bireylerin ekonomik, sosyal ve kültürel gereksinimlerini güvence altına alan, gelirin yeniden dağılımını düzenleyen ve sosyal risklerin (ölüm, hastalık, yaşlılık, işsizlik vb)  üstesinden gelmelerine yönelik yasal düzenlemeler içeren bir yapıya sahip olduğu bilinmektedir.

Bu nedenle Refah kavramına eklemlenen “Milliyetçilik” ile amaçlananın ne olduğu konusu irdelenmeye muhtaçtır.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu kavramı kullanırken amaçladığının milliyetçilik vurgusunu refahın yaygınlaştırılmasında odaklamak olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak, sosyal bilimler engin bir deniz gibidir.  İçimizden geldiği gibi kavramlar üretmenin ne denli riskli olduğu Refah Milliyetçiliği konusunda da kendini göstermektedir.

Bilim dünyası on yılı aşkın süredir Refah Milliyetçiliği konusunda bilimsel yayınlar üretmektedir. Dünyanın en saygın üniversitelerinde (Oxford, Cambridge, Bristol, Helsinki, vb) ve Sosyal Bilimler Yayınlarında  konu hararetle tartışılmaktadır.

Çoğu bilimsel makalede kavrama, eş anlamlı olduğunu açıklayan ve  parantez içine alınmış “Refah Şovenizmi” kavramı eşlik etmektedir.

Özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde, göçmen, sığınmacı, ilticacı ve yabancı sayısındaki artış karşısında, sağ partilerin dayattığı dışlayıcı ve ayırımcı politikaları önceleyen “Refah Milliyetçiliği” kavramı, akademi dünyası tarafından kara listeye alınmıştır.

Neden?

  • Refah Milliyetçiliği; refahın etnik-milli kimlikler esas alınarak paylaşılmasını esas almaktadır.
  • Çok kültürlülüğü savunan seçkinler aracılığı ile hak etmeyen göçmenlere yapılan sosyal refah transferleri ile ulus devlet baltalanmakta ve yararlanılan sosyal yardımların niteliği düşürülmektedir.
  • Oysa refah yardımları etnik milliyetçilerin kazanılmış haklarıdır.
  • Refah ve sosyal yardımların paylaşımında, göçmen ve yabancılara karşı duyulan korkular “hak etme” kavramı ile bütünleştirilmekte ve “içeridekiler – dışarıdakiler” ayrımcılığını esas alan Refah Milliyetçiliği yaygınlık kazanmaktadır.
  • Refah programlarından yararlanmada ulusal kimliğe eşlik eden “ulusal aidiyet” ilkesinin kriterleri  tartışmaya açılmaktadır. Aidiyeti belirlemede esas alınacak kriterler konusunda tartışma şu sorularla sürmektedir: Aidiyeti belirleyen İkamet hakkı mı? Etnik kimlik mi? Batı toplumuna aidiyet mi?  Yaşanılan ülkedeki ekonomik yararlılık mı?
  • Örneğin Finlandiya’da Batılı olmayanlara karşı daha dar kapsamlı sosyal refah politikalarının uygulanması konusunda 2009-2011 arasında yasal düzenleme yapılmıştır.
  • Refah Milliyetçiliğinin Danimarka, Finlandiya, Norveç gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde sağ partiler tarafından giderek artan bir destek bulması dikkat çekicidir.
  • İsveç Demokrat Partisi; refahın öncelikle ve en geniş kapsamıyla İsveç vatandaşlarının hakkı olduğunu, göçmen ve sığınmacıların refahtan pay alma hakkının kısıtlanmasını önermektedirler.
  • Sosyal Refah Harcamalarının bütçedeki payının artması ve bunun ülkenin vatandaşları tarafından finanse edilmesi öncelikle düşük gelir ve eğitim düzeyindeki seçmenin tepkisini arttırmaktadır.
  • Çekya ve Macaristan Refah Milliyetçiliği konusunda keskin önlemlerle öne çıkan ülkeler arasında yer almaktadır.
  • Refah dağılımının “kimlik” ile ilişkilendirilmesi, kalkınmalarını yabancı işçilere borçlu olan birçok Avrupa ülkesinin geleceği için tehlike sinyalleri vermektedir.
  • Refah Milliyetçiliği, insan hakları, kültürel haklar, fırsat eşitliği ve demokrasi söylemleri ile dünyanın jandarmalığını üstlenen Batı uygarlığının kendisini açıkça inkar edişinin kanıtıdır.
  • Küreselleşme adı altına servis edilen yeni emperyalizmin ve Avrupa ırkçılığının gerçek yüzünü gözler önüne seren bir uygulamadır.

Özetle;

Refah Milliyetçiliği  göçmen, ilticacı, sığınmacı sayısındaki artışla ortaya çıkan ve Ukrayna Savaşı ile hız kazanan sosyo-ekonomik ve siyasal oluşumların sonucunda yapılandırılmış bir kavramdır.

İnsancıl bir bakış açısından uzak ve ayırımcıdır.

ABD gibi çok kültürlü ülkelerin Refah harcamalarını düşük düzeyde tutmalarının ardında yatan nedendir.

İnsanı merkez alan ve insanlığa yakışan bir sistemi inşa etmek için yüzyılı aşan bir emeğin ürünü olan Sosyal Refah Devleti anlayışını dinamitleyerek sadece o ülkenin vatandaşları için hak edilmiş sayan bir ideolojik altyapıdan beslenmekte ve “insanın insana farksızlığı” savını yırtıp atmaktadır.

Türkiye’nin ve sosyal demokrat partilerin örnek alacağı bir kavram olmaktan çok uzaktır.

Kaynaklar:Anıl Duman;”Welfare Nationalism and Rising Prejudice Against Migrants”,Suvi Keskinen; “ From Welfare Nationalism to Welfare Chauvinism”,Marcus Ketola/ Johan Nordensvard; “Social Policy and Populism;Welfare Nationalism as the New Narrative of Social Citizenship”, Cambridge University Press; “Welfare Nationalism in Europe and Russia”,Andrzej Marcin Suszycki; “Welfare Citizenship and Welfare Nationalism”

  

                                              

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Bu yeni uydurulmuş kavrama dikkat çektiğiniz ve bilgilendirdiğiniz için teşekkürler sayin hocamız.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!