Ruşen Çakır, 15 Temmuz yayınında FETÖ'cüleri mağdur ilan etti... 'Tam bir kıyım'

Geçmişte Said Nursi için 'cumhuriyet tarihinde en önemli düşünce ve eylem adamıdır' diyen Ruşen Çakır, devlete kadrolaşan FETÖ'cülerin tasfiyesini 'kıyım' olarak nitelendirdi. Çakır'a göre örgütle bağı olan FETÖ'cüleri tasfiye etmek mağduriyetlere yol açtı. FETÖ'cülerin büyük kısmının kin ve nefret biriktirdiğini söyleyen Çakır, kısa süre sonra bunların cezaevlerinden çıkacağına dikkat çekti.

Ruşen Çakır, 15 Temmuz yayınında FETÖ'cüleri mağdur ilan etti... 'Tam bir kıyım'
Ruşen Çakır, 15 Temmuz yayınında FETÖ'cüleri mağdur ilan etti... 'Tam bir kıyım'

15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişiminin beşinci yıldönümü nedeniyle Medyascope adlı YouTube kanalında bir yayın yapan Ruşen Çakır, adeta FETÖ'cüleri mağdur gösterme derdine düştü.

FETÖ'cülerin iki ayağı olduğunu iddia eden Çakır, bunlardan birinin yargı, emniyet, bürokraside örgütlendiğini, diğerinin ise sivil, yani, öğretmen, memur, esnaf, öğrenci olduğunu söyledi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ'nün tüm yönleriyle Erdoğan tarafından hedef alındığını kaydeden Çakır, yaşananları “tam bir kıyım” olarak niteledi.

Ruşen Çakır, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de demokrasiyi değil, kendi iktidarını korumanın aracı yaptı. Tamamen kendisi için yaptı bunu ve bunu yaparken çok acımasız davrandı; belki acımasız olmanın dışında bir seçenek yoktu önünde ve bu sayede otoriterliğini iyice güçlendirerek binlerce insanın mağduriyetlerini katladı. Bu mağduriyetlerin sonucunda şöyle tablolar karşınıza çıkabiliyor: Yılgınlığa kapılan, burada yaşadığı mağduriyetlerden dolayı, ‘Nereden girdin bu işlere?’ deyip Fethullahçılık’tan soguyanlar oldu. Hatta bazıları işbirlikçi oldu, itirafçı oldu; ama önemli bir kısmı buradan kin ve nefret biriktirdi. Belki de olmadığı kadar radikalleşti. Bunların bir kısmı cezaevinde; yarın öbür gün çıkacaklar. Bu kişilerin çocukları, akrabaları içerisinde çok sayıda kişinin radikalleştiğini düşünüyorum. Birtakım işaretleri de var. Bazıları da –bu apayrı bir nokta–, bazıları da tam anlamıyla bir hiçliği tercih ediyor. Bu doğrudan mağdur edilenlerden olabilir, onların yakınlarından… Bu öyle bir hiçlik ki, artık bir cemaatten, İslâmcılık’tan ve hatta İslâm’dan ve dinden soğumaya varıyor. Çok örnek anlatılıyor. Sağda solda çok karşıma çıkıyor. Geçen, Ayşe Çavdar ‘Adını Koyalım’da, Avrupa’daki Cemaatçi-Fethullahçı ailelerin çocuklarında bu eğilimlerin çok yüksek olduğu yolunda birtakım gözlemleri ya da duyduklarını aktardı.”

‘ERDOĞAN’IN YAPTIĞINI, CUMHURİYET TARİHİNDE HİÇBİR KİMSE, DİNDAR İDDİALI HİÇ KİMSEYE  YAPMADI’

Erdoğan’ın “Cumhuriyet tarihinin en büyük sivil operasyonunu gerçekleştirdiğini” kaydeden Ruşen Çakır, “Türkiye’deki İslâmcı anlatı, hepsinin, tüm cemaatlerin –Fethullahçılar dahil, Millî Görüşçüler, en radikalinden en ılımlısına kadar– anlatıları şudur: ‘Tek parti dönemi ülkeyi dinsizleştirdi ya da dindarlara baskı uyguladı, şapka devrimi vs.’ ile onu astı bunu yasakladı vs. yaptı, ama çok partili hayata geçildiği andan itibaren dindarlar kendilerini toparladılar ve bir tür rövanş yaşanıyor, yaşandı diyelim. Buraya kadar tamam; ama Erdoğan-Gülen savaşı işin hiç de böyle olmadığını gösterdi ve bütün bu anlatıyı yerle bir etti. Şu anda Erdoğan’ın Fethullahçılar’a yaptığını, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde laiklik iddialı hiçbir kimse dindar iddialı hiç kimseye, gruplara yapmadı. Benim bildiğim kadarıyla yok” yorumunda bulundu.