Sağlıkta kamu özel ortaklığı

Dr. Ceyhun Balcı yazdı...

Sağlıkta kamu özel ortaklığı

Başlıktaki tanımlama çoğu okur için anlaşılır olmayabilir.

Bir örnek anlaşılmayı kolaylaştıracaktır.

Ederi 100 TL olan bir konutu yıllığı 100 TL’den kiralar mısınız? Bu da soru mu diyenler yerden göğe haklıdır. Aynı eder karşılığında konutun sahibi olmak en akılcısıdır kuşkusuz.

Bir süredir adını işittiğimiz, pek çok şehrimizde ardışık olarak hizmete giren şehir hastaneleri Kamu Özel Ortaklığı modeliyle yapılmaktadır.

Kamu (devlet) hastanenin yapılacağı alanı yükleniciye verir. Yüklenici de kamu güvenceli kredi kullanarak hastaneyi yapar. Sonra da yaptığı hastaneyi kamuya kiralar. Ortalama yıllık kira bedelinin 1 milyar TL dolayında olduğu biliniyor. Aynı yapının yapım maliyetinin de 1 milyar TL olduğu hesaplanmış. Aynı niceliği her yıl yüklenicinin cebine koymak yerine 1 kez verip yapılanın sahibi olmak varken bu yola sapılması hiçbir gerekçeyle açıklanamaz.

Yükleniciler güvenlik, görüntüleme ve yemek gibi hastane işletmenin olağan gereklerini de devlete ayrıca fatura ediyorlar.

Yirmi beş yıl süreli bir tür Yap-İşlet-Devret (YİD) ilişkisi söz konusudur. Bir yıllık kiranın yapının yapım bedeline eşit olması yetmemiş olmalı ki dövize de uyarlandığını eklemeliyiz.

Tam bir tatlı kazanç döngüsü oluşturulmuştur görüldüğü gibi. Bu yapılanmayı Kamu-Özel Ortaklığı olarak adlandırmak insafa, vicdana ve namusa sığabilecek gibi değildir. Kamu olanaklarının özel kurumların kazancı için kullandırılması söz konusudur.

Kamunun akılla, mantıkla açıklanamayacak şekilde yük altına sokulduğu bu modelin uygulandığı (özellikle büyük) kentlerde vatandaşın kolaylıkla ulaşabildiği merkezi konumdaki hastane ve sağlık kurumlarının hizmet dışı bırakılmakta olduğu da bir başka önemli gerçektir. Hemen tümü kentin uzak köşesinde konuşlu şehir hastanelerine vatandaşın ve özellikle de yaşlı, engelli ve önemli hastalığı olanların erişiminin hiç de kolay olmadığı göz önüne alındığında bu yolla yaşamımıza başka sorunların eklenmekte olduğu kolaylıkla anlaşılacaktır.

Kamunun bir avuç yükleniciye sergilediği eli açıklık topluma zorluk ve eziyet olarak geri dönmektedir.

Ayrıcalıklı yüklenici 1 bilemediniz 2 yılda harcadığı parayı (gerçekte ceplerinden para da çıkmadığını, kamu güvenceli banka kredisi kullanmış olduklarını unutmayalım) yerine koyarken, oluşan kara delik 25 yıl boyunca büyüyerek varlığını sürdürecektir.

Kent merkezlerinden eksilecek olan kamu sağlık kuruluşlarının yerini kazanca odaklı özel sağlık kuruluşlarının doldurması kaçınılmazdır. SGK ile anlaşmalı görünen bu kurumların kapısından girildiği anda vatandaşın cüzdanı hızla boşalacak ve bu kez de vatandaşın cebindeki delik büyüyecektir.

Köprü, otoyol, tünel ve benzerleriyle yaşamımıza giren Yap-İşlet-Devret anlayışının sağlık gibi temel kamu hizmetine egemen olması ilerleyen yıllarda çok daha fazla duyumsanacak derin yaralar açacaktır.

Ülke ekonomisinin kim bilir kaçıncı kez duvara tosladığı bugünlerde bu tatsız konu içimizdeki karartıyı artırmıştır hiç kuşkusuz. Ama, sağlıkta kamu özel ortaklığı adı altında oluşturulan haksız, insafsız ve vicdansız uygulamanın sonraki ekonomik krizlerin de mayası olmak gibi bir özelliğe daha sahip olduğu unutulmamalıdır.

Yurttaş kentin hemen her yerinden görülebilen ama pek de ulaşılabilir olmayan görkemli yapılarıyla şehir hastanelerinin ardındaki gerçeği bilmelidir.

Toplumcu, kamucu ve halkçı bir yönetim anlayışı bu karanlık tabloyu tersine çevirmek için biricik gerekliliktir.

Sözde kamu özel ortaklığı olan bu uygulamanın özde kamu olanaklarını kamu zararına özel sektöre altın tepside sunmasından başka bir şey değildir.