Şehir hastaneleri sözleşmeleri devletin elinde kaldı!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, TBMM'de 10 şehir hastanesinin Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeli yerine genel bütçe kaynaklarıyla yapılacağını duyurdu. Ancak bakanlığının devasa taahhütler altına girdiği 9 hastanenin inşaatı devam ediyor.

Şehir hastaneleri sözleşmeleri devletin elinde kaldı!

Şehir hastaneleri de köprü ve otoyollar gibi KÖİ modeliyle yapılıyor. Köprü ve otoyollardan geçiş taahhüdü veren bakanlıkların şehir hastaneleri için de hasta garantisi vermesi tepki çekmişti. Diğer yandan bazı hastanelerin KÖİ modeliyle yapımından vazgeçen Sağlık Bakanlığı, devam eden 9 hastane için ise bir şey yapamıyor. Sözcü’den Çiğdem Toker, durumu köşesine şöyle taşıdı:

“Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 10 şehir hastanesinin Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeli yerine genel bütçe kaynaklarıyla yapılacağını açıkladı. Bütçe kaynaklarıyla yapılacağı açıklanan yeni şehir hastaneleri 12 bin 400 yatak kapasiteli. Bakan Koca bu açıklamayı bakanlık bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 12 Kasım Salı günü yaptı. Ne var ki, aynı sunuş konuşması içinde, KÖİ modeliyle gerçekleştirilecek 9 şehir hastanesi inşaatının sürdüğüne de yer verdi. Bu çelişkili gibi görünen yaklaşımdan anlaşıldığı kadarıyla, inşaatı devam eden 9 şehir hastanesinin uygulama sözleşmeleri imzalanmış durumda. Ve bakanlık olarak da devasa taahhütler altına girdikleri bu uygulama sözleşmelerinden dönüş yok diye düşünüyor olmalılar.

Devlet yetkisini kullanan AKP’li sağlık bakanlarının 81 milyonu borç altına sokarak imzaladığı şehir hastanesi sözleşmeleri, bu büyük meselenin en can alıcı kısmını oluşturuyor. Başında “kamu” kelimesi olmasına rağmen, şirketler ile onları finanse eden yabancı kreditörlerin egemen olduğu şehir hastanelerini, bu çağın kapitülasyonu olarak nitelemek yanlış olmayacaktır. İngiltere’nin kendi yurttaşlarının tepkileri üzerine özeleştirisini yaparak terk ettiği bu modeli, geri kalmış pek çok ülkeyle birlikte, allanıp pullanarak Türkiye’ye ihraç etmesi, AKP iktidarının onayıyla mümkün olabildi. Çok sayıda milletvekilinin bütün çabalarına karşın “ticari sır” gerekçesiyle sözleşmeleri açıklanmayan bir modelin, verilen hizmet kamusal nitelik taşısa da vatandaş çıkarlarını gözettiği düşünülemez.

Düşünün ki Ankara’nın göbeğinde ve vatandaşların rahatlıkla ulaşabildiği Numune Hastanesi, Zekai Tahir Burak Kadın Hastanesi, Dışkapı Çocuk Hastanesi gibi köklü hastaneler sırf Bilkent Şehir Hastanesi para kazanabilsin diye kapatıldı. Balıkesir Milletvekili Dr. Fikret Şahin, kendi şehrindeki köklü devlet hastanesinin kapasitesinin büyük oranda düştüğünü, personelin şehir hastanesine aktarıldığını ve ne acıdır ki yoğun bakım ünitelerinin bodruma atıldığını söylüyor…”