1. Haberler
  2. Gündem
  3. Sendikalardan 1 Mayıs’ta ortak manifesto: Çalışırken ölmediğimiz bir Türkiye mümkün!

Sendikalardan 1 Mayıs’ta ortak manifesto: Çalışırken ölmediğimiz bir Türkiye mümkün!

Devrimci İşçiler Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Tüm Mimar-Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nı kutlamak için toplandığı Kadıköy İskelesi’nde ortak manifesto açıkladı. Manifestoda, "Çalışırken ölmediğimiz, gazetecilerin, sendikacıların, sanatçıların, akademisyenlerin, belediye başkanlarının, eş başkanlarının, muhalif siyasetçilerin, gençlerin hapsedilmediği, özgür bir Türkiye mümkün. Tek bir kişinin değil, kayyımcıların değil; halkını söz ve karar sahibi olduğu bir düzen mümkün" denildi.

featured

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB üyeleri ile çeşitli emek ve meslek örgütleri 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nı kutlamak için Kadıköy İskele’de bir araya geldi. Bunun yanı sıra CHP, DEM Parti, TİP, Türkiye Komünist Partisi (TKP), Emek Partisi (EMEP), SOL Parti gibi siyasi parti örgütleri de meydanda yer aldı.

ANKA’nın haberine göre; DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz ve TTB Genel Başkanı Alpay Azap, kutlamalar için oluşturulan platformda yerlerini aldı. Bu dört meslek örgütü ile diğer örgütlerin “gelecek hedeflerini ortaya koyan ve mücadele hattını belirleyen” manifestosu okundu.

‘ZORBALARIN DEĞİL, İŞÇİLERİN EGEMEN OLDUĞU BİR ÜLKE MÜMKÜN’

Manifestoda, “Biz bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenleriz. Biz, işçiler, kamu emekçileri, mühendisler, mimarlar, şehir plancıları, hekimler, emekliler, gençler, kadınlar” denilerek şunlar kaydedildi:

“Bugün ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında buluştuk. İl il, ilçe ilçe, mahalle mahalle, sokak sokak, 1 Mayıs meydanlarına aktık. Kendini bu ülkenin sahibi sananlara, halktan büyük bir güç olmadığını bir kez daha gösterdik. Biz, tüm renklerimiz ve farklılıklarımızla Türkiye’yiz.

Bugün, 1 Mayıs meydanlarında, başka bir yaşamın, başka bir Türkiye’nin müjdesini vermek için bir aradayız. Bugün 1 Mayıs alanlarında, bir kez daha tanık oluyoruz ki ülkemizde yepyeni bir güneş doğuyor. Mutlu bir hayat filizleniyor. 1 Mayıs alanlarından bir kez daha ilan ediyoruz ki zorbaların değil; işçilerin, emekçilerin, halkın egemen olduğu bir ülke mümkün. Ürettiğimiz değeri adaletli görüştüğümüz, asgari ücrete ve asgari yaşama mahkum kalmadığımız bir hayat mümkün. Demokratik haklarımızı kullanabildiğimiz, sendikalı olabildiğimiz, grevlerin yasaklanmadığı, itiraz edenin hakkını savunanın kapısına gece yarısı kimsenin dayanmadığı bir ülke mümkün.

‘KAYNAKLARIN, SERMAYE İÇİN DEĞİL, 86 MİLYONU İNSANCA YAŞATMAK İÇİN KULLANILDIĞI BİR ÜLKE MÜMKÜN’

Çalışırken ölmediğimiz, sağlığımızı kaybetmediğimiz, tükenmediğimiz, tacize, şiddete, ayrımcılığa uğramadığımız, 8 saat insanca çalışıp 8 saat insanca dinlenip 8 saat insanca yaşadığımız bir hayat mümkün. Onlarca yıl çalıştıktan sonra emekli olabildiğimiz, emeklilik hakkımızın gasbedilmediği, emekli olunca çalışmak zorunda kalmadığımız, emeklisini insanca yaşatan bir ülke mümkün. Sokaklar, iş yerinde, şiddetin ve tacizin olmadığı, kadınların güvencesiz ve esnek çalışmaya mahkum edilmediği, ayrımcılığa uğramadığı, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulandığı, Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) 190 sayılı Sözleşmenin onaylandığı bir hayat mümkün. Ülke kaynaklarının sermaye için, rantçılar için, savaş için, siyasi rakipleri tasfiye etmek için değil; bizi, 86 milyonu, insanca yaşatmak için kullanıldığı bir ülke mümkün.

Kimsenin ikinci sınıf vatandaş olmadığı; dilimize, inancımıza, kimliğimize, kökenimize bakılmadan hepimizin tüm renklerimizle eşit yurttaşlar olduğumuz, özgürce siyaset yapabildiğimiz ve örgütlenebildiğimiz, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşadığımız bir hayat mümkün. Çocuklarımızın okula aç gitmediği, öğretmenlerin bir gecede sürgün edilmediği, diplomaların tek kişinin emriyle iptal edilmediği bir ülke mümkün.

‘DEPREM BÖLGESİ OLAN BİR ÜLKEDE, FELAKETİ ÇARESİZCE BEKLEMEDİĞİMİZ BİR TÜRKİYE MÜMKÜN’

Yıllarca çalışıp, okullar bitirip en zor sınavları geçip mülakat adı verilen tek adama sadakat sınavına maruz kalmadığımız, KHK’dan ve bir sabah işsiz kalmadığımız, çalışma hakkımız başta olmak üzere kazanılmış haklarımızın korunduğu bir hayat mümkün. Gazetecilerin, sendikacıların, sanatçıların, akademisyenlerin, belediye başkanlarının, eş başkanlarının, muhalif siyasetçilerin, gençlerin hapsedilmediği, özgür bir Türkiye mümkün. Büyük bölümü deprem bölgesi olan bir ülkede, felaketi çaresizce beklemediğimiz, rantı değil; doğayı ve yaşamı kurmayı hedefleyen bir ülke mümkün. Herkesin başını sokabileceği bir evi olduğu, depreme dayanıklı, doğaya ve insana saygılı güvenli şehirlerde yaşadığımız bir Türkiye mümkün.

Bebeklerin sağlığının para hırsına kurban edilmediği, boğmacadan, kızamıktan çocukların ölmediği, insanları hastalıklardan koruyan, hastalandığında kolayca ulaştığı nitelikli bir sağlık sistemi mümkün. Tek bir kişinin değil; kayyımcıların değil; halkını söz ve karar sahibi olduğu bir düzen mümkün. Gerçek bir demokrasi mümkün.

‘LAİKLİĞİN, ÖZGÜRLÜĞÜN VE KARDEŞLİĞİN EGEMEN OLDUĞU DÜZENİ KURACAĞIZ’

Bugün Türkiye’nin dört bir yanındaki yüzlerce 1 Mayıs alanında aynı anda hep beraber ilan ediyoruz: Emeğin, demokrasinin, adaletin, barışın, eşitliğin, laikliğin, özgürlüğün ve kardeşliğin egemen olduğu bir düzeni kuracağız. Yeter ki birlik olalım, yeter ki mücadele edelim, kurtuluş için hep beraber olalım.

2025 yılında 1 Mayıs meydanlarında, milyonlar kendisinin ve ülkenin geleceği için söz veriyor. Yarından tezi yok bu meydanlar ayrılmaz. Nerede yaşıyorsak, çalışıyorsak, mücadele diyorsak, orada örgütleneceğiz. Örgütlenerek kazanacağız. Birleşe birleşe kazanacağız. Biz kazandığımız da demokrasi, adalet, barış, kardeşlik, emek kazanacak. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”

DİSK GENEL BAŞKANI: YASAKLARLA, BASKIYLA İKTİDARINIZI SÜRDÜREMEZSİNİZ

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin dört bir yanındaki bütün 1 Mayıslar son derece kitlesel ve coşkulu geçiyor. Diğer taraftan hem 2-3 gün öncesinden başlayan gözaltılar hem de Taksim Meydanı’na yürümek isteyen arkadaşlarımıza yönelik gözaltılarla, yasaklarla, Taksim ablukasıyla hatta sadece Taksim değil; İstanbul’un, bir kentin ablukaya alındığı bir günde bu 1 Mayıs’ı gerçekleştirdik.

Bugün siyasi iktidar aslında toplumsal desteğini kaybettikçe, milyonları açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm eden bu politikaları sonucunda toplumsal desteğini kaybettikçe baskıyla, yasaklarla iktidarda kalmaya çalışıyor. Gözaltılarla, tutuklamalarla iktidarda kalmaya çalışıyor.

Bugün İstanbul’un belediye başkanının tutuklu olması, onlarca belediye başkanının, siyasi parti başkanının, milletvekilinin tutuklu olmasıyla Taksim’in yasaklı olması aynı zihniyetin, aynı mantığın sonucu. Buradan, bütün 1 Mayıs meydanlarından bugün çok önemli bir mesaj verdik. Çok önemli bir şey söylüyor bu 1 Mayıs meydanları. Yasaklarla, baskıyla iktidarınızı sürdüremezsiniz.

‘HALKTAN DAHA BÜYÜK BİR GÜÇ YOKTUR’

Baskıları, yasakları kendi iktidarlarının güvencesi olarak görenlere bir mesaj verdi 1 Mayıs meydanları. Bir şey söyledi. O da şudur: İşçilerden, emekçilerden bu ülkenin tüm değerlerini üreten işçi sınıfından, emekçilerden, kadınlardan, gençlerden yani halktan daha büyük bir güç yoktur.

Bu 1 Mayıs meydanlarının sloganı ‘Biz kazanacağız’ diyerek 1 Mayıs’a çağrı yapmıştık. Meydanlar çok güçlü bir biçimde bunu söyledi. Manifestomuzda da bunu söyledik. Bugünden itibaren bu ülkenin aydınlık geleceğini kurmak için hep birlikte, yan yana, omuz omuza mücadeleye çağırdık. O anlamda büyük bir adım attık.

Bu 1 Mayıs meydanlarının ana mesajı, iddiası, kararlılığı ve cesareti geleceğe dönük umutlarımızı daha da fazla artırdı. Tabii ki bir sonraki 1 Mayıs’ta bu ülkede eşitliği, özgürlüğü, adaleti, barışı, kardeşliği sağladığımız; işçilerin, emekçilerin bu olumsuz koşullardan, bu kara tablodan kurtulduğu, emeğimizin hakkını aldığımız, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlediği, Taksim yasağı başta olmak üzere bütün yasakları, ablukaları dağıttığımız özgür günlerde 1 Mayıs’ı kutlamak istiyoruz.

Ümit ediyoruz ve mücadelesini veriyoruz ki bir sonraki 1 Mayıs daha aydınlık, daha güzel bir ülkede mücadelemizi büyüttüğümüz bir gün olsun.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!