Silahlı kuvvetler neden yangınlara müdahale etmiyor?

Türkiye günlerdir yangınlarla mücadele ederken, emekli komutanlar Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) sürece dahil edilmemesini Veryansın Tv’ye yorumladı.

Silahlı kuvvetler neden yangınlara müdahale etmiyor?
Silahlı kuvvetler neden yangınlara müdahale etmiyor?

VERYANSIN TV

Türkiye bir haftadır tüm yurdu saran yangınlarla mücadele ediyor. Yangınlara müdahalede zafiyetler ortaya çıkmışken en çok tartışılan konu yangınlara müdahalede hava araçlarının yetersiz kalmasıydı.

Türkiye’nin yangın karşısındaki durumu tüm dünyada gündem oldu, dünyadan destek mesajları yağdı.

Türkiye’ye İran, Rusya, Azerbaycan ve AB’ye bağlı çok sayıda ülkeden yangın söndürme uçakları geldi.

Dünya, Türkiye’yi konuşurken bir hafta boyunca kontrol altına alınamayan yangınlar nedeniyle en çok tartışma konusu olan konulardan biri de TSK’ya bağlı kuvvetlerin yangınlarla mücadelede yeterince ön planda olmamasıydı.

Konuyu emekli komutanlar Nejat Eslen, Beyazıt Karataş, Cem Gürdeniz ve Aziz Ergen’e sorduk…

Veryansın TV yazarı Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, orman yangınlarına müdahalede zafiyet olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin genel olarak kötü yönetildiğini söyledi. Küresel ısınmayla birlikte orman yangınlarının önümüzdeki yıllarda da gündeme geleceğini belirten Eslen'in açıklamaları şöyle:

‘TÜRKİYE KÖTÜ YÖNETİLİYOR’

“Türkiye kritik bir süreçten geçiyor. Türkiye’nin güvenliği açısından da kritik süreçten geçtiğimizi söyleyebiliriz. Bunun ilk nedeni; Türkiye kötü yönetiliyor. Ekonomi alanında, siyasi alanda, dış politikada, iç cephenin müdafaa edilmesi konusunda, göçmenler konusunda Türkiye’nin kötü yönetildiğini söylememiz mümkün.

Türkiye ile ilgili dış güçlerin geliştirdiği ve uygulamaya koyduğu, kanımca bir makro plan var. Bu planın da hem dış cephede hem iç cephede eylemde olduğunu söylememiz mümkün.

Türkiye, Amerikan varlığıyla güneyde Irak, Suriye, Doğu Akdeniz, Girit, Ege Denizi, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Karadeniz hattında dış cephede çevrelenirken ve bu bölgelerdeki haklarını koruma imkânları engellenirken Türkiye’nin iç cephesine de ağır darbeler vuruluyor. İç cephe ile mevcut durum içinde yaşadığımız ekonomik çöküntüyü, tarımdaki çöküntüyü, göçmenleri sayabiliriz.

‘PKK KUNDAKLAMASINA KARŞI NASIL ÖNLEM ALINDI?’

Şimdi buna bir de yangınlar eklendi. Bu yangınların iki nedeni olabilir; Birincisi doğal olarak bu yangınlar başlamış olabilir… Bunu da beklememiz lazım çünkü küresel ısınma denilen bir olgu var ve bu güvenlik meselesi. Ben 15 senedir bu konu üzerinde çalışıyorum, küresel ısınmanın güvenlik sorunu olduğunu yazıyorum. Küresel ısınma nedeniyle ısı artışı yaşanıyor ve bu orman yangınlarına neden oluyor. İlk önce tedbirli olmak lazım. Türkiye’de bu sene orman yangınları olacağını kimse düşünmemiş, tedbirler alınmamış.

İkinci neden de PKK’nın bu ormanları yaktığı iddiaları var. PKK, gerçekten ormanları yakmış olabilir. Aynı şekilde hükümet beceriksizliğini PKK üzerine atarak bu konuyu savuşturuyor olabilir. Bizim bu konuda kesin bir hüküm vermemiz mümkün değil. Farz edelim PKK yakıyor. Buna karşı tedbir aldınız mı? İçişleri Bakanı devamlı ‘PKK’nın beli kırıldı’, ‘Yurt içinde PKK’lı kalmadı’ diyordu. Eğer ormanların bir kısmını teröristler yaktıysa demek ki PKK’nın beli kırılmamış.

Eğer gerçekten PKK’nın orman yaktığı tespit edildiyse PKK’ya 'orman yak' emrini veren lider kimse bulunup yerinde etkisiz hale getirilmedir.

Türkiye’nin Ege ve Akdeniz sahilleri orman yangınları konusunda hassas yerler. Orman yakma tehdidi varsa o zaman istihbaratın çalışması ve istihbarat ağı kurulması, böylece sabotajların engellenmesi gerekirdi.

‘SORUMLULUK HAVA KUVVETLERİ’NE VERİLMELİ’

“Bir defa bu küresel ısınmayı ciddi bir konu olarak kabullenmek lazım. Bugün bu kadar orman yandıysa seneye daha çok yanacak. Türkiye’de orman yangınlarıyla mücadele konusunda yeni bir organizasyon yapmak lazım. Mevcut organizasyonun hiç iyi olmadığı ortaya çıktı. Düşmanın havadan gelen tehditleriyle mücadele etmek nasıl hava kuvvetlerinin göreviyse, orman yangınlarına hava araçlarıyla müdahale etmek de bir güvenlik meselesidir. Ormanların yanması da güvenlik meselesidir. Türkiye’de orman yangınlarıyla mücadele sorumluluğu hava kuvvetlerine verilmelidir. Hava kuvvetleri orman yangınlarıyla düşmanla mücadele eder gibi hazır olmalıdır. Türkiye bugün uçak üretiyor, İHA üretiyor. Türkiye’nin yangın uçağı geliştirme kapasitesi var.

Türkiye, Kanun Hükmünde Kararnamelerle idare ediliyor. Cumhurbaşkanı isterse kararname ile yangınlarla mücadeleyi hava kuvvetlerine devredebilir. Hava kuvvetlerinin mükemmel uçak bakım ve onarım imkânları var. Bazı aracı firmaları zengin etmek yerine sorumluluğu hava kuvvetlerine vermek lazım. Hava Kuvvetleri kendisini buna göre organize etmeli.  

Türk Hava Kurumu, hedef haline getirildi. İçeriden de yozlaşmış. THK’nın yeniden yapılandırılması gerekir.”

KARATAŞ: VALİLER SİLAHLI KUVVETLERDEN DESTEK İSTEYEBİLİR

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş da valilerin illerindeki silahlı kuvvetler unsurlarından destek isteyebileceğini belirtti. Karataş ayrıca yangın bölgesindeki il valilerinin diğer bölgelerden de yardım isteme imkânı olduğunu hatırlatarak, bölgede silahlı kuvvetler unsurları varsa mülki amirlerin bunları harekete geçirebileceğini belirtti.

GÜRDENİZ: YANGINLARDAN DERS ÇIKARILMADI

"Mavi Vatan’ın isim babası Veryansın TV yazarı Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz de Yeşil Vatan’ın savunmasında silahlı kuvvetlerin önemine dikkat çekti.

Yaşananların temel sebebinin küresel ısınma olduğunu söyleyen Gürdeniz, bunun ortaya çıkmasında en büyük etkenin artan nüfus ve neoliberal kapitalist ekonominin dayattığı aşırı tüketim ekonomisinin sonuçları olduğunu kaydetti.

Gürdeniz, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye özellikle son 5 yıldır Ağustos ayında rüzgarların özellikle poyraz veya karayel gibi rüzgarların çok yoğun yaşandığı ağustos ayında orman yangınlarıyla sürekli mücadele eden bir devlet. Fakat gördüğümüz kadarıyla son 5 yılda yaşananlardan devletin pek ders çıkarmadığı anlaşılıyor. Burada en önemli gösterge TSK'nin özellikle aynı anda yüzlerce orman yangınının ülke çapında başladığı bir ortamda yetenekleri ve olanaklarının kullanılmaması. TSK'nin aynen depremle mücadelede olduğu gibi çoklu kitlesel yangınlarla mücadele için mutlak suretle hükümet tarafından koordine edilmiş, stratejisi belirlenmiş, müdahale ve yardım envanteri çıkarılmış bir planının olması gerekirdi. Bunun olmadığını gördük." 

‘TSK'NIN TÜM İMKÂNLARI SEFERBER EDİLMELİYDİ’

Valinin talebi üzerine gerek terörle mücadelede gerek iç güvenlik gerekse olağanüstü hallerde TSK'nin her alanda kullanımının söz konusu olduğunu belirten Gürdeniz, "Bu yaşadığımız felakette benim gözlemlediğim kadarıyla TSK'nin çok kısıtlı bir şekilde kullanıldığını gördük. Hükümetin böylesine acil çoklu yangın durumlarında TSK'nin tüm imkânlarını seferber etmesi gerekirdi. Dün basında gördüğüm kadarıyla Deniz Kuvvetleri'nin çıkarma gemileri tahliye amacıyla kullanıldı. Özellikle Kara Kuvvetleri'nin gerek yangın ihbar, ikaz sistemi için gerekse yasaklanmış orman alanlarının güvenliğinin sağlanması için ağustos ayı gibi yüksek ısı ve yüksek rüzgarlarının olduğu dönemde kullanılmasının uygun olacağını düşünüyorum" diye konuştu.

'TSK, YANGINLA MÜCADELE HAVA FİLOSU KURMALI'

Gürdeniz, "En önemlisi TSK'nin mutlak suretle bir yangınla mücadele hava filosu kurması gerekir. Bu sorumluluğun bir milli güvenlik, beka sorunu olarak TSK'ye verilmesi gerekir. Çünkü kaybedilen bir ormanın, işgal edilen bir vatan toprağından farkı yoktur."

Deniz Kuvvetlerine ait gemilerin ve o gemilerdeki personelin yangına müdahalede kullanılabileceği yönündeki açıklamalara katılmayan Gürdeniz, “Savaş gemisi personeli gemide bir yangın çıkarsa müdahale etmek için vardır. O personeli bir yere sevk etmek yerine karacıların müdahale etmesi daha uygun. Deniz Kuvvetleri personel tahliyesinde, kıyı alanlarının gözetlemesinde kullanılabilir. Gemiyi kıyıya getirmek de çok zor.” dedi.

AZİZ ERGEN: OLAĞANÜSTÜ GÜNLERDEYİZ

Emekli Jandarma Kurmay Albay Aziz Ergen de silahlı kuvvetlerin afetler karşısında etkisiz kalmasını değerlendirdi. Ergen, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları’nın sorumluluğuna dikkat çekerek "hepsi saraydan kontrol ediliyor" ifadesini kullandı. 

Ergen’in açıklamaları özetle şöyle:

Ekibimizle beraber, bölük komutanı iken de sürekli müdahaleye giderdik. TSK doğal afetlerde olağanüstü durumlarda, TSK hep müdahale ederdi. Genç subayken hep giderdik. İleri rütbelerde de ekipler yollardık. Bu yeni bir konu ama biz bir döneme kadar hep müdahale ederdik. 1999 depreminde askerler geldi ilk müdahale yapmaya, cesetleri çıkarmaya, yaralıları çıkarmaya. THK’nın uçakları düzene girinceye kadar da karadaki orman işçilerine sürekli destek veriyorduk. İlk defa bu yangınlarda kullanılmadığını gördük. Bu durumda sosyal medyada eleştiri konusu oldu. Ben de okudum. 'Ordu nerede' diye herkes soruyordu. 

Yönetmelik hiç önemli değil, malumunuz kuvvetlerin tasnifi şöyle yapıldı. Kara, deniz, hava kuvvetleri MSB’ye bağlandı. Genelkurmay’da oraya bağlandı. Jandarma, Emniyet, Bekçi ve Polis teşkilatı da İçişleri Bakanlığına bağlandı. Hepsinin de tek komuta yeri 'Saray'.
Hem MSB hem de İçişleri Bakanlığı direkt saraya bağlı. Böyle bir uygulamanın ilk kez burada uygulanamadığını ve uygulanamayacağını gördük. Halk bu yetersiz durumu görünce de sosyal medyada eleştiri yapmakta haklılar. Şu an olağanüstü bir durum var. Ama nasıl bir tedbir uygulanıyor bilemiyoruz! Şu an her yerde bir sabotaj yangınları oluyor. Bir yer kontrol altına alınıyor, diğer yerden başlıyor. Sınırlar tutulmamış, sınırlardan binlerce ne olduğu, kim olduğu belirsiz mülteciler giriyor. Böyle bir durumda siz içerde ormanları ne kadar koruyabilirsiniz? Zaten PKK denen bölücü örgüt de çıktı o ‘Ateşin Çocukları’ denen örgüt de internete verdi konuşmaları. ‘Yakıyoruz ormanlarınızı’ diyorlar. 

SİLAHLI KUVVETLER NASIL DESTEK OLABİLİR?

Ne yapılabilir? Orada ormanların korunması olsun, söndürme işçilerine yardım amaçlı destek olunabilir. Ama neden bunun uygulamaya sokulmadığını vatandaş olarak, emekli asker olarak biz de soruyoruz. Ama bir döneme kadar gerçekten biz uyguluyorduk bunu. Her türlü doğal afette, felakette biz yardıma gidiyorduk. Bugün iki tane genç kayıp olduğunda Jandarma Asayiş Komutanlığı var, bunlar arama kurtarma çalışmalarında kullanılabilirdi. Ama kullanılmıyor şuan. Bu durumda da görmeyince halk merak ediyor. Ordu neden müdahale etmiyor buna diye bir sorgulama oluyor. Bu durum bizim de dikkatimizi çekti. Nasıl bir tasarruf koydular bilmiyoruz ama bütün kararlar İçişleri ve MSB’den çıkıyor."