Ömer Kırlı yazdı…
Siyasetin sahte vitrinleri, cenaze törenlerinde acıyı bile aksesuarlaştıran “güneş gözlüklü” aristokrasi ve klavye başından memleket kurtaranların dünyası… Menteşe Arasta’dan bakınca manzara hiç de öyle görünmüyor. Halkın derdi “fotoğraf karesine girmek” değil, aslanın midesine inen o bir lokma ekmeği kurtarmak! Muğla’nın kalbinde, o kadim sokaklarda yükselen ses, artık boş vaatlerle susturulamayacak kadar gür çıkıyor.
ARASTA’DA VARIZ, SİYASETTE YOKUZ!
Bugünlerde memleketin neresine gitseniz, bir “vatan-millet-sakarya” edebiyatıdır gidiyor. Sosyal medyayı açıyorsun; herkes en büyük Atatürkçü, herkes en sadık Cumhuriyetçi… Ama gelin görün ki bu “klavye kahramanlığı” ne pazar filesini dolduruyor ne de sokaktaki karanlığı aydınlatıyor. Bizim derdimiz ne ihale peşinde koşmak ne de birilerinin referansıyla iş kapısına dayanmak. Bizim derdimiz, Muğla’nın orta yerinde, Arasta’nın gölgesinde hakikati konuşmak. Ancak biz hakikati konuşurken, bizi temsil ettiğini iddia edenler ya lüks araçlarının camları arkasından bakıyor ya da sadece “görünmek” için uğruyorlar.
VİTRİN SİYASETİ VE ÇÖP OLAN UMUTLAR
Muğla’dan sesleniyoruz; burası dışarıdan bakınca tatil beldesi, güneşin ve denizin yeri gibi görünebilir. Ama içeride, Menteşe’nin o dar sokaklarında halk dertli, halk mutsuz! Siyasiler geliyor; yanlarında koruma orduları, ellerinde profesyonel makineler… Bir fotoğraf çekilme yarışı, bir “halkla iç içeyiz” tiyatrosu sahneleniyor. Vatandaş derdini anlatmaya çalışıyor, onlar “not alıyoruz” diyerek kağıtlara bir şeyler karalıyorlar. Sonra ne mi oluyor? O notlar iki sokak ötede, konvoyun tozuyla birlikte çöp tenekesine atılıyor. Bizim olduğumuz yere, yani sıkıntının tam göbeğine, esnafın gerçek dertleriyle boğuştuğu o kuytu köşelere uğramıyorlar bile. Onların rotası belli: Kameranın en iyi açı aldığı yer!
HALKTAN KOPUK, HİZMETTEN BİR HABERLER
Halktan kopukluğun en somut, en can yakan örneğini her gün yaşıyoruz. Düşünün; Arasta’da Cuma sabahının körü… Esnafın rızık kapısını açtığı, insanların bayramlık bir telaşla sokağa döküldüğü, yani ticaretin ve hayatın en canlı olduğu saat! Bakıyorsunuz, o saatte plansız bir ilaçlama çalışması başlatılıyor. İnsanların ekmek kazandığı, nefes aldığı yerde, en yoğun saatte yapılan bu zamansız işler, yetkililerin Arasta’nın nabzından ne kadar uzak olduğunun resmidir. Esnaf dumanın içinde, vatandaş koku içinde… Derdini anlatacak, “Bu işin saati bu mu?” diyecek bir yetkili arıyorsun ama yok! Anlatacak vatandaş çok, şikayet çok; ama dinleyecek, çözüm üretecek tek bir yetkili makamında değil, halkın arasında değil.
AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE: SİYASETTE GÜVEN SIFIRLANDI!
Muğlalı için artık rengin önemi kalmadı. İktidarı al muhalefete vur, muhalefeti al iktidara… Siyaset kurumu halkın gözünde güvenini tamamen yitirmiş durumda. Bir tarafta halkın gerçekliğinden kopuk, cenazelerde bile güneş gözlüğünün arkasına saklanıp “yas tutuyormuş” gibi yapan elitler; diğer tarafta halkın mutfağındaki yangını görmezden gelip sadece koltuk hesabı yapanlar… Yerel yönetimden genel siyasete kadar her kademede aynı vurdumduymazlık hakim. Biz “geçinemiyoruz” diyoruz, onlar “projelerinden” bahsediyor. Biz “öncelik esnafın huzuru” diyoruz, onlar sabahın köründe ilaçlama yapıp esnafın huzurunu kaçırıyor.
KARANLIK BÜYÜYOR, EKMEK ASLANIN MİDESİNDE!
Günden güne büyüyen bir karanlığın içindeyiz. Ekonomik darboğaz artık sadece rakamlarla değil, insanların yüzündeki derin çizgilerle okunuyor. Ekmek artık aslanın ağzında değil, midesinde! O lokmayı oradan çekip almak her gün biraz daha imkansız hale geliyor. Arasta’da her gün değişik insanlarla oturup konuşuyoruz; emeklisi, esnafı, genci… Herkesin dilinde aynı yorgunluk, aynı bıkkınlık ve aynı soru: “Bizi gerçekten kim temsil ediyor?” Cevap ise derin bir sessizlik…
BU DÜZEN BÖYLE GİTMEZ!
Artık bu milletin sahte vatanseverlik nutuklarına, klavye üzerinden dağıtılan cumhuriyetçilik payelerine, “not aldık” yalanlarına karnı tok. Bizim; samimiyete, kağıda yazılıp çöpe atılmayan dertlere ve bu köhne düzenin gerçekten değişmesine ihtiyacımız var. Muğla’nın tozlu sokaklarından, Arasta’nın gölgesinden bir kez daha haykırıyoruz: Vitrinleriniz süslü, makam araçlarınız parlıyor olabilir ama dükkanın içi yangın yeri! Bu yangını söndürmeye niyetiniz yoksa, gölge etmeyin başka ihsan istemez!
Muğla’dan, Arasta’dan Tüm Yetkililere Duyurulur…