Prof. Dr. Nur Serter yazdı…
Ağır bir yıl yaşadık…
Her gün, bir önceki günü arattı.
Bağımsız yargıyı yitirdik. Özgürlüklerimiz elimizden alındı. Yoksullaştık, insan onurunun, saygınlığımızın uçup gidişine tanıklık ettik.
Acılarımızı birbiri ile yarıştırdığımız günlerde ne kadar güvencesiz ve yalnız olduğumuzu hissettik.
Ancak 2025’in son çeyreğinde yaşadığımız şok dalgası, tüm yaşananları geride bıraktı.
Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü pazarlık masasında Terörist başının sapkın projelerine ve kanla beslenen iradesine teslim ediliyor ve Türk Milletinin emperyalizmin hain tuzağına kurban edilmesine yönelik hazırlıklar başlatılıyordu.
Buna “dur” diyecek tek büyük güç vardı. Türk Milleti…
Milletin iradesinden daha büyük bir güç olamazdı…
Türk Milleti, gün gelir, sessizliğini bozar ve Atatürk’ün askerleri olduğunu haykırarak O’nun emanetine sahip çıkardı.
Öyle de oldu. Sadece bir Çağrı yetti. Türk Milleti 27 Aralık’ta sel olup, Anıtkabir’e aktı.
Terörist başına, siyasi uzantılarına, kirli işbirlikçilerine ve siyasetin egemenlerine gerekli mesajı verdi.
Siyasetin egemenleri Anıtkabir’de yoktular… Orada “ Ne mutlu Türk’üm diyene” diye haykıran Türk Milleti vardı. Hançeresini yırtarcasına “ Mustafa Kemal’in askerleriyiz”, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diyerek iradesini ortaya koyanlar, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini okuyarak Büyük Önder’in ardında yürüyenler vardı.
Tıpkı 29 Ekim’de caddeleri, meydanları dolduranlar, maçlarda, sokaklarda küçük topluluklar halinde de olsa bu karanlık senaryoya teslim olmayacaklarını haykıranlar gibi…
Onlar siyasetin oy kazanmaya kilitlenmiş hesaplarından, iktidar büyüsüne mahkum olmuş projelerinden çok uzak, sadece vatan ve millet aşkıyla yurdun dört bir yanından koşup gelmiş Büyük Türk Milletinin temsilcileriydi.
Kimi tüm geceyi otobüslerde, yollarda geçirmiş, kimi yol parasını zorlukla denkleştirmiş, kimi bu tarihi buluşmaya çocuklarını getirmişti.
Atatürkçüler, Milliyetçiler, Cumhuriyetçiler, Ulusalcılar özetle kendilerini hangi adla tanımlarsa tanımlasınlar, vatanseverlerin buluşmasıydı bu.. Kimse birbirini itmedi, kimse öne çıkma çabasına girmedi, pekçok topluluklarda yaşandığı gibi kimse kendini görünür kılmaya çalışmadı. Onurlu, kararlı, saygılı ve çoşkulu bir vatan savunması için yürüdüler.
Genci, yaşlısı, kalpaklısı, başörtülüsü, şapkalısı farklı sosyolojik tabanlardan, farklı siyasi görüşlerden on binlerce insanı Anıtkabir’de buluşturan Atatürk Cumhuriyetine sahip çıkma sorumluluğuydu.
Cumhuriyetin ilke ve değerleriyle yoğrulmuş ve Atatürk sevgisiyle bütünleşmiş Türk Milleti’nin temsilcileri, onları en iyi tanıyan, onlara en büyük güveni ve saygıyı duyan Ebedi Önder’lerinin huzurundan güç almaya koştular.
Şimdi daha güçlüyüz. Emeği geçenlere şükran borçluyuz. Bunun daha başlangıç olduğunun, yılmadan demokratik mücadeleyi sürdüreceğimizin ve Atatürk Cumhuriyetine sahip çıkacağımızın bilincindeyiz.
Atatürk olağanüstü vizyonu ile sanki yaşanacakları önceden görmüş, gerekli uyarıları şu sözlerle yapmıştır:
“Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddi, manevi ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı istikamete yöneltmek gerekir. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir. Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir.”
“Gerektiğinde vatan için tek bir fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir Millet, elbette büyük geleceğe layık ve aday olan bir Millettir.”
Mustafa Kemal Atatürk, Anıtkabir’den Türk Milletine yol göstermeye devam ediyor.
Büyük Türk Milleti ise O’nun ilke ve devrimlerini kalbinin en kutsal köşesinde saklamaya ve korumaya devam ediyor.
Unutulmasın ki, son sözü Millet söyler ! Milletin sesini duymayanların Türkiye’nin geleceğinde yeri yoktur.
2025 yılının kazanını Atatürk’ün izinde yürüyen ve Türkiye Cumhuriyetine ödünsüz sahip çıkan Türk Milletidir….
Ne mutlu Türk’üm diyene !
Teşekkürler Hocam..
Mazeretim nedeniyle katılamadığım ve o heyecanı Atamın huzurunda yaşayamadığım için gerçekten çok üzgünüm. Ancak katılanların coşkusu ve sizin bu anlatımınız bana teselli oldu.
İyi ki varsınız.
Atatürk İlke ve Devrimlerine inanmış ve hep birlikte “MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ” diye slogan atan insanların varlığı en büyük güvencemizdir.
CHP Genel Merkezi değil, bu cumhuriyetçi seçmen geleceğe güvenle bakmamıza umut vermektedir..
Ne mutlu Türküm diyene!