Soner Yalçın’ın eczacı cinayetleri konusundaki yanlışları

Dr. Semih Dikkatli yazdı

Soner Yalçın’ın eczacı cinayetleri konusundaki yanlışları

Değerli Dostlar, biliyorsunuz bir süredir hekimlikle ilgili okumalarımı bıraktım ve araştırmacı gazetecilik yapıyorum. Malum bu ülkede araştırmacı gazetecilik “rakıfelır” desteklidir. Onlar -yani araştırmacı gazeteciler, ki bunlar “günümüzün vebasıdır”- yanlı işler yaparken ben boş duramazdım, hekimliği az biraz bir kenara bırakarak yeni işime başladım. İlk araştırmam da Buluş Bill Soner Yalçın’ın “Kara Kutu” kitabı üzerine…

İlk günden itibaren bulduğum yalan ve yanlışları çeşitli mecralarda yazıyorum. Geçen haftada Veryansıntv.com’da “Kara Kutu Yanlışları” adı altında “Flexner Raporu” hakkında “Kara Kutu”da yazılan yalanları yayınlamıştım. İşten güçten vakit buldukça çeşitli konularda yaptığım araştırmacı gazetecilik çalışmalarımı çeşitli zamanlarda paylaşacağım. Bugün ikinci bölümle devam ediyorum:

1979 ECZACI CİNAYETLERİ HAKKINDAKİ YALANLAR

Soner Yalçın’ın yalanlarla dolu kitabından bazı alıntılar yapalım şimdi…

“Tarih: 25 Haziran 1979.

Yer: Manisa…

Cemil Çöllü 35 yaşında. İki çocuk babası.

MHP İl Başkanı.

Eczacı. Sahibi olduğu Huzur Eczanesi, kentin merkezindeki Park Caddesi üzerindeki SSK Blokları (Beyaz Fil Binası) karşısında.

O gün…

Öğleden sonra Huzur Eczanesi’ne giren orta boylu ve kasketi sebebiyle yüzü pek seçilemeyen bir kişi aspirin istedi. Eczacı Cemil Çöllü aspirini vermek için tezgâha eğildiğinde üç kurşuna hedef oldu. Kurşunlardan ikisi başına, üçüncüsü karnına saplandı.

Suikasttan sonra olay yerinden kaçan kişinin peşine takılan halk, katilin arkadaşı olduğu sanılan ikinci şahsın yaylım ateşi açması nedeniyle dağıldı. Katil kayıplara karışırken, koma halinde hastaneye kaldırılan Eczacı Cemil Çöllü yolda can verdi.”

Önce bu cümleler hakkında bir şeyler söylemek isterim. Bu cümleler, Facebook Sayfası olan “ÜLKÜ ŞEHİTLERİ ONURUMUZDUR, @UlkuSehidleriOnurumuzdur” sayfasının 25 Haziran 2019 tarihli gönderisinde birebir yazmaktadır. Belki başka yerde de yazıyordur ama Soner Yalçın aynen aldığı bu cümlenin kaynağını göstermeyerek intihal yapmış görünmektedir.

Bu saptamadan sonra Buluş Bill Soner’in cümleleriyle devam edelim:  

“Ertesi gün…

Tarih: 26 Haziran 1979.

Yer: Manisa.

Neşe Gülersoy 29 yaşında  Bekâr.

CHP Kadın Kolları Üyesi.

Demokrat İzmir gazetesi yazarı.

Eczacı. Meslektaşı babasından yadigâr Yeni Afiyet Eczanesi sahibi.

3. Bölge Eczacılar İzmir Odası Genel Sekreteri.

Aynı zamanda…

Türkiye’nin ilk ecza kooperatifi Manisa Eczacılar Üretim ve Tüketim Kooperatifi kurucularından. Neşe Gülersoy gibi bir avuç idealist eczacı, mesleki birlikteliği, paylaşımcılığı sağlayıp ilaç sektörünü yabancı hegemonyadan kurtarmak için örgütlenme arayışı içine girdi. Ve eczacıların sermayesiyle, eczacıların kendi ürettiği projeleri hayata geçirmek, hızlı tedarik, hızlı dağıtım, farklı ve kaliteli üretim hizmetleri sunmak amacıyla kooperatifler kurmaya başladılar.

Daha genel anlamda ise talepleri sağlık sektöründeki yanlış bilinçlendirmenin önüne geçmekti. Toplumun dikkatini sağlığın ve hastalıkların önleyici hizmetlerine çekmekti. Sağlığı, hastalığı sosyal ve ekonomik koşulların doğurduğunu halka anlatmak istiyorlardı.

Hastalık; salt kişinin fiziki durumunun/biyolojik halinin değil, yaşadığı toplumsal koşulların da ürünüydü. Önleyici-koruyucu tıbbın göz ardı edilmesine karşıydılar; halk sağlığı savunucusuydu hepsi…

Özetle, serbest pazara endeksli değil,ihtiyaca endeksli üretim ve akılcı ilaç tüketimini savunuyorlardı.

İlk kooperatifi Manisa’da kurdular. Arkasından İzmir ve Bursa kooperatifleri geldi. Türkiye’nin dört bir yanında hızlı bir örgütlenmeye başladılar…”

Biraz da bu cümleler hakkında konuşalım:

Öncelikle, ben bu kooperatiflerin tüzüklerini inceledim ve bu tüzüklerde; yukarıda söylenen iddialı cümlelerin çoğunluğuna rastlamadım. Buluş Bill, Anadolu’da bir deyim vardır; “ufak at da civcivler yesin”.

Neyse biz bu cümlelerin diğer yalanlarına dönelim: Burada en büyük yalan ilk ecza kooperatifinin Manisa’da kurulduğunu söylemektir. İlk kooperatif Silifke’de kurulmuştur. İkinci büyük yalan ise bu kooperatiflerin kuruluş amacıyla ilgili söyledikleridir. Bununla ilgili Ecz. Arif Yayla’nın Aydınlık Gazetesi’nde yer alan bir yazısından alıntı yapmak isterim. Yayla bu yazısında Soner Yalçın ve Kara Kutu Hakkında düşüncelerini yazarken haklı şaşkınlığını da gizleyemiyor:

“Öncelikle biz eczacılara atfedilen o sözler nereden çıktı Allah aşkına?

Ecz. Neşe Gülersoy’un, Ecz. Naci Doğan’nın kim olduğunu bilmeden, kremalı uydurmalarla yazılanlar yüreğimi incitti.

Biz o günleri yaşadık! Bursa Eczacı Odası Başkanı Ecz. Naci Doğan öldürüldüğünde, Ecz. Nejat Vardar kuruluşunda liderlik yaptığı Bursa Eczacıları Kooperatifinin yönetim kurulu başkanıydı, sorumlu müdürü de bendim. Nejat Vardar’a Naci abimizin ölüm haberini de koşarak evine gidip kan ter içinde ileten kişiyim. O zamanlar her evde telefon yoktu. Acının harman olduğu anlar yaşadık biz. Bizim kuruluş amaçlarımız içinde olmayan ama bazılarını paylaştığımız olguları kuruluş amaçlarımızmış gibi yazmak yakışıklı değil.

O günlerin önceliği yabancıdan çok yerli hegemonik ilişkileri nasıl alt ederiz idi. Ecza depolarının turnikelerle, eczacının depolara girmesini engelleyen, kıt olan ilaçların eczane kayrılarak dağıtıldığı bir süreçten geçiyorduk. Biz ekonomik örgütlenme modeli olarak kooperatifi seçtiğimiz için hedef alındık. Bunu bilmeden o günün eczacı örgütlenmesini anlayamazsınız. Eczacı Kooperatifleri para babalarının çekindikleri kadar vardı; yirmili yaşlardaydık, çetin cevizlerdik; düşünün, benim de bir zamanlar dört yıl müdürlüğünü, iki dönem de yönetim kurulu başkanlığını yaptığım Bursa Eczacıları Kooperatifi (BEK) Türkiye’mizde ilk 500 kuruluş içinde, bugün yüz yedinci (107) sırada.

Öyle Rockefeller, maçofeller filan değildi ilk hedef. Birlikte olmanın gücünü bilen devrimci gelenekten geliyorduk hepimiz! Hakkımızı almak için örgütlendik. İlaç konusunda gerçek otoritelerden biri olan değerli hocamız Ecz. Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu kaybettiğimiz arkadaşlarımız ile ilgili Soner Yalçın’a şu göndermeyi yapıyor:

“Hele ki 1979’daki eczacı katliamlarını Rockefeller komplolarıyla soslayarak, sonra da Fatih Altaylı’ya ‘bunu biraz da ilgi çekmesi için koydum’ itirafları bile durumun vahametini sergilemektedir. Neyin insani olmaktan çıktığının bir göstergesi sayılabilecek bu eşik, onları tanıyan bizlerin yüreğini acıtmaktadır.” (Kurucularına saygı olsun diye bir anımsatmam olacak Sayın Yalçın’a: İlk ecza kooperatifi Manisa’da değil Silifke’de kurulmuştu.)”

Bu alıntıdan sonra müthiş araştırmacı, her cümlesinde falso olan, alıntılar kralı Buluş Bill Soner Yalçın’ın kıymeti kendinden menkul kitabına geri dönelim:

“Manisa’ya dönersek…

Neşe Gülersoy’un Yeni Afiyet Eczanesi kent merkezindeydi ve Cemil Çöllü’nün Huzur Eczanesi’ne sadece 200 metre uzaktaydı. MEDAK kuruluşu günlerinde komşusu Cemil Çöllü ile de sohbet etmişlerdi. O dönem Manisa’da eczacı odası yoktu…

Bir CHP’li ile bir MHP’linin görüşmesi, meslekleri üzerine sohbet etmesi ve MEDAK kuruluşu için çalışması “birilerini” rahatsız ediyordu. 

Hatta…

Cemil Çöllü‘nün 3 Şubat 1979 akşamı evine giderken bacaklarından vurulması, MEDAK’a destek verdiği için vurulduğu söylentilerine yol açmıştı…”

Bu cümlede bile söylentilerden bahsederek, kitabını kurguladığı komployu süsleyen bu adama soruyorum, kimdi bu dedikoduları yapanlar. Zira bu dedikoduları bulamadım ama Cemil Çöllü’nün MHP İl Başkanlığı’nı bırakmak istediği için vurulduğunu iddia edenleri okudum internette… (Tabii bu iddiaya da inanmak mümkün değil, o da ayrı…)

Neyse biz Buluş Bill Soner’den alıntılara devam edelim: (Bakın ben en azından alıntı yaptım diyorum.)

“Cemil Çöllü‘nün öldürüldüğü gün Neşe Gülersoy, Hatay’da meslektaşlarıyla ecza kooperatifi kurma çalışması yapıyordu. Bölgede ilk eczacı kooperatifini Şubat 1979’da Silifke’de kurmuşlardı: “Tüm Silifke Eczacıları Temin ve Tevzi Kooperatifi.” Sırada Hatay vardı

Neşe Gülersoy, Cemil Çöllü‘nün öldürüldüğünü duyar duymaz Manisa’ya döndü. Kısa süre önce İzmir ecza kooperatifi EDAK’ı birlikte kurduğu Üçüncü Bölge Eczacı Odası Başkanı Nur Işık Boyacıgiller ile telefonda konuştu. Neşe Gülersoy’un bildiri yazmasına karar verdiler.(İnsan bu telefon konuşmasını nerden bildiğini merak ediyor ama neyse…)

O gün…

Neşe Gülersoy sabah eczanesini açar açmaz bildiri yazmaya  başladı.

Manisa hareketliydi. Gergindi. Çevre illerden de gelen MHP’liler öldürülen il başkanı Cemil Çöllü‘ye son görevlerini yapmak için cenazenin bulunduğu Manisa Ruh ve Sinir Hastanesi önünde toplandı. Cenaze alınıp Dilşeker Mahallesindeki Cemil Çöllü‘nün evine getirildi. Buradaki törenden sonra Hatuniye Camii’nde kılman cenaze namazının ardından Cemil Çöllü, Kırtık Mezarlığı’nda toprağa verildi…

Aynı gün. Saat 16.00 suları

Eczacı Neşe Gülersoy bildiriyi yazmayı bitirdi.

Müşterisi tekstil  işçisi Şahin Güler’in istediği ilaçlan veriyordu ki, eczaneye iki kişi girdi. Tabancalarını direkt Neşe Gülersoy’a doğrultup ateş etmeye başladılar.

Neşe Gülersoy eczanesinde can verdi. İki saldırganı durdurmaya çalışan işçi Şahin Güler yaralandı.

Beş ay sonra:

Yine Manisa…

Yine kent merkezi.

Yine bir eczane…

Tarih: 19 Aralık 1979.

Mete Erdem 43 yaşında.

CHP İl Başkanı.

Eczacı.

MEDAK kuruluşunun öncülerinden.

Eczanede Cumhuriyet gazetesini okurken içeri giren saldırgan tarafından kurşunlanarak öldürüldü. Altı ay içinde Manisa’da üç eczacı öldürüldü. Manisa Üretim ve Tüketim Kooperatifi üç kez neden saldırıya uğradı? Bu konudaki başvurular niçin yanıtsız bırakıldı?

Ölüm geliyordu… Göz yumdular…

Niye?

Neşe Gülersoy binlerce Manisalının katıldığı törenle toprağa verildiğinde, eczacılar kooperatifi kurmak için birlikte çalıştığı ülkenin dört bir yanındaki meslektaşları son yolculuğunda yanındaydı

Manisa Çatal Mezarlığı‘ndaki Neşe Gülersoy’un mezarı başında konuşmayı Bursa Eczacı Odası Başkam NaciDoğan yaptı. Ecza kooperatiflerini tüm ülkeye yaymak için söz verdi.

Tüm bu eczacı cinayetleri tesadüf mü?

Tüm bu cinayetlerin ecza kooperatifinin ilk kurulduğu Manisa’da olması tesadüf mü?

İşte Buluş Bill Soner, bu cinayetlerde Rockefeller etkisi buluyordu. Ancak hangi Rockefeller hiç bilemeyeceğiz, çünkü tüm kitap boyunca 4 nesil Rockefeller’lardan hep Rockefeller diye sözetmiş… Hangi Rockefeller belli değil…

O Rockefeller etkisi buladursun, dönemin MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak, Cemil Çöllü’nün mezarı başında yaptığı konuşmada bu cinayetten dönemin başbakanı Bülent Ecevit’i suçluyordu. (Ki bunu da kabul etmek mümkün değil) Buluş Bill Soner’in bulduğunu Gün Sazak o zaman bulamamış demek ki…

Neyse, biz “Kara Kutu” alıntılarına tekrar dönelim:

“1978 yılında başka gelişmeler de yaşandı. Örneğin…

Türkiye, ilaç ihracatına 1978 yılında başladı. Türk ilaç sanayii teknolojik altyapı, hammadde üretimi, dünya standartlarında üretim ve canlı iç ve dış pazara sahipti. Devlete göre, ilaç endüstrisi stratejik sektörler arasında olmalıydı ve öyle yapıldı…”

Bu da büyük bir yalandır. Türk İlaç endrüstrisi hiç bir zaman kendine yeterli olmamıştır. Ancak o dönem gerçekleşen yerli üretimin temelleri de, Soner Yalçın’ın komplolarıyla çamur attığı Refik Saydam dönemine kadar dayanır.

Yazım buraya kadar, bundan sonrası bu yazıyla ilgili değildir ama hazır sizi bulmuşken bazı kavramların tanımlarını anlatmak isterim:

Sanrı (Hezeyan) nedir?

Sanrı, diğer insanların inanıp inanmadığına bakılmaksızın sürdürülen, tersinin doğru olduğuna dair açık ve tartışmasız kanıtlar olmasına karşın değiştirilemeyen yanlış inançlardır.  Büyüklük (“ben aslında bu ülkenin gizli lideriyim” ), dinsel (“tanrı tarafından seçilmiş özel biriyim”), kötülük görme (“takip ediliyorum, arkamdan iş çevriliyor, öldürülmek isteniyorum”), ima çıkarma (“yüzlerinden anlıyorum, benimle dalga geçiyorlar”), kıskançlık (“eşim beni aldatıyor”) gibi farklı temalarda olabilen türleri vardır.

Çağrışım gevşekliği (loosening of associations) nedir?

Düşüncelerin sürekliliğinin bozulması, düşünceler arasındaki mantıksal ilişkinin kopmasıdır. Çağrışımlar sürekliliğini kaybeder, düşünce mantıksız ya da garip olabilir.

Teğet geçme (tangentiality) nedir?

Sorulara doğrudan değil de, dolaylı olarak ilgili yanıtlar vermedir.

Tutarsızlık (incoherence) nedir?

Hastanın sorulara yanıt verirken anlatımının karışık olması ve tutarlı bir sonuca ulaşamamasıdır.

Ayrıntıcılık nedir?

Hastanın konuşmasının gereksiz ayrıntılarla dolu olması, amaca ulaşmada gecikmesidir.

Sözcük salatası (word salad) nedir?

Hastanın kullandığı cümlelerdeki sözcüklerin çoğunun diziliş ve anlam yönünden birbiriyle ilişkili olmamasıdır.

Verbijerasyon (verbigeration) nedir?

Bazı sözcük ve anlatımların amaçsızca, uzun süre yinelenmesidir.

Büyüsel düşünme (magical thinking) nedir?

Düşüncenin bilinçdışı içeriklerin özelliklerini taşımasıdır.

Regresif düşünme nedir?

Bu kavram düşünmenin çocuksulaşması olarak görülebilir. Düşüncenin mantıksal bağları, hastanın iç dünyasının gereksinmelerinden, dürtülerinden ve çağrışımlarından köken alır.

Dereistik/otistik düşünme nedir?

Gerçek dışı, içsel duruma uygun, dış dünyadan kopuk, kendine özgü düşünme biçimidir.

Düşünme süreciyle ilgili belirtiler nelerdir?

Bu bozukluklar düşüncelerin ve dilin formüle edilmesiyle ilgilidir. Hastanın söylediklerinden, yazdıklarından, davranışlarının gözlenmesinden bu gruptaki bozukluklar dolaylı olarak anlaşılabilir. Fikir uçuşması, klang çağrışım, basınçlı konuşma, blok, düşüncenin azalması, soyutlama yetilerindeki bozukluk, perseverasyon gibi bozukluklar bu grupta ele alınır.

Fikir uçuşması (flight of ideas) nedir?

Çağrışım hızlanmasına bağlı olarak düşüncelerin yoğun biçimde zihne gelmesiyle ortaya çıkan konudan konuya atlamadır. Düşünceler hızla birbirini izler, fakat dikkat edildiğinde bu düşüncelerin aralarında ilişki olduğu anlaşılır.

Perseverasyon (perseveration) nedir?

Bir sözcüğün, bir düşüncenin ya da bir konunun kalıplaşmış biçimde ve ısrarla yinelenmesidir.

Peki, cevabını sizin bulmanızı isteyeceğim bir soru da ben sorayım sizlere;

“Bu bulgular hangi hastalık grubuna aittir?”

 

Kaynaklar

“ÜLKÜ ŞEHİTLERİ ONURUMUZDUR, @UlkuSehidleriOnurumuzdur” Facebook Sayfası

https://www.ozanpazvantoglu.com/sanri-hezeyan-nedir

https://www.e-psikiyatri.com/sizofrenide-konusma-dusunce-bozukluklari Prof.Dr. Orhan Doğan

http://e-kutuphane.teb.org.tr/pdf/eczaciodasiyayinlari/ila_habr-00-2/11.pdf

http://e-kutuphane.teb.org.tr/pdf/tebhaberler/mart_nisan05/17.pdf

İzmir Ecazcı Odası Bülteni 1979 Mart Sayısı

Soner Yalçın, Kara Kutu