Sosyal medya psikolojimizi mi bozuyor?

Sosyal medya psikolojimizi mi bozuyor?

Günümüzde sosyal medya ağları (facebook, twitter, instagram vb.) çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. İnternetin gelişimiyle birlikte ortaya çıkan bu sosyal ağlar, yaşamımızın bir parçası haline gelmiştir. Araştırmalara göre Dünya nüfusunun ortalama % 67`si sosyal ağlardan herhangi birini kullanmaktadır. Peki, bu sosyal ağları ne kadar doğru ve bilinçli kullanıyoruz?

SOSYAL MEDYA ŞÖHRET OLMAK İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR ALAN

Sosyal medya, genç yaşlı, ünlü ünsüz herkesin boy gösterdiği bir mecra haline dönüştü. Eskiden olduğu gibi ünlü olmak için artık insanların az ya da çok yeteneklerini sergilemesi gerekmiyor, onun yerine kişilerin bir şekilde evini, kendini veya fikirlerini sergileyerek, kısa sürede ‘sosyal medya fenomeni’ne dönüşebiliyor. Çok sayıda kişi tarafından takip edilip beğenilmek ve üstüne bundan bir de para kazanabilmek kimileri için çok önemli.

PEKİ SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI NELERE SEBEP OLUYOR?

Sosyal medya bağımlılığı, kimine göre çok cazip yanlarına rağmen kişinin bireysel ve toplumsal yaşamında çeşitli bozulmalara ve sorunlara neden olabiliyor. Örneğin kişi sosyal medyada o kadar çok vakit harcar hale geliyor ki gün içinde yapması gereken işleri ihmal etmesine ya da eksik yapmasına neden oluyor.

Bu da iş hayatında veya günlük hayatında aksamalara neden oluyor. Başkalarının hayatlarını takip edip bunları gerçek sanmak, bazen kişilerin kendilerini değersiz hissetmelerine ve depresyona neden olabiliyor. Ayrıca telefon ya da bilgisayarla sürekli vakit geçirmek, kişinin vücudunda bir takım dengesizlikler yaratarak kaygı bozuklukları özellikle de panik atak için uygun bir zemin oluşturabiliyor. Ayrıca dikkat ve algıda bozulmalara da neden olabiliyor.

BU YÜZDEN….PAYLAŞILAN HERŞEYE İNANMAYIN

İnsanlar sosyal medya hesaplarından çoğunlukla en iyi anlarını paylaşıyor. Yani gerçeğin bir kısmını tamamını değil! Görünenin ardında ne olduğunu bilemiyoruz. Bu sebeple bilgiyi doğru kanallardan öğrenmenin yollarını araştırıp emin olun.

MERAK DUYGUSU SİZE HÜKMETMESİN,SİZ ONA HÜKMEDİN

Başkalarının hayatlarına sürekli dahil olmak bireyselliğe zarar veriyor. Mahremiyet duygunuzun zedelenmesine izin vermeyin. Yaşamınızı başkalarının, özellikle de tanımadığınız kişilerin önünde sergilemeyin.

KENDİNİZİ GELİŞTİRMEYE ODAKLANIN

İnsanların birçoğu sosyal medyayı araştırma kaynaklı kullansa da pek çok bilgi yüzeysel ve genel geçer bilgilerden oluşabiliyor. Peki bilgi almak için okuma, araştırma ve gözlem yapıyor musunuz? En son ne zaman dans ettiniz veya bir sanatla ilgilendiniz veya bir sergiyi, müzeyi ziyaret ettiniz? Bir hobiniz var mı kendinizi sorgulayın. Belki insana faydalı bir alanda olabilecek iken kendinizi sanal boşluğa itiyorsunuz. Her an farkında ve kendi yaşamınızın sorumluluğunda mısınız sorgulayın.

HAYATINIZDAKİ BOŞLUKLARI İRDELEYİN

Sosyal medyaya aşırı takılmak, aslında hayatımızın pek de yolunda gitmediğine işaret ediyor. İşiniz mi kötü gidiyor, yoksa ilişkiniz mi? Kaçtığınız şeyleri belki de çözme vakti gelmiştir. Hayatınızı ertelediğinizin farkında mısınız?

GERÇEK İLİŞKİLER KURUN

Bugün arkadaşlıklar bile neredeyse sosyal ağlar üzerinden yaşanıyor. Halbuki yüz yüze etkileşimin yerini sanal araçlar alamaz. Zaman zaman sevdiğiniz insanlara vakit ayırıp yüz yüze görüşün.

Akıllı telefonlar ve Z kuşağının yaşadığı belirgin psikolojik stres arasında bir bağlantı olduğu görülüyor.

Günümüz gençleri daha az partiye gidiyor ve birlikte daha az zaman geçiriyor, biraraya geldiklerinde de yine birlikteliklerini bıkmadan usanmadan Snapchat, Instagram ve Facebook’ta belgeliyorlar. Davet edilmeyen diğerleri ise istenmedikleri gibi bir yanılgı ve dışlanmışlık hissi yaşıyor.