Sözde 'soykırım’ tazminatları konuşuluyor ama... İşte unutulan tarihi anlaşma

ABD Başkanı Joe Biden’ın “soykırım” çıkışı sonrası Ermenilerin Türkiye aleyhinde tazminat davası açacağına yönelik iddialar gündemde. Ancak gündeme yeterince getirilmeyen 1934 yılındaki tarihi anlaşmaya göre Türkiye tazminatları zaten dokuz taksitte ödedi. Prof. Dr. Hasan Ünal’ın Youtube kanalına katılan Eski Türk Tarih Kurumu (TTK) Ermeni Araştırmaları Masası Başkanı Prof. Dr. Kemal Çiçek’e göre ”Bu anlaşma unutuldu". Çiçek “Türkiye bunu dış politikada temel bir unsur olarak kullanmalı.” diyor.

Sözde 'soykırım’ tazminatları konuşuluyor ama... İşte unutulan tarihi anlaşma

VERYANSIN TV

ABD Başkanı Joe Biden 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımlaması, Ermenistan’ın tazminat hamlesinde bulunup bulunmayacağına yönelik tartışmaları beraberinde getirdi. 

Tazminat talepleri daha önce de ABD’de yaşayan bazı Ermeni vatandaşlarının dava açmasıyla gündeme gelmişti. Geçmişte Türk topraklarında bulunan mallarla ilgili tazminat talebinde bulunulmuştu. 

Eski Türk Tarih Kurumu (TTK) Ermeni Araştırmaları Masası Başkanı Prof. Dr. Kemal Çiçek’e göre ise Ermeniler Osmanlı dönemindeki mülklerine ilişkin Türkiye ’den tazminat talep edemez, zira 1934 yılında Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmanın ardından 900 bin dolarlık tazminat ödendi. 

‘DIŞ POLİTİKADA KULLANILMALI’

2010 yılında bu konuda makale yazan, Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal’ın Youtube kanalında konuyu bir kez daha gündeme getiren Çiçek, anlaşmanın Türkiye’nin elindeki önemli bir koz olduğunu, yeterince dile getirilmediğine dikkat çekti. Çiçek “Türkiye anlaşmayı dış politikada temel bir unsur olarak kullanmalı.” vurgusu yaptı.

Çiçek’e göre 1914-22 yılları arasında meydana gelen kayıp ve zararlarından dolayı Ermeniler, Rumlar ve o dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunan Amerikan misyoner şirketleri Türkiye’den tazminat talep etti. 

Bu kapsamda Lozan Antlaşması esnasında bir müzakere heyeti oluşturulurken ABD’de duyuru yapıldı ve Türkiye’den tazminat talebi olanların bunu iletmesi  istendi. 

1923 -33 dönemine ait gelen 1880 tazminat talebi dosyası incelendi ve Türkiye’nin ABD’ye tazminat olarak 1 milyon 300 bin doları 13 taksit halinde ödemeye karar verildi. 25 Aralık 1934’te de anlaşma imzalandı. 

Çiçek, ABD’nin Türkiye’nin yaptığı dokuz ödemeden sonra artık tazminat ödenecek kimsenin kalmadığını bildirdiğini ve kalan dört ödemeyi talep etmediğini aktardı. 

‘ANLAŞMA UNUTULDU!’

Çiçek “Bu anlaşma unutulmuş, bir anlama herkes unutmuş. Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanlığını yaparken Dışişleri’yle de yakın çalışıyordum. Dışişleri’ne bu davayı götürdüğüm zaman maalesef yeterince anlaşılmadı. Belgenin orjinalini istedim ama ne yazık ki bana verilmedi. Bunu makale olarak da yayımladım. Bu anlaşmanın kullanılması lazım. Türk devleti ve Dışişleri Bakanlığı bunu temel bir politika haline getirmeli.” dedi.

TÜRKLER ABD MAHKEMELERİNDE NELER YAPABİLİR? 

Ermenistan ve ABD’ye karşı Türkiye’nin kozu tazminat talepleriyle sınırlı değil. Kemal Çiçek’le birlikte Hasan Ünal’ın Ortak Akıl programının bir diğer konuğu olan Türk asıllı Amerikalı hukukçu-Avukat Dr. Gunay Evinch’e göre ABD’nin iç hukukunda da önemli adımlar atılabilir. 

‘HAKARET DAVASI AÇILABİLİR’

Biden’ın “soykırım” çıkışının 1915 olaylarında yetkili olan isimlere ABD hukukuna göre “otomatik hakaret” oluşturduğuna dikkat çeken Evinch, dönemin lider isimlerinden Talat Paşa, Enver Paşa gibi isimlerin akrabalarının ABD mahkemelerine “hakaret” davası açabileceğini, bu yolla tazminat kazanabileceklerine dikkat çekti. 

Türkiye’nin  ABD’deki hukuk müşaviri ve avukatlarından Evinch’in sözleri şöyle oldu:

“Hakaret kanunlarında Amerika önemli bir prensip var. Amerikan mahkemeleri seni suçlu bulmadığı ölçüde birisini suçlu ilan edemezsin. Ancak Biden ilan etti. Dolayısıyla Talat paşa Enver paşa ve Malta’ya sürgüne gönderilen isimlerin akrabaları bu başvuruyu yapabilir. “

PANDORA’NIN KUTUSU MU AÇILDI? 

Evinch ayrıca Biden’ın “Ermeni soykırımı” çıkışı sonrası Pandora’nın kutusunun açılmış olabileceğine de dikkat çekti:

“Bu çıkış tamamen siyasi. Ama Pandora’nın kutusu da açılmış olabilir. Bizim Türkiye ve kurumları için çıktığımız davalarda özellikle egemen dokunulmazlığında önemli bir argümanımız vardı. O da federal devletin üstünlüğü… “Eyalet devletlerine göre federal devlet üstündür” tezi. Biz geçmişte ABD devletinin Türkiye’yi bu konuda “soykırımcı” olarak görmediğini, bu yönde bir devlet politikası olmadığını anlattık ve bu yüzden eyalet mahkemelerinin “soykırım” kararından dolayı tazminat kararı veremeyeceğini ifade ettik. Anayasaya aykırı olduğunu, federal devletin üstünlüğü tezine zarar verdiğini söyledik.

ERMENİ LOBİSİNE DİKKAT 

Şimdi ermeni lobisi “Biden buna ‘soykırım’ dedi, federal politika değişti” diye eyalet bazında tazminat davalarının açılması için hamle yapabilir. Bu bir tehlike.

Tabii zaman aşımı konusu lehimize. Ancak burada da hiçbir zaman karşımızdaki küçümsememeliyiz. Zaman aşımını aşmaya çalışabilirler. Hukuk bir evrimdir. Bizim Türk kurumları her zaman gözlerimizin açık olması gerekiyor. “

Programın tamamı için tıklayın: