Muhsin Türkseven yazdı…
Türkiye yeni bir kavramla tanıştırılıyor:
“Suça karışmamış PKK’lı.”
“Terörsüz Türkiye” adı verilen yeni Çözüm Süreci’nde, silah bırakan PKK mensuplarının ülkeye dönüşü konuşulurken bu ifade dolaşıma sokuldu. MHP–DEM görüşmeleri, “iki aşamalı süreç” açıklamaları, İmralı trafiği… Belli ki eşkıyanın affı meselesi bir sonraki perde.
Ama asıl mesele şu:
“Suça karışmamış PKK’lı” diye bir şey var mı?
Bu ifade hangi aklın, hangi hukukun, hangi mantığın ürünü gerçekten merak ediyorum. Utanmasalar “suça sürüklenen terörist” diyecekler.
Bir teröristin suça karışmadığını kim teyit edecek mesela?
Referans kurum kim? Savcılık mı, istihbarat mı, yoksa “beyan esastır” mı denilecek?
Yoksa kararı Pervin Buldan ve Feti Yıldız mı verecek?
Bazıları işi iyice sulandırıyor. “Efendim, terör eylemlerinden sonra balistik incelemeler yapılır, DNA profilleri çıkarılır” gibi sözde teknik açıklamalarla aklımızla alay ediyorlar. Bunlar ancak büyük infial yaratan eylemlerden sonra yapılan kriminal çalışmalardır. Dağ kadrosundaki binlerce örgüt mensubunun tamamı için böyle bir veri seti mi var?
Asıl sorudan kaçıyorlar:
Bir teröristin suça bulaşıp bulaşmadığını nasıl anlayacaksınız?
Çünkü cevap çok net ve çok rahatsız edici:
Örgüte üye olmak zaten başlı başına suçtur.
Bugün cezaevlerinde, FETÖ üyeliği dışında başka hiçbir fiili tespit edilemediği halde yatan binlerce insan var. Sadece Bank Asya’da hesabı olduğu için içeride olanlar var. “O hesap maaş hesabımdı, ben açmadım” diyen eski kamu görevlileri hâlâ cezaevinde.
Peki PKK söz konusu olunca ne değişti?
Doğru tabir şudur:
“Örgüt üyeliği dışında ayrıca bir suça karıştığı tespit edilemeyen PKK’lı.”
Ama bakın, bu ifade bile bazılarına *ağır *geliyor!
Çünkü “örgüt üyeliği” demek, PKK’yı da FETÖ gibi bir terör örgütü olarak kabul etmek demek. PKK’yı “özgürlük savaşçıları” ve “sevgi pıtırcıkları” olarak gören DEM ve türevlerinin ideolojik dünyasında bu pek hoş karşılanmıyor belli ki.
Bu yüzden “suça karışmamış PKK’lı” gibi yumuşatılmış, parlatılmış, algı yönetimine uygun bir kavram tercih ediliyor. Bu bilinçli bir tercihtir. Toplumun algısını dönüştürme çabasıdır. Devlet politikası gibi sunulan ama başka devletlerin reçetelerini andıran bir dil inşasıdır.
Şunu net söyleyelim:
“Suça karışmayan terörist” diye bir kategori yoktur.
PKK bir terör örgütüdür.
Bu yapıya katılan, destek veren, lojistik sağlayan, propagandasını yapan herkes bu örgütün parçasıdır. Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek dahil olmak, hiyerarşik yapısına girmek suçtur.
Silahlı örgüte fiilen üye olmuş ama “suça karışmamış”…
Bunun sağlamasını nasıl yapacaksınız?
Bir terörist çıkıp,
“Ben teröristliğimi uzun yıllar bulaşıkçı olarak yaptım” dediğinde,
“Ha tamam o zaman” deyip serbest mi bırakacaksınız?
Gerçekten aklımızla alay ediliyor.
Türk Ceza Kanunu çok açık.
TCK 314 der ki: “Silahlı örgüte üye olmak suçtur.”
Cezası da 5 yıldan 10 yıla kadar hapis.
Yani suça karışıp karışmamak gibi bir gri alan yok.
Silahlı terör örgütüne katılmak, sempatizanlık yapmak, ideolojisini yaymak dahi suç kapsamındadır.
Ama gelin görün ki;
Yasadışı terör örgütüne mensup ol,
Roketatar taşı, keleş taşı, mayın taşı…
Ama “suça karışma”!
Sanki bunlar dağlara çiçek toplamaya çıkmış.!
Normal bir vatandaş, eskaza kurusıkı tabanca taşısa ve yakalansa karakollarda, mahkemelerde sürünür.
Ama terörist için “hafifletici gerekçeler” üretiliyor.
Bu ne anlama geliyor biliyor musunuz?
Müzakere sürecinin hatırına, eşkıyanın gönlü hoş olsun diye hukuku eğip bükmek demek.
İnfaz rejimini siyasete kurban etmek demek.
Bu noktadan sonra ceza yargılamasının da, adalet sisteminin de bir mantığı kalmaz.
Hakim, savcı, avukat, katip… Hepsi boşa çalışmış olur.
Ortaya da şu absürt tablo çıkar:
Kandırmamış nitelikli dolandırıcı,
Çalmamış hırsız,
Irza geçmemiş tecavüzcü,
Öldürmemiş katil…
Ve nihayet:
Suça karışmamış PKK’lı.
Hülasa
Genelevde bakire bulunabilir belki, ama suça karışmamış PKK’lı bulmak mümkün değildir!
Devlet işlerini ve hukuku bu kadar ele ayağa düşürmemek lazım!
Çünkü örgüt üyeliği, suçun ta kendisidir.
Bu süreçte hukukun üstünlüğünü korumak, şehitlerimizin hatırasını ve devletin itibarını savunmak hepimizin görevi.
Algı oyunlarına gelmeyelim; terör terördür, üyelik üyeliktir.