Suriye planındaki büyük tehlike

‘Geri çekilmeye fırsat vermek ve kabullenmek, örgüte kendi elimizle korunma zırhı giydirmektir. Esas olan örgütün geri çekilmesinin kabulü değil, siyasi-idari kabiliyetinin ezilmesi ve silahlı gücünün imhası/etkisizleştirilmesi olmalıdır.’

Suriye planındaki büyük tehlike
(Sercan Küçükşahin – Anadolu Ajansı )\n

ABD ile Türkiye arasındaki güvenli bölge planı ve terör örgütü PKK/YPG’nin durumuyla ilgili Sözcü’den Saygı Öztürk’e konuşan emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, “Güvenli bölge, ara bölgeye dönebilir” uyarısında bulundu.

Açıklamaların satırbaşları şöyle:

“Askeri literatürde geri çekilme; imhadan kurtulmak, zaman kazanmak, toparlanmak, yeniden düzenlenmek ve yeni bir mevzii oluşturmak amacıyla yapılır. ABD’nin buradaki amacının güvenli bölge maskesi altında, örgütü siyasi-idari anlamda kanatları altına alarak etkisiz hale getirilmekten korumak, askeri anlamda ise imhadan kurtarmak ve yeni bir mevzi hattında tertiplemek olduğu ortaya çıkıyor.

Suriye’deki gelişmeleri yakından izleyen Genelkurmay İç Güvenlik Dairesi eski Şube Müdürü, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Araştırma Merkezi Başkanı emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, “Terör örgütünün sınır hattındaki bölgelerden geri çekilmesinin; örgütün yeni bir siyasal zemine kavuşması ve bu çerçevede stratejik bir kazanç sağlaması anlamına da gelebileceğini” belirtiyor.

Şu da bilinmeli: Bölücü örgüte geri çekilme fırsatı vermek ve yaratmak; örgüte “Çatışan taraf” statüsü kazandırır. Güvenli bölge statüsünü kaybetmek, buna karşılık “Ara bölge” statüsü yaratmak gibi bir durum gelişebilir. Çünkü olay, bir mutabakat üzerinden başka bir ülke topraklarında gerçekleşiyor. Örgütün geri çekilmesini devlet olarak söylem ve eylemle kabul etmek de yine Türkiye ile silahlı örgüt arasında defacto (fiilen kabul) dediğimiz, Birleşmiş Milletler’in (BM) müdahil olma şartlarına zemin hazırlayabilir.

36. PARALEL UYARISI

Bölücü örgütün geri çekilmesini, emekli Albay Ünal Atabay, “Türkiye’ye ne siyasi ne askeri anlamda bir avantaj sağlamaz, aksine zımni kabul yaratır. Geri çekilmeye fırsat vermek ve kabullenmek, örgüte kendi elimizle korunma zırhı giydirmektir. Esas olan örgütün geri çekilmesinin kabulü değil, siyasi-idari kabiliyetinin ezilmesi ve silahlı gücünün imhası/etkisizleştirilmesi olmalıdır. Kısacası, ABD’nin terör örgütü ile siyasi askeri bağları koparılmadığı sürece buradaki tehdit devam edecektir” görüşünde. ABD, güvenli bölge söylemiyle başlayan bu süreci, önümüzdeki dönemde “Ara bölge statüsüne kavuşturma” çabası içinde ve BM nezdinde de girişimlerde bulunma ihtimali olabilecektir. Bu durumda, daha önce Kuzey Irak’ta oluşan 36’ncı paralelden daha da hızlı bir oluşumla karşı karşıya kalma riski gelişebilecektir. Bu nedenle Türkiye, güvenli bölgeye ilişkin söylem ve eylemlerine dikkat etmek zorundadır.

SÜLEYMAN ŞAH HAMLESİ

ABD’nin güvenli bölge üzerinde Türkiye’nin inisiyatifini sınırlayacak olası bir girişimine fırsat vermeden; öncelikle, Süleyman Şah Türbesi yerine taşınmalı ve bu noktaya sınır hattından bir güvenlik koridoru oluşturulmalı. Süleyman Şah Türbesi’nin olduğu yer zaten Türk toprağı olduğu için, bu uluslararası hukuki hakkımız üzerinden ABD’nin yapmak istediği defacto/ara bölge hattı yıkılmış olur.

Süleyman Şah Türbesi üzerinden yapılacak bu hamleyle hem Türkiye manevi prestiji yerine oturtulur, hem de Türkiye, esas oluşturmak istediği güvenli bölge üzerindeki inisiyatifini artırır ve sonraki aşamalarda sahada elini güçlendirir.”