Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Taksim Camii, yaklaşık 1,5 asırlık bir mücadelenin ardından İstanbul’umuza kazandırılmıştır” dedi.
İstanbul Taksim’e yapılan cami, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla kılınan cuma namazıyla ibadete açıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, camiye gelişinde TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve protokol üyelerince karşılandı. Erdoğan, cuma namazı öncesinde caminin avlusundan vatandaşları selamladı.

Camide “İslam’ın Yeryüzündeki Mührü Camiler ve Fethi İstanbul” başlıklı hutbeyi Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş verdi.
Erbaş, edilen duaların ardından ilk cuma namazını kıldırdı. Ali Erbaş, Fatiha’dan Fetih Suresi’nden ayetler okudu.
Cami’nin, 2 bin 482 metrekarelik arsa alanı ve yaklaşık 16 bin metrekarelik inşaat alanına sahip olduğu da vurgulanırken, 163 araçlık kapalı otoparkıyla 2 bin 950 metrekarelik namaz kılınabilir bir alanı bulunuyor.
İbadet alanında 3 bin kişinin aynı anda namaz kılabileceği camide, dış avluda cenaze namazı kılabilecek kişi sayısı ise 2 bin 400. Kadınlar için 465 metrekarenin ayrıldığı camide, 620 kadın bir arada namaz kılabiliyor. Caminin açık ve kapalı toplam namaz kapasitesi ise 4 bin kişi.

AYASOFYA’YA VERİLEN SELAMDIR
Erdoğan, Taksim Camii Açılış Programı’nda yaptığı konuşmada “Taksim Camisi’ni bir süre önce yeniden ibadete açtığımız Ayasofya Cami-i Kebir’e verilen bir selam, İstanbul’un fethinin 568. yıl dönümüne bir hediye olarak görüyorum” dedi.
“Taksim Camimiz, İstanbul’un sembolleri arasındaki seçkin yerini şimdiden almıştır. İlk cuma namazını eda ettiğimiz Taksim Camimizin İstanbul’umuz, ülkemiz ve Alem-i İslam için hayırlara vesile olmasını diliyorum” diyen Erdoğan şöyle devam etti:
“Az önce Altan Bey, ‘Ben buranın çocuğuyum’ dedi. Altan Bey, sen buranın çocuğusun da biz başka yerin çocuğu değiliz. Ben de Kasımpaşa’nın çocuğuyum. Buralarda çok gezdik, tozduk ve keşke dili olsa da buralar konuşsa. Talimhane ve Dolmabahçe buralarda çok dolaştık fakat Taksim Camii bizim dünyamızda farklı bir öneme sahipti. Çünkü caminin yerinde mescit bile yok ve burada maalesef cami yapımına müsaade yok ve adeta kümes gibi bir yerde gazeteler üzerinde müminler namazlarını eda etmeye çalışıyorlardı. O günlerden bugünlere, 40’lı, 50’li yıllardan bugünlere kimler geldi kimler geçti. İstanbul’umuzun en güzel yerlerinden biri olan Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi ve Tarlabaşı Bulvarı’nın kesişim noktasında yer alan camimizin içinden cemaati, minarelerinden ezanı, kubbesinden Kur’an nidaları inşallah kıyamete kadar eksik olmayacaktır.”

‘NELER ÇEKTİ BURASI, NELER…’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Taksim Camii, yaklaşık 1,5 asırlık bir mücadelenin ardından İstanbul’umuza kazandırılmıştır. Bu meydanda bir camii inşaatı fikri tarihimize 93 Harbi diye geçen 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi yıllarına kadar uzanır. Ülkemizin Kurtuluş Savaşı yıllarında da bu fikir, milletimiz istiklal ve istikbal azminin bir sembolü olarak yeniden gündeme gelmiştir.” diye konuştu.

Bölgedeki pek çok kiliseye karşılık sadece Ağa Camii’nin Taksim’e selam verdiğini gören Nazım Hikmet’in bu tabloyu dizelere, “Havsalam almıyordu bu hazin hali önce / Ah, ey zavallı cami seni böyle görünce / Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım / Allah’ımın ismini daha çok candan andım.” şeklinde döktüğünü dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nazım’ı bile hüzünlendiren bu tabloya rağmen Taksim’de özlenen caminin yapılması bir yana, tek parti döneminde Ayasofya ve Bezm-i Alem camileri müzeye çevrilerek milletimizin kalbinde yeni yaralar açılmıştır. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle Taksim Camii arayışları yeniden hız kazanmıştır. Bunun için kurulan bir dernek vasıtasıyla gösterilen gayretlere rağmen somut adım atılamadan 27 Mayıs darbesi gerçekleşmiştir. Darbenin ardından 1965 yılında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Taksim Camii’nin inşası için gereken arsanın Vakıflar Müdürlüğüne devrini sağlamıştır ancak bu tahsis CHP’li belediyenin kararı mahkemeye götürmesiyle durdurulmuştur. Merhum Demirel’in 1979 yılında bu konuda alınmasını sağladığı Bakanlar Kurulu Kararı ise 12 Eylül darbecileri tarafından iptal edilmiştir. Neler çekti burası ya, neler…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Son dönemde Büyük Çamlıca Camii’nin tamamlanması ve Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasının ardından İstanbul’a kazandırdığımız bu üçüncü önemli manevi mirasın, asırlar boyunca şehrimizi bir kandil gibi ışıtacağına inanıyorum.”
Erdoğan, “Envaiçeşit hile ve desiseyle fitneyle yalanla tuzakla milletimizin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini bozamayanlar camilerimizi de hedef almıştır. FETÖ’nün ibadet ve hayır kisvesi altında sergilediği ihanetin benzerlerini farklı görünümler, sıfatlar, bahaneler altında tekrarlamaya çalışanlara asla geçit vermeyeceğiz. Taksim Camii önünden yankılanan sesin, ülkemiz üzerinde hesapları olan emperyalistleri, terör destekçilerini, insanlık düşmanlarını rahatsız ettiğinden şüpheniz olmasın. Milletimizin bin yıldır canı pahasına koruduğu, alın teriyle yükselttiği, gözünden bile sakındığı vatanını parçalamak, devletini zayıflatmak, uhuvvetini bozmak için uğraşanların sonu yine hüsran olacaktır.” diye konuştu.
Pudracılar ayıkmadan, camileri de “yap işlet kâr garantili” yaparsan tam olur.
O tarafları avucumun içi gibi bilirim. Sahaflara kaynak yaratmaktan tut, sokakları, barları ve hatta tam bu yeni yapılan Caminin önünde eskiden var olan telefon kulübelerinin içinde yatmışlığım dahi vardır. Saint Antuan Kilisesine (oranın bahçesinde de sabahladım.) mistik/tarihi yer diye gidenler zamanla buraya da alışacak ve seveceklerdir. Yeni diyorsan ve sırf bu yüzden gitmiyorsan torunlarının torunları gider canım. Hem o zaman tam istediğin gibi mistik/tarihi olur ve onlar bu mutluluğu yaşarlar. Olması gerekiyordu ve oldu. Keyif almaya bakın, muhalif olmak adına büyütülecek bir mesele değil.
Bir bucuk asırdır neyle mucadele ediyormuşuz orayı kaçırdım.. Nevizade ile mi? Yoksa Atlas ya da Çiçek pasajıyla mi? :)