Tarantino’nun yeni filmini izledik ve…

Bir zamanlar Hollywood'da 1969 yılının Hollywood'unda bir seyahate çıkarıyor bizi. Başı olmayan ve sonun bağlanmadığı ve  tıpkı 600 sayfalık bir romanın ortasından başlayıp bir türlü son sayfasını çevirememek gibi izlemeye başladığınız, bağlanmayan hikayelerin  olduğu dağınık ve bir o kadar da yer yer sıkan bir film.

Tarantino’nun yeni filmini izledik ve…

ÖZLEM KALKAN

Quentin Tarantino deyice önce derin bir nefes almak lazım, zira bir deli-dahiden bahsediyoruz.

Öykünün doğrusal akışını bozarak sinemada şiddeti ve kanı neredeyse tutku derecesinde sevdiren ve artık meşrulaştıran adamdan, bir çağdaş Amerikan masalcısından bahsediyoruz. Açıkçası Bir zamanlar Hollwood’da filminin fragmanını görmezden kısa bir süre evvel “Tarantino nerelerde?” diyordum.

Seyirciyi şaşkına çeviren geri dönüşleri, bir dağ kulübesinde geçen kısa paslaşmaların yaşandığı Hateful Eight üzerinden tam 4 yıl geçti!

Kulak kesme sahnesi ile tarihin en vahşi, en kült filmlerinden Rezervuar Köpekleri’nin üzerinden tam 28 yıl geçti!

Bağımsız Amerikan sinemasının yapı taşlarından olan, bir çeşit ”Bride’ın intikamını” içeren  Kill Bill üzerinden 15 yıl geçti!

Ve neredeyse her 10 sinemaseverden yarısının başucu filmlerinden biri olan Pulp Fiction üzerinden de koca bir 25 geçtikten sonra ancak yeni bir filmle geldi Tarantino.

Tarantino yine bildiğimiz gibi. Yine bol şiddet. Yine bol seks!

Geçtiğimiz  Pazar 19.00 seansında izlediğim, merakla beklediğim film ne yazık ki fazla doyurmadı; önceki filmlerinden kalan tadın gerisinde kaldı; hayal kırıklığı yarattı.

FİLMİN KONUSU

Bir zamanlar Hollywood’da 1969 yılının Hollywood’unda bir seyahate çıkarıyor bizi. Başı olmayan ve sonun bağlanmadığı ve  tıpkı 600 sayfalık bir romanın ortasından başlayıp bir türlü son sayfasını çevirememek gibi izlemeye başladığınız, bağlanmayan hikayelerin  olduğu dağınık ve bir o kadar da yer yer sıkan bir film.

Filmin en cezbedici yanı Hollywood’da kendini yakışıklılığı ve yeteneği ile kabul ettirmiş iki popüler atörün yan yana gelmiş olması: Leonardo Di Caprio ve Brad Pitt!

Rick Dalton (Leonardo Di Caprio) 50’lerin sonunda TV dizileriyle ve hep aynı karakterle (Kötü adam-kovboy) şöhret olmuş iyi bir oyuncudur. Yıllardır yanında maaşlı çalıştırdığı ve artık dost olduğu Cliff Booth (Brad Pitt) de onun zor sahnelerini kurtaran dublorüdür.

Rick’in artık oyunculuğu ve yüzü eskimeye başlamış, dizilerden önemli sinema yapımlarına sıçraması gerektiği gerçeğiyle yüzleşmeye çalışırken kapıların aslında ona kapalı olduğunu acı bir şekilde görür.

Kendisine önerilen ucuz İtalyan kovboy filmleri onun artık istenmeyen ve aranılmayan bir aktör olduğunu anlatmaya yetmiştir; ancak bu sorunu aşarken alkolün de esiri olmuştur.

Dublörü Cliff ise günü kurtararak yaşayan, hiçbir şeyi kafasına takmayan, herhangi bir yeteneği ve hayat garantisi olmamasına rağmen mutlu bir adamdır. Orduda savaşmış ve kavgaya karışmaktan da korkmayan dik, liberal kimliği ile Rick’in tam zıddıdır.

Roman Polanski ve öldürülen hamile sevgilisi Sharon Tate

Değişime uğrayan, yüzlerce filmin ve yeni yeteneklerin duvarlarda boy gösterdiği yeni yüzüyle Hollywood, ABD’nin değişen konjönktürünün bir yansımasıdır aslında. Savaş ve ırkçılık karşıtı protestolar, özgür seks ve porno sineması ve hippiler, Rick gibi gelenekçi bir aktörün nefret ettiği şeylerdir.

Filmde, bir havuz başı partisinde genç Roman Polanski’yi çıtır ve çıplak kızlarla eğlenirken görüyoruz. Fransa’dan ABD’ye gelip o meşhur Rosemary’nin Bebeği filmi ile kendini Hollywood’a kabul ettirdiği dönem! Ve genç Polanski bizim kayıp aktör Rick’in yanındaki villaya taşınmıştır. Hem de hamile aktrist sevgilisi Sharon Tate ile!

Tarantino 1969 yılına damga vuran ve kan donduran meşhur Charles Manson Çetesi cinayetini en kanlı hali ile işlemiş. Bilmeyenler var mı bilmiyorum, ama Roman Polanski bir filmindeki yanlış anlatımı yüzünden o dönem tehlike saçan hippi çetesinin başı Charles Manson’la başı belaya girmişti. Ünlü yönetmenin evde olmadığı bir gece Sharon Tate ile arkadaşlarını katletmişti bu çete. Ölen karakterleri değiştirmiş belki ama yine de en kanlı sahnelerden vazgeçmemiş.

Sharon Tate’yi katleden çetenin reisi seri katil Charles Manson

The Way of the Dragon‘un efsane aktörü genç Bruce Lee’nin, Cliff Booth’dan dayak yediği ve komik duruma düştüğü sahne ise 50 yıllık bir hınç göstergesi olarak çok sırıttı. Bir Çinliden yedikleri dayağı 50 senedir unutamayan kovboylar, film üzerinden intikam almış ve rahatlamış gibiler. Donald Trump çok mutludur sanırım (!)

Ben filmi yazarken hikȃye sanki akmakta; çünkü filmde iyi veya kötü bir son yok. Bir yerlere bağlanmıyor.

Hamartiası, katharsisi yok!

Antagonist kim haklı kim? Birbirinden kopuk hikȃyeler ve akmayan bir 161 dakika…

Bildiğimiz tek gerçek, Tarantino’nun yine de bir dahi olduğu ve artık emekliye ayrılması gerektiği!

NOT: İlle de çamurdan olsun ama TARANTİNO olsun diyenlere iyi seyirler.

Özlem Kalkan

Veryansintv.com