1. Haberler
  2. Analiz
  3. Tarımda destekten çok, istekle üretmek önemli

Tarımda destekten çok, istekle üretmek önemli

featured

Ahmet Akbay yazdı…

Türkler tarih boyunca toprakla iç içe yaşamış, gıda ihtiyacının önemli bölümünü kendi üretmiş; konar göçer hayatla birlikte hayvancılıkta da önemli bir üretim kültürü oluşturmuştur.

Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli tarımdır” ilkesi doğrultusunda Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk milleti kendi üretimini planlıyor, “Köylü milletin efendisidir” sözü üreticinin toplumdaki yerini anlatıyordu.

Bugün ise tarım üretiminde köylüler giderek isteksizleşiyor, üretimden vazgeçenler şehirlere göç ediyor. Bunun sonucunda köylerde yaşam hızla kopuyor, tarımsal üretim ve köy kültürü zayıflıyor.

Tarımda sadece destek vermek değil, *üreticinin yeniden üretme isteğini ve geleceğe güvenini sağlamak* önemlidir. Üretici emeğinin karşılığını alacağına inanırsa toprağını bırakmaz, köyünü terk etmez.

ANADOLU’DA ÜZÜM ÜRETİCİSİNİN FERYADI: ÜRETİCİ TOPRAĞINA KÜSTÜRÜLMEMELİ

Üzüm yetiştiriciliği Çalkebir’de bin yılı aşkın bir geçmişe sahiptir. Denizli Çalkebir, yüzyıllar boyunca bağcılığın önemli merkezlerinden biri olmuş; Roma döneminde dahi bölgede üzüm bağlarının bulunduğu bilinmektedir. Bugün ise bu köklü üretim kültürü, artan maliyetler ve üreticinin emeğinin karşılığını alamaması nedeniyle ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyadır.

Üzüm üreticileri bu yıl artan girdi maliyetlerinin yanı sıra, geçen yılın fiyatlarının dahi çok altında kalan fiyatlarla ürünlerini satmak zorunda bırakılmaktadır. Üretici mutsuz, tüccarın alımı düzensiz, hasat ise belirsizlik nedeniyle gecikmektedir.

*Dalında kuruyan, çürüyen her tane; her salkım, üreticinin kaybıdır.*

Üzüm toplama işçiliğinde günlük yevmiyeler 1.400-1.800 TL arasında değişmektedir. Bir işçinin bir günde topladığı yaklaşık 300-400 kilogram üzüm düşünüldüğünde, yalnızca hasat işçiliğinin kilogram başına maliyeti dahi ciddi bir rakama ulaşmaktadır.Burada sepet taşımacı ücreti eklendiğinde kâr edilemez maliyet olduğu ortaya çıkıyor

Bunun üzerine yıl boyunca yapılan;

* budama,
* çapa,
* sürüm,
* ilaçlama,
* kükürt uygulamaları,
* gübre,
* mazot,
* sulama
* ve diğer üretim giderleri

eklendiğinde, üzümün kilogramının 12 TL gibi bir fiyatla üreticiye kazanç sağlaması mümkün değildir.

Geçen yıl 20-23 TL arasında satılan üzümün, enflasyon karşısındaki gerçek değeri dahi hesaplanmadan daha düşük fiyatlarla üreticinin elinden çıkması kabul edilemez.

Üretici neden cezalandırılıyor?

Tarım İl Müdürlüğü ve ilgili kurumların, fiyat belirleme sürecinde üreticinin yanında yeterince yer almaması, köylünün sesinin duyulmaması üreticileri derinden üzmektedir. Üreticinin sorunlarına kulak verilmesini ve emeğinin karşılığını alabileceği bir fiyat politikasının oluşturulması gerekmezmi .

Bugün yalnızca üzüm üreticisi değil, bütün çiftçiler zor günlerden geçmektedir.

Arpa ve buğday sezon içerisinde 10-12 TL gibi fiyatlardan satılırken bir çuval gübrenin 2.500 TL’lere ulaşması, mazot fiyatlarının 100 TL seviyelerinde seyretmesi üretimi her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır.

*Ne eksen, ne diksen zarar eder hale geldik.*

Çiftçinin bu kadar sahipsiz kaldığı bir dönem daha önce yaşanmamıştır. Kurumlardan ve siyasi partilerden üreticinin sorunlarına yeterli ses çıkmaması, çiftçide büyük bir umutsuzluk yaratmaktadır.

Türkiye’nin tarımsal üretim potansiyeli bu kadar yüksekken, yurt dışından tarım ürünleri ithal edilirken kendi üreticimizin ürününü değerinde satamaması büyük bir çelişkidir.

Bir yıl boyunca bağın başında bekleyen, şubat ayında budamaya giren, yıl boyunca bağını süren, çapasıyla, ilacıyla, kükürdüyle, gübresiyle uğraşan ve hasada kadar emek veren üreticiye, ürününü değerinin altında satmak zorunda bırakarak adeta “Artık üretme” denilmektedir.

Oysa herkes çiftçilik yapamaz.

Bizler atalarımızdan miras kalan topraklarda üretim yapıyor, ülke ekonomisine katkı sağlıyor, sofralara ve sanayiye ürün yetiştiriyoruz. Fakat bu gidişat böyle devam ederse çiftçi toprağına küsecek, tarlasını ve bağını satmak zorunda kalacaktır.

Biz üreticiler toprağa küsmek istemiyoruz.

Ancak çiftçilik yaparak geleceğe dair umudumuz her yıl biraz daha azalıyor, hevesimiz kırılıyor.

Çalkebir’in üzümü sıradan bir tarım ürünü değildir. Bu bölgenin kaliteli üzümü; şarap üretiminden pekmeze kadar birçok alanda kullanılan, bölgenin ekonomik ve kültürel değeridir.

Geçmişte Alaşehir’deki Asuma Fabrikası ve TARİŞ gibi kurumların alım yapması, üreticiye belirli bir fiyat güvencesi ve üretim teşviki sağlıyordu. Bugün yaşanan sorunlar, üreticinin örgütlü ve güvenilir alım mekanizmalarına ne kadar ihtiyaç duyduğunu açıkça göstermektedir.

Özelleştirmelerin ve kamu alım mekanizmalarının zayıflamasının üretici üzerindeki etkileri bugün daha net görülmektedir.

GENÇLER TOPRAKTAN KOPUYOR

Üretimin sürdürülebilirliği açısından en büyük tehlikelerden biri de gençlerin tarımdan uzaklaşmasıdır.

Bugün köylerde 60-80 yaş arasındaki üreticiler hâlâ bağlarının başında üretim yapmaya çalışmaktadır. Genç nüfus ise tarımdan uzaklaşmaktadır.

İsteksiz ve zararına üretim, yalnızca bugünün üreticisini değil, geleceğin tarımsal ekonomisini de tehdit etmektedir.

Bunun yanında bağların çevresindeki tavuk çiftliklerinden kaynaklanan sinek, kötü koku ve atık sorunları da bölgedeki bağcılığı ayrıca tehdit etmektedir. Yüzlerce yıllık bağcılık kültürünün böyle sorunlar nedeniyle yok olmasına izin verilmemelidir.

Çalkebir’de insanlar yüzyıllardır toprağını ve üretim kültürünü korumuştur. Ovalarda buğday, arpa ve mısır gibi ürünler yetiştirilirken, ovanın yüksek kesimlerinde bağcılık yüzlerce yıl boyunca sürdürülmüştür.

Bugün ise üretici bağlara küstürülme noktasına getirilmiştir.

Yaş ve kuru üzüm üreticisinin ürünü *maliyetler ve güncel ekonomik şartlar dikkate alınarak, üreticinin emeğinin karşılığını verecek gerçekçi fiyatlarla* alınmalıdır.

Üzüm üreticisi desteklenmeli, alım dönemindeki belirsizlik ortadan kaldırılmalı ve üreticinin ürününü dalında bırakmasına neden olacak uygulamalara son verilmelidir.

Üreticinin yalnızca hasat döneminde değil, yılın tamamında desteklenmesi gerekmektedir.

Çünkü bağcılık bir günlük iş değildir.

*Şubat ayında budamayla başlayan emek, hasada kadar aylarca devam etmektedir.*

Bu emeğin karşılığı bir kilogram üzümün fiyatına yansıtılmalıdır.

Bizler yardım istemiyoruz.

Emeğimizin karşılığını istiyoruz.
Ürünümüzün değerinde alınmasını istiyoruz.
Toprağımızı terk etmek istemiyoruz.
Çocuklarımıza üretilebilir bir tarım geleceği bırakmak istiyoruz..

Bu mirasın yok olmasına seyirci kalınmamalıdır.

**Üzüm üreticisi yaşatılmalıdır ki bağlar yaşasın.
Bağlar yaşasın ki Çalkebir’in üretim kültürü geleceğe taşınsın.
Çiftçi yaşasın ki Türkiye üretsin.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!