Tehlikeli HTŞ planının perde arkası... Kimi 'Başbakan' yapacaklar?

Eray Çelebi yazdı...

Tehlikeli HTŞ planının perde arkası... Kimi 'Başbakan' yapacaklar?

"...Cephe El Nusra olsun, HTŞ olsun, hepsi için... Bir defa, silahı bırakın... Bırakın ki buraya sulh gelsin..."

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 17 Eylül 2018 tarihinde bu çıkışı yaptığında İdlib mutabakatında Rusya ile imzalar atılıyordu. Hedef, mutabakatın dışında bırakılan HTŞ’nin teslim olmasıydı.

Ancak mutabakatın dışındaki örgüt mutabakatın önündeki engel oldu. Teslim olmayan HTŞ, ÖSO ile çatışmalara girdi. Özellikle 2019’un Nisan ve Mayıs aylarında yaptığı operasyonlarla kentin yüzde 90'ınında kontrol sağladı. 

OPERASYONEL SEÇENEKLER MASADAYDI

HTŞ'nin hamlesinin ardından terör örgütüne karşı yeni tedbirler alındı. "Teslim" yerine operasyonel seçenekler masadaydı.

Sivillerin göç edebileceğine yönelik hassasiyet Ankara’yı “imha” seçeneğinden uzaklaştırdı. Sahada uzun vadeli bir plan benimsendi. HTŞ'nin kurmay kadrosunun nokta operasyonlarla hedef alınması planlandı. Bazı sözde üst düzey komutanlar suikastlarla etkisiz hale getirildi.

Ancak örgüte gelen dış destek plana engel oldu.

Yeni bir plan yapılmalıydı. HTŞ ÖSO içinde eritilebilir miydi? Nurettin Zengi Tugayı sözcüleri 2019 Şubat ayında 15 bin HTŞ'linin Özgür Suriye Ordusu'na katılma ihtimalinin olduğunu açıklamıştı.

Müzakereler sürdü, ancak HTŞ bu teklifi de kabul etmediği gibi sık sık PKK’ya silah yardımıyla gündeme geldi…

Bu süreçte Türkiye’nin milli güvenlik sorunu ve İdlib krizinin nedeni olan HTŞ, Rusya ile Türkiye’yi sahada karşı karşıya getiren bir örgüt olarak ön plana çıktı.

HTŞ’NİN YARATTIĞI STRES TESTİ

HTŞ sorununu çözemeyen iki ülke arasındaki ilişkiler İdlib’de adeta stres testinden geçti. Rusya “HTŞ’ye karşı hedef olmamak” savunmasıyla operasyon alanını genişletirken, Türkiye operasyonların muhaliflere de yapıldığını “göç” endişesi ile birlikte dile getirdi.  

Uzun süre devam eden sahadaki gerginlik, 27 Şubat 2020'de başlayan “Bahar Kalkanı Harekatı” ile sıcak çatışmaya dönüştü.

Bir gün sonra ise 33 askerimiz şehit oldu. Bir ayda 54…

"HTŞ" krizi her geçen gün büyüyen bir tehdide dönüştü.

HTŞ’Yİ ILIMLAŞTIRMA PROJESİ DEVREDE

İdlib sorununu düğüme dönüştüren terör örgütüne karşı ABD merkezli yeni bir plan uygulamaya kondu. Washington’un eline koz geçmişti. Teslim alınamayan, nokta operasyonlarla beyni yok edilemeyen örgüt ılımlaştırılmalıydı!

İlk sinyali 30 Ocak 2020 tarihinde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey verdi. Jeffrey “Kendileri (HTŞ), terörist değil vatansever muhalif savaşçılar olduklarını iddia ediyorlar. Bir süredir uluslararası bir tehdit oluşturduklarını görmedik” ifadelerini kullandı.

Jeffrey’in açıklamalarının ardından BM’nin raporlarında da İdlib’de tehdit önceliği olarak HTŞ’ye değil, doğrudan El Kaide’ye bağlılığını açıklayan Hurras el Din’e vurgu yapıldı.

ULUSLARARASI KRİZ GRUBU’NUN RAPORU

Bu projeyi açık eden bir rapor da Uluslararası Kriz Grubu’ndan geldi. 

Suriye sahasındaki planı ifşa eden raporu, Veryansın Tv Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay’ın yazısı ile öğrendik. Raporda “NATO üye ülkelerinin eninde sonunda HTŞ’yi terör örgütü olarak görmeyi ve etiketlemeyi bırakması gerekir. Birleşmiş Milletler de benzer bir değişikliği desteklemeli” vurguları dikkat çekti.

Kriz Grubu'ndan İdlib raporu... Türkiye’yi HTŞ ile ittifaka hazırlıyorlar

Açık açık HTŞ’yi terör listesinden çıkarmaya dönük adımların atılacağı dile getirildi.

‘ILIMLI’ LİDER CEVLANİ!

Peki bu plan uygulamaya geçti mi?

Evet…

HTŞ lideri Ebu Muhammed el Cevlani, Amerikan PBS kanalına konuştu. Daha önemlisi “Takım elbiseli ılımlı bir muhalefet lideri” pozu verdi.

Sadece bununla mı sınırlı?

Hayır…

YARDIM POZLU SERVİS EDİLEN FOTOĞRAF

Çok önemli bir fotoğraf daha servis edildi. HTŞ merkezli…

Cevlani bu sefer İdlib’deki bir çadır kente gitti. Yardım dağıttı, halkın sorunlarını dinledi! Lokasyon verilmedi.

Ancak…

Fotoğraf karelerinden birinde, arkadaki İHH amblemi dikkat çekti!

Bir süre önce Suriye’de önemli bir görev üstlenen, sahayı yakından takip eden bir isme sordum. “Bu ne anlama geliyor” diye…

Şunu söyledi: “HTŞ’yi ılımlaştırma projesi kısa vadeli bir proje. Nihai hedef Cevlani’yi Başbakan yapmak!”

Önce kavrayamadım, “nasıl yani” diye sordum. Cevlani Suriye Başbakanı mı olacak?

“Hayır” dedi, İdlib kentinin Başbakanı…

“Bir kentin Başbakanı olur mu” demeyin… Ülkeyi 3’e bölerseniz olur!

Evet… Hedef Suriye’yi 3’e bölmek!

ABD PLANINDA TÜRKİYE DE HEDEFTE   

Bunun Türkiye’ye yaratacağı tehdit ise çok büyük.

ABD’ye “Kürt devleti” için meşruiyet gerekçesi lazım. Yani “Kürtler” gibi “Sunnilerin” de Suriye’de “temsil” edilmesi lazım.

İşte o “temsilci” HTŞ!

ABD yalnızca Suriye'yi bölmüş ve Türkiye’ye doğrudan bir tehdit yaratmış olmayacak, aynı zamanda Türkiye'nin Arap coğrafyasıyla da bağını da kesmiş olacak.

Şam’ı İdlib’den sıkıştıran, Türkiye ve Rusya arasında kalıcı kriz alanı oluşturan, bölgeyi kangrenleştirecek bir yapı kurulacak.

Bu arada…

Kısa bir hatırlatma….

2016 yılında ABD merkezli düşünce kuruluşu Rand Corporation bir rapor hazırlamıştı.

“Suriye İçin Barış Planı'nda” Suriye; “rejim”, “Kürt kontrolü“ ve “muhalefet” arasında 3’e paylaştırılıyordu!

5 yıl önce plan yapılmış, takvim işlemiş!

Peki biz planlarımızı kaç yıl öncesinden yapıyoruz? Yalnızca günü mü kurtarıyoruz? Büyüyen tehdidin farkında mıyız?