1. Haberler
  2. Analiz
  3. Teknik provokasyon nasıl anlaşılır

Teknik provokasyon nasıl anlaşılır

featured

Av. Ayça Sezer Naz yazdı…

Sağlısı sollusu, islamcısı ateisti, cahili okumuşu samimi olan herkes ‘GAZZE’ konusunda birleşmişken bir yürüyüş tertip ediliyor.

Kara giysiler içinde birileri ellerinde hilafet bayraklarıyla dolaşmaya ve hilafet naraları atmaya başlıyorlar. Bir öğrenci çocuk, bir anayasal suça, yumrukla karşılık veriyor…

Tekmil insanlar Gazze’den yana taraf iken birden iğreti oluyorlar.

Sizce tesadüf mü? Bence değil..

Gazze zaten gündemden düşürülmüştü, şimdi toplum da hemfikir olduğu bir konuda durduk yerde bölündü ve artık ortak hedefimiz Gazze değil. Provokasyon daha açık nasıl anlaşılabilir?

Sosyologlar daha iyi bilir, tıpkı insanlar gibi toplumların da hassas ve kırılgan noktaları vardır.

Buna mukabil bir de birleşme hatları vardır.

Birleşme hatları istikrarlı şekilde vardır ve birleştirme görevini kendiliğinden yaparlar. Ancak kırılgan noktalar; onlara tespit ve temas edildiğinde tetiklenir. Yani kendiliğinden kavga konusu olmazlar. (Örneğin İngilizler Körfez Araplarını provoke edene kadar Osmanlı Devleti’ne karşı bölgede bir ayaklanma olmamıştı değil mi?)

Türk milleti dışarıdan gelişebilecek bir tehdide karşı çok hızlı birleşip manevra yapabilen bir millet. Bu manevrayı, birleşme hattında, toplum kendiliğinden bulur ve organize olur zaten. Hatta bu sebeple asker yönü gelişmiş bir toplum olduğumuz söylenir.

Bu anlamda; toplumun vicdan, ahlak, merhamet, adalet gibi genel geçer duyguları ve kendini savunma, bağımsızlık, yakın ve mümkün tehlike gibi durumlarda ortaya çıkan ortak refleksleri birleşmeyi sağlar.

Ancak aynı Türk milleti kırılma noktalarına da sahiptir ki bu aslında bütün toplumlarda mevcut olan ancak birleşme hatları gibi herkesi kapsamayan toplumsal zeminler bu hassasiyetleri barındırır.

Örneğin: Irk (etnik köken), din-mezhep, gelenek vb. birleştirme temalarına nazaran daha az kapsayıcı konulara, toplumda bazen özellikle dokunulur ki, çok daha hayati önemde olan birleştirme unsurları yani; vicdan, ahlak, bağımsızlık gibi eksiksiz birleşilen konular perdelenebilsin ve toplumsal gerginlik oluşsun.

İşte bu tür dokunuşlara ‘Provokasyon’ diyoruz.

Ve provokasyon (kışkırtma) bildiğiniz gibi öyle kendiliğinden olmaz.

Provokasyon; yapılır.

KAPSAYICILIK ÖLÇÜTÜ NEDİR

Özellikle din konusu ‘üst birleştirme noktası’ gibi öngörülmediği için yazı içeriğine yönelebilecek eleştiri ihtimallerine karşı şimdiden ifade edelim ki, Gazze konusu sadece bir Filistin meselesi değildir.

Bu konu; anti-emperyalist bir bağımsızlık konusudur.

Dünya’ nın tamamına çökmüş bir azınlığın insanlığı tehdit edişi, konusudur.

Olaya din penceresinden yaklaşmak gerçek şiddeti, gazabı ve ahlaksızlığı arka plana itmektir.

Sonuçta Gazze’ de katledilen çocuklar Hristiyan veya Budist olsaydılar ‘gebersinler’ demeyecektik değil mi?

Bu konuya, yani Gazze konusuna, konuyu bilen ve samimi olan bütün dünya insanları ve ülkemizde de her köken ve inançtan insan destek vermektedir. Hatta İsrail devleti içinde bile İsrail Devleti’ni bu konuda desteklemeyen on binlerce Musevi/Yahudi vardır.

İşte kapsayıcılık ölçütü; meseleye bu yönden yaklaşıldığında, elinizde kalan katılımcı sayısı ve katılım çeşitliliğidir.

PROVOKASYONU ANLAMANIN ÖLÇÜTÜ NEDİR?

Provokasyonun ölçütü ‘gerçek amaçtan sapmak’ tır.

Yani proveke edilenler, provokasyon öncesi aynı fikirlere ve duygulara sahip oldukları halde ve ortak birçok paydaları varken, provokasyon sonrası ayrışmış ve ortak hedeften sapmış iseler, testiniz pozitif çıktı demektir.

Bugün Gazze konusunda dünyada ve Türkiye’de mevcut çok katılımlı ortam; bugün özellikle Cumhuriyet karşıtı, şeriatçı söylemlerle meydanlarda lobileniyorsa, birileri tutuklanıyor birileri salınıyorsa, maksatlı tek tip giyim, yazı tipi, slogan ve söylemlerle toplum dışı hale getiriliyor, marjinalleştiriliyor, buna mukabil sokakta bir öğrenci çocuk birine yumruk atıyor, biri hukuk devletine kastediyor, diğeri tutuklanıyor ve bu sayede toplumsal renkler perdeleniyorsa bilin ki provoke edilmektesiniz.

Yumruğu atan çocuk da yumruğu yiyen adam da belki bir gün önceye kadar Gazze için aynı şeyleri hissediyorlardı.

Yumruğu atan çocuğun emekli binbaşı olan babası, çocuğu içeri tıkan hakim, çocuğun avukatı, yumruk yiyenin yakınları ve onun da avukatı.. Herkes ama herkes aynı şeyi düşünüp hissederken tepkisel anlamda bugün yumruk yumruğa gelindiyse bilin ki provoke edildik.

Şimdi bu gelinen noktada kendimize şu soruyu soracağız?

Hilafet bayrakları açan gruplar sahip çıktı diye biz Gazze davasından vaz mı geçeceğiz?

Yoksa gerçek mutabakat noktamızı bulup adaleti, merhameti, bağımsızlığı aramaya devam mı edeceğiz?

Sevgiyle kalın..

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Tebrik ederim. “Aklı başında insanlar provokasyonu tespit ettiklerinde ne yapmalı (hukuken, eylemsel olarak vb.)” gibi bir ikinci yazı beklesek çok şey istemeyiz umarım.

  2. 6 Ocak 2024, 13:15

    Ayça Hanım tespitinize yürekten katılıyorum…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!