Jale Ak Altunel yazdı...
Haftalardır ha oldu ha olacak diye beklenen savaş, bu sabaha karşı başladı. İsrail jetleri Tebriz Tahran ve Natanz şehirlerine füze saldırıları düzenledi. Bilim insanlarını, genelkurmay başkanını ve devrim muhafızları liderini nokta terör saldırılarıyla öldürdü. İran, konuya ilişkin açıklamalarında bölgedeki Amerikan üslerini vuracağını söyledi.
Bu haberi sosyal medya sayfamda üzüntüyle ve endişeyle paylaşınca derhal altına şöyle yorumlar gelmeye başladı; ‘İran kâğıttan kaplan’, ‘Acem palavrası diye bir lâf vardır’ ve İran’daki rejime dair bilindik tek tip ve klişe yorumlar. Tamamı İran’ın iç işlerini ilgilendiren bir sürü zırva. Hiç biri, bir terör devleti olan İsrail’in saldırılarını haklı gösteremez. Bizim güruhun irice bir kısmı, öyle anlıyorum ki ABD’nin başka ülkelere uluslararası hukuku filan takmaksızın demokrasi, barış, özgürlük, hatta laiklik filan götürmesi fikrini yalamış yutmuş midesinde bir güzel hazmetmiş ve bir de üstüne üstlük gelip bunları bizim yüzümüze dışkılıyor utanmazca.
İsrail’in 8 Ekim’den beri aylardır sürdürdüğü katliama karşı çevre ülkelerden en ufak bir karşı atak olmazken, hatta olamazken, İran öyle veya böyle, başarılı veya başarısız Filistin’deki katliama, ‘sözlü kınama’ dışında karşı gelebilmiş tek ülke oldu. Türkiye ne yaptı peki? Sokaklara kola dökmek, starbucks kafelerine taş atmak ve hilafet ve şeriat çağrısı ön planda olan iki göstermelik miting dışında? Ola ki tüm istihbarat bilgilerinin ABD üsleri olan İncirlik ve Kürecik’ten cayır cayır İsrail’e akmasını hiç saymıyorum bile.
İran’a ‘kâğıttan kaplan’ gibi yakıştırmalar yapmak, hele şu durumda tek kelimeyle hayâsızlık, boşboğazlık ve hadsizliktir. İran’da şeriat varmış. E iyi de kardeşim senin Filistin mitinglerinde de şeriat istendi, sen ne yaptın? Komşunun evi yanarken böyle abuk sabuk konuşmazsın, o yangının kendi evine de er ya da geç sıçrayacağını bilirsin en azından. Atatürk o paktları boşuna yapmamıştı.
Türkiye ve İran. Sıradakiler bunlar işte. Irak ve Suriye’den sonra ABD’nin sopası İran’a saldırıyor ve bizim leylalar hâlâ daha İran’daki kadınların kafası kapalıymış derdinde. Tabii ki büyük bir çoğunluğun da mezhepçi bir yaklaşımda olduğunu iyi biliyoruz. Mezhepsel nefretleri öyle bir boğazlarına dayanmış ki, pembe yanaklarını şişirerek İran’da şeriat var diyebiliyorlar. İran’daki şeriat rejimine ben de karşıyım. Toplumun iki kanadı varsa biri erkek biri kadın. Tek kanatla uçulmaz. Toplumun yarı nüfusunu yok saymak akıl dışıdır. Ve bunu da İran halkı er ya da geç kendisi halledecektir.
Abuk sabuk bahaneler öne sürenler benim nazarımda provokatif faaliyetlerin etkisinde gözü kulağı sağırlaşmış, vicdanı köreltilmiş ve düşmanın borozanı haline dönüştürülmüştür. Zira biz bu bahaneleri Irak’tan beri dinliyoruz. O diktatördü, bunun sınırları cetvelle çizilmişti zaten, yok orda şeriat var filan. Sıra bize geldiğinde bahaneleri de zaten hazır olacak. ‘Aaa’ diyecekler, ‘halkların kendi kaderini tayin hakkı’…
İran’da yirmi beş otuz milyon civarında Türk var. Azerbaycan Türkleri. Bugün hemen, koştura koştura oradaki Türklerin ‘azadlığı’ filan gibi paylaşımlar yapılmış. Nefes bile almamışlar ha. Dur yeğenim bi soluklan önce. Bunların da servis edildiğini düşünüyorum tabii ki. Ancak şundan adım kadar eminim. Türkler devletine bağlı millettir. Kimsenin gazına gelmez kolay kolay. Bu savaş sürerken bu paylaşımları yapanların düştüğü sazanlığa düşmezler. Onlar Traktördür, Tebrizdir Sulduzdur Erdebildir ve daha nice şehirdir. Yahu onlar İran’ın ta kendisidir. Çünkü İran onların yurdudur. Bizler Büyük Selçuklu Devleti’ni o topraklarda kurduk. Tarihsel ve kültürel ortaklığımız inanılmaz boyuttadır. İran sadece komşumuz değildir. Kardeşlerimizin de öz yurdudur. Ben bu vatan savunmasında Farslar’la birlikte oradaki Türklerin de İran’ı savunacaklarından hiç kuşku duymuyorum. Türk’ü böyle durumlarda kimse terörize edemez. Kısaca Türk unsuru başka unsurlara pek benzemez. Ama savaş biter, kendi haklarını arar, kendisi için farklı koşulları yaratır ve alacağını da alır hukuki boyutta. Bu da bizler dahil, kimseyi ilgilendirmez.
Beni tek endişelendiren, tüm istihbarat bilgilerinin yardım ve mühimmat gidişlerinin olduğunu bildiğimiz Kürecik ve İncirlik üslerinin açık tutulmasıdır. Zira oralar açıkken Türkiye’nin bu savaştaki tarafsızlığı çok yazık ki sorgulanmaya açıktır.
Jale Hanım İran’a “kağıttan kaplan”, “Molla” “Şeriat” diyenlere öyle içerlemiş ki yazı baştan sona bu kişilere saldırı ile gidiyor, İran ile Türkiye’yi nerede ise kardeş ülke yapacak. Tabii bunu yaparken bir iki noktayı ya görmüyor, ya da göstermek istemiyor!
BİR: Karabağ savaşında İran Ermenistan’a yardım etti. (NİÇİN?) (Ermeniler ‘in Hazar denizine ulaşma planı=İran’ın yardım edeceğini biliyor olmalılar).
İKİ : PKK’ya defalarca yardım ve yataklık yaptı. O kadar aleni suçüstü yakalandı ki bir kaç kere İran topraklarının bombalanması gündeme gelmişti.
SOUÇ: İran, Ülkesindeki Türk nüfustan korkusu nedeni ile Türk düşmanı bir komşumuzdur.
İran’a “kağıttan kaplan” diyenlere de pek kızmış!! Tatbikatta hedef gemi yerine onu çeken gemiyi vurmalar, saldırı alarmı verilince kendi hava alanından kalkan uçağı düşürmeler, helikopteri bulan Akıncı’ya gösterilen hazımsızlık? da şu çağrı cihazı olayı ne demek oluyor?? hiç mi kafanı kaldırıp etrafına bakmıyorsun?
Ve gelelim yazıdaki en vahim fiyaskoya!!: Özetle; “İran’daki Türk unsuru kendi hakkını ararsa bu bizi ilgilendirmezmiş”!! Öyle mi?? Yok ya
Ne dediniz ki siz şimdi? sığ bakış açısıyla çevresel bakıp yazı yazan birine böyle bir yorum yazmak ancak absürd, tuhaf anlamsız lokal dar alan bakış açısı ve banane benim istdeğim gibi yazmamışsın bende böyle absürdleme hakkımı kulanıyorum demek olur, Jale hanımın yazısı çevresel gelişmelere ankaradan, türkiye cephesinden bakan bir yazı olmuş, şunu anlasanız (farslar da anlasa) keşke: komşunun evi yanarsa sizin de eviniz yanacaktır banane demek isteseniz dahi bana ne diyemezsiniz.
Hakaret dolu üslupsuz ve sığ yorumunu okudum. Tek bir soru soracağım. İran şöyle İran böyle bıdı bıdı. İyi de İsrail ne? Bölgede yeri bile olmayan kondurulmuş bir terör devleti var. Sen Atatürk’ün 1937’de imzaladığı Sadabad Paktını da ‘hatalı’ buluyorsun demek. İran’dan sana tehdit var mı? Yok. Ama İsrail bölgeyi yerle bir etmeye ant içmiş bunu göremiyor musun? Mavi Marmara’yı, bize savurduğu tehditleri pkk’yı nasıl desteklediğini görmüyor musun? Bence sen az bir kaldır kafanı da etrafına bak. İsrail’i mi destekliyorsun? Açık açık söyle. İsrail İran’ı paramparça etse çok mu hoşuna gidecek? Belli ki gidecek ve oturup Türkiye’yi de paramparça etsin diye sıraya gireceksin. Kafa öyle çünkü. Ve son olarak git Türkmençay Gülistan anlaşmalarına bir bak. Bölgede İran vaktiyle ne hale getirilmiş bunları iyice bir öğren. İsrail bir terör devletidir bunun lamı cimi yoktur. İsrail ön Asya’da asla barış istemiyor. Bir yanda ABD’nin ileri karakolu, bir yanda ona karşı savaşan İran. Ve sen gelmiş benimle uğraşmışsın.
İran’ın iç işlerine karışacakmış bir de. Güney Azerbaycan senin oyun alanın değil. Git işinle gücünle meşgul ol.