“MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘Yargı Raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı nedeniyle “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanan, daha sonra tahliye edilen gazeteci Tolga Şardan hakkındaki soruşturma tamamlandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Şardan hakkında, dezenformasyon düzenlemesi kapsamında yer alan “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Devletin yargı organlarını aşağılama” suçlarını işlediği iddiasıyla iddianame düzenledi. İddianamede, Şardan hakkında 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
‘KULİSLERDEN ELDE ETTİĞİM BİLGİLERİ KALEME ALDIM’
Şardan’ın savunmasına yer verilen iddianamede, “Haberin kamuoyunun bilgisi dahilinde olan güncel bir konu olduğunu, konunun başlangıcının İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın kamuoyuna yansıyan dilekçesi olduğunu, bu olayın kamuoyunda geniş yankı uyandırması üzerine ismini vermek istemediği farklı kaynaklardan gelişmeleri takip ettiğini, gazetecilik mesleğinin temel kurallarından birinin de fikri takip olduğunu, kulislerden elde ettiği bilgileri yazısında kaleme aldığını, kulislerde yazdıklarından çok daha fazla bilgiler olduğunu, yazının içinde taraf olarak görülen Cumhurbaşkanı makamı ve MİT Başkanlığı tarafından herhangi bir yalanlama veya açıklama yapılmadığını” belirterek suçlamaları reddettiği anlatıldı.
YAZIYA ERİŞİM ENGELİ GETİRİLDİ
Soruşturma kapsamında adresinde arama yapılarak delillerin muhafazasına karar verilen Şardan’ın yazısı hakkında İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğince 2 Kasım 2023’te erişimin engellenmesi ve yayından çıkarılması kararı verildiği ifade edildi. El konulan dijital materyallerin incelendiği, dosya kapsamında herhangi bir bulguya rastlanmadığı kaydedildi.
MİT’İN CEVABI DA İDDİANAMEDE
İddianamede, Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) soruşturmaya konu köşe yazısı içeriğinde kurumları tarafından hazırlandığı iddia edilen bir rapor olup olmadığının sorulduğu, MİT’in 17 Kasım 2023 tarihli cevabında, teşkilatları tarafından hazırlanmış bir rapora rastlanılmadığının belirtildiği vurgulandı.
ADALET BAKANLIĞINDAN SORUŞTURMA İZNİ ALINDI
İddianamede, Tolga Şardan’ın yazı içeriğine yer verilerek “…yargıdaki çürüme” şeklindeki ifadelerinin de “Devletin Yargı Organlarını Aşağılama” suçu kapsamında kaldığı ve TCK 301/1. maddesi kapsamında yürütülen soruşturmaların Adalet Bakanlığı’ndan ‘soruşturma izni’ alınması gerekmesi nedeniyle, bu suç açısından dosyanın ayrıldığı kaydedildi. Bakanlığın soruşturma izni vermesinin ardından hukuki ve fiili irtibat nedeniyle dosyaların birleştirildiği kaydedildi.
İddianamede, Tolga Şardan’ın internet sitesi üzerinden yayınladığı köşe yazısı içeriğinde, MİT tarafından ‘yargı raporu’ adı altında rapor düzenlendiği şeklinde kesin yargı içeren cümlelerin yer aldığı, Şardan’ın her ne kadar yazısında yer alan bilgileri teyit ederek yayınladığı iddia edilmiş ise de soruşturma dosyasına buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı belirtildi.
‘YARGI TEŞKİLATINI ZAN ALTINDA BIRAKTI’
Ancak MİT’in cevabında böyle bir rapor olmadığının açıkça belirtildiği kaydedilen iddianamede, köşe yazısı içeriğinde yer alan ve adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı olarak işlemler yapıldığı iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği, bu bilginin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve halkı yanıltıcı mahiyette olduğu, kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçunun yasal unsurlarının oluştuğu anlatıldı.
İddianamede, köşe yazısında doğrudan devletin yargı organlarında usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapılarak kararlar verildiği ifadelerinin bir bütün olarak yargı teşkilatını zan altında bıraktığı ve toplumda yargı teşkilatına olan güveni zedeler mahiyette olduğu ve devletin yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiği öne sürüldü.
Sözlerinin hakaret içerikli olduğu öne sürülen iddianamede, internet sitesi üzerinden yapmış olması ve köşe yazısının çok sayıda kişi tarafından görülmüş olması nedeniyle aleniyet unsurunun gerçekleştiği ifade edildi.
NE OLMUŞTU?
Tolga Şardan hakkında 31 Ekim 2023 tarihli “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporunda neler var?” başlıklı yazısı nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca resen soruşturma başlatılmıştı. Şardan, “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçlamasıyla Ankara’da gözaltına alınmıştı.
1 Kasım’da tutuklanan Şardan’ın avukatları tutuklama kararı veren İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğine itiraz dilekçesi sunmuştu. İtiraz dilekçesinde, soruşturma konusu yazının, kamuoyu gündeminde yoğun olarak yer alan ve bizzat savcı ve yargıçlar tarafından gündeme getirilen yargı içindeki iddialara ilişkin olduğu ve haber değeri taşıdığının şüphesiz olduğu kaydedilmişti.
Dilekçede, “35 yıllık gazeteci olan, pek çok kez haberleri nedeniyle soruşturma geçiren müvekkilimiz, her zaman görevinin başında olmuş, bu soruşturmaları işinin bir parçası olarak kabul etmiştir. Çağrıldığında gitmiş, ifadesini vermiş, kovuşturmaya dönüşürse yargılamayı takip etmiştir. Sabit ikametgahı, işi, ailesi, düzeni olan müvekkilimiz için verilen tutuklama kararının büyük bir haksızlık olduğunu tekrarlıyor. Mutlaka itirazımız kabul edilerek bu mağduriyete bir an evvel son verilmesi gerektiğini belirtiyoruz” ifadeleri kullanılmıştı.
TOLGA ŞARDAN NE YAZMIŞTI?
Tolga Şardan ‘MİT’in Cumhurbaşkanlığı’nın talebi üzerine hazırladığı raporda iki önemli bölümün bulunduğunu, bunlardan ilkinin son beş-altı yıldır büyük kentlerdeki adliyelerdeki skandal kararlar, işlemler ve uygulamalar hakkında olduğunu’ yazmıştı.
T24 yazarı ayrıca, ‘savcılar, hakimler ve avukatlar arasında ilişki üçgeni olduğunu’ ifade ederek, şu iddialarda bulunmuştu: “Para karşılığında verilen erişimin engellenmesi kararlarının yanı sıra, soru işaretlerine neden olan ilginç tahliye ve tutuklama kararlarına imza atan yargı mensupları belirlendi. Hatta söz konusu isimlere raporda yer verildiği kaynaklarca ifade ediliyor.”
‘Raporun diğer bölümünde adliyelerin fotoğrafının çekildiğini’ söyleyen Şardan, ‘MİT’in Bakırköy Adliyesi’nde önemli ve ilginç bulgulara ulaştığını’ öne sürmüştü: “Özellikle uyuşturucu kaçakçılığı yaptıkları gerekçesiyle haklarında adli soruşturma başlatılanlar, ikametlerini, iş yerlerini, şirketlerini Bakırköy Adliyesi’nin sorumluluk bölgelerine taşıyorlar. Böylelikle adli süreçlerde Bakırköy Adliyesi’nde gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamalarında daha kolay karar alma olanağı yaratılıyor. Yine yürütülen adli süreçlerde Bakırköy Adliyesi’nde ‘adli kontrol şartıyla tahliye’ kararların daha kolay alınıyor.
Yanı sıra Bakırköy Adliyesi’nde görevli kimi savcı ve hakimlerin parasal ilişkileri konusunda da MİT tarafından tespitler yapıldı. Adliyelerde yaşanan sorunlarda ikinci sırada İstanbul Çağlayan Adliyesi geliyor. Çağlayan Adliyesi’nden çıkarılan pek çok sıkıntılı karar bulunduğu yine MİT’in raporunda yer buldu.”