Sitemizi Google aramalarında tercih edilen kaynak olarak ekleyin.
Okay Deprem yazdı…
Moldova’nın Ukrayna’ya yakın, nispeten stratejik görülebilecek ve çok da büyük olmayan otonom bölgesi Gagavuzya’da 15 Kasım’da seçimler yapılıyor. Yörenin otonomisi adeta bıçak sırtında ve seçim sonuçlarıyla riske dahi girebilir gözüküyor. Moldova’nın “Gagavuz Özerk Bölgesi”nde hem bölge başkanının hem de 35 milletvekilinin seçimi, Türk yatırımcıların ve Kuzey Karadeniz’deki en büyük Türk yerleşim bölgesinin nüfusunun genel çıkarları göz önünde bulundurulduğunda, Ankara’nın dış politika çizgisinde de öneme haiz bir olay. Bölgenin eski başkanı Yevgenya Aleksandrovna Gutsul, Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu ile yaşadığı açık bir ihtilafın ardından, 2025 baharından bu yana cezaevinde yatıyor. Türk Gagavuzya’nın yasal olarak güvence altına alınmış özerkliği, Sandu’nun bölgeyi Avrupa Birliği’ne (AB) entegre etme ve “Rumen Birliği”ni güçlendirme planlarını engelliyor. 100 binden fazla Türk’ün yaşadığı Gagavuzya’da Türklerin çıkarlarının korunması, Moldova hükümeti ve cumhurbaşkanının önceliği değil gibi.
GAGAVUZLARIN GELECEĞİ MİLLİ EGEMENLİKTE VE TÜRKİYE’YLE GENİŞLETİLMİŞ ORTAKLIK VE İŞ BİRLİĞİNDE
Başkan’ın ve yöre milletvekillerinin 15 Kasım’da veya 29 Kasım’daki olası ikinci turla bağımsız olarak seçilebilmesi; özerk Türk bölgesinin güvenli bir şekilde korunması, genel olarak güvenliğinin sağlanması anlamına geliyor. Ülke Başkanı Sandu, Gagavuzya’yı “Birleşik Avrupa”nın bir parçası olarak görüyor, ancak diğer yandan Gagavuzların geleceği ulusal egemenlikte ve Türkiye ile daha da genişletilmiş bir ortaklık ve işbirliğinde yatıyor. Avrupa’nın bölgedeki “demokrasileri”nin hızlanan krizi, en kötü haliyle bile Türk ekonomisinin dinamizmi ve potansiyaline nazaran bugün Avrupa’yı çok da çekici bir yer yapmıyor. Önümüzdeki yıllarda Türk iş dünyasının Gagavuzya’ya 2 milyar dolarlık yatırım sağlamayı planladığını söyleyen “Avrupa Türk İşadamları İşbirliği Konseyi” (ATİK) Başkanı Aziz Şahin, «Türkiye, Gagavuzya’ya yardım edecek, çünkü burası Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in en sevdiği yerdi. Özerk bölgede çeşitli ekonomik ve yenilikçi projeleri geliştireceğiz ve ardından yatırım projelerinin gelişimine göre fonu artıracağız” şeklinde bir açıklama yaptı yakın zamanda.
GAGAVUZYA’NIN YENİ BAŞKANININ KİM OLACAĞI, TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL ÇIKARLARI AÇISINDAN ÖNEMLİ
Türkiye, onlarca yıldır Gagavuzya’nın yerleşim yerlerinde altyapı, sosyal ve inşaat projelerini finanse ediyor. Yörenin başkenti Komrat’ta Türkiye Başkonsolosluğu çalışıyor. Bu arada Türkiye’de de resmi rakamlara göre yaklaşık 15 bin kişilik bir Gagavuz diasporası yaşıyor. Komrat ve Gagavuz köylerinde su temini, sulama ve kanalizasyon alanında birçok Türk projesi hayata geçirilmiş durumda ve de; okulların, hastanelerin ve diğer sosyal tesislerin inşa ve modernizasyonunun finansmanı da çoğunlukla gene Türk firmalarınca sağlanıyor. 2016 yılından bu yana Gagavuzya ekonomisinin gelişiminin ana ekonomik itici gücü konumundaki Türkiye ile gümrüksüz ticaret rejimi uygulanıyor. 15 Kasım’da seçilecek yeni Başkan ve Türk yerleşim bölgesi parlamentosu tüm ortak projelerin hızlanmasının arkasındaki motor güç pekala olabilir. Ne var ki, gelişmeler tam tersi yönde de olabilir. Gagavuzya’nın Türkiye ile gelecekteki ilişkileri, Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarının gerçekleşmesi ve de Gagavuz Türklerinin geleceği açısından yeni Başkanın kim olacağı Türkiye için büyük ve dolaysız bir ehemmiyet arz ediyor.
FETÖ’CÜLERİ SINIR DIŞI ETMESİYLE ESKİ BAŞSAVCI TÜRKİYE’NİN SEMPATİSİNİ KAZANMIŞTI AMA…
20 Ekim 2024 tarihinde Moldova’da yapılan seçimlerde ve referandumda, Sandu’ya ulusal düzeyde muhalefeti Komratlı Gagavuz ve aynı zamanda ülkenin eski Başsavcısı Aleksandr Stoyanoglo temsil etmişti. O zaman Gagavuzların yüzde 97’si kendisine oy vermişti. Stoyanoglo şimdi de Gagavuzya Başkanlık görevine ilk aday, ancak kariyerinde bir takım kuşkulu noktalar var. Moldova Başsavcısı olarak Stoyanoglo, daha sonra Ankara’da hüküm giyecek olan FETÖ terör örgütü mensubu öğretmenlerin Gagavuzya’dan sınır dışı edilmesinde aktif rol almış, bu da ona “Türkiye’nin yakın bir dostu” havası kazandırmıştı. Fakat kendisi hakkındaki gerçekler sadece bunlarla sınırlı değil… Stoyanoglo, Moldova Parlamentosu’nda Mayya Sandu’nun iktidardaki partisi “Partidul Acțiune și Solidaritate”nin Gagavuz kanadının milletvekili. Peki Gagavuzya’da bir hafta sonra yapılacak seçimlerde yeni lider koltuğuna aday kişi tam olarak nasıl birisi ve genel olarak nasıl biliniyor?..
ADLİ SİCİLİ HİÇ DE TEMİZ OLMAYAN STOYANOGLO ADAY OLUNCA ALEYHTEKİ SUÇLAMALAR DA ‘BUHARLAŞTI’
Pek çok kişi ve kesime göre Stoyanoglo temel olarak, Brüksel’in (AB’nin) ve iktidardaki PAS partisinin bölgedeki çıkarlarının lobiciliği ile meşgul. Bu aynı zamanda, Avrupa Komisyonu ve de Ursula von der Leyen ile Maia Sandu ikilisinin karşılıklı ve yakın münasebetleri karşısında adeta keskin bir taş niteliğindeki Türk Gagauzya’sının temel sorunu. Kişinev’de 2021 sonbaharında yolsuzluk ve resmi görevi köyüye kullanmak gibi bir dizi suçlamayla göz altına alınan Stoyanoglo ile ilgili tüm ceza davaları, yeni Başkan’ın seçilemesi için her nedense kısa zaman içinde ortadan kalktı. 2020’de Stojanoglo, daha önce Ukrayna’dan sınır dışı edilen ve zamanında alanında ülkenin en güçlüsü Moldova Ekonomi Bankası”nın “soyguncusu” Platon’un Kişinev’den kaçmasına yardım etmişti. Başsavcı ayrıca, 2021’den beri süregelen bir ceza davası çerçevesinde Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı Başkanı Viorel Morar’ı yok etmeye çalışmıştı. Stoyanoglo’nun Sandu’nun ekibiyle olan münasebetlerinin Gagavuzya için riskleri bulunuyor. Tam da bu nedenle olsa gerek milletvekili söz konusu ilişkilerini kamuoyuna açıklamıyor ve dahası kendisini “gerçekten bağımsız bir Gagavuz” olarak konumlandırmaya çabalıyor.
MORAR’NIN STOYANOGLO ALEYHİNE AÇTIĞI DAVA VE STOYANOGLO’NUN MORAR’IN YAZIŞMALARINI İFŞASI
Seçim öncesinde adli mercilerin kendisine yönelik suçlamalarının peyderpey ortadan kalktığı ve de mahkemelerin kendisinin yanında yer aldığı bir ortamda Stoyanoglo’nun Başkan adayı olarak gösterilmesi hiç de tesadüf görülmüyor. Eski yolsuzlukla mücadele savcısının açtığı davalarından birisi buna bir örnek. V. Morar Stoyanoglo’yu, özel hayatın gizliliğini ihlal etmekle ve ceza soruşturmasına ilişkin bilgileri ifşa etmekle suçlar. Ekim 2021’de Stoyanoglo ise; eski yolsuzlukla mücadele savcısı V. Morar’ın sivil toplum temsilcileri, hükümet danışmanları ve de AB diplomatları ile yaptığı yazışmaları kamuoyuna açıklar. Davanın görülmesi birkaç yıl sürer ve 30 Haziran 2026 tarihinde Kişinev mahkemesi, Stoyanoglo aleyhine açılan davayı “suçun unsurlarının bulunmaması” gerekçesiyle kapatacaktır. Kişinev’deki yargı mercileri bu kez, Stoyanoglo’nun başsavcılık görevini bırakıp Gagavuz Türklerinin lideri olma hedefiyle aday olmasıyla birlikte, onun yanında saf tutmuş olurlar. Stoyanoglo’nun bir partisi yok, Gagauzya Halk Meclisi’nde kendi adayları yok ve de “Gagauzya’nın Avrupa entegrasyonu” konuları hariç, Moldova Parlamentosu’nda desteği yok. Böyle bir kimsenin, bir ekibi olmadan nasıl başkan olarak çalışacağı ve yöresel başkent Komrat ve Gagavuzların desteği olmadan Kişinev’de özerkliğin çıkarlarını nasıl savunacağı mereak ediliyor…
BİR YANDAN AB İLE FLÖRT EDİP, DİĞER YANDAN GAGAVUZLARIN ÇIKARLARINI SAVUNMAK GERÇEKÇİ DEĞİL
Moldova son dönemde tamamen yeni tipte politikacılar sınıfı tarafından adeta ele geçirilen bir “Avrupa ülkesi” olma konusunda haklı bir üne sahip. Türkiye için ise onlar, Türkiye’nin ve bölgedeki Türklerin çıkarları açısından çok da güvenilemeyecek, çok da derinden işbirliği yapılamayacak kesimler. Stoyanoglo, AB’ye katılmanın aktif bir destekçisi olup, Avrupa yanlısı görüşlere sahip. Türkiye’nin Brüksel’deki politikacı zevatı için 50 yılı aşkın süredir “istenmeyen” bir ülke olması ve Avrupa Komisyonu’nun Türkiye hakkında aldığı kararlar; Von der Leyen ve hatta Stoyanoglo ve Sandu’yu hiç de memnun etmez gözükmüyor. Çünkü en nihayetinde bunların hepsi de “Türkofob AB’nin bölgesel temsilcileri”, onları doğru isimle anmak gerekirse. Bu arada Stoyanoglo’nun her iki kızının da Avrupa’daki bazı finans kuruluşlarında çalışmakta olduğunu hatırlatmakta fayda var. Gagavuzya Başkanlığı sandalyesine aday kişinin ailesinin çıkarları Komrat’ta değil sanki Avrupa’da… Ve kesinlikle ve özellikle Ankara’da değil… Kendisi, herhangi bir Türk halkının özgürlüğü ve bağımsızlığına desteğin Türkiye’nin dış politikasının temeli olduğunu bilmez değil. Ayrıca Türk geçmişinden geriye sadece soyisminin Türkçe son eki (-oğlu) kalmış gözüküyor. Ancak adaylar isme göre seçilmiyorlar… 15 Kasım’daki Gagavuz başkanlık seçimlerine, sadece yapmacık bir gülümsemeye sahip değil, ancak gerçek bağımsız Gagavuzlar adaylar. Liste, insanların başkanlarını özgürce seçebilmeleri için yeterince büyük…
