Türk Kadın Hareketi, Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kamuoyuna yönelik bir bildiri yayımladı. Açıklamada, emperyalizme karşı mücadele eden tüm emekçi kadınlar selamlanırken Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine ve Cumhuriyet Devrimi’ne bağlılık vurgusu yapıldı.
Bildiride, Cumhuriyet’in temel değerlerinin korunmasının önemine dikkat çekilerek bilimin rehber, tam bağımsızlığın ise vazgeçilmez ilke olduğu ifade edildi. Her türlü emperyalist saldırı ve tutuma karşı devletin yanında olunacağı vurgulandı.
‘KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ YOKSA TOPLUMUN ÖZGÜRLÜĞÜ DE YOKTUR’
Türk Kadın Hareketi açıklamasında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sömürü düzeni ve gericiliğin bir sonucu olduğu belirtilerek, “Kadının özgürlüğü yoksa toplumun özgürlüğü de yoktur. Kadın bastırıldığında millet de zincire vurulur” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada ayrıca Türkiye’de laik ve bilimsel eğitimin zayıflatıldığı, ekonomik sorunların derinleştiği ve ulusal bütünlüğe yönelik tartışmaların arttığı yönündeki endişeler dile getirildi.
‘VATANDAŞLIK’ MESAJI
Türk kadınlarının Cumhuriyet’in kurucu iradesinin taşıyıcıları olduğunun vurgulandığı bildiride, mevcut anayasanın değiştirilemez ilk dört maddesi ile vatandaşlık tanımının korunacağı ifade edildi.
Açıklama, Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu kadınının Kurtuluş Savaşı’ndaki rolünü anlatan sözlerine atıf yapılarak şu mesajla sonlandırıldı: “Cumhuriyet bir kadın devrimidir ve Cumhuriyet sahipsiz değildir.”
Açıklamanın tam metni şöyle:
“Türk Kadın Hareketi olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününde emperyalizme
başkaldıran tüm emekçi kadınları selamlarız.
Vatanımızın kaderi ile Türk kadınlarının kaderi arasındaki kopmaz bağı hatırlatmak istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine, Cumhuriyet Devrimi’ne ve Atatürk ilke ve inkılaplarına sarsılmaz bir bağlılık içindeyiz. Bilimi rehber, tam bağımsızlığı vazgeçilmez ilke kabul ediyoruz. Her türlü emperyalist saldırı ve tutuma karşı devletimizin yanındayız.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin; sömürü düzeninin, gericiliğin ve insanı insanlıktan uzaklaştıran çürümüş sistemlerin bir ürünü olduğunu biliyoruz.
Kadının özgürlüğü yoksa, toplumun özgürlüğü de yoktur. Kadın bastırıldığında, millet de zincire vurulur.
Ülkemizin içinden geçtiği karanlığı görüyoruz. Laik ve bilimsel eğitimin adım adım tasfiye edildiğini ve anadilimiz Türkçe üzerinde oynanan oyunları görüyoruz.
Yoksulluğun kader gibi sunulduğunu, genç evlatlarımızın umutsuzluğa sürüklendiğini görüyoruz. Ulusal bütünlüğümüzün tartışmaya açıldığını şehit ve gazilerimizin analarının yüreğindeki ateş gibi acı ve üzüntüyle izliyoruz.
Biz Türk kadınları, vatanımızın kurucu iradesinin taşıyıcılarıyız. Cumhuriyet’in bizlere verdiği onuru ve sorumluluğu biliyoruz. Çocuklarımızın geleceğini korur gibi mevcut anayasamızın değiştirilemez ilk dört maddesini, vatandaşlık tanımımızı içeren maddelerini koruyacağız.
Hatırlatmak isteriz ki; Cumhuriyet bir kadın devrimidir.
Ve “Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üzerinde kadın mesaisi zikretmek imkanı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını “Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim diyemez.” sözünün kanıtları olarak kurtuluşumuzun ve kuruluşumuzun asli unsuru olduğumuzu asla hatırdan çıkartmadan söyleriz ki Cumhuriyet sahipsiz değildir.”