1. Haberler
  2. Analiz
  3. Türkiye Cumhuriyeti’nin uçak gemisine ihtiyacı var mı?

Türkiye Cumhuriyeti’nin uçak gemisine ihtiyacı var mı?

featured

Ahmet Çınaryılmaz yazdı…

Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında (2024) alınan karara istinaden milli uçak gemisi tasarım çalışmalarına başlanmış, boyunun 285mt, tonajının ise 60.000 ton olmasının planlandığı Savunma Sanayi internet sitesinde yayımlanmıştır.

Bu kapsamda “Uçak Gemisi” kullanma doktrini, tarihten alınan dersler ve çevre coğrafyamızdaki siyasi gelişmeler kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’nin (T.C.) 2050 yılına kadar uçak gemisine ihtiyacı var mı? sorusuna yanıt arayacağım.

PASTANIN PAYLAŞIMINDA SERT MÜCADELE VE UÇAK GEMİSİ

Günümüz dünyasında uydu sistemlerinden de faydalanılarak, maden ve hidrokarbon yataklarının nevi ve nerede olduğu, rezervlerinin miktarı başta ABD, Çin ve uluslararası şirketlerce bilinmekte, katma değer yaratacak denizler ve karalar ülkelerce kontrol edilmektedir. Ekonomiye dolaylı/dolaysız etki eden tüm veriler çok uluslu şirketler ve devletlerin planlama teşkilatlarınca analiz edilmekte, geleceğe ait planlar inşa edilirken, sert mücadele devam etmektedir.

Ekonomik üstünlüğü sürdürmek ve ülkelerin politikalarına yön vermenin ilk şartı ulaştırma yollarını açık denizlerde kontrol etmektir. Arktik Okyanusu hariç, seçilmiş açık denizleri şimdilik kontrol eden ABD’nin en önemli güç intikal vasıtası uçak gemileridir.

Yukarıda belirtilen hususlar kapsamında Başkan Trump’ın Grönland’a çökmek isteme nedeni, adadaki nadir toprak elementleri, zengin madenler, hidrokarbon yatakları, çevresindeki Münhasır Ekonomik Bölge ve Arktik Okyanusu ulaştırma yollarına müdahale edebilmektir.

Binlerce personelin görev yaptığı uçak gemisi; ana karadan uzak muharip uçar vasıtaların ulaşamadığı deniz aşırı coğrafyalarda emrindeki yüzer unsurlar ile barışta gunbot diplomasisiyle muhasım devletler üstünde etkin baskı oluşturmakta, savaşmadan da istediğini alabilmektedir.

T.C.’NİN DENİZ AŞIRI COĞRAFYALARDA HAYATİ ÇIKARLARI VAR MI?

İlk sorumuzdur. Kısa cevabı global ölçekte pastadan aldığınız pay ve gelecekte bu dilimin artıp artmayacağı ile ilgilidir.

Dünya Bankası verileri ışığında son 40 yılda T.C.’nin dünya ekonomisindeki payı değişmemiş olup, yaklaşık %01 seviyesindedir. Önümüzdeki çeyrek yüzyılda da bahse konu payda dikkat çekici değişimin olmayacağını değerlendirmekteyim. Politikacılar icraatlarını desteklemek için ihracat, üretim vd rakamlardaki büyümeden bahsederler ancak mukayese edilmesi gereken, global ölçekteki büyüklüğünüzdür. Diğer ülkelerin de ekonomilerini geliştirdikleri ve Silahlı Kuvvetlerini güçlendirdiği idrak edilmelidir.

T.C.’nin deniz aşırı (Basra Körfezi, Atlantik veya Hint Okyanusu vb) hayati menfaatleri olsa ve uçak gemisi ile anılan menfaatler korunmak istese aşağıda belirtilen hususların sağlanması gerekmektedir.

– Uçak gemisini korumak için farklı görev fonksiyonlarına (suüstü, hava, denizaltı ve mayın harbi vd) sahip suüstü unsurları ve denizaltılar ile intikal yapılmalı,

– Gerginlik dönemi faaliyetinin süresi öngörülemez olduğundan kesintisiz aylarca/yıllarca intikal edilen bölgede konuşlanabilmek için biri uzun süreli bakımda (overhaul/arıza onarım) olabileceğinden envanterde en az 2 adet uçak gemisi olmalı,

– Menfaat çatışması yaşanan ülke/koalisyon güçleri ile asgari kuvvet eşitliği sağlanmalı ve de ihtiyacınız olan ikmali ana üslerinizden ya da müttefiklerinizden kesintisiz sağlarken,

– Aynı zamanda çevre denizlerimizde yeterli caydırıcı deniz kuvveti bulundurulmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı sitesinde yayımlanan, “Milli Uçak Gemisi (MUGEM)” ile ilgili bilgi aşağıdadır.

“MUGEM sınıfı uçak gemisi ve TF-2000 muhripleri tamamlandığında, Türkiye’nin Akdeniz’deki deniz gücünü daha da artıracağını,…. Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi’ndeki egemenlik anlaşmazlıklarının devam ettiği bir dönemde bu yeni gemiler, Türkiye’nin müzakere gücünü önemli ölçüde artırabilir” ifadesi yer almaktadır.

“Mavi Vatan”daki hak ve menfaatlerimizin korunmasına yardımcı olmak maksadıyla, hükümet yetkilileri milli uçak gemisini Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine kazandırmayı planlamaktadır.

ÇEVRE COĞRAFYA VE DENİZLERİMİZDEKİ SORUNLAR

60.000 tonluk uçak gemisini Doğu Akdeniz’de kullanmayı planlıyorsak, çevremizdeki ana sorunlar ve çıkar çatışması yaşadığımız devlet/koalisyon güçlerini inceleyelim.

– Rusya-Ukrayna savaşı,

– Suriye’deki istikrarsızlık, Kuzey Irak ve Kuzey-Doğu Suriye’deki Kürt Yönetimleri,

– ABD ve İsrail’in İran’ı hedef tahtasına oturtması,

– Ege’deki sorunlara ilaveten Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB)’nin paylaşımında muhatabımızın sadece Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi (KRY) değil, Avrupa Birliği (AB) olması,

– ABD’nin KRY ile ilişkilerini geliştirmesi ve Yunanistan’da üsler tesis etmesi,

önümüzdeki yılların sıkıntılı geçeceğinin habercisidir.

1.Dünya Savaşı sonunda, Wilson prensipleri gereği Kürt devletinin kurulması için çalışan ABD; Kürt devletini inşa ederken T.C.’nin sorun yaratması durumunda öncelikle ağır ekonomik yaptırımlar uygulayacağının, Ege ve Doğu Akdeniz’de de Yunanistan ve KRY’ni destekleyeceğinin işaretlerini vermektedir.

ABD, İngiltere ve İsrail, radikal İslami örgütleri kullanarak Ortadoğu’da dengeleri çökertmiş, yeniden sınırların ve yönetimlerin belirlenmesi aşamasına gelinmiştir. Siyonist İsrail’in dümen suyundaki ABD, İngiltere, Fransa vd.’lerini Akdeniz’de dengeleyecek bir güç bulunmamaktadır.

ABD, İngiltere ve AB’nin desteği ile Siyonizm’in genişleyeceği yeni hayat alanının kapısını açacak olan Kürt devleti oluşumunda Irak ve Suriye’de ciddi mesafe kat edilmiştir. Esad rejiminin çökmesi ve İsrail güçlerinin Şam yakınlarında konuşlanmasının birkaç sonucu olacaktır. İsrail ve müttefikleri; Suriye Anayasasını istedikleri gibi şekillendirmek, uygun zamanda iç çatışmaları körükleyip, Kürt bölgesinin İsrail ile sınırı olması/Akdeniz’e kavuşması için ne gerekiyorsa yapacaktır. 

Ayrıca, Kürt devletinin kök salmasına kuvvetli destek veren ABD, İngiltere ve AB; Irak ve Suriye’deki Kürt Yönetimini tanınmadığı takdirde, T.C.’ye karşı Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Ege’de düşmanca eylemde bulunabilir.

Yunanistan’ın bağımsız bir devlet olması için barış döneminde İngiliz, Fransız ve Rus Donanmasının Navarin’de (1827) Osmanlı Donanmasını imha ettiği, yakın geçmişte TSK’nın itibarını zedelemek için askerlerimizin başına çuval geçirildiği, 2023’te Pentagon’un ifadesi ile meşru müdafaa hakkı kullanılarak Türk SİHA’sının ABD F-16’sınca düşürüldüğü unutulmamalıdır.

Sadece Yunanistan ve KRY ile değil, AB’nin de taraf olduğu Doğu Akdeniz ve Ege’de MEB’in paylaşımında hayati sorunlar devam etmektedir. Oğul George Bush ve Sarkozy’nin ifade ettiği “Haçlı Seferi” duygudaşlığı ile Siyonizm’e hizmet eden ABD ve müttefikleri, yaklaşık 75 yıldır Kıbrıs sorununu tarafların ortak menfaatlerini gözeterek çözmedikleri gibi, önümüzdeki çeyrek yüzyılda da aynı duruşu göstereceklerini düşünmekteyim.

Yunanistan ve KRY; Sevilla Haritasını farklı bir isimde yasallaştırmak için AB koridorlarında yeni bir çalışma başlatmıştır. Bozcaada’nın 1/4’ü kadar olan ve burnumuzun dibindeki Meis Adası için yaklaşık 40.000km² (İsrail’in yüzölçümü yaklaşık 22.145km²) kıta sahanlığı istenmektedir.

Soğuk savaş döneminde başta ABD ve NATO üyeleri statükoyu korumak maksadıyla, Yunanistan ile T.C. arasındaki sorunların sıcak bir çatışmaya dönüşmeden önlenmesinde aktif rol oynarken, halihazırda ABD, İngiltere ve AB; Yunanistan’ı desteklemektedir.

Yukarıda belirtilen hususlar kapsamında Mavi Vatan’daki hak ve menfaatlerimizin korunması için milli uçak gemisi caydırıcı bir oyuncu mudur, sıcak çatışmada Doğu Akdeniz’de emniyetle harekât icra edebilir mi? Doğu Akdeniz’de uçak gemisinin görev fonksiyonlarını yerine getirebilecek başka platformlar TSK’nın envanterinde var mıdır? sorularına yanıt aramadan önce,

2. DÜNYA SAVAŞI SONRASI UÇAK GEMİSİ KULLANIMI İLE İLGİLİ ÇIKARILAN DERSLER

Açık denizlerde başta uçak gemisi ile varlık gösteren ABD’nin konu ile ilgili yakın tarihten çıkardığı dersler ve bugüne ait yaklaşımı ile Fakland Savaşında (1982) konumuza doğrudan etki eden olayları kısaca inceleyelim.

Kore ve Vietnam Savaşlarında uçak gemilerinin karşısında Sovyet deniz gücünün olmadığını ancak “Yom Kippur” savaşında (1973) ABD’nin İsrail’i 3 uçak gemisi ile desteklediğini, bölgede Sovyetlerin 5.Grup Komutanlığına ait birçok “Güdümlü Mermili (G/M)” muharip unsuru olduğunu, taarruz etmesi durumunda uçak gemilerinin zor durumda kalabileceği dersini çıkarak,

1986’da Libya’ya karşı icra edilen harekatta uçak gemisi yerine denizaltılardan atılan yüzlerce Tomahawk seyir füzesi ile taarruz edildiğini,

Ayrıca, olası harpte ABD uçak gemileri Çin kıyılarına güç intikalindeyken 5500km’den itibaren karada konuşlu yüzlerce rampadan atılan Çin G/M’lerinin hedefi olacaklarını, güçlü hava savunma harbi imkân ve kabiliyetine sahip olmalarına rağmen savunma duvarlarının delinebileceğini ABD’li yetkiler ifade etmektedir.

Çin Hava Kuvvetleri ve Donanması (harp gemileri, denizaltı vd.) anılan senaryoya dahil değildir. Çin denizaltılarının koruma perdesindeki gemilerce fark edilmeden ABD uçak gemilerine yaklaştığı açık kaynaklarda belirtilmektedir.

2. Dünya Savaşı sonrasında, uçak gemisi karizmasının çizilmeme nedeni, ABD ve İngiliz yüzen kalelerinin karşısında güçlü silahlı kuvvetler olmamasıdır.

KARANLIKLARIN PRENSİ

En güçlü donanmalar için de suyun altı hala gizemini korumaktadır. Modern denizaltılar; gelişmiş tespit cihazları ile düşmanı uzak mesafeden teşhis edebilmekte, kendi tespitini zorlaştırıcı manevralarla (Geçmişe göre; daha az sonar teması vermesi, daha derine dalarak tabaka altına gizlenmesi ve pervane vd. gürültülerin minimize edilmesi) uzak mesafeden itibaren silah sistemleri (G/M, güdümlü torpido) ile taarruz geliştirebilmektedir.

Akdeniz’in derin sularındaki sıcaklık farklılıkları vd. nedenlerle oluşan ortam şartları denizaltıların tabaka altına saklanarak, değerli platformlara yaklaşmalarına ve taarruz geliştirmelerine uygun şartlar sunmaktadır.

Fakland savaşında (1982) Arjantin’e ait Tip 209 (Alman) sınıfı “San Luis” denizaltısı görev almış, İngiliz gemilerinin koruma perdesini yararak 5 harp gemisine klasik ve güdümlü torpidolarla hücum geliştirmiştir. Analizciler torpido taarruzlarındaki başarısızlığın nedenini, personel eğitim yetersizliği ve torpido ile ilgili sorunlara bağlamaktadır. Tek bir Arjantin denizaltısının harekâtı, denizaltıya karşı kullanılan silahların tamamına yakınının sarf edilmesine neden olmuş, uçak gemisi HMS Hermes ise okyanusta Arjantin uçaklarının G/M taarruzundan etkilenmeyecek şekilde konuşlandırılmıştır. İngiliz helikopterleri “San Luis” denizaltısını tespit etmek için sonar daldırırken, etkin Arjantin hava tehdidinin olmayışı harekâtı fazlasıyla kolaylaştırmıştır. Buna rağmen tek tabanca 5 hedefe torpido taarruzu geliştirebilmiştir.

ABD’den kapsamlı istihbarat desteği ve Arjantin uçaklarından atılan Exocet G/M’sinin çok gizli teknik özelliklerini Fransızlardan almalarına rağmen İngilizler 7 savaş gemisi kaybetmiştir.

HİPERSONİK FÜZELER

2020’li yıllardan itibaren gemilere karşı da kullanılan hipersonik füzeler ABD, Çin ve Rus donanması envanterine girmeye başlamıştır. Konunun uzmanları saniyede 2700mt (klasik G/M 300-400mt/sn) hızla hedefe taarruz eden füzelerin savunma konseptlerinin yeniden değerlendirilmesine neden olacağını belirtmektedir.

Ayrıca hipersonik G/M ile taarruz edecek denizaltıya karşı uçak gemisi bekasının nasıl sağlanacağı konusunda kapsamlı analizler yapılmaktadır.

NATO; Akdeniz’de tüm suüstü harp gemilerini takip etmekte ve veri akışını sürekli sağlayabilmektedir. Yunanistan’ın da sahip olduğu entegre sistemlerle gerginlik döneminden itibaren Doğu Akdeniz ve Ege’de hava ve suüstü temaslarını kesintisiz izleme kabiliyeti vardır.

Batılı kaynaklar 100.000 tonluk bir uçak gemisi maliyetini yaklaşık 13 milyar dolar olarak belirtmektedir. Akdeniz’de 60.000 tonluk bir uçak gemimizin beraberindeki birliklerle nasıl bir tehditle karşı karşıya olduğunu senaryoya uygun analiz etmek istiyorum.

GERGİNLİK DÖNEMİ

Senaryo (ABD ve AB’nin tarafsız kalacağı farz ve kabul edilmiştir): Yunanistan Meis Adası’na ait MEB sahasında petrol arama faaliyetlerine başladığını ilan etmesi üzerine, Akdeniz’de sular ısınmaya başlamış, T.C. hak ve menfaatlerini koruyacağını ilan ederek bölgeye savaş gemilerini sevk etmiştir. Sorunun diplomasi yolu ile halli geciktikçe, Türk ve Yunan Silahlı Kuvvetleri birlik kaydırmaya başlamış, Türk Deniz Kuvvetleri de uçak gemisi ve beraberindeki gemileri uygun bir sahaya konuşlandırmıştır.

Senaryodaki durum “Gerginlik Dönemi” faaliyetleri olarak adlandırılmaktadır. Anılan dönem bir günde, 3 ayda olabilir. Anılan dönemde her iki tarafın silahlı kuvvetleri, karşı tarafın birlik konuş değişikliklerini takip etmeye başlar. Hasım; kara, hava ve deniz unsurları konuş değişikliklerimizi takip ederek, önleyici tedbirler alır.

Kardak krizinde komşu çocuğu karakol botları ile Firkateynlerimizi çok yakın mesafeden izlemiş olup, aynı hareket tarzını uçak gemimiz ve beraberindeki görev grubu için de yapacaktır.

Havadan bağımsız harekât icra edebilen G/M’li Yunan denizaltıları pusuda bekleyecek, G/M’li suüstü gemileri kendi adalarına çok yakın konuşlanıp, coğrafyanın avantajlarından da faydalanacaktır.

Düşman; anılan Görev Grubumuzun mevkisini kesintisiz karargâhıyla paylaşacak, harp başlamadan hedef tahsisi yapılmış olacaktır.

Sıcak çatışmada hava kuvvetleri dahil tüm gücü ile eş zamanlı/koordineli top, G/M ve torpido ile taarruz edecektir. Kısaca uçak gemisi ve beraberindekiler açık hedef olarak çok tehditli ortamda bekasını sağlamaya çalışacaktır.

Ayrıca önümüzdeki yıllarda Akdeniz’de değerli gemilerin yakınında seyreden ve düşman gemilerinin kontrolünde/yapay zekâ ile seyreden kamikaze insansız deniz araçları ve dronların kullanabileceği dikkate alınmalıdır.

Türkiye’nin yerinde ABD olsaydı ve Yunanistan aynı sorunu yaşasaydı, çıkardığı dersler ve Yunanistan Silahlı Kuvvetlerinin imkân ve kabiliyetini dikkate alarak, Doğu Akdeniz’e uçak gemisi sevk etmeyip, başka silah sistemleri ile hedeflerini etkisiz hale getireceği düşünülmektedir.

Mavi Vatan’ın Doğu Akdeniz’deki sınırları Girit Adası’nın batı ucundan bir boylam çizip, anılan boylamın doğusunda kalan deniz sahasını kapsamaktadır.

Doğu Akdeniz’de uçak gemimizin bulunmaması durumunda, bölgesel hava kontrolünün sağlanmasında zafiyet söz konusu mudur? Uçak gemisinin görev fonksiyonlarını yerine getirebilecek başka platformlar TSK’nın envanterinde var mıdır?

Hava Kuvvetlerimiz havada yakıt ikmal kabiliyetine sahip olup, Mavi Vatan’da havada yakıt ikmali yapmadan da uçaklarımızın harekât icra edebilmektedir. Kısaca, uçak gemisinde konuşlanacak uçakların görevini Hv.K.K.lığı yerine getirebilmektedir.

Harpte zayiat verilmesi hayatın olağan akışında normaldir ancak uçak gemisinin etkisiz hale getirilmesi diğerlerine benzemez. Düşman zafer naraları atarken, harekâttan sakıt kalması bile kamuoyunda çok ciddi moral bozukluğuna neden olacaktır. Harbin başında düşmanın tüm gücüyle veya baskınla ilk darbeyi uçak gemisi ve beraberindeki görev birliğine yoğunlaştıracağını tahmin etmek kahinlik sayılmaz.

Sonuç olarak,

Kıbrıs Harekâtı (1974) ve Kardak Krizindeki (1994) siyasi konjonktürle, halihazır durum çok farklıdır. Büyük resimde ABD ve miçolarının hesabı daha da güçlenmeden Çin’i dize getirmektir. Bu nedenle Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki sorunları süratle kendi çıkarlarına göre sonlandırmak istemektedirler.

Doğu Akdeniz ve Ege’deki sorunlarımızın muhatabı sadece Yunanistan değil, AB’dir. ABD; Yunanistan’a kapsamlı yığınak yapmış olup, Kürt devletine yol verilmediği takdirde, Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ı destekleyeceğinin işaretlerini vermektedir.

Denk güçlerin Pasifikteki mücadelesinde ABD; uçak gemilerinin Çin savunma sistemlerine karşı 5500 km’den itibaren bekasını nasıl sağlayacağının hesabını yaparken, Fakland savaşında İngilizler Atlantik’te Arjantin’in kısıtlı taarruz silahlarına karşı önleyici tedbirlerini binlerce kilometre öncesinden alırken,

Yunanistan Silahlı Kuvvetlerinin imkân ve kabiliyetleri analiz edildiğinde; Doğu Akdeniz’deki gerginlik dönemi faaliyetlerinde düşmanın birkaç yüz kilometrelik yarıçaplı daire içinde değerli birliklerimizi çok yakın mesafeden izleyeceği ve harbin başlamasıyla hedef tahsisi yapılmış silahlarla taarruz edeceği dikkate alındığında, uçak gemimiz ve yanındaki gemilerin bekasını sağlamanın çok güç olduğu düşünülmektedir.

TSK Müşterek Harekât Konsepti kapsamında ihtiyaçları çok, kaynakları kısıtlı bir bütçe ile “Deniz Kuvvet Yapılanması” oluşturulurken, Hv.K.K.lığı savaş uçaklarının harekât sahası içinde olan “Mavi Vatan”da uçak gemisine ihtiyaç olmadığı değerlendirilmektedir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!