TC Dışişleri Bakanlığı Bütçesinde konuşma yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NATO Liderler Zirvesi’nden sonra ‘Türkiye savunma planlarında taviz verdi’ eleştirilerini yanıtladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 15 Aralık 2019 Pazar günü yapılan 27. Dönem 3. Yasama Yılı 34. Birleşiminde TC Dışişleri Bakanlığı Bütçesinde konuşma yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NATO Liderler Zirvesi’nden sonra “Türkiye savunma planlarında taviz verdi” eleştirilerini de yanıtladı.
Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi veren Çavuşoğlu’nun konuşması şöyle:
“Burada, özellikle savunma planlarıyla ilgili de bir yanlış anlaşılma oldu. Güya Türkiye, burada taviz verdi; öyle bir şey yok.
“2 tane savunma planı var: 1 tanesi, Polonya ve Baltık ülkeleri içindir, 1 tanesi de Türkiye’nin savunma planıdır ve burada özellikle, güvenliğin bölünmezliği ilkesinden hareket etmesi lazım.
“NATO’nun ve bizim planımız -ki planlar şu süreçten geçiyor: Önce Askerî Komite, sonra NATO Konseyi, daha sonra yine Askerî Komitede iyileştirildikten sonra yayınlanıyor- Askerî Komiteden geçti, NATO Konseyinden geçti ve yayınlanma aşamasında ‘YPG’ olduğu için bazı ülkeler engellemeye çalıştı. Oysa oraya ‘YPG’yi terör örgütü olarak koyan kimdir? NATO’nun istihbaratıdır, kendi istihbaratı; burada bazı ülkeler NATO’nun kendisini inkâr etme durumunda. Biz de bu sebep, yine güvenliğin bölünmezliği ilkesinden dedik ki: ‘O zaman, ya hepsi birden yayınlansın ya hiçbiri yayınlanmasın.’

“Yani Türkiye’ninki engellenecek, diğeri yayınlanacak. Bizim Baltık ülkeleriyle bir problemimiz var mı? Polonya’yla hiçbir zaman problemimiz olmadı. Neticede bir jest olarak -onların planı Konsey aşamasındaydı- şimdi Konsey aşamasından geçmesine izin verdik ve 2 plan şu anda yayınlanma öncesi iyileştirme için Askerî Komitede duruyor; eşit hâle geldi. Burada bir jest yaptık ama bundan sonraki süreçte bizimki yayınlanmadan onlarınki de yayınlanmaz. Gayet açık, net bir şekilde Baltık ülkelerine ve Polonya’ya da bu konuyu söyledik, anlattık.”
Mevlüt Çavuşoğlu ABD’yle ilişkilerin bozulmasını da şöyle anlattı:
“Değerli milletvekilleri, Sayın Başkan; ABD’yle problem yaşadığımız doğru; gizli değil, tüm dünya biliyor. Nereye gitsek de bize soruyorlar: ‘Nedir?’ ‘Nasıl düzelecek?’ ve ‘Neler olacak?’
Peki, sebebi ne? İki taraftan sorunlara baktığımız zaman ve iki tarafın taleplerine baktığımız zaman hangisi meşru, hangisi haklı? Bizim talebimiz ne? Terör örgütüne desteği kes; silah veriyorsun, eğitiyorsun. Bu bir terör örgütüdür; sen de kabul ediyorsun. Ayrıca, FETÖ’yle ilgili taleplerimizi yerine getir. ABD’nin bizden talebi ne, isteği ne? S-400’ü alma. İşte, Rusya’dan alıyorsun, alma! ‘Benim savunma sistemine ihtiyacım var.’ Olsun, alma! Şimdi, hangisi makul, hangisi geçerli, hangimiz haklıyız? Yani burada Kongrede öyle oldu, Amerika bu kararları aldı diye hepsinde Türkiye’yi suçlamak doğru değil ki. Bunun hangisinde biz haksızız? Şimdi, Kongreden bu kararlar geçerken neyi kriter aldılar?..
“1) Barış Pınarı Harekâtı’mızı.
“2) Aynı şekilde S-400’ü.
Şimdi, burada bir karar vermemiz lazım. Amerika bu kararları alacak diye ya PKK’ya, YPG’ye göz yumacağız, elimiz kolumuz bağlı kalacak; aynı şekilde savunma sistemine bu kadar elzem bir şekilde ihtiyacımız varken almayacağız, Amerika’da bize “Bravo!” diyecek, iyi olacak ya da Amerika ne yaparsa yapsın, bu konularda Türkiye, kendi kararlarını alıp uygulayacak.
“Siz iktidarda olsanız hangisini tercih edersiniz? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Elbette, biz doğru olanı tercih ettik çünkü Amerika’ya karşı bir yanlışımız yok. Amerika’ya karşı bir yanlışımız yoksa o zaman Amerika hatalı kararlar almıştır ve aynı şekilde adımlar atmıştır. Bunu dün Doha konferansında da net bir şekilde Mnuchin’in önünde de sordum…”