1. Haberler
  2. Analiz
  3. Türkiye Rusya’yı bombalar mı?

Türkiye Rusya’yı bombalar mı?

featured

Mustafa Dönmez yazdı…

Aşağıdaki satırlar Birinci Dünya Savaşı’nda Başbakan olan Sait Halim Paşa’nın ‘Buhranlarımız’ adlı kitabından alınmıştır.

“İktidar tecrübeden mahrum ve kendisine bol keseden verilmiş hak ve imtiyazları kötüye kullanmaya mahkûm bir kadronun boyunduruğu altına geçti. Vesayeti kaldıracağız diye geldiler. Küresel sermayenin vesâyeti altında icraatlara başladılar. Kuvvetleri ve kredileri bir önceki iktidarın idaresi zamanındakinden daha aşağı bir dereceye indi. Her tarafta düzensizlik ve itirazlara sebep oldular. Memleketi her konuda maddi ve manevî tam bir anarşiye doğru sürüklediler. Milleti birbirine düşürdüler.

İktidara geldiklerinde adaletin, kalkınmanın içinde yaşayacağımızı, faziletli bir toplum olacağımızı, çocuklarımıza daha bir iffetli yaşam sunacaklarını, kaynaşmış büyük bir Millet olacağımızı vaadetmişlerdi. Akşamdan sabaha tüm fenalıkları değiştirecek mucizeli bir kudrete sahip olduklarına, iç çekişmelerimizi bize unutturacağını ve hepimizi yalnız Şanlı vatan ve milletimize hizmette yarıştıracaklarını ummuştuk. Yazık ki ümitler ve güzel hayaller uçup gitti. Anayasamızın bize bahşettiği haklar ve serbestliklerin tamamını yitirdik.

Usuller, âdetler, sınıflar ve sosyal tabakalar ortadan kalkarak tam bir hercümerç meydana geldi. En ileri ve mesut milletler derecesinde haklara sahip olmak gibi çocukça bir arzu bizi daha aşkın iddialara götürdükçe götürüp, hırs ve iştihamızı arttırmış olduğundan, maddi durumumuza artık hiç tahammül edemez seviyelere geldi. Herkes daha fazla huzur ve selâmete kavuşacağını ummuştu. Aksine olarak herkesin huzursuzluğu arttı ve kendisini eskisinden daha fazla fenalığa uğramış buldu. Çünkü herkes cür’etini arttırmış, başkalarının hakkına hiç çekinmeden tecavüz etmeye başlamıştı. Tarikatlar, cemaatler, etnik ve mezhepsel yapılar kaşınarak Milletimiz arasında bir ülkü birliği kalmadı. Dünkü casus ve rüşvetçiler başımıza hürriyetçi, dindar ve vatanperver kesildiler. İşsiz, geveze ve âdi bir avukat, halkın haklarının şiddetli müdâfii oldu. Âciz ve rüşvet yiyici memurlar ateşli politikacı kesildi.

Bütün memleketin üzerinde sanki bir cinnet rüzgârı esiyordu.

Batı Avrupa medeni Milletler arasına gireceğiz yalanlarına inandırılmıştık. Daha geri gittik. Başarısızlığımızın sebebini, devlet adamlarımızın yokluğunda buluyoruz. Bir memleketin, çok uzun bir zamandan beri umûmî durumunu düzeltip, ıslâh edebilecek adamlardan mah’rum kalmış olmasının nedeni liyakatsiz bilgisiz cahil kişilerin iktidara doluşmasıdır. İktidar sahipleri insanların kanun ve nizamlar için değil, kanun ve nizamların insanlar için meydana getirilmiş olduğunu hiçbir zaman anlayamamışlardır.

Kendilerine emanet edilen genç ruhları sağlam bir ahlâk, yüksek bir gâye vererek yetiştirmek ve gelecek nesilleri teşkil etmek vazifesini üzerlerine alanlar, memleketlerine karşı yüklendikleri pek büyük mes’uliyetin derecesini hakkıyle takdir etmelidirler. Bugünkü medeniyetin bütün ruhunu ve içyüzünü anlamak için, Dünya Harbi’ni doğuran sebepleri hatırlamak, medenî milletlerin birbirlerini mahvetmek için kullandıkları hile ve tahrip vasıtalarını gözönüne getirmek ve gösterdikleri şimdiye kadar işitilmemiş vahşeti, şiddeti, yalanı düşünmek kâfidir. Rus Çar’ını Avrupanın içinde durdurabilecek iki kuvvet vardır Biri Türkler diğeri Almanlar.

Bugün bile tam olarak bilinemediği bir şekilde savaşa girdik. Başbakan Dışişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanı ‘ben savaş istemedim’ dedi. İki Alman gemisi Rusya’yı emrivaki ile bombaladı.“

(Celâl Bayar anlatıyor; «De Giers diyor ki : «Bütün filoya hâkim olan Alman subayları için gereken telgrafı yazdık. Gece saat üçe doğru Hariciye nazırlığından gizli bir telgraf aldım. Bütün elçilik memurları ile birlikte Türkiye’yi terk etmekliğim emrolunuyordu.”)

“Ertesi günü üç büyükelçi Babıâli’de toplandık. Başbakan ağlamaya başladı. Göz yaşları isbat ediyordu ki, meydana gelen durumun ağırlığı ve vehâmetini, daha iyi anlamıştık.”

* * *

Geçen gün bir televizyon programında konuk olan emekli bir generalimiz Rusya / Ukrayna çatışmasını değerlendiriyordu. Canlı yayın yapan programın yorum bölümüne ‘ABD’nin onlarca nükleer bomba yerleştirdiği İncirlik Üssü’ne Türk Genelkurmay Başkanı izinsiz giremiyor’ diye bir yorum yazdım. Sunucu bu yorumu okudu ve bu iddia gerçek mi?” diye generale sordu. Generalimiz cevap olarak : ”Evet, doğrudur. Hatta bizden habersiz istediği herhangi bir ülkeye bu nükleer başlıkları atabilir.” dedi.

Gerçek şu ki; Türkiye NATO’nun kontrol ettiği bir ülkedir. Benzer bir emrivaki yine olur mu? Bizim yöneticiler yine ağlaşır mı bunu bilemem, ancak bu tezgâha daha önce defalarca düştük. Tekrar düşmemek için öncelikle tarih bilgisine ihtiyacımız vardır ve İncirlik Üssü’nde Türk Genelkurmayının tam yetki ve etkin kontrolünün sağlanması gereklidir.

 

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 Yorum

  1. Mustafa komutanım tarihimizi iyi bilmeliyiz diyor. bir de önceki Türk devletlerinin neden yıkıldığının nedeninin bilinmesi gerekiyor. benim gördüğüm, şu anki iktidar da aynı tutum ve durumda. Mustafa komutanımın söylediği gibi aynı şekilde yıkılışın kaçınılmaz olma olasılığı maalesef var.

  2. Başlık bir Türk’e yakışmıyor özellikle TSK mensubu birine hiç yakışmıyor.

  3. 7 Mart 2022, 00:44

    Böyle bir soru abesle iştigaldir.Provokasyondur.
    Türkiye Rusya’yı bombalamaz.
    Batı Türkiye’nin asla müttefiki değildir.
    Kore Savaşı zamanında değiliz.

  4. Yuz sene once, ayni hikayeler. Bir akp gidiyor, digeri geliyor. Bozuk bir duzen.

  5. rusya tarihi düşmanımız olabilir, dostumuz olabilir..
    o kesinki ebedi KOMŞUMUZ dur !!!

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!