1. Haberler
  2. Analiz
  3. Türkiye’nin yeri direnen İran’ın yanıdır: Öcalan ve bölücüleri BOP’la ABD-İsrail’e bağlandı

Türkiye’nin yeri direnen İran’ın yanıdır: Öcalan ve bölücüleri BOP’la ABD-İsrail’e bağlandı

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

ABD’nin İran’a saldırısı sürpriz değil, tek bir amaca haiz: Büyük Orta Doğu Projesi’nin önündeki iki büyük engelden bir tanesini kaldırmak.

Engeller Türkiye ve İran. İsrail’in işbirliği ve İngiltere desteği ile devam eden saldırı tek yönlü değil, bir tarafı ile Fars coğrafyasını hedef alırken, diğer yandan Türkiye’yi parçalamayı amaçlıyor.

ABD, İSRAİL SENARYOSU, PKK/DEM/ÖCALAN FİGÜRAN

Amerika’nın İsrail büyükelçisi Mike Huckabee ile KCK ve Abdullah Öcalan’ın açıklamaları birbiri ile bağlantılı… Ve saldırının bu açıklamalar sonrasında olması tesadüfî değil.

Huckabee, İsrail’in Ortadoğu’da geniş topraklara sahip olmasının ”sorun” olmayacağını söyledi; sözlerini Eski Ahit’e dayandırdı, Hz. İbrahim’in soyuna vadettiği toprakları, Fırat Nehri ile Mısır’daki Nil Nehri arasındaki bölgeyi, kapsadığını belirtti.
Büyük Ortadoğu Projesi’nin ”dinsel dayanaklarını” üretti.

Terörist KCK’nın yürütme konseyi, yaptıklarının terör olarak kabul edilmemesini talep etti, PKK eylemlerini demokrasi mücadelesi olarak tanımladı. Bir icadı yeniden dile getirerek Türkiye’nin temel sorununun Kürt meselesi olduğunu ileri sürdü.
Kürt sorunu olarak tanımladıklarını, tüm ”Türkiye halklarının sorunu olarak” nitelendirerek bölücü niyetlerini ikrar ettiler.

PKK VE ÖCALAN, KÜRT YURTTAŞLARIMIZI TÜRKİYE’DEN KOPARMAK İSTİYOR

Türk diyemiyorlar, Türkiye halkları diyorlar. Amaçları birlikte yaşam değil, etnik temelde ayrışmak, o nedenle Türk ulusu/milleti diyemiyorlar, Türkiye halkları diyorlar; çünkü Türk milleti adı ve pratiğiyle Türkü, Kürdü, Çerkezi, Lazı birleştirir; Türkiye halkları ülkeyi kantonlara, 10 parçaya böler.

”Yeni Açılım” ya da ”Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” olarak adlandırdıkları yeni dönemde PKK ve onun uzantıları DEM, KCK, ve ABD-İsrail’in Suriye’de konuşlandırdığı teröristler açıktan otonomi istiyorlar.

Öcalan bunu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde ifade etti ve sosyal ya da politika biliminde kabul görmeyecek bir uydurma üzerinden, vatandaşlık bağının ”millete aidiyet ile değil, devletle bağ esas alınarak” kurulması gerektiğini öne sürdü.

Öcalan Kürtleri Türk ulusunun bir parçası olmaktan çıkarmak istiyor. Üniter devletin yerine, özerklikte hayat bulan ayrı devlet talebini dile getiriyor. Birliği değil, ayrılığı savunuyor; hezeyan içerisinde bir Kürt etnisitesi ekseninde dönüyor. Siyasal İslamcılar ile Türklüğü Anayasa’dan sürme planında buluşuyor. Ulus inşa eden 200 yıllık Türk Devrimi’ne düşmanlık yapıyor, ”demokratik Cumhuriyet” safsatası ile Cumhuriyet yıkıcılığına soyunuyor.

Atatürk’ün Türk kavramı etnik bir tanım değil, siyasi ve hukuki temeli içeren bir kavram. Türkler tarihin en çok karışan kavmidir; çeşitliliği ve kapsayıcılığı buradan kaynaklanır. ”Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk milleti denir” denir ifadesi bu tarihsel gerçeğin en yalın anlatımıdır.

YEREL DEMOKRASİ: FEDERASYON/BÖLÜCÜLÜK

Aristoteles, Politika adlı eserinde Siteyi kabileye, onu da aileye dayandırır; böylece sınırları kast keskinliğinde çizilmiş bir hiyerarşik toplumsal düzen oluşur. Hiyerarşinin üstündekiler, altındakiler ve düzenin tamamen dışına itilen köleler… İlk çağ uygarlıklarından feodal dönem Ortaçağına kadar geniş ezilen kitleler ile onları ezen küçük egemen azınlıklar arasındaki ilişkiyi belirleyen hukuk, Fransız İhtilali ile ilk kez yasa önünde herkesi eşitleyen yurttaşlar hukukuna dönüştü.

Bugün, teorik olarak, vücut bütünlüğümüzü, yaşama ve ifade özgürlüğümüzü temin eden temel hak ve özgürlükler, varlığını Devrim’in vatandaşlık hukukunda bulur.

Vatandaşlığın karşısında kabilecilik vardır. Tüm feodal, kabileci ve gerici ilişkileri tasviye eden ise Cumhuriyet’tir.

Cumhuriyet yıkılmaya başladığında ulus devlet yıkılır.

Terörist Öcalan’ın, daha önce, ”yerel demokrasi” dediği, sonra ”Türkiye federasyondan çekiniyor, bundan dolayı yerel demokrasi diyorum; ama benim yerel demokrasi dediğim, dünyanın her yerinde özerkliktir” şeklinde itiraf ettiği tasarı, kabileciliğin 21. yüzyıldaki tanımdır.

PKK/DEM, Öcalan’ın sözlerinde ifadesini bulduğu şekli ile ayrı hukuk, ayrı devlet istiyor. Bugün aynı bölücü programı ”demokratik Cumhuriyet, millete aidiyet değil, devlete bağlılık” diyerek ifade ediyorlar. Millete ait olmadan milletin devletine bağlılık nasıl olacak (?); siyaset bilimi ve hayatın olağan akışı içerisinde bu soruya verilecek bir cevap bulunmuyor.

MİLLETE AİT OLMADAN, DEVLETE BAĞLILIK OLMAZ, HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI…

Ayrılık ve ayrı örgütlenmeden başkaca hiçbir derdi olmayan Dem’in varlığı Anayasya’ya aykırı.

Siyasi Partiler Kanunu, Türkiye’de etnik, dinsel ve mezhepsel temelde parti kurulmasını yasaklar. Bu türden partiler ve örgütlenmeler kapatılır. DEM, bir daha benzeri kurulmamak kaydıyla kapatılmalıdır; çünkü bunlar dünyanın en dinci devleti İsrail ile Büyük Ortadoğu Projesinde birleşiyor. Eski Ahit’e dayandırılan kutsal topraklar Fırat’ın doğu ve batısını kapsıyor; Dem ve PKK, itirafları ile sabit, ayrı bir devlet kurmaya yelteniyor. Ortadoğu konjonktüründe bu türden bir devletin İsrail ve ABD’den bağımsız olması düşünülemeyeceği gibi, bizzat ayrılıkçıların talebi ile bu ”Kukla Devlet”, İsrail’in kontrolünde olacak.

ATATÜRK BATILILARLA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI YAPMADI, YÜZÜ İNSANLIĞA, EZİLEN DÜNYAYA DÖNÜKTÜ

Bu tehlikeye ancak Türkiye’deki Cumhuriyetçi güçler ve İran direnebilir; ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırı bu iki kaleyi yıkma çabasının açık tezahûründen ibaret; ancak başaramayacaklar.

Pek çok Amerikalı analist sonuçları bakımından ABD’nin Irak’ta, Afganistan’da yenildiğini söylüyor.

İmparatorlukların mirasçısı Türk ve Pers coğrafyasında hiç şansları yok. İnsanlık dışı ambargolara karşın, emperyalizmi birden fazla kez yenen Küba ve Latin Amerika’nın bağımsızlıkçı devletleri karşısında da şansları yok. ABD yenilgiye mahkûm.

Türkiye’nin birinci görevi Kürecik’teki radar üssünü ve ABD’nin kontrolündeki İncirlik’i kapatmaktır. Aksi İran’a karşı savaşta olmak anlamına gelir. İran ile cephe cepheye gelmek Türkiye’ye ihanettir.

İNCİRLİK VE KÜRECİK MUTLAK BİÇİMDE KAPATILMALI

Atatürk, genç Türkiye’yi bölge merkezli bir dış politika eksenine oturttu; İran ile hep iyi ilişkiler içerisinde oldu.

Batılılarla hiçbir koşul altında işbirliği anlaşması yapmadı; çünkü dünyadaki baş çelişmenin ezilen ülkelerle emperyalistler arasında olduğunu tespit etmişti. Komşularımız ile kurduğumuz Sadabat Paktı, Balkan Antantı bu temel politikanın sonucudur.

Kürecik ve İncirlik ile birlikte Amerikan savaş istihbaratının kullanabileceği bütün alanları kapatmak dünyadaki baş çelişmede nerede olduğumuzu gösterecek: İnsanlığın tarafında mı emperyalist cephede mi..?

Hürmüz Boğazı’nı kapatarak dünya ticaretini durduran İran, Çin ve Rusya’nın yarattığı bütün uluslararası koşulları kullanarak direniyor. Amerika’yı, sadece, füzelerle üslerini vurarak değil, ticaret ve uluslararası bağlaşıkları ile de vuracak. Türkiye direnen İran ile insanlık cephesinde bulunmak zorunda.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!