TÜSİAD'ın bu çıkışı hükümeti kızdıracak!

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Tuncay Özilhan, Türk ekonomisindeki büyümenin istihdam yaratmadığını söyledi. 'Nisan ayı itibarıyla evine ekmek götürebilenlerin sayısı üç sene öncesine göre 750 bin azalmış' diyen Özilhan, 'Projeler ve açıklamalar, insanımızı mutlu etmiyorsa, neyi niçin yaptığımızı yeniden düşünmek gerekir. İşsizlik ve enflasyon sorunları altında insanların mutlu olması beklenebilir mi?' ifadelerini kullandı.

TÜSİAD'ın bu çıkışı hükümeti kızdıracak!

Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi toplantısının açılışında konuşan Tuncay Özilhan, yaygın aşılamada mesafe kat etmiş ülkelerde normal yaşama dönüşün başladığına, Türkiye'de de kısıtlamalar ve kapanmaların kaldırıldığına işaret ederek, "Bu hepimize çok iyi geldi. Çünkü pandemi koşulları moralimizi bozmuştu. Daha umutsuz, daha endişeli, daha kaygılı olmuştuk. Fakat veriler bu depresif ruh halinin sadece pandemi yüzünden olmadığını ortaya koyuyor" dedi.

'TOPLUMUN YARIDAN FAZLASI MUTSUZ'

Özilhan şöyle devam etti:

"Dünya Mutluluk Raporu'ndan, pandeminin ülkelerin mutluluk sıralamasında büyük farklar yaratmadığını anlıyoruz. Pandemi öncesinde en mutlu insanların yaşadığı ülkeler, pandemi sonrasında da bu konumlarını koruyorlar. Türkiye ise 2021 yılı verilerine göre mutluluk sıralamasında son beşte birlik dilim içinde. TÜİK verileri de toplumun yarısından fazlasının mutsuz olduğunu doğruluyor."

PROJELER VE AÇIKLAMALAR İNSANIMIZI MUTLU ETMİYORSA...

Sözlerini, "Bir ülkenin performansını en iyi değerlendireceğimiz alan vatandaşlarının kendilerini nasıl hissettikleridir" diye sürdüren Özilhan, "Geleceğe ilişkin inancımız, umudumuz zayıflıyorsa, bir yerlerde bir terslik var demektir. Yapılan çalışmalar, projeler ve açıklamalar, insanımızı mutlu etmiyorsa, neyi niçin yaptığımızı yeniden düşünmek gerekir. İşsizlik ve enflasyon sorunları altında insanların mutlu olması beklenebilir mi?" diye sordu.

BU BÜYÜME İSTİHDAM YARATMIYOR

Özilhan şöyle devam etti:

"Evet, GSYİH verilerine göre gayet iyi büyüyoruz. Türkiye pandemi karşısında izlenen parasal genişleme ve kredi genişlemesi sayesinde 2020’de ve bu senenin ilk çeyreğinde iyi bir büyüme performansı gösterdi.

Ama bu büyüme istihdam yaratmıyor. Nisan ayı itibarıyla evine ekmek götürebilenlerin sayısı üç sene öncesine göre 750 bin azalmış. Üstelik bu performansı devam ettirebileceğimiz konusunda bile kaygılarımız var.

Dünya Bankası'nın yeni yayınlanan raporuna göre, resesyon ertesi en hızlı büyümede, son 80 yılın rekoru kırılacak ve bu sene küresel ekonomi yüzde 5.6 büyüyecek. Gelişmiş ülkeler pandemiyle mücadele için büyük mali ve parasal kaynakları seferber edebildiler.

Önlemlerin ve aşılamanın sağladığı başarıyla artık kısıtlamaları hafifletmeye başladılar. Bu sayede gelişmiş ülkeler çok hızlı bir büyüme sürecine girdi. Ancak Türkiye bu olumlu süreçte şimdilik negatif ayrışmaya başladı."

YAVAŞLAMA SİNYALLERİ

Büyümenin öncü göstergesi olan satın alma yöneticileri (PMI) endekslerinin Türkiye için "yavaşlama sinyalleri" verdiğine dikkat çeken Özilhan, "Kredi artış oranları ve Reel Kesim Güven Endeksi de aynı eğilime işaret ediyor. Nitekim sanayi üretimindeki aylık artış hızı azalmaya devam etti ve Nisan ayında neredeyse yüzde 1.0 düşüş gösterdi. Yılın kalanında kısıtlamaların kalkması ve Avrupa’daki kuvvetli talep artışı sayesinde büyüme uzun dönem artış eğilimine oturacaktır. Ama standart tanım itibarıyla sayısı 4.5 milyona yaklaşan işsizler için ilave iş imkanları yaratamazsak, bu büyüme tatminkar olmayacak" dedi.

'BİRLİK OLMAYI ZORLAŞTIRIYOR'

İşsiz olanlar, işsizlikten yakınırken, işi olanlar ve emeklilerin de hayat pahalılığından dolayı mutsuz olduğuna dikkat çeken Özilhan, "yüksek enflasyonun" satın alma gücünü azalttığına işaret etti ve "Pandemi koşullarında işini kaybedenler, borca girenler, hayat pahalılığı nedeniyle refahı gerileyenler, zora düşen esnaf, çiftçi ve KOBİ’ler, adil rekabet kurallarına uyarak iş yapan girişimciler, artan büyümeden kendi paylarına düşeni alamıyorlar. Tüm bunlar, birlik olmayı, ülke olarak karşı karşıya olduğumuz zorluklara beraberce göğüs germeyi zorlaştırıyor" diye ekledi.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

Kadınlar için "fırsat eşitliği sorunları"nın sürdüğüne de dikkat çeken Özilhan, "İstanbul Sözleşmesi'nin iptal edilmiş olmasının, kadına şiddete karşı verilen mücadeleyi kolaylaştırmadığı görüşündeyiz" dedi ve şöyle devam etti:

"Toplumun yarısını oluşturan kadınlar için ekonomik, toplumsal ve siyasi hayatta fırsat eşitliği sağlanmadan ve kadına şiddetin önüne geçilmeden hepimizin kendisini iyi hissettiği bir toplum özlemine ulaşamayacağımızı düşünüyoruz.

Hepimizin kendisini ait olmaktan dolayı mutlu hissettiği bir toplum düzeninin önemli bir belirleyicisi de laiklik ilkesi. Cumhuriyetimiz laiklik üzerine kuruldu ve bu ilke toplumsal huzur, birlik ve beraberlik açısından hep önemli oldu ve olmaya devam edecek."